| - Meredith suddenly burst into laughter.
- Meredith aniden kahkahalara boğuldu.
- Your child’s laughter, the colour of its skin and eyes, all were already present in the embryo.
- Çocuğunuzun kahkahası, teninin ve gözlerinin rengi, hepsi embriyoda zaten mevcuttu.
- Laughter is a common language the entire team will understand.
- Kahkaha, tüm ekibin anlayacağı ortak bir dildir.
- When you hear laughter, move towards it.
- Kahkaha duyduğunuzda ona doğru ilerleyin.
- Laughter is a feeling that brings people together.
- Kahkaha insanları bir araya getiren bir duygudur.
- Laughter might aid you to live longer.
- Kahkaha daha uzun yaşamanıza yardımcı olabilir.
- Ring in the New Year with Laughter!
- Yeni yıla kahkahalarla girin!
- The world needs more love, light, and laughter.
- Dünyanın daha fazla sevgiye, ışığa ve kahkahaya ihtiyacı var.
- It is associated with laughter, hope and sunshine.
- Kahkaha, umut ve güneş ışığı ile ilişkilidir.
- A happy house is filled with laughter.
- Mutlu bir ev kahkahalarla doludur.
- Laughter feels good and is good for you.
- Kahkaha iyi hissettirir ve sizin için iyidir.
- Animals are considered a part of our families, and they fill our homes with laughter and happiness.
- Hayvanlar ailelerimizin bir parçası olarak kabul edilir ve evlerimizi kahkaha ve mutlulukla doldururlar.
- I hear laughter through an open window.
- Açık bir pencereden kahkahalar duyuyorum.
- Laughter triggers healthy physical changes in the body.
- Kahkaha vücutta sağlıklı fiziksel değişiklikleri tetikler.
- Laughter is the sunshine of the soul.
- Kahkaha ruhun güneş ışığıdır.
- Why is laughter the sweetest medicine for mind and body?
- Kahkaha neden zihin ve beden için en tatlı ilaçtır?
- When you hear laughter, move toward it.
- Kahkaha duyduğunuzda ona doğru ilerleyin.
- But friendship is based on smiles and laughter.
- Ancak dostluk gülümsemelere ve kahkahalara dayanır.
- Looking for ways to bring more laughter in your life?
- Hayatınıza daha fazla kahkaha getirmenin yollarını mı arıyorsunuz?
- Feelings of personal power, laughter, joy and anger are associated with this center.
- Kişisel güç, kahkaha, sevinç ve öfke duyguları bu merkezle ilişkilidir.
- What are the benefits of laughter yoga?
- Kahkaha yogasının faydaları nelerdir?
- Why is laughter infectious in the first place?
- Kahkaha neden bulaşıcıdır?
- Laughter is an energy, and it feeds you.
- Kahkaha bir enerjidir ve sizi besler.
- We have shared stories, secrets, laughter, and pains.
- Hikayeleri, sırları, kahkahaları ve acıları paylaştık.
- Add laughter to your life to stay and feel young.
- Genç kalmak ve genç hissetmek için hayatınıza kahkaha ekleyin.
- I hear the laughter of my friends.
- Arkadaşlarımın kahkahalarını duyuyorum.
- There was a lot more laughter than usual.
- Her zamankinden çok daha fazla kahkaha vardı.
- We’ve shared stories, secrets, laughter, and pains.
- Hikayeleri, sırları, kahkahaları ve acıları paylaştık.
- What is laughter, and why do people laugh?
- Kahkaha nedir ve insanlar neden güler?
- It was a night filled with laughter.
- Kahkahalarla dolu bir geceydi.
- Laughter may help you to live longer.
- Kahkaha daha uzun yaşamanıza yardımcı olabilir.
- Laughter is a trait we share with our nearest cousins, the great apes.
- Kahkaha, en yakın kuzenlerimiz olan büyük maymunlarla paylaştığımız bir özelliktir.
- Do you know where your consciousness is? (laughter) Do you know where your consciousness is?
- Bilincinizin nerede olduğunu biliyor musunuz? (kahkahalar) Bilincinizin nerede olduğunu biliyor musunuz?
- Laughter is an important part of a healthy mind and body.
- Kahkaha, sağlıklı bir zihin ve bedenin önemli bir parçasıdır.
- The world needs more love, light and laughter.
- Dünyanın daha fazla sevgiye, ışığa ve kahkahaya ihtiyacı var.
- But there was laughter in his eyes.
- Ama gözlerinde kahkaha vardı.
- Why is laughter the sweetest medicine for the mind and body?
- Kahkaha neden zihin ve beden için en tatlı ilaçtır?
- They were whispering while holding their laughter.
- Kahkahalarını tutarken fısıldıyorlardı.
- Feelings of personal power, laughter, joy and anger are associated with this centre.
- Kişisel güç, kahkaha, sevinç ve öfke duyguları bu merkezle ilişkilidir.
