peace - Turkish English Dictionary
History

peace

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "peace" in Turkish English Dictionary : 41 result(s)

English Turkish
Common Usage
peace n. sulh
peace n. huzur
peace n. barış
General
peace n. asayiş
peace n. sükun
peace n. ağız tadı
peace n. barışma
peace n. sessizlik
peace n. uzlaşma
peace n. erinç
peace n. rahat
peace n. sükunet
peace n. selamet
peace n. dirlik
peace n. barış
peace n. güvenlik
peace n. ebedi uyku
peace n. barış dönemi
peace n. barış antlaşması
peace n. barış paktı
peace n. huzur kaynağı
peace n. sükunet kaynağı
peace n. kişisel ilişkilerde uyum
peace v. sessizleşmek
peace v. sakinleşmek
peace v. sessiz durmak
peace v. barışmak
peace v. barış sağlamak
peace v. barış içinde olmak
peace v. arası iyi olmak
peace adj. barış ile ilgili
peace adj. uluslararası barış elçisi olan
Law
peace n. amme intizamı
peace n. asayiş
peace n. kamu düzeni
Politics
peace n. barış
Literature
peace n. aristofanes'in komedyası
Geography
peace n. peace nehri
peace n. kanada'nın batısında bir nehir
Military
peace n. asayiş
peace n. sulh

Meanings of "peace" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

English Turkish
Common Usage
make peace v. barış yapmak
make peace v. barışmak
General
peace offering n. barış teklifi
peace offering n. barış ve uzlaşma amacıyla verilen hediye
peace journalism n. barış gazeteciliği
peace officer n. barış görevlisi
peace corps n. barış gönüllüleri
peace treaty n. barış antlaşması
peace offering n. kurban
social peace n. sosyal barış
peace and harmony n. dirlik düzenlik
breach of the peace n. asayişi bozma
justice of the peace n. sulh hakimi
judge of the peace n. sulh yargıcı
peace enforcement approach n. barışı kuvvetlendirme yaklaşımı
breach of the peace n. ayaklanma
pipe of peace n. barış çubuğu
peace pipe n. barış çubuğu
peace on earth n. dünyada barış
inner peace n. gönül rahatlığıyla
inner peace n. iç huzur
peace envoy n. barış elçisi
peace maker n. barışı sağlayan
peace maker n. ara bulucu
peace maker n. barış yapan
unilateral peace-keeping n. tek taraflı barışı koruma çabası
peace-loving n. sulhçuluk
short-lived peace n. kısa süren barış
peace-seeker n. barışa susayan
nobel peace prize n. nobel barış ödülü
nobel peace laureate n. nobel barış ödüllü kişi
peace in nature n. doğada huzur
eternal peace n. sonsuz barış
eternal peace n. sonsuz huzur
temporary peace n. geçici barış
temporary peace n. geçici huzur
love and peace n. sevgi ve barış
world peace n. dünya barışı
peace corps n. barış gücü
civil peace n. iç barış
dove of peace n. barış güvercini
plur (peace, love, unity, and respect) n. barış, sevgi, birlik ve saygı
social peace n. toplumsal barış
inner peace n. iç huzuru
inner peace n. iç rahatlığı
peace of mind n. iç rahatlığı
international day of peace n. dünya barış günü
journey to peace n. huzura yolculuk
perpetual peace n. kalıcı barış
perpetual peace n. sürekli barış
peace art n. barış sanatı
gandhi peace prize n. gandhi barış ödülü
peace talks n. barış görüşmeleri
peace talks n. barış müzakereleri
bird of peace n. barış kuşu
bird of peace n. güvercin
disturbance of the peace n. barış ortamının bozulması
peace initiative n. barış inisiyatifi
peace initiative n. barış müzakeresi başlatma
peace of god n. iç huzur
peace of god n. (feodal savaş döneminde) saldırı muafiyeti
peace sign n. barış işareti
peace sign n. barış sembolü
hold one's peace v. dilini tutmak
hold one's peace v. çenesini tutmak
make peace with v. ile barışmak
make peace v. barışmak
give somebody peace v. huzur vermek
hold one's peace v. bir şey söylememek
not to leave somebody in peace v. yakasını bırakmamak
have no peace v. rahat yüzü görmemek
make one's peace with v. barışmak
hold one's peace v. susmak
keep the peace v. asayişi korumak
hold one's peace v. konuşmamak
break the peace v. barışı bozmak
break the peace v. asayişi bozmak
