T - Turco Inglés Diccionario

T

Significados de "T" en diccionario turco inglés : 6 resultado(s)

Inglés Turco
General
t n. ton
t n. ingiliz alfabesinin yirminci harfi
Technical
t n. kuyumcu tartısının simgesi
t n. mutlak sıcaklığın simgesi
t n. tonun simgesi
t n. yüzey geriliminin simgesi

Significados de "T" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
Chemistry
t symbol of tritium n.

Significados de "T" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
isn't v. değil
General
t junction n. bir yolun başka bir yola dik açıyla katılması
t cell n. t hücresi
money doesn't grow on trees n. para kolay kazanılmıyor
t junction n. t kavşak
money can't buy everything n. para herşeyi satın alamaz
knot that can't be untied n. kördüğüm
t piece n. t parçası
money doesn't grow on trees n. para ağaçta yetişmez
t square n. gönye
don't n. yapılmaması gereken şey
t-bar n. t-kolu
t-bone steak n. t şeklinde kemiği olan biftek
t-stop n. taksi durağı
t-square n. gönye
t-shirt n. tişört
short sleeve t-shirt n. kısa kollu tişört
long sleeve t-shirt n. uzun kollu tişört
black t-shirt n. siyah tişört
skull t-shirt n. üzerinde kafatası çıkartması/işlemesi vb olan tişört
t-shirt collection n. tişört koleksiyonu
t-mobile compatible sim card n. t-mobile uyumlu sim kartı
t-rex n. büyük bir etobur dinozor
t'ai chi chuan n. kung-fu'nun meditasyona yönelik olan biçimi
t'ai chi n. kung-fu'nun meditasyona yönelik olan biçimi
employee t-shirt n. görevli tişörtü
someone you don't know n. bilmediğin birisi
someone you don't know n. bilmediğin biri
someone you don't know n. tanımadığın biri
someone you don't know n. tanımadığın birisi
c. g. t. (confédération générale du travai) [french] n. fransız işçi sendikası konfederasyonu
t cart n. t şeklinde, iki oturaklı bir tür yük arabası
t'ai-chung n. batı tayvan'da bulunan bir ticaret merkezi şehir
t rail n. rayların t şeklinde kesiştiği yer
t rex n. t rex
t-bar lift n. kayakçıların ayaklarının zeminde sabit kalarak taşındığı bir kablolu taşıma aracı
t-bar lift n. t-bar lift
t-ball n. beysbol ve softbolun değiştirilmiş biçimi
t-bone n. t şeklinde kemiği olan biftek
t-bar lift n. kayakçıların çekilerek taşınması
t-bar lift n. kayak merkezlerinde kişilerin t şeklinde bir bara tutunarak yukarı çıktığı lift
lb t (pound troy) n. 12 ons
don't-know n. kararsız kimse
don't-know n. (anket yanıtlarında) kararsız
don't-know n. kararsız kimse
don't-know n. (anket yanıtlarında) fikri yok
don't-know n. fikri olmayan kimse
don't-know n. fikri olmayan kimse
don't-know n. (anket yanıtlarında) fikri yok
don't-know n. (anket yanıtlarında) kararsız
cross one's t's v. özen göstermek
can't help v. elinde olmamak
can't find a solution v. işin içinden çıkamamak
doesn't v. yapmamak
can't put a foot wrong v. burnundan kıl aldırmamak
can't keep one's eyes off someone v. bakmaya doyamamak
shouldn't v. -mamalı/-memeli
can't cut the mustard v. en kolay işi bile becerememek
can't pass v. geçememek
ask from where one hasn't studied v. çalışmadığı yerden sormak
can't get one's head round something v. anlayamamak
can't sleep v. uyuyamamak
can't keep one's eyes off somebody/something v. gözünü alamamak
can't get one's head round something v. kabullenememek
can't keep one's eyes off somebody/something v. gözlerini alamamak
be so affected by something that one can't think of anything else v. dünyayı gözü görmemek
pretend that you didn't hear v. duymamazlıktan gelmek
can't help v. kendini ... yapmaktan alamamak
shan't (shall not) v. -mamalı
can't see the woods for the trees v. ayrıntılara takılıp kaldığı için durumu bir bütün olarak görememek
can't wait v. sabırsızlanmak
can't finish v. (işi/ödevi vb) yetiştirememek
