Polen - Turco Inglés Diccionario

Polen

Significados de "Polen" en diccionario inglés turco : 3 resultado(s)

Turco Inglés
Technical
polen pollen n.
Botanic
polen pollen n.
Apiculture
polen pollen n.

Significados de "Polen" con otros términos en diccionario inglés turco: 112 resultado(s)

Turco Inglés
General
polen kütlesi pollen mass n.
polen yaymak pollinate v.
polen ile kaplamak pollen v.
polen içeren pollenarious adj.
polen anlamına gelen ön ek pollini- pref.
polen anlamına gelen ön ek pollin- pref.
Automotive
polen filtresi cabin air filter n.
Medical
polen alerjisi pollen allergy n.
Chemistry
polen tanelerinin dış tabakasını oluşturan polimer sporopollenin n.
Biology
polen tanesindeki jeneratif hücrenin bölünmesiyle oluşan ve erkek hücre oluşturmak üzere bölünen iki hücreden her biri body cell n.
(polen taneciğinde) spor duvarını oluşturan iki katmandan içte olanı endosporium n.
(polen taneciğinde) sporun iç katmanı intine n.
parazitik olmayan arılarda polen taşıma veya toplama uzvu scoop n.
Zoology
polen sepeti pollen basket n.
polen sepeti corbicula n.
parazitik olmayan arıların polen taşıma/toplama uzvu scopa n.
polen taşıyan polliniferous adj.
Botanic
polen taşıyıcı pollinator n.
polen taşıyan pollinator n.
polen getiren pollinator n.
sac polen kesesi pollen n.
polen borusu pollen tube n.
havadaki polen miktarı pollen count n.
polen tanesi pollen grain n.
polen analizi açısından palynological n.
polen bilimci palynologist n.
polen yayma pollinating n.
polen yayma pollination n.
aynı salkımda hem erkek hem dişi çiçekleri olan, erkek çiçeğe dokunulduğunda havaya polen püskürten orkide türü jumping orchid (catasetum macrocarpum) n.
polen tüpünün kalaza içinden embriyo kesesine nüfuz etmesi chalazogamy n.
polen tanesinin dış yüzeyinde bulunan oyuk ya da boşluk lacuna n.
polen tanesinin dış yüzeyinde bulunan oyuk ya da boşluk lacune n.
polen kesesini kaplayan kılıf veya kın theca n.
erkek gametofite ya da polen tüpüne dönüşen bitki tohumu hücresi tube cell n.
polen genlerinin endosperm üzerindeki etkisi xenia n.
tohumlu bitkilerde polen tanesi microspore n.
polen kesesinin boşluğu loculus n.
(polen özellikleri nedeniyle) tozlaşma sonrası iki bitkinin melezleştirilebilir olmaması incompatibility n.
polen ana hücresi pollen mother cell n.
polen kaynağı bitki polliniser [uk] n.
polen taşıma amaçlı ekilen bitki pollinizer [us] n.
polen kaynağı bitki polleniser n.
polen kaynağı bitki pollenizer n.
polen kaynağı bitki pollinizer [us] n.
polen kütlesi pollinium n.
polen taşıma amaçlı ekilen bitki pollenizer n.
polen taşıma amaçlı ekilen bitki polliniser [uk] n.
polen taşıma amaçlı ekilen bitki polleniser n.
(erkek organ) polen üretememe contabescence n.
polen tüpünün mikropilden geçişi porogamy n.
polen tüpü üzerinden tozlaşan bitki siphonogam n.
polen tüpü spermary n.
polen yayarak tozlaştırmak cross-pollinate v.
polen yayarak tozlaştırmak pollenate v.
polen tüpünün kalaza içinden embriyo kesesine nüfuz edip döllenmesiyle ilgili chalazogamic adj.
polen kesesini kaplayan kılıfında spor olan thecasporous adj.
polen üreten polleniferous adj.
polen kaplı pollened adj.
polen üreten polliniferous adj.
polen üretemeyen contabescent adj.
polen tüpünün mikropilden geçişine ait veya ilgili porogamous adj.
polen tüpü mikropilden geçen porogamous adj.
polen tüpünün mikropilden geçişine ait veya ilgili porogamic adj.
polen tüpü mikropilden geçen porogamic adj.
Agriculture
çiçekte erkek organın stameni üzerinde bulunan ve polen veren bölümü anther n.
mısırın polen üreten püskül kısmını yolup toprağa ekmek detassel v.
Apiculture
polen tarağı pollen rake n.
polen katkılı yem pollen suplement n.
polen ikame yemi pollen substitute n.
polen kalıbı pollen pellet n.
polen presi pollen hippers n.
polen analizi palynology n.
polen fırçası pollen brush n.
polen bilimi palynology n.
polen analizi pollen analysis n.
polen yerleştirici pollen insert n.
polen taneciği pollen grain n.
polen fırçası antenna comb n.
polen tuzağı pollen trap n.
balın polen analizi pollen analysis of honey n.
polen sepeti pollen basket n.
balda polen analizi bilimi melissopalynology n.
polen veya nektarın neden olduğu felç paralysis due to nectar or pollen n.
polen kalıbı pollen mould n.
polen dağıtıcısı pollen dispenser n.
polen presi pollen press n.
polen küreciği pollen load n.
polen fırçası pollen comb n.
polen bitkisi pollen plant n.
işçi arıların larvaları beslemek için hazırladığı polen ve nektar karışımı ambrosia n.
arka ayaklarında polen toplamak için kıllar bulunan arı scopuliped n.
arka ayaklarında polen toplamak için kıllar bulunan bir arı scopiped n.
bal veya polen toplamak gather v.
tek deliği bulunan (polen tanesi) monotreme adj.
tek açıklığı bulunan (polen tanesi) monotreme adj.
History
vietnam savaşı'nda güneydoğu asya üzerinde biyolojik silah olarak kullanıldığı düşünülen ancak sonradan polen yüklü arı dışkısı olduğu anlaşılan sarı renkli toz formda bir madde yellow rain n.
Environment
turba bataklıklarında polen tanesi sıklığının tayini pollen analysis n.
genellikle çam ormanlarından rüzgarla uzaklara taşınan kükürt görünümlü sarı polen yağmurları sulphur showers n.
Geology
polen diyagramı pollen diagram n.
otsul polen herbaceous pollen n.
otsul polen nonarboreal pollen n.
odunsu polen arboreal pollen n.
polen diyagramları pollen diagrams n.
Archaic
polen tabakası farina n.
Entomology
baklagillere polen taşıyan bir arı nomia n.
arıların arka bacaklarında yer alan polen taşıma kesesi pollen basket n.
(böcek) bitkilere polen taşıyan canlı polleniser n.
(böcek) bitkilere polen taşıyan canlı pollenizer n.
polen üretemeyen parazitik yaban arılarının bulunduğu bir cins genus psithyrus n.
polen üretemeyen parazitik yaban arılarının bulunduğu bir cins psithyrus n.
polen kaplı pollinose adj.
tek bir bitki türünün çiçeklerinden polen toplayan monolectic adj.