have peace of mind v. kendiyle barışık olmak
not to have a moment's peace v. dirlik yüzü görmemek
not to have a moment's peace v. rahata kavuşamamak
not to have a moment of peace v. rahat yüzü görmemek
disturb the peace v. asayişi bozmak
long for peace v. barışa susamak
not give a minute's peace v. kene gibi yapışmak
strengthen peace v. barışı kuvvetlendirmek
win the peace prize v. barış ödülü kazanmak
find peace v. huzura ermek
find peace v. huzuru bulmak
seek peace v. huzur aramak
establish peace v. barış sağlamak
bring about peace v. barış sağlamak
rest in peace v. nur içinde yatmak
keep the peace v. huzuru korumak
disturb the public peace v. halkın huzurunu bozmak
keep the peace v. barışı korumak
bring peace v. barış getirmek
sign a peace agreement v. barış imzalamak
sign a peace treaty v. barış imzalamak
be at peace with oneself v. kendisiyle barışık olmak
be at peace with oneself v. kendiyle barışık olmak
make peace with v. barış yapmak
sleep with peace of mind v. yatağa girince huzurlu uyumak
sleep with peace of mind v. vicdanen rahat olmak
sleep with peace of mind v. başını yastığa rahat koymak
make one's peace v. arayı düzeltmek
make one's peace v. barışmak
find peace v. huzur bulmak
feel at peace v. huzur bulmak
find peace in something v. huzuru bir şeyde bulmak
bring peace and tranquility v. barış ve huzuru getirmek
have peace of mind v. huzurlu olmak
disturb the peace v. huzuru bozmak
disturb the peace v. kamu düzenini bozmak
live in peace v. barış içinde yaşamak
hold one's peace v. sessiz olmak
swear the peace against one v. tehdit altındayken yemin etmek
at peace adj. barışık
peace and quiet adj. huzurlu
peace-loving adj. sulhsever
peace-loving adj. barışçıl
peace-loving adj. sulhperver
peace-loving adj. barışsever
at peace adv. huzur içinde
at peace adv. rahatta
at peace adv. barış halinde
in peace adv. barış içinde
at peace adv. barışta
at peace adv. sulh halinde rahatta
at peace adv. sulh halinde
mind at peace adv. gönül rahatlığıyla
r.i.p (rest in peace) interj. huzur içinde yatsın
peace! exclam. sessizlik!
peace! exclam. esenlikler!
peace! exclam. selamlar!
peace! exclam. esenlikle!
Phrases
rest in peace expr. huzur içinde yatsın
go in peace! expr. esenlikle git!
rest in peace expr. nur içinde yatsın
rest in peace expr. mekanı cennet olsun
speak now or forever hold your peace expr. şimdi konuş ya da sonsuza dek sus
rest in peace expr. toprağı bol olsun
with peace in mind expr. gönül rahatlığıyla
may he/she rest in peace expr. ruhu şad olsun
Proverb
peace at home, peace in the world yurtta sulh cihanda sulh
peace at home, peace in the world yurtta barış dünyada barış
better a lean peace than a fat victory ufak bir barış büyük bir zaferden daha iyidir
if you want peace, you must prepare for war eğer barış istiyorsan savaşa hazırlan
if you want peace, prepare for war eğer barış istiyorsan savaşa hazırlan
if you want peace, prepare for war barış istiyorsan savaşa hazırlıklı ol
Colloquial
peace deal n. barış anlaşması
pipe of peace n. barış çubuğu
peace offering n. barışalım
breach of the peace n. düzeni bozma
disturbance of the peace n. karışıklık çıkartma
breach of the peace n. kamu düzenini bozma
disturbance of the peace n. kargaşalık çıkartma
disturbance of the peace n. kamu düzenini bozma
breach of the peace n. karışıklık çıkartma
breach of the peace n. kargaşalık çıkartma
breach of the peace n. ortalığı karıştırma
disturbance of the peace n. ortalığı karıştırma
peace and quiet n. sükunet ve sakinlik
disturbance of the peace n. toplumsal düzeni bozma
breach of the peace n. toplumsal düzeni bozma
hold peace v. çenesini tutmak
hold peace v. susmak
hold peace v. konuşmamak
hold peace v. bir şey söylememek
hold peace v. dilini tutmak
hold peace v. sessiz olmak
peace out v. birden ayrılmak/çıkıp gitmek
peace out v. hızla/aniden çıkıp gitmek
disturbance of the peace expr. düzeni bozma
go in peace! expr. elveda!
