... halinde - Turco Inglés Diccionario

... halinde

Significados de "... halinde" en diccionario inglés turco : 2 resultado(s)

Turco Inglés
General
... halinde in a condition of adv.
... halinde in a state of adv.

Significados de "... halinde" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
kızarmış ekmek (dilim halinde) toast n.
uyku halinde dormant adj.
çatışma halinde olmak be in conflict v.
General
sekiz yaprak halinde katlanmış kağıt tabakası eightvo n.
kabuğu ince pullar halinde dökülme (ağaç) exfoliating n.
bir bütün halinde toplayan embodier n.
ekip halinde çalışma ruhu team spirit n.
takım halinde olma teaming n.
toz halinde olma powderiness n.
gaz halinde olma durumu gaseousness n.
beş dizelik bölümler halinde yazılmış eser pentastich n.
alan (şerit halinde uzanan) swath n.
sıvı halinde atık effluent n.
büyük kütleler halinde yüzen esmer yosun sargassum n.
i halinde isim fiil supine n.
kanun halinde toplama codification n.
sos tehlike halinde verilen imdat sinyali sos n.
sıcak yemeklerin paket halinde satıldığı (yer) takeaway n.
akın halinde gitme surge n.
bir bütün halinde toplama embodying n.
parça halinde olma özelliği fragmentariness n.
beraberlik halinde oynanan el rubber n.
grup halinde sözde ciddi bir maksatla seyahat etme junketing n.
zamanı çok hassas dilimler halinde ölçen alet chronometer n.
kıvrımlar halinde duran kumaş drapery n.
tabaka halinde pamuk batting n.
tabakalar halinde dizilim delamination n.
taş yığını halinde mezar cairn n.
ince bir tabaka halinde olan parça flake n.
paket halinde atık package waste n.
dizi halinde yayınlanan karikatür cartoon n.
dalgalar halinde yayılma surge n.
küçük lokmalar halinde yeme nibbling n.
taş yığını halinde anıt cairn n.
tek sıra halinde yürüme defiling n.
bir sıvının sprey halinde dağıtılmasını sağlayan aygıt nebulizer n.
bir sıvının sprey halinde dağıtılmasını sağlayan aygıt nebuliser n.
hükümet halinde olmayan nongovernment n.
yapım halinde yol road under construction n.
toz halinde madde dust n.
pul halinde ayrılıp düşen flaking n.
sıcak yemeklerin paket halinde satıldığı (dükkan) take-out n.
alabora olması halinde otomatik olarak düzgün duruma gelen küçük bot self-righting n.
kendi halinde insan an honest joe n.
saplantı halinde japon anime/manga tutkunu insan otaku n.
denizde kendi halinde yüzen şeyler drift stuff n.
ancak bir kişinin sığabileceği çekmece benzeri kompartmanlar halinde uyunacak yer capsule hotel n.
yüklü/yığın halinde aktarım bulk transfer n.
taslak halinde olma sketchiness n.
kilise apsisinde yükselen sıralar halinde yer alan din görevlilerinin oturma yeri synthronon n.
küçük parçalar halinde kırılmış buz ice chips n.
ruh halinde ani değişimler mood changes n.
ruh halinde ani değişimler mood swings n.
ishal halinde gelen dışkı squit n.
kümeler halinde büyüyen bir çimen türü bunch grass n.
kişinin tek paragraf halinde kısa özgeçmişi biographical statement n.
kişinin tek paragraf halinde kısa özgeçmişi bio statement n.
satırlar ve sütunlar halinde düzenlenmiş veri seti tabular array n.
belirli bir uzunlukta kütükler halinde kesilmiş yakacak odun tallwood n.
panik halinde olma affrightment [obsolete] n.
taş yığını halinde mezar carn n.
yüzlükler halinde ayırma centuriation n.
nesnelerin düz bir çizgi halinde hizalanması alineation n.
nesneleri düz bir çizgi halinde hizalayan kimse aliner n.
nesnelerin düz bir çizgi halinde hizalanması allineation n.
(çin'de) kırsal alanlardan kitleler halinde şehre göç etmiş genç nesil ant tribe n.
birimleri partiler halinde düzenleyen şey unitizer n.
bir birim halinde elleçlenebilen paketlenmiş öğeler unitized load n.
birimleri partiler halinde düzenleyen kimse unitizer n.
derileri tuzlayıp yataklar halinde katlayan deri işçisi bedder n.
tabletler halinde satılan katışıksız bir beyaz kurşun çeşidi krems lead n.
balkanlar'da dağınık topluluklar halinde yaşayan bir halk vlach n.
balkanlar'da dağınık topluluklar halinde yaşayan bir halk walach n.
balkanlar'da dağınık topluluklar halinde yaşayan bir halkın konuştuğu rumence lehçesi vlach n.
balkanlar'da dağınık topluluklar halinde yaşayan bir halkın konuştuğu rumence lehçesi walach n.
ambalajlamak için ayakkabıları veya çorapları çift halinde düzenleyen işçi mater n.
sıralar halinde ekim yapabilmek için toprağı işaretlemek üzere kullanılan alet veya parça marker n.
