Gaze - Turco Inglés Diccionario

Gaze

Significados de "Gaze" en diccionario turco inglés : 12 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
gaze v. gözünü dikmek
General
gaze n. gözünü dikme
gaze n. dik bakış
gaze n. sürekli bakış
gaze n. nazar
gaze n. (lacancı psikanalizde) öznenin bakma arzusu ile birine bakılabileceğine dair sahip olduğu bilinci arasındaki ilişki
gaze v. gözünü dikmek
gaze v. dik dik bakmak
gaze v. uzun uzun bakmak
gaze v. dikizlemek
Psychology
gaze n. bakış
Archaic
gaze n. bakılan nesne

Significados de "Gaze" en diccionario inglés turco : 3 resultado(s)

Turco Inglés
Technical
gaze gauze n.
Textile
gaze gause n.
gaze topstich n.

Significados de "Gaze" con otros términos en diccionario inglés turco: 116 resultado(s)

Inglés Turco
General
gaze hound n. av köpeği
female gaze n. kadın bakış açısı
female gaze n. anaerkil bakış açısı
female gaze n. kadın gözü
gaze on v. dik dik bakmak
gaze at v. seyretmek
gaze on v. gözünü dikmek
gaze at v. gözünü dikmek
gaze at v. dik dik bakmak
gaze upon v. gözünü dikmek
gaze at v. gözü dalmak
gaze at v. bakakalmak
gaze at v. gözünü dikip bakmak
gaze at (him/her) with pure adoration v. içine düşmek
gaze out of the window v. pencereden bakmak
gaze out the window v. pencereden bakmak
gaze through the window v. pencereden bakmak
gaze at someone in astonishment v. hayretle bakmak
gaze at someone in astonishment v. şaşkınlıkla bakmak
gaze upon v. dalıp gitmek
gaze at v. dalgın dalgın bir şeye bakmak
gaze upon v. gözü takılı kalmak
gaze around v. (bir şeylerin arasında) sevinç ya da şaşkınlıkla dolanmak
gaze round v. şaşkın şaşkın etrafa bakınmak
gaze around v. şaşkın şaşkın etrafa bakınmak
gaze at v. dalgın dalgın bir yere bakmak
gaze around v. şaşkınlıkla çevresini incelemek
gaze at v. bir şeye dalıp gitmek
gaze round v. (bir şeylerin arasında) sevinç ya da şaşkınlıkla dolanmak
gaze round v. şaşkınlıkla çevresini incelemek
gaze on v. gözü takılı kalmak
gaze on v. dalıp gitmek
gaze in admiration v. hayranlıkla izlemek
fix one's gaze on v. bir şeye gözünü dikmek
avert one's gaze v. bakışlarını kaçırmak
avert one's gaze v. gözlerini kaçırmak
gaze off into the view v. seyre dalmak
Phrasals
gaze into v. içine bakmak
gaze out on (something) v. dışarıdaki (bir şeye) bakmak
gaze out on something v. bir yerden dışarı bakmak
gaze out on something v. dışarıdaki bir şeye bakmak
gaze out on (something) v. dışarı bakmak
gaze out on something v. bir yerden/binadan dışarıyı seyretmek
gaze out on v. dışarıdaki bir şeye bakmak
gaze at (someone or something) v. (birine/bir şeye) bakınmak
gaze at (someone or something) v. (birileri/bir şeyler) arasında göz gezdirmek
gaze around at (someone or something) v. (birileri/bir şeyler) arasında göz gezdirmek
gaze on (someone or something) v. (birine/bir şeye) bakınmak
gaze out on v. dışarıyı seyretmek
gaze around at (someone or something) v. (birine/bir şeye) bakınmak
gaze out on v. dışarı bakmak
gaze out on v. -e bakmak
gaze on (someone or something) v. (birileri/bir şeyler) arasında göz gezdirmek
gaze at (someone or something) v. (birine/bir şeye) bakmak
gaze on (someone or something) v. (birine/bir şeye) bakmak
Phrases
out of public gaze expr. gözlerden ırak
Colloquial
steely gaze n. gergin bakış
steely gaze n. kızgın bakış
steely gaze n. keskin bakış
steely gaze n. sert bakış
steely gaze n. sabit bakış
steely gaze n. etkileyici bakış
steely gaze n. ayıplayan bakış
steely gaze n. kınayan bakış
steely gaze n. ciddi bakış
Idioms
male gaze n. erkek gözü
male gaze n. ataerkil bakış açısı
male gaze n. erkek bakış açısı
gaze at one's navel v. sadece kendisini ve kendi sorunlarını düşünmek
rivet one's gaze on someone v. bakışlarını dikmek
rivet one's gaze on someone v. birine gözlerini dikmek
turn one's gaze away from someone v. (birinden) bakışlarını çevirmek
raise one's gaze to someone v. başını kaldırıp bakmak
raise one's gaze to someone v. kafasını kaldırıp bakmak
fix (one) with a gaze v. bakışlarıyla (birinin) dikkatini çekmek
fix (one) with a gaze v. (birini) bakışlarıyla ayartmak
fix (one) with a gaze v. (birini) bakışlarıyla bağlamak/tavlamak
meet someone's gaze v. birbirlerinin gözünün içine bakmak
meet someone's gaze v. göz göze bakmak
meet someone's gaze v. birine direkt bakmak
meet someone's gaze v. birinin direkt gözüne bakmak
meet someone's gaze v. biriyle göz teması kurmak
meet someone's gaze v. karşılıklı birbirinin gözüne bakmak
meet someone's gaze v. gözleri buluşmak
meet someone's gaze v. biriyle göz göze gelmek
gaze open-mouthed v. hayretle bakakalmak
gaze off into space v. gözü dalmak
gaze open-mouthed v. ağzı açık bakakalmak
gaze off into space v. dalıp gitmek
meet (one's) gaze v. (birinin) gözlerinin içine bakmak
gaze off into space v. uzağa dalmak
gaze open-mouthed v. ağzı açık bakmak
gaze off into space v. dalıp gitmek
meet (one's) gaze v. (biriyle) göz teması kurmak
gaze into space v. uzağa dalmak
gaze into space v. dalıp gitmek
meet (one's) gaze v. (biriyle) göz göze gelmek
gaze into space v. dalıp gitmek
gaze open-mouthed v. hayretle bakmak
gaze into space v. gözü dalmak
gaze into space v. boşluğa bakmak
gaze into space v. boş boş bakmak
gaze into space v. gözü dalmak
gaze into space v. boşluğa dalıp gitmek
gaze into space v. dalgın dalgın bakmak
fix somebody with a gaze v. birine gözünü dikip bakmak
fix somebody with a gaze v. birine bakışlarını dikmek
rivet one's gaze on someone or something v. bakışlarını birine/bir şeye kenetlemek/sabitlemek
rivet one's gaze on someone or something v. gözünü birine/bir şeye dikmek
rivet gaze on v. -e dikkat kesilmek
rivet gaze on v. -e bakışlarını kenetlemek/sabitlemek
rivet gaze on v. -e bakışlarını/gözlerini dikmek
steely gaze expr. delici bakış
Medical
nystagmus with the fast phase beating in the direction of gaze n. hızlı fazı bakış yönüne vuran nistagmus
Psychology
gaze pattern n. bakış yapısı
History
at gaze adv. (arma figürü) yüzü karşıya bakarak