rip (rest in peace) expr. huzur içinde yatsın
go in peace! expr. güle güle git!
peace out! expr. sağlıcakla kal!
peace out expr. sağlıcakla kal
peace out girl scout expr. (kızlar arasında söylenen) görüşürüz anlamında bir söz
Idioms
seed of peace n. barış tohumu
seeds of peace n. barış tohumları
peace seed n. barış tohumu
peace seeds n. barış tohumları
peace of mind n. gönül rahatlığı
a peace offering n. barışmak için verilen hediye
a peace offering n. barış ve uzlaşma amacıyla verilen hediye
a peace offering n. barış teklifi
a peace offering n. özür mahiyetinde verilen hediye
a peace dividend n. barış payı
a peace dividend n. savunma harcamalarının eğitim ve sağlık gibi barış zamanı harcama kalemlerine aktarılması
a peace dividend n. hükümetin savunma harcamalarından tasarruf payı
the peace dividend n. barış payı
the peace dividend n. savunma harcamalarının eğitim ve sağlık gibi barış zamanı harcama kalemlerine aktarılması
the peace dividend n. hükümetin savunma harcamalarından tasarruf payı
smoke the pipe of peace v. barış çubuğunu tüttürmek
smoke the pipe of peace v. barışmak
bring (someone or something) to the peace table v. barış masasına oturtmak/çekmek
bring (someone or something) to the peace table v. anlaşma koşullarını görüşmek için masaya oturtmak
bring (someone or something) to the peace table v. anlaşma koşullarını görüşmek için bir araya gelmelerini sağlamak
bring (someone or something) to the peace table v. anlaşma görüşmeleri için bir araya getirmek
make one's peace with v. aradaki sorunu çözmek
smoke the peace pipe v. barış çubuğunu tüttürmek
make your peace with something v. bir şeyi kabullenmek/ile barışık olmak
leave someone in peace v. birini rahat bırakmak
open the door to peace talks v. barış görüşmelerine olanak tanımak
make one's peace with v. barışmak
smoke the peace pipe v. barışmak
be at peace with the world v. dünyayla barışık olmak
be at peace with the world v. hayatla barışık olmak
be at peace with life v. hayatla barışık olmak
hold one's peace v. sessiz kalmak
hold one's peace v. sükunetini korumak
be at peace v. huzur bulmak
be at peace v. ruhsal açıdan rahatlamak
be at peace v. hayatından memnun olmak
be at peace v. hayatla barışık olmak
be at peace v. durumunu kabullenmek
be at peace v. barış içinde yaşamak
be at peace v. çatışmamak
be at peace v. savaşmamak
be at peace v. huzur içinde olmak
be at peace v. acı çekmemek
hold one's peace v. sessizliğini korumak
hold one's peace v. susmak
hold one's peace v. bir şey söylememek
hold one's peace v. çenesini tutmak
hold one's peace v. dilini tutmak
hold one's peace v. sessiz olmak
hold your peace/tongue [old-fashioned] v. sessizliğini korumak
hold your peace/tongue [old-fashioned] v. susmak
hold your peace/tongue [old-fashioned] v. bir şey söylememek
hold your peace/tongue [old-fashioned] v. çeneni tutmak
hold your peace/tongue [old-fashioned] v. dilini tutmak
hold your peace/tongue [old-fashioned] v. sessiz olmak
hold your peace/tongue [old-fashioned] v. diline hakim olmak
keep (one's) peace v. sessizliğini korumak
keep (one's) peace v. bir şey söylememek
keep (one's) peace v. ağzını açmamak
keep (one's) peace v. çenesini kapalı tutmak
keep (one's) peace v. dilini tutmak
keep (one's) peace v. sessiz kalmak
leave (someone or something) in peace v. (birini/bir şeyi) rahat bırakmak
leave (someone or something) in peace v. (birinin/bir şeyin) yakasını bırakmamak/yakasından düşmek
leave in peace v. rahat bırakmak
leave in peace v. yakasını bırakmamak
make (one's) peace with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) barışmak
make (one's) peace with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) aradaki sorunu çözmek
make peace with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) barışmak
make peace with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) barış yapmak
