refuse - Turkish English Dictionary
History

refuse

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "refuse" in Turkish English Dictionary : 44 result(s)

English Turkish
Common Usage
refuse v. geri çevirmek
refuse v. reddetmek
General
refuse v. imtina etmek
refuse v. izin vermemek
refuse v. kaçınmak
refuse v. direnmek
refuse v. refüze etmek
refuse v. cerh etmek
refuse v. karşı koymak
refuse v. abamak
refuse v. ayak diremek
refuse v. reddetmek
refuse v. elinin tersiyle itmek
refuse v. kabul etmemek
refuse v. (koca adayını) istememek
refuse v. razı olmamak
refuse v. istememek
refuse v. kaçınmak
refuse v. sakınmak
refuse v. imtina etmek
refuse n. döküntü
refuse n. süprüntü
refuse n. artıklar
refuse n. çöp
refuse n. kırpıntı
refuse n. atık
refuse adj. işe yaramaz
refuse adj. artık
refuse adj. istenmeyen
Law
refuse reddetmek
Technical
refuse v. tekrar eritmek
refuse v. tekrar erimek
refuse reddetmek
refuse kabul etmemek
Computer
refuse reddet
Electric
refuse v. yeni sigorta takmak
refuse v. yeniden (sigorta) atmak
Mining
refuse maden atıkları
Geography
refuse atık
Military
refuse v. kanatları geriye çekmek
Sport
refuse v. (at) engelden atlamaya direnmek
refuse v. (savunma hattı vb.) geride durmak
Card
refuse v. elde uygun kart olmadığından (destede açılan karta) karşılık verememek
Painting
refuse bırakıntı

Meanings of "refuse" with other terms in English Turkish Dictionary : 113 result(s)

English Turkish
Common Usage
refuse collector n. çöpçü
General
refuse to take v. almamazlık etmek
refuse on principle v. prensiplerine aykırı olduğu için reddetmek
refuse something v. almamazlık etmek
refuse a request v. bir isteği geri çevrimek
refuse the invitation v. daveti geri çevirmek
refuse the invitation v. daveti reddetmek
refuse acceptance v. kabul etmemek
refuse responsibility v. sorumluluk kabul etmemek
refuse the job v. işi reddetmek
refuse representation v. temsil edilmeyi reddetmek
collect garbage/refuse v. çöpleri toplamak
collect garbage/refuse v. çöp toplamak
refuse to hear the case v. davayı görmeyi reddetmek
reject/refuse strictly v. elinin tersiyle geri çevirmek
refuse to fire v. ateş etmeyi reddetmek
refuse to do something v. bir şeyi yapmayı reddetmek
refuse [obsolete] v. vazgeçmek
refuse [obsolete] v. feragat etmek
refuse collection vehicle n. çöp kamyonu
refuse collector n. eskici
refuse tip n. çöplük
refuse collection vehicle n. çöp toplama aracı
refuse lorry n. çöp kamyonu
refuse and refuse disposal n. çöp ve çöp kullanımı
refuse collector n. hurdacı
refuse container n. çöp kutusu
graded refuse n. ayrılmış çöp
municipal refuse n. şehir çöpü
refuse collecting n. atık toplama
refuse collecting n. çöp toplama
refuse collector n. çöp kamyonu
refuse collector n. çöp toplayıcı
refuse collector n. temizlik işçisi
refuse sack n. çöp torbası
refuse sack n. çöp poşeti
refuse container n. çöp bidonu
refuse container n. çöp tenekesi
refuse truck n. çöp kamyonu
refuse collector (uk) n. çöp toplama işçisi
refuse collector (uk) n. çöp toplama görevlisi
refuse collector (uk) n. çöpçü
an offer too good to refuse n. reddedilmeyecek kadar iyi bir teklif
refuse [dialect] n. ret
refuse [dialect] n. reddetme
Colloquial
an offer one can't refuse geri çevrilemeyecek bir teklif
an offer one can't refuse reddedilemeyecek bir teklif
Idioms
refuse to take something lying down alttan almamak
make an offer one cannot refuse reddedemeyeceği bir teklif sunmak
give someone an offer one cannot refuse reddedemeyeceği bir teklifte bulunmak
make someone an offer one cannot refuse reddedemeyeceği bir teklif yapmak
make someone an offer one cannot refuse reddedemeyeceği bir teklifte bulunmak
make an offer one cannot refuse reddedemeyeceği bir teklif yapmak
make an offer one cannot refuse reddedemeyeceği bir teklifte bulunmak
give someone an offer one cannot refuse reddedemeyeceği bir teklif sunmak
give someone an offer one cannot refuse reddedemeyeceği bir teklif yapmak
make someone an offer one cannot refuse reddedemeyeceği bir teklif sunmak
Speaking
don't refuse me kırma beni
if you refuse to cooperate iş birliği yapmayı reddedersen
if you refuse to cooperate işbirliği yapmayı reddedersen
I'm gonna make him an offer he can't refuse ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım
Trade/Economic
industrial refuse endüstri atığı
Law
encouraging to refuse to testify şahitlikten kaçınmaya teşvik etme
refuse an offer icabı reddetmek
refuse an oath yeminden kaçınmak
refuse acceptance kabul etmemek
Technical
refuse of a sieve elekten geçmeyen
quarry refuse ocak kalıntısı
city refuse şehir çöpü
city refuse kent çöpü
refuse of a sieve elek üstü
refuse disposal facilities atık boşaltım tesisleri
refuse receptacle atık kabı
refuse destructor çöp yakma fırını
refuse incineration plant çöp yakma fırını
refuse disposal works çöp yok etme işleri
refuse chute çöp bacası
refuse transfer station çöp aktarma merkezi
refuse disposal çöp toplama
refuse incineration atık yakma
refuse incineration works çöp yakma tesisatı işleri
refuse disposal çöp kaldırma
refuse disposal atık yok etme
accept/refuse message kabul/red mesajı
refuse collection vehicle çöp toplama aracı
rear end loaded refuse collection vehicle arkadan yüklemeli çöp toplama taşıtı/aracı
refuse collection vehicle çöp/atık toplama taşıtı/aracı
refuse derived fuels atıktan türetilmiş yakıtlar
Computer
refuse access erişimi reddet
Environment
refuse collection n. çöp toplama
refuse collection n. atık toplama
refuse dump n. çöplük
refuse dump n. çöp toplama alanı
refuse dump n. atık alanı
refuse heap n. çöp yığını
refuse heap n. hurda yığını
refuse heap n. çöplük
refuse heap n. hurdalık
refuse pit n. çöplük
refuse skip n. çöp konteyneri
refuse reclamation katı atığın yararlı ürün haline getirilmesi
refuse reclamation çöp ıslahı
refuse derived fuels çöpten çıkarılan yakıtlar
refuse and waste disposal atık ve atık boşaltımı
refuse and refuse disposal atık ve atık boşaltımı
burnable refuse yanabilir çöp
crude refuse ayrılmamış çöp
quarry refuse ocak artığı
refuse-derived fuel atıktan elde edilen yakıt
refuse-derived fuel atıktan türetilen yakıt
refuse disposal atık imhası
domestic refuse yerli çöp
domestic refuse lokal atık