have - Inglés Turco Frases
The sample sentences have been compiled from various sources and although they have been proofread, there may be some omissions. The sentences do not necessarily reflect the ideology and opinions of Tureng.com. Please let us know about sentences with political, social and sensitive content that offend you.

InglésTurco
haveyapmakv.
  • I am having a party tonight, would you like to join me?
  • Bu gece bir parti yapıyorum, bana katılmak ister misin?
Show More (-2)
have… varv.
  • My mom has blue eyes.
  • Annemin mavi gözleri var.
  • Turkey has more than a hundred lakes.
  • Türkiye'de yüzden fazla göl vardır.
  • Do you have a lighter with you?
  • Yanında çakmağın var mı?
Show More (1)
have(ağrı) çekmekv.
  • I have a nasty headache.
  • Fena bir baş ağrısı çekiyorum.
Show More (-2)
havesahip olmakv.
  • My mom has a part-time job.
  • Annemin yarı zamanlı çalıştığı bir işi var.
  • The person convicted would then have the chance to prove the lawful origin of the property.
  • Suçlu bulunan kişi mülkün yasal kaynağını kanıtlama şansına sahip olacaktır.
  • In this way we will have a complete set of measures to protect the rights of our citizens and our residents.
  • Bu şekilde vatandaşlarımızın ve sakinlerimizin haklarını korumak için eksiksiz bir tedbirler dizisine sahip olacağız.
Show More (47)
haveiçmekv.
  • I usually have pancakes for breakfast.
  • Kahvaltıda genellikle krep yerim.
  • Here you are, have some coffee.
  • Buyurun, biraz kahve için.
Show More (-1)
have... kadar zamanı olmakv.
  • She has two years and then she will go to college.
  • İki yılı var, sonrasında üniversiteye gidecek.
Show More (-2)
haveelinde bulunmakv.
  • I have two computers.
  • Elimde bulunan iki bilgisayar var.
Show More (-2)
havetutmakv.
  • My uncle had his eyes closed when the doctor enters into his room.
  • Doktor odasına girerken amcam gözlerini kapalı tutuyordu.
  • He had me by the arm.
  • Beni kolumdan tuttu.
Show More (-1)
havebirlikte olmakv.
  • I guess he has had lots of women.
  • Bir sürü kadınla birlikte olduğunu düşünüyorum
Show More (-2)
havezorunda olmakv.
  • You just had to tell her my mistake, didn't you?
  • Ona benim hatamı söylemek zorunda mıydın, ha?
  • I have to call her before it's too late.
  • Çok geç olmadan onu aramak zorundayım.
Show More (-1)
have-meli/malıv.
  • It has to be a suit - or they won't let you in.
  • Takım elbise olmalı, yoksa içeri almazlar.
Show More (-2)
have(elinde) kalmakv.
  • They have no vacant rooms left.
  • Hiç boş odaları kalmamış.
Show More (-2)
haveyaptırmakv.
  • I had Eren do my math homework.
  • Matematik ödevimi Eren'e yaptırdım.
  • Cem had us laughing so hard, our faces hurt.
  • Cem bizi öyle bir güldürdü ki, yüzlerimiz ağrıdı.
Show More (-1)
havealmakv.
  • Sir Doyle had so many letters that he revived the character in his novel.
  • Sir Doyle o kadar çok mektup aldı ki, yazdığı romanında karakteri yeniden canlandırdı.
Show More (-2)
haveetmekv.
  • Let's have a chat.
  • Hadi biraz sohbet edelim.
Show More (-2)
have(duygu, deneyim) yaşamakv.
  • I am having some serious problems with math.
  • Matematikle ilgili ciddi sıkıntılar yaşıyorum.
Show More (-2)
havezorunda kalmakv.
  • He'll have to come home sooner or later.
  • Er ya da geç eve dönmek zorunda kalacak.
Show More (-2)
have-si olmakv.
  • I had the opportunity to fire him, but I changed my mind.
  • Onu kovma fırsatım olmuştu ama fikrimi değiştirdim.
Show More (-2)
havekabul etmekv.
  • He will have no visitors today; thank you for your understanding.
  • Bugün ziyaretçi kabul etmeyecektir; anlayışınız için teşekkür ederiz.
Show More (-2)
haveolmakv.
  • I heard you are having a baby, congratulations!
  • Bebeğiniz olacağını duydum, tebrikler!
  • I also feel I have a duty to the institution.
  • Ayrıca bu kuruma karşı bir görevim olduğunu da hissediyorum.
  • Recent events show that we still have a long way to go.
  • Son olaylar daha kat etmemiz gereken uzun bir yol olduğunu göstermektedir.
Show More (12)
haveneden olmakv.
  • This approach could have destructive consequences.
  • Bu yaklaşım yıkıcı sonuçlara neden olabilir.
Show More (-2)
havebulunmakv.
  • The United Kingdom in particular has strong historical ties with India.
  • Birleşik Krallık'ın özellikle Hindistan ile güçlü tarihi bağları bulunmaktadır.
  • The EU has no military presence in Afghanistan.
  • AB'nin Afganistan'da askeri varlığı bulunmamaktadır.
  • The Commission has specific responsibilities here.
  • Komisyon'un burada özel sorumlulukları bulunmaktadır.
Show More (5)
havegeçirmekv.
  • The events are the biggest scandal I have experienced in my 23 years in this House.
  • Yaşananlar, bu Meclis'te geçirdiğim 23 yıl boyunca karşılaştığım en büyük skandaldır.
Show More (-2)