make peace with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) aradaki sorunu çözmek
make peace with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) arası düzelmek
make peace with somebody v. biriyle barışmak
make peace with somebody v. biriyle barış yapmak
make peace with somebody v. biriyle aradaki sorunu çözmek
make peace with somebody v. biriyle arası düzelmek
smoke the peace pipe (with someone) v. (biriyle) barışmak
smoke the peace pipe (with someone) v. (biriyle) bir anlaşmaya varmak
(there's) no peace for the weary expr. dinlenmeye vakit yok
(there's) no peace for the weary expr. soluklanmaya zaman yok
there's no peace for the wicked expr. şeytan azapta gerek
at peace with expr. ile barışık
at peace with expr. ile rahat
at peace with expr. '-den memnun
hold your peace/tongue [old-fashioned] expr. sessizliğini koru
hold your peace/tongue [old-fashioned] expr. sus
hold your peace/tongue [old-fashioned] expr. bir şey söyleme
hold your peace/tongue [old-fashioned] expr. çeneni tut
hold your peace/tongue [old-fashioned] expr. dilini tut
hold your peace/tongue [old-fashioned] expr. sessiz ol
hold your peace/tongue [old-fashioned] expr. diline hakim ol
no peace (or rest) for the wicked expr. şeytan azapta gerek
Speaking
peace be upon you expr. aleykümselam
will peace come? expr. barış gelecek mi?
rest in peace expr. huzur içinde yat
may rest in peace expr. huzur içinde yatsın
peace be upon you expr. es-selamü aleyküm
peace be with you expr. esenlikler dilerim/esen kalın
may he rest in peace expr. nur içinde yatsın
rest in peace expr. ruhu şad olsun
peace be with you expr. selamünaleyküm
peace be upon him expr. sallallahu aleyhi ve sellem
may he/she rest in peace expr. toprağı bol olsun
you'll be at peace soon expr. yakında huzura kavuşacaksın
give me peace expr. bana huzur ver
make peace with your past expr. geçmişin ile barış
Trade/Economic
peace settlement n. barış anlaşması
peace talk n. barış konuşması
peace dividend n. barış temettüsü
food for peace program n. barış için gıda programı
peace dividend n. barış payı
labor peace n. çalışma barışı
peace dividend n. savunma harcamalarını eğitim ve sağlık gibi barış zamanı harcama kalemlerine aktarılması
tax peace n. vergi barışı
Law
disturbance of the peace n. asayişin ihlali
conservators of the peace n. asayiş görevlileri
conservators of the peace n. asayiş memurları
breach of the peace n. asayişi bozma
breach of peace n. asayişi bozma
disturbance of the peace n. asayişi bozma
peace officer n. asayişi sağlamakla görevli memur
crimes against peace n. barışa karşı suçlar
crime against peace n. barışa karşı suç
articles of the peace n. bir şahsın kötülüğe uğrayacağı şüphesiyle mahkemenin koruması talebinde bulunması
peace officer n. güvenlik memuru
peace officer n. güvenlik görevlisi
disturbing individuals’ peace and harmony n. kişilerin huzur ve sükununu bozma
court of peace on duty n. nöbetçi sulh mahkemesi
peace officer n. polis memuru
session of the peace n. sulh mahkemesi toplantı devresi
court of peace n. sulh hukuk mahkemesi
breach of the peace n. sükunetin bozulması
peace pact n. sulh sözleşmesi
justice of the peace (jp) n. sulh hakimi
penal court of peace n. sulh ceza mahkemesi
justice of the peace n. sulh hakimi
criminal court of peace n. sulh ceza mahkemesi
court of peace n. sulh mahkemesi
penal decree by justice of peace n. sulh hakiminin ceza kararnamesi
justice of peace n. sulh hakimi
criminal courts of peace n. sulh ceza mahkemeleri
justice of the-peace n. sulh hakimi
disturbance of the peace n. sükunetin bozulması
court of peace n. sulh ceza mahkemesi
civil court of peace n. sulh hukuk mahkemesi
peace officer n. sulh memuru
civil courts of peace n. sulh hukuk mahkemeleri
peace court of criminal jurisdiction n. sulh ceza mahkemesi
criminal courts of peace n. sulh ceza mahkemeleri