can't complete v. (işi/ödevi vb) yetiştirememek
can't stand the smell v. kokuya tahammül edememek
couldn't not turn v. bakmadan edememek
couldn't not turn v. bakmadan duramamak
couldn't not turn v. dönüp bakmaktan kendini alamamak
can't escape the wrath of v. hışmından kurtulamamak
can’t forget its taste v. tadı damağında kalmak
can’t stand to be apart v. ayrı kalmaya dayanamamak
can't help but to look v. kendini bakmaktan alamamak
can't help but to look v. kendini bakmaktan alıkoyamamak
can't keep up with the times v. zamanın gerisinde kalmak
can't bring oneself to accuse someone v. birini suçlamaya içi el vermemek
couldn't take the pressure v. baskıyı kaldıramamak
can't wait for something v. dayanamamak
can't wait for something v. sabırsızlanmak
can't help thinking v. düşünmeden edememek
can't help but think v. düşünmeden edememek
can't stand v. tahammül edememek
can't manage without someone v. (birisi) olmadan yapamamak/idare edememek
can't go on v. devam edememek
can't afford v. yeterince parası olmamak
can't afford v. karşılayamamak
can't afford v. (maddi) gücü yetmemek
can't stand the sight of blood v. kan görmeye dayanamamak
dare not (daren't) v. cesaret edememek
can't see ahead of something v. bir şeyin önünü görememek
can't see beyond the road v. yolun ötesini görememek
can't open one's eyes v. gözlerini açamamak
can't restrain one's curiosity v. merakını yenememek
doesn't come within one's area of expertise v. uzmanlık alanına girmemek
doesn't fall within one's area of expertise v. uzmanlık alanına girmemek
can't stand v. dayanamamak
can't pronounce her r's v. r'leri söyleyememek
can't say his r's v. r'leri söyleyememek
can't pronounce their r's v. r'leri söyleyememek
can't say her r's v. r'leri söyleyememek
can't stand v. katlanamamak
can't control your bowels v. kakasını tutamamak
can't hold in your pee v. çişini tutamamak
can't hold in your stool v. kakasını tutamamak
can't control your bowels v. dışkısını tutamamak
can't hold in your pee v. idrarını tutamamak
can't hold in your stool v. dışkısını tutamamak
shan't v. -mayacak
daren't v. cesaret edememek
can't be bothered v. yapmaya istekli olmamak
can't breathe under water v. su altında nefes alamamak
can't swallow v. yutamamak
can't help speaking highly of something/someone all the time v. anlata anlata bitirememek
can't play piano v. piano çalamamak
didn't make it to the final round v. finale kalamamak
didn't make it to the final round v. finale çıkamamak
can't see clearly v. net görememek
take one's t-shirt off v. tişörtünü çıkartmak
take one's t-shirt off v. tişörtünü çıkarmak
take one's t-shirt off v. tişört çıkartmak
take one's t-shirt off v. tişört çıkarmak
couldn't find a chance to ask v. sormaya fırsat bulamamak
be so affected by something that one can't think of anything else v. gözü başka hiçbir şeyi göremeyecek kadar bir şeyden etkilenmek
needn't v. (kısaca) need not
mightn't v. olmayabilir
can't fathom v. kavrayamamak
t'other [dialect] adj. öbürü
t'other [dialect] adj. diğeri
k-t adj. dinozorlar dahil birçok yaşam formunun neslinin tükendiği, kretase ve tersiyer dönemleri arasında kalan jeolojik geçiş dönemine ait
k-t adj. dinozorlar dahil birçok yaşam formunun neslinin tükendiği, kretase ve tersiyer dönemleri arasında kalan jeolojik geçiş dönemi ile ilişkili
model t adj. demode
model t adj. geliştirmenin ilk aşamasına ait olan
model t adj. geliştirmenin başlangıç aşamasına ait olan
model t adj. modası geçmiş
to a t adv. tam olarak
to a t adv. bütünüyle
to a t adv. tıpkısı bütünüyle
to a t adv. tam
to a t adv. tam bir şekilde
to a t adv. tamamiyle
t-minus adv. belirtilen zamana
don't! interj. yapma