küçük fırfırlar halinde plilenmiş malzeme şeridi quilling n.
kamu kaynaklarına erişimi olanların yetkili konumda bulunanlarla anlaşma halinde yaptığı bir dolandırıcılık bobol n.
küçük ve yuvarlak porsiyonlar halinde servis edilen balık, et veya etli börek medallions n.
stadyumdaki izleyicilerin birbirine izleyen bölümler halinde ayağa kalkarak kollarını kaldırıp sonra da oturarak yarattıkları dalgalanma efekti mexican wave n.
yalnızca birkaç yüz mikrometrelik çapı bulunan ve kan gibi sıvılarda süspansiyon halinde tutulabilen çok küçük kabarcık microbubble n.
(insanları, hayvanları) grup halinde bir araya getirmek herd together n.
özellikle kale duvarının tepesine inşa edilen sıra halinde ahşaptan geçici barınaklar bratticings [obsolete] n.
(araçtaki mekanizmalar) birbiriyle etkileşim halinde olan parçaların düzeni hookup n.
ekipler halinde çalışan yankesici mobsman [obsolete] n.
gruplar halinde çalışan yankesici mobsman [obsolete] n.
küçük porsiyonlar halinde dağıtma morselling n.
lokmalar halinde dağıtma morselling n.
sürü halinde yaşama gregariousness n.
sürü halinde yaşama gregarianism n.
dizi halinde yayınlanmayan televizyon programı one shot n.
dizi halinde yayınlanmayan televizyon programı one-shot n.
tomar halinde yuvarlanmış kağıt para roll n.
tekrarlanması halinde büyük zararlar verebilecek olay russian roulette n.
küçük hayvanların damlalar halinde su içebildiği bir su kabı dewdrop n.
teşkilat halinde olmama disorganisation n.
teşkilat halinde olmama disorganization n.
sıra halinde düzenlenmiş şeyler column n.
sıra halinde düzenlenmiş bir insan grubu column n.
(armacılıkta) çift halinde bulunan dar şerit cottise n.
(armacılıkta) çift halinde bulunan dar şerit cotice n.
(armacılıkta) çift halinde bulunan dar şerit cotise n.
(armacılıkta) çift halinde bulunan dar şerit cost n.
farklı uzunluklarda iki çift halinde olma (erkek organı) didynamy n.
alışkanlık halinde yapılan aktiviteler diet n.
damlalar halinde düşme dribble n.
paket halinde terapötik uygulama packing n.
uzun çubuklar halinde kurutulan balık tutkalı pipe n.
tamamı rulo halinde toplanmış saç pompadour n.
birbirinin devamı olan parçalar halinde çıkarılan yayın continuation n.
uzun sıra halinde ilerleyen bir dizi insan crocodile n.
kendi halinde kimse fat-cat n.
nöbetler halinde görülme intermittence n.
rulo şerit halinde basılmış damga pulu coil n.
mücadele verilmesi halinde mevcut olan kazanma ihtimali fighting chance n.
birada asıltı halinde bulunan katkı maddesi parçacıkları flyer n.
sayfa benzeri bir dizi bölüm halinde katlanmış olan basılı kağıt folder n.
sıra, dizi veya topluluk halinde bulunup zorlu bir sınav teşkil eden şey gauntlet n.
ihtilaf halinde federal kanunun eyalet kanunu yerine geçmesine ilişkin doktrin preemption n.
dört kişilik takımlar halinde oynanan atış poligonunda havaya fırlatılan hedefleri vurma oyunu scoot n.
uyku halinde olma slumber n.
kendi halinde olma prudence n.
çürüme halinde olma putridness n.
ince tabakalar halinde satılan sabun soap flakes n.
asıl mirasçının erginlik çağına girmemiş olması halinde yedek varis atama substitution n.
boş bardağı çevirdiğinde bardağın dibindeki damlaların tırnaktan akması halinde oyuncunun daha fazla içki içtiği bir oyun supernaculum [obsolete] n.
(tereyağı) küçük kare porsiyonlar halinde sunulan şey pat n.
borcun ödenmemesi halinde alacaklıya haciz yetkisi veren belediye başkanı onaylı senet statute [obsolete] n.
çiftler halinde oynanan yarışma pair n.
çiftler halinde oynanan oyun pair n.
çiftler halinde oynanan turnuva pair n.
demetçikler halinde sıralanma fasciculation n.
sürü halinde gitmek run v.
akın halinde gitmek stream v.
doğurma halinde olmak labor v.
panik halinde kaçmak stampede v.
gruplar halinde düzenlemek arrange into groups v.
sürü halinde yüzmek (balık) school v.
inşaat halinde olmak be under construction v.
bir şeyi ince bir tabaka halinde sürmek spread something thin v.
en güzel halinde olmak be in the pink v.
taslak halinde çizmek sketch v.
dalgalar halinde yükselmek billow v.
sıra halinde gitmek string v.
savaş halinde olmak be at war v.
toplantı halinde olmak (resmi bir meclis/kurul vb) sit v.
akın halinde gitmek swarm v.
tabakalar halinde dizmek delaminate v.
tefrika halinde yayımlamak serialize v.