- Laughter is contagious because your brain is guided, above all, by positive emotions.
- Kahkaha bulaşıcıdır çünkü beyniniz her şeyden önce olumlu duygular tarafından yönlendirilir.
- Laughter binds people together and increases happiness and intimacy.
- Kahkaha insanları birbirine bağlar, mutluluğu ve samimiyeti artırır.
- I can't hold back my laughter any longer.
- Kahkahalarımı daha fazla tutamıyorum.
- I heard laughter in the next room.
- Yan odada kahkahalar duydum.
- There was occasional laughter.
- Ara sıra kahkahalar geliyordu.
- Laughter has no foreign accent.
- Kahkahanın hiçbir yabancı aksanı yoktur.
- The circus and the show are brimful of fun and laughter.
- Sirk ve gösteri eğlence ve kahkahalarla doludur.
- Laughter is good for your health.
- Kahkaha sağlığınız için iyidir.
- The crowd erupted into laughter.
- Kalabalık kahkahalara boğuldu.
- Laughter is the best medicine.
- Kahkaha en iyi ilaçtır.
- Tom heard laughter outside.
- Tom dışarıda kahkahalar duydu.
- Laughter filled the room.
- Kahkaha odayı doldurdu.
- The hyena's bark sounds like laughter.
- Sırtlanın havlaması kahkaha gibi geliyor.
- The demon grabbed my sister and, with howling laughter, cast her into a bottomless pit.
- İblis kız kardeşimi yakaladı ve uluyan kahkahalarla onu dipsiz bir kuyuya attı.
- The boy was not humiliated by the laughter of his classmates.
- Çocuk sınıf arkadaşlarının kahkahaları karşısında utanmadı.
- He was so funny at the party that I simply couldn't restrain my laughter.
- Partide o kadar komikti ki kahkahalarımı tutamadım.
- Laughter is a feature of mankind.
- Kahkaha insanoğlunun bir özelliğidir.
- The room filled with laughter.
- Oda kahkahayla dolu.
- When I saw his new hairstyle I tried hard to suppress my laughter.
- Yeni saç modelini gördüğümde kahkahalarımı bastırmak için çok uğraştım.
- Laughter is contagious.
- Kahkaha bulaşıcıdır.
- I hear your childish laughter.
- Çocukça kahkahalarını duyuyorum.
- Children's laughter could be heard in the distance.
- Çocukların kahkahası uzaktan duyulabiliyordu.
- She discombobulated me with her feckless laughter.
- Saçma sapan kahkahalarıyla beni şaşkına çevirdi.
- Sami's home was filled with love and laughter.
- Sami'nin evi sevgi ve kahkaha ile doluydu.
- Her laughter echoed through the house.
- Kahkahaları evin içinde yankılandı.
- The room exploded in laughter.
- Oda kahkahalarla patladı.
- Sami's home was filled with love and laughter.
- Sami'nin evi sevgi ve kahkahalarla doluydu.
- Tom could hear laughter through the wall.
- Tom duvarın arkasından kahkahaları duyabiliyordu.
- Deep laughter brings tears.
- Derin kahkahalar gözyaşı getirir.
- The boy was not humiliated by the laughter of his classmates.
- Çocuk, sınıf arkadaşlarının kahkahalarından gocunmadı.
- A day without laughter is a day wasted.
- Kahkahasız bir gün, boşa geçmiş bir gündür.
- When I saw his new hairstyle I tried hard to suppress my laughter.
- Onun yeni saç stilini gördüğümde kahkahamı bastırmaya çalıştım.
- Her laughter is an authentic expression of the joy of living.
- Onun kahkahası yaşamanın keyfinin otantik bir ifadesi.
- Laughter is infectious.
- Kahkaha bulaşıcıdır.
- Children's laughter could be heard in the distance.
- Uzaktan çocuk kahkahaları duyuluyordu.
- The circus and the show are brimful of fun and laughter.
- Sirk ve gösteri eğlence ve kahkaha doluydu.
- Laughter rippled through the audience.
- Seyirciler arasında kahkahalar yükseldi.
- Tom answered with laughter.
- Tom kahkaha ile cevap verdi.
- Tom could hear laughter through the wall.
- Tom duvardan kahkahaları duyabiliyordu.
- The room exploded in laughter.
- Oda kahkahalara boğuldu.
- Laughter filled the room.
- Kahkahalar odayı doldurdu.
- Laughter can kill.
- Kahkaha öldürebilir.
- Laughter is good for your health.
- Kahkaha, sağlık için iyidir.
- The room filled with laughter.
- Oda kahkahalarla doldu.
- Her laughter echoed through the house.
- Onun kahkahası evde yankılandı.
- On the speaker's saying so, the audience burst out into laughter.
- Konuşmacının bunu söylemesi üzerine dinleyiciler kahkahalara boğuldu.
- Laughter has no foreign accent.
- Kahkahanın yabancı aksanı yoktur.
Show More (83) |