| - Emma begged us to come with her shopping.
- Emma alışverişe gelmemiz için bize yalvardı.
- The report simply begs it to please keep Parliament informed.
- Rapor, Parlamentonun bilgilendirilmesi için yalvarıyor.
- Please, I beg you, do not sell us planes, boats or tanks.
- Lütfen, size yalvarıyorum, bize uçak, bot ya da tank satmayın.
- So let us, I beg you, vote against this proposal.
- Bu yüzden, yalvarıyorum, bu teklife karşı oy kullanalım.
- For this reason, I really do beg you to reconsider this.
- Bu nedenle, bunu yeniden gözden geçirmeniz için size gerçekten yalvarıyorum.
- I really do beg you to take this message back to the Commission.
- Bu mesajı Komisyon'a geri götürmeniz için size gerçekten yalvarıyorum.
- I beg you not to rob these people of their last hope.
- Bu insanların son umutlarını da ellerinden almamanız için size yalvarıyorum.
- I beg you not to rob these people of their last hope.
- Bu insanların son umutlarını ellerinden almamanız için size yalvarıyorum.
- For this reason, I really do beg you to reconsider this.
- Bu nedenle, bunu yeniden düşünmeniz için size gerçekten yalvarıyorum.
- So his father went out and begged him.
- Bunun üzerine babası dışarı çıkıp ona yalvardı.
- The other guards begged the captain to stop.
- Diğer gardiyanlar kaptana durması için yalvardı.
- Therefore his father came out and begged him.
- Bunun üzerine babası dışarı çıkıp ona yalvardı.
- His father came out and begged him.
- Babası dışarı çıkıp ona yalvardı.
- The next morning, Michael begged me not to tell his wife about what happened.
- Ertesi sabah Michael olanları karısına anlatmamam için bana yalvardı.
- Therefore his father came out, and begged him.
- Bunun üzerine babası dışarı çıkıp ona yalvardı.
- I begged my mom to say nothing.
- Anneme bir şey söylememesi için yalvardım.
- I beg you, bring peace to our gathering tonight.
- Yalvarırım sana, bu geceki toplantıya huzur getir.
- Jure, come down, I beg you.
- Jure, in aşağı, sana yalvarıyorum.
- I beg you, bring peace to our gathering tonight.
- Size yalvarıyorum, bu geceki toplantımıza huzuru getirin.
- I beg you, bring peace to our gathering tonight.
- Size yalvarıyorum, bu geceki toplantımıza huzur getirin.
- I begged Tom not to go.
- Gitmemesi için Tom'a yalvardım.
- I had to beg Tom to ask Mary out on a date.
- Tom'a Mary'ye çıkma teklif etmesi için yalvarmak zorunda kaldım.
- Tom begged us to stay.
- Tom kalmamız için yalvardı.
- I beg you to forgive me.
- Beni affetmen için yalvarıyorum.
- Tom begged us to be patient.
- Tom sabırlı olmamız için bize yalvardı.
- You shouldn't have made me beg.
- Beni yalvartmamalıydın.
- I had to beg my friends to come.
- Gelsinler diye arkadaşlarıma yalvarmak zorunda kaldım.
- I beg you, give me a bottle!
- Yalvarırım bana bir şişe verin!
- I beg of you to listen carefully.
- Dikkatli dinlemen için sana yalvarıyorum.
- I won't beg you.
- Sana yalvaracak değilim.
- Tom begged Mary not to go.
- Tom, Mary'ye gitmemesi için yalvardı.
- I begged Tom to do that.
- Tom'a bunu yapsın diye yalvardım.
- I beg you.
- Sana yalvarıyorum.
- The man begged me for money.
- Adam bana para için yalvardı.
- Mary begged Tom not to go.
- Mary Tom'a gitmemesi için yalvardı.
- Tom begged me to come.
- Tom gelmem için yalvardı.
- I have taught my dog to sit up and beg.
- Köpeğime oturmayı ve yalvarmayı öğrettim.
- I begged her not to go there.
- Oraya gitmemesi için ona yalvardım.
- I beg you forgive me.
- Yalvarırım, affet beni.
- She begged him to send her home.
- Evine göndermesi için ona yalvardı.
- I won't beg you.
- Size yalvarmayacağım.
- Tom begged Mary not to shoot him.
- Tom, Mary'ye onu vurmaması için yalvardı.
- Listen to me, I beg of you.
- Beni dinle, sana yalvarıyorum.
- I beg you to help me.
- Bana yardım etmeniz için yalvarıyorum.
- I begged Tom to do that.
