yapmamak - Turco Inglés Diccionario

yapmamak

Significados de "yapmamak" en diccionario inglés turco : 12 resultado(s)

Turco Inglés
General
yapmamak doesn't v.
He doesn't just do it to me.
Bunu sadece bana yapmıyor.

More Sentences
yapmamak fail v.
If I fail to do that, or if any of us fails to do that, in my view we are completely lost.
Eğer bunu yapamazsam ya da herhangi birimiz yapamazsak, bana göre tamamen kaybetmiş oluruz.

More Sentences
yapmamak omit v.
yapmamak draw the line at v.
yapmamak abstain from v.
yapmamak omit to v.
yapmamak neglect v.
Phrasals
yapmamak keep from doing v.
Idioms
yapmamak keep one's hands off v.
yapmamak draw a line v.
yapmamak keep hands off v.
Law
yapmamak omit v.

Significados de "yapmamak" con otros términos en diccionario inglés turco: 139 resultado(s)

Turco Inglés
General
ödeme yapmamak için adres değiştirip kaçan borçlu skip n.
bir şeyi mesele yapmamak take something in stride v.
ödeme yapmamak withhold payment v.
şaka yapmamak mean business v.
hata yapmamak not put a foot wrong v.
bir şeyi yapmamak için tövbe etmek swear off v.
yapmamak (merhametten/şefkatten dolayı) forbear v.
alıp hiçbir şey yapmamak (bir şeyi) sit on v.
hiç hata yapmamak get right v.
(biriyle) iş yapmamak go out of business v.
yanlış yapmamak do no wrong v.
açıklama yapmamak not to make a statement v.
daha mühim başka bir iş yüzünden yapmamak overslaugh v.
hiçbir şey yapmamak do nothing v.
hiçbir şey yapmamak make no move v.
hata yapmamak not make mistake v.
kocalık vazifelerini yapmamak shirk one's husbandly duties v.
(öğrenci vb) hiç devamsızlık yapmamak have perfect attendance v.
kahvaltı yapmamak skip breakfast v.
stres yapmamak not stress v.
kahve içmeden evvel bir şey yapmamak procaffeinate v.
cinsiyete gönderme yapmamak degenderize [us] v.
işbirliği yapmamak disoblige [uk] v.
ayrım yapmamak slop v.
bilinçli olarak yapmamak eschew v.
Phrasals
bir şeyi yapmamak abstain from something v.
önemli hiçbir şey yapmamak horse around v.
(bir şey yapmamak için) kendini dizginlemek chomp down on (something) v.
(bir şey yapmamak için) kendini tutmak chomp down on (something) v.
(bir şey yapmamak için) kendine hakim olmak chomp down on (something) v.
(bir şeyi) yapmamak keep from (doing something) v.
(bir şey) yapmamak için kendini tutmak restrain from (something) v.
Proverb
yapabileceğimiz iyilikleri yapmamak bizi suçlu kılar/yapar every man is guilty of all the good he didn't do
gaf yapmamak için en iyisi susmak a closed mouth gathers no feet
uygun hazırlık yapmamak başarısızlığa davetiye çıkarmaktır he who fails to prepare prepares to fail
Colloquial
kalınan yerin ödemesini yapmamak için gece vakti acele çıkıp gitme moonlight [uk] n.
kalınan yerin ödemesini yapmamak için gece vakti acele çıkıp gitme moonlight flit [uk] n.
hiçbir iş yapmamak not do a stroke of work v.
bir şeyi asla yapmamak not think of something/of doing something v.
(bir şeyi) birinden beklenen şekilde yapmamak not so much as (do something) v.
(bir şeyi) olması gerektiği gibi yapmamak not so much as (do something) v.
(bir şeyi) kibarca yapmamak not so much as (do something) v.
(bir şeyi) beklenen şekilde yapmamak not so much as (do something) v.
(bir şeyi) normal bir şekilde yapmamak not so much as (do something) v.
birinde suçladığı (bir şeyi) kendisi de yapmamak not so much as (do something) v.
(birine veya kendine) iyilik yapmamak do (someone or oneself) no favors v.
bir plan yapmamak leave open v.
bir zaman/tarih için bir plan yapmamak leave something open v.
oyun yapmamak play it straight v.
pek bir şey yapmamak take it easy v.
elinden bir tek bir şeyi yapmak ya da yapmamak gelmek be all somebody can/could do (not) to do something v.
elinden bir tek (bir şeyi yapmak ya da yapmamak) gelmek be all (one) could do (not) to (do something) v.
(bir daha sakın) bir şeyi yapmamak not let someone catch someone doing something v.
(bir şeyi) hayatta yapmamak somebody wouldn't be seen/caught dead... v.
(bir şey) yapmak ya da (yapmamak), (bütün mesele bu) to (do something) or not to (do something)(,that is the question) expr.
(bir şey yapmak) ya da (bir şey yapmamak), (işte bütün mesele bu) to (do something) or not to (do something)(,that is the question) expr.
Idioms
hiçbir şey yapmamak sit on one's hands v.
panik yapmamak keep one's head v.
mesele yapmamak take something in one's stride v.
mesele yapmamak take something in stride v.
mesele yapmamak take in stride v.
bir şeyi yapmamak gerektiğini bilmek know better than to do something v.
bir şeyi yapmamak gerektiğini (birinden daha iyi) bilmek know better than to do something v.
panik yapmamak keep a cool head v.
şaka yapmamak play tough v.
şaka yapmamak play hardball v.
atlamak (yapmamak anlamında) give something a miss v.
