person to person - Turkish English Dictionary
History

person to person

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "person to person" in Turkish English Dictionary : 1 result(s)

English Turkish
General
person to person adj. yüz yüze

Meanings of "person to person" with other terms in English Turkish Dictionary : 62 result(s)

English Turkish
General
an immortal person believed to come in time of need n. hızır
person to person call n. ihbarlı konuşma
person to person call n. davetli konuşma
person-to-person call n. şehirlerarası ihbarlı konuşma
the first person to go to space n. uzaya giden ilk kişi
the first person to go to space n. uzaya giden ilk insan
first person to set foot on the moon n. aya ilk ayak basan kişi
first person to step on the moon n. aya ilk ayak basan kişi
first person to step foot on the moon n. aya ilk ayak basan kişi
find the right person to do a job v. adamını bulmak
turn against (for one person to another) v. aleyhine dönmek
give food to a person or an animal by hand v. eliyle beslemek
give food to a person or an animal by hand v. elle beslemek
bring a person to justice v. birine ettiğini buldurmak
be the last person (to do something) v. (bir şeyi yapacak) son kişi olmak
flit from person to person v. bir insandan diğerine geçmek
vary from person to person v. kişiden kişiye değişmek
want to sit and talk in person v. oturup yüz yüze konuşmak istemek
spread from person to person v. insandan insana yayılmak
from person to person adv. kişiden kişiye
from person to person adv. insandan insana
Phrasals
shuttle someone or something from (person to person) v. bir yerden bir yere gitmek/götürmek
Phrases
a person to be reckoned with n. güçlü ve yok sayılmayacak kimse
please give your seat to an elderly or disabled person expr. lütfen yaşlı ve sakatlara yer veriniz
please give your seat to an elderly or disabled person expr. yaşlılara ve sakatlara yer veriniz
to a person expr. oy birliğiyle
to a person expr. herkesin katılımıyla
to a person expr. istisnasız
Colloquial
be the first person to do something v. bir şeyi yapabilecek ilk kişi olmak
be the first person to do something v. bir şeyi yapacak ilk insan olmak
be the last person to do something v. bir şeyi yapabilecek son kişi olmak
be the last person to do something v. bir şeyi yapacak son insan olmak
Idioms
be the first (person) to (do something) v. (bir şeyi yapacak/yapabilecek) ilk kişi olmak
be the first (person) to (do something) v. (bir şeyi yapmaya) hazır/istekli olmak/can atmak
be the first (person) to (do something) v. (bir şeyi yapmadan) duramamak
be the last person (to do something) v. bir şeyi yapacak en son insan olmak
couldn't happen to a nicer (person) v. hak ettiğini bulmak
couldn't happen to a nicer (person) v. layığını bulmak
couldn't happen to a nicer (person) v. müstahak olmak
person-to-person adj. bire bir
person-to-person [obsolete] adj. ihbarlı (konuşma/arama)
person-to-person [obsolete] adj. davetli (konuşma/arama)
not half the person she/he used to be expr. eski halinden eser kalmamış
not half the person she/he used to be expr. eski halinden eser kalmamış
(not) half the person/man/woman (one) used to be expr. (birinin) o eski halinden eser kalmamış
(not) half the person/man/woman (one) used to be expr. o eski kişiden/adamdan/kadından eser kalmamış
Speaking
I am not the person I used to be expr. ben eski ben değilim
I am no longer the person I used to be expr. ben artık eski ben değilim
I am not the person I used to be expr. ben o eski ben değilim
the person you were meant to be expr. olmanız gereken kişi
Trade/Economic
person authorized to sign n. imzaya yetkili kişi
injury to person n. kişiye zarar
person authorized to represent n. temsile yetkili kişi
Law
person subject to military law n. askeri hukuka tabi şahıs
person subject to military law n. askeri şahıs
malicious injury to the person n. kişi aleyhine işlenen ve müebbet hapis cezasıyla sonuçlanan suç
person entitled to the use of n. mutasarrıf
trespass to the person n. müessir fiil
trespass to the person n. şahsa fiili tecavüz
Telecom
person-to-person call n. kişiler arası arama
Ottoman Turkish
formerly person attached to a mosque whose chief duty was to determine the time for ezan n. muvakkit
subject to a person or a state adj. reaya