- Tom'a onu yapması için yalvardım.
- Tom begged me not to do that.
- Tom bunu yapmamam için bana yalvardı.
- Tom begged me to let him in.
- Tom içeri girmesine izin vermem için bana yalvardı.
- Tom begged Mary to do that.
- Tom bunu yapması için Mary'ye yalvardı.
- Jimmy begged me to take him to the zoo.
- Jimmy onu hayvanat bahçesine götürmem için bana yalvardı.
- Jane begged to see my new house.
- Jane benim yeni evimi görmek için yalvardı.
- Tom begged Mary to forgive him.
- Tom, Mary'ye onu affetmesi için yalvardı.
- You don't have to beg me.
- Bana yalvarmana gerek yok.
- Tom begged Mary for forgiveness.
- Tom bağışlanmak için Mary'ye yalvardı.
- Tom begged Mary not to kill his dog.
- Tom, köpeğini öldürmemesi için Mary'ye yalvardı.
- I beg you, give me a visa.
- Yalvarırım, bana vize verin.
- Tom begged me to help him.
- Tom ona yardım etmem için bana yalvardı.
- Tom begged Mary to help him do that.
- Tom, Mary'ye bunu yapmasına yardım etmesi için yalvardı.
- Tom begged me to help him do it.
- Tom ona yardım etmem için bana yalvardı.
- She begged him to send her home.
- Onu eve göndermesi için yalvardı.
- Tom begged Mary not to say anything to his parents.
- Tom Mary'ye ailesine bir şey söylememesi için yalvardı.
- I begged him to stop using drugs.
- Uyuşturucu kullanmayı bırakması için ona yalvardım.
- Tom begged me to leave.
- Tom gitmek için yalvardı.
- Jane begged to see my new house.
- Jane yeni evimi görmek için yalvardı.
- Tom begged Mary not to kill his dog.
- Tom, Mary'ye köpeğini öldürmemesi için yalvardı.
- Mary begged Tom not to do that.
- Mary Tom'a bunu yapmasın diye yalvardı.
- Tom begged Mary to let him go.
- Tom, Mary'ye gitmesine izin vermesi için yalvardı.
- Tom begged Mary for forgiveness.
- Tom Mary'den yalvararak af diledi.
- Tom begged me to go with him.
- Tom onunla gitmem için bana yalvardı.
- She begged me to come.
- Gelmem için yalvardı.
- He begged me to go with him.
- Onunla gitmem için yalvardı.
- His wife begged him not to run any risk.
- Karısı riske girmemesi için ona yalvardı.
- I had to beg my friends to come.
- Arkadaşlarımın gelmesi için yalvarmak zorunda kaldım.
- Brian's girlfriend often begs him to take her to luxurious restaurants.
- Brian'ın kız arkadaşı, sık sık onu lüks restoranlara götürmesi için yalvarıyor.
- Tom begged me to do that.
- Tom bana onu yapmam için yalvardı.
- I begged Tom to help me.
- Tom'a bana yardım etmesi için yalvardım.
- She begged me to go with her.
- Onunla gitmem için bana yalvardı.
- Tom begged Mary to help him do that.
- Tom, Mary'ye onun onu yapmasına yardım etmesi için yalvardı.
- I begged my mom to buy some.
- Anneme biraz alması için yalvardım.
- Mary begged Tom to take her home.
- Mary, Tom'a onu eve götürmesi için yalvardı.
- Tom begged Mary to slow down.
- Tom, Mary'ye yavaşlaması için yalvardı.
- Tom begged Mary to come home.
- Tom Mary'ye eve gelmesi için yalvardı.
- Tom begged Mary to help him.
- Tom Mary'ye ona yardım etmesi için yalvardı.
- Tom begged Mary not to say anything.
- Tom bir şey söylememesi için Mary'ye yalvardı.
- Tom begged Mary for another chance.
- Tom, Mary'ye bir şans daha vermesi için yalvardı.
Show More (81) |
| - Behold, I beg of Thee peace in this world and the hereafter.
- İşte, senden dünyada ve ahirette esenlik diliyorum.
- Behold, I beg of Thee peace in this world and the hereafter.
- İşte, senden dünya ve ahirette esenlik diliyorum.
- Behold, I beg of Thee peace in this world and the hereafter.
- Bak, sana dünya ve ahirette selamet diliyorum.
- You must go to Tom and beg his forgiveness.
- Tom'a gitmeli ve ondan af dilemelisin.
- Dan begged Linda for forgiveness.
- Dan Linda'dan af diledi.
Show More (2) |