civil courts of peace n. sulh hukuk mahkemeleri
peace and quietude n. sulh ve sükun
conservators of the peace n. sulh yargıçları
justice of the peace [uk] n. kraliyet tarafından atanan, bölgesinde barışı muhafaza etmekle yükümlü sivil memur
justice of the peace [australia/new zealand] n. sulh yargıcı
justice of the peace court [scotland] n. (eskiden iskoçya'da) sulh mahkemesi
commission of the peace n. bir veya daha fazla sulh hakiminden oluşan, devlet mührüne sahip komisyon
peace of god n. adaletlilik
peace of god n. iyi hal
sessions of the peace n. duruşma hakimi
sessions of the peace n. mahkeme başkanı
keep the peace v. asayişi korumak
keep the peace v. huzuru korumak
keep the peace v. barışı korumak
break the peace v. asayişi bozmak
break the peace v. asayişi ihlal etmek
break the peace v. huzuru bozmak
break the peace v. huzur bozmak
keep the peace v. sulhu bozmamak
j.p. (justice of the peace) abrev. sulh hakimi
Politics
eu peace keeping force n. ab barışı koruma gücü
american peace n. amerikan barışı
make-peace n. arabulucu
peace-keeper n. arabulucu
peace keeper n. arabulucu
public peace n. asayiş
ataturk international peace prize n. atatürk uluslararası barış ödülü
peace force n. barış gücü
peace accord n. barış antlaşması
treaty of peace n. barış antlaşması
peace operation n. barış harekatı
peace time n. barış
pro-peace n. barış yanlısı
peace conference n. barış konferansı
peace loving peoples n. barışsever toplumlar
peace-building n. barış inşası
peace process n. barış süreci
peace-making process n. barış yapım süreci
crimes against peace n. barışa karşı işlenen suçlar
crimes against peace n. barışa karşı suç
peace-keeping n. barışı koruma
peace monitoring n. barışın denetimi
breach of peace n. barışın ihlali
science for peace and security n. barış ve güvenlik için bilim
land-for-peace n. barış için toprak
achievement of peace n. barışın sağlanması
peace dove n. barış güvercini
peace treaty n. barış antlaşması
peace environment n. barış ortamı
peace movements n. barış hareketleri
work group for peace n. barış için bir araya çalışma grubu
peace agreement n. barış antlaşması
peace and order n. barış ve nizam
peace talks n. barış görüşmeleri
one million signatures for peace campaign n. barış için 1 milyon imza girişimi
peace and regional stability n. barış ve bölgesel istikrar
peace and stability n. barış ve istikrar
peace partnership n. barış ortaklığı
breach of the peace n. barışı ihlal
peace broker n. barış aracısı
time of peace n. barış zamanı
partnership for peace n. barış için ortaklık
bm peace-keepers n. bm barış gücü
united nations peace building comission n. birleşmiş milletler barışı inşa komisyonu
regional peace n. bölgesel barış
carnegie endowment for international peace n. carnegie uluslararası barışa destek kurumu
multinational peace force n. çok uluslu barış gücü
democracy and peace party n. demokrasi ve barış partisi
world peace day n. dünya barış günü
world peace n. dünya barışı
world day of peace n. dünya barış günü
universal peace n. evrensel barış
public peace n. genel asayiş
public peace n. genel huzur
internal peace n. iç barış
stable peace n. istikrarlı barış
domestic peace n. iç barış
public peace n. kamu huzuru
lasting peace n. kalıcı barış
permanent peace n. kalıcı barış
public peace n. kamu düzeni
queen's peace n. kraliyetin asayişi
king's peace n. kraliyetin asayişi
colombia peace deal n. kolombiya barış anlaşması
lausanne peace treaty n. lozan barış antlaşması
middle east peace process n. ortadoğu barış süreci
peace feeler n. savaşın sonlanması için yapılan diplomatik yoklama
cold peace n. soğuk barış
sustainable peace n. sürdürülebilir barış
peace time n. sulh
make-peace n. sulh getiren
land-for-peace n. toprak karşılığı barış
peace-keeper n. uzlaştırıcı
international peace and security n. uluslararası barış ve güvenlik
make-peace n. uzlaştırıcı
peace keeper n. uzlaştırıcı