panik yapmamak keep one's wits about one v.
kendinden bekleneni yapmamak step out of line v.
(hata yapmamak adına) adımlarını dikkatli atmak put one foot in front of the other v.
hayatta gerçekten uğraşması/yapması gereken kariyeri/işi yapmamak. yanlış meslek seçmek miss one's calling v.
yaramazlık yapmamak behave themselves v.
sıkıntı yapmamak rest easy v.
mesele yapmamak tell no store of v.
sandığı/düşündüğü kadar çok yapmamak not so much as (do something) v.
yaramazlık yapmamak keep it between the ditches v.
(bir yapmamak) için kendini zor tutmak be all (one) could do (not) to (do something) v.
(bir şeyi yapmak ya da yapmamak) için her yolu denemek be all (one) could do (not) to (do something) v.
bir şeyi yapmak (ya da yapmamak) için her yolu denemek be all somebody can/could do (not) to do something v.
(bir yapmamak) için kendini zor tutmak be all somebody can/could do (not) to do something v.
(bir şeyi yapmak ya da yapmamak) için elinden geleni yapmak be all (one) could do (not) to (do something) v.
(bir şeyi yapmak ya da yapmamak) için elinden geleni yapmak as much as (one) could do (not) (to do something) v.
bir şeyi yapmak (ya da yapmamak) için elinden geleni yapmak be all somebody can/could do (not) to do something v.
(bir şey yapmamak) için kendini zor tutmak as much as (one) could do (not) (to do something) v.
(bir şey yapmak ya da yapmamak için) her yolu denemek as much as (one) could do (not) (to do something) v.
çok büyük bir hata yapmamak err on the right side v.
ufacık bir iş yapmamak not do a hand's turn v.
hiçbir iş yapmamak not do a hand's turn v.
kötü niyetle yapmamak not mean any offense v.
bir şey yapmamak için kendini zor tutmak be bursting to do something v.
genelde/normalde (bir şey yapmamak) be not in the business of (doing something) v.
hiçbir işi yarım yamalak/üstünkörü yapmamak not do anything by halves v.
hiçbir işi yarım yamalak/üstünkörü yapmamak do nothing by halves v.
(bir şeyi) yapmamak draw a line at (doing) (something) v.
(bir şeyi) yapmamak draw the line at (something) v.
doğru yoldan yapmamak get in through the back door v.
panik yapmamak keep head v.
panik yapmamak keep wits about v.
(bir şeyi) yapmamak knock (someone) on the head [uk] v.
birini bir durumdan kurtarmak için bir şey yapmamak let someone stew in their own juice v.
bir şey için harekete geçmemek/bir şey yapmamak let something lie v.
birini bir durumdan kurtarmak için bir şey yapmamak let someone stew v.
ortada fol yok yumurta yokken telaş yapmamak not count your chickens v.
biraz bile yapmamak not do a stroke v.
ortada fol yok yumurta yokken telaş yapmamak not count your chickens before they are hatched v.
hiç yapmamak not do a stroke v.
(bir daha sakın) yapmamak not let catch doing v.
ortalığı ayağa kaldıracak bir şey yapmamak never set the world on fire v.
hata yapmamak never set a foot wrong v.
ortalığı ayağa kaldıracak bir şey yapmamak not set the world on fire v.
hata yapmamak not put a foot wrong v.
hata yapmamak never put a foot wrong v.
hata yapmamak not set a foot wrong v.
hiçbir şey yapmamak sit on your hands v.
hiçbir surette (bir şey) yapmamak wouldn't do (something) for all the tea in china v.
(bir şeyi) hiçbir şekilde/surette yapmamak wouldn't be caught dead (doing something) v.
(bir şeyi) hiçbir şekilde/surette yapmamak wouldn't be seen dead (doing something) v.
kat'iyen (bir şey) yapmamak wouldn't do (something) for all the tea in china v.
(bir şeyi) ölse/hayatta yapmamak wouldn't be caught dead (doing something) v.
(bir şeyi) ölse/hayatta yapmamak wouldn't be seen dead (doing something) v.
dünyaları verseler (bir şey) yapmamak wouldn't do (something) for all the tea in china v.
hiçbir şekilde/surette yapmamak would not be seen dead v.
ölse yapmamak would not be seen dead v.
Speaking
(bir şeyi) hiçbir şekilde/surette yapmamak would not be caught dead (doing something) v.
(bir şeyi) hiçbir şekilde/surette yapmamak would not be seen dead (doing something) v.
-e kadar -i yapmamak it was not until expr.
Trade/Economic
hak ettiği teklifi yapmamak lowball v.
Law
işini gereğince yapmamak malpractice v.
bir görevi yapmamak make default v.
işini gereğince yapmamak malpractise v.
Computer
aynı girdiler ile tekrar hesaplama yapmamak için sonuçları hafızaya alma memoisation n.
aynı girdiler ile tekrar hesaplama yapmamak için sonuçları hafızaya alma memoization n.
Textile
kareli kumaştan yapmamak unplaid v.
Marine
(gemide) yükleme yapmamak disship [obsolete] v.
Card
(iskambil oyununda) deklarasyon yapmamak stick v.
Slang
hiçbir şey yapmamak couldn't (do something) to save (one's) life v.
pek bir şey yapmamak couldn't (do something) to save (one's) life v.
(bir şeyi) neredeyse hiç yapmamak couldn't (do something) to save (one's) life v.
hiçbir şey yapmamak jerk off v.