peace advocacy n. barış savunuculuğu
peace advocacy n. barışçıl politika
peace march n. barış protestosu
peace march n. barış yürüyüşü
spread the peace v. barışı yaymak
sue for peace v. barış istemek
maintain peace and security v. barış ve güvenliği sağlamak
declare peace v. barış ilan etmek
issue a call for peace v. barış çağrısında bulunmak
build the peace v. barışı inşa etmek
make-peace adj. barış getiren
peace loving adj. barış yanlısı
peace loving adj. barışsever
pro-peace adj. barıştan yana
peace loving adj. barışçı
against the peace expr. barışa karşı
Institutes
turkish delegation to the asian parliamentary assembly for peace n. barış için asyalı parlamentolar birliği türk grubu
cyprus peace operation n. kıbrıs barış harekatı
Computer
cyber peace n. siber barış
Botanic
peace lily n. beyaz yelken çiçeği
peace lily n. kaşık çiçeği
History
lausanne peace conference n. lozan barış konferansı
peace of westphalia n. vestfalya antlaşması
Religious
kiss of peace n. barış öpücüğü
pbuh (peace be upon him) n. aleyhisselam
abode of peace n. dar al islam
peace offering n. şabat yemeği
peace offering n. tanrı ve sunan kimse arasında paylaşılan kurban yemeği
peace offering n. şükran yemeği
peace offering n. şükran adağı
prince of peace n. hazreti isa
hrip (here rests in peace) abrev. burada huzur içinde yatıyor
Geography
waterton-glacier international peace park n. waterton-glacier uluslararası barış parkı
peace garden state n. kuzey dakota
peace garden state n. kanada sınırında yer alan bir abd eyaleti
peace river n. peace nehri
peace river n. kanada'da bir nehir
Military
operation peace spring n. barış pınarı harekatı
operation peace spring n. barış pınarı operasyonu
peace settlement n. barışın sağlanması
partnership for peace planning and review process n. barış için ortaklık planlama ve gözden geçirme süreci
force of peace n. barış gücü
peace support operation n. barışı destekleme harekatı
peace treaty n. barış antlaşması
peace-keeping troops n. barış gücü birlikleri
peace-keeping operations n. barış sağlama çabaları
peace strength n. barış kuvveti
partnership for peace steering committee n. barış için ortaklık yönlendirme komitesi
peace headquarters n. barış karargahı
partnership for peace simulation network n. barış için ortaklık simülasyon çevrimi
peace implementation force n. barış uygulama gücü
partnership for peace training centre n. barış için ortaklık eğitim merkezi
disturbance of peace n. barışın ihlali
peace shield n. barış kalkanı
partnership for peace n. barış için ortaklık
peace keeping forces n. barış gücü
peace enforcement n. barışı uygulama
peace settlement n. barışın tesisi
peace support operation training centre n. barışı destekleme harekatı eğitim merkezi
partnership for peace staff element n. barış için ortaklık karargah unsuru
peace and reconciliation n. barış ve uzlaşma
disturbance of peace n. barışın bozulması
partnership for peace partner management programme n. barış için ortaklık ortak yönetim programı
partnership for peace information management system n. barış için ortaklık bilgi yönetim sistemi
united nations peace force n. birleşmiş milletler barış gücü
political military steering committee on partnership for peace n. bio politik askeri gündem hazırlama komitesi
coe-partnership for peace training n. bio eğitimi mükemmeliyet merkezi
peace and security n. huzur ve asayiş
viable peace n. işlerliğe sahip barış
cyprus turkish peace forces n. kıbrıs türk barış kuvvetleri
cyprus turkish peace forces command n. kıbrıs türk barış kuvvetleri komutanlığı
commander of the cyprus-turkish peace forces n. kıbrıs türk barış kuvvetleri komutanı
peace establishment n. ordunun barış kadrosu
peace establishment n. ordunun barış zamanı kadrosu
end state peace establishment n. son durum barış kuruluşu
end state peace establishment n. son durum barış kadrosu