Winter- - Turco Inglés Diccionario

Winter-

Significados de "Winter-" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
winter sleep n. kış uykusu
winter n. kış
winter adj. kışlık
General
winter herald n. kış habercisi
winter house n. kışlık
depth of winter n. karakış
the dead of winter n. kışın ortası
severe winter cold n. kış kıyamet
coldest time in winter n. zemheri
the dead of winter n. karakış
winter n. zemheri
the dead of winter n. kara kış
winter cherry n. güveyfeneri
winter savory n. yaprakları bahar olarak kullanılan bir geyikotu türü
winter pasture n. kış merası
winter melon n. kış kavunu
depth of winter n. kış ortası
winter cress n. tere
winter squash n. balkabağı
winter quarters n. kışlak
winter conditions n. kış koşulları
winter n. kış
winter day n. kış günü
winter olympics n. kış olimpiyatları
winter sports n. kış sporları
winter conditions n. kış şartları
winter time n. kış saati
winter garden n. kış bahçesi
winter storage n. kışlık birikme
winter fruit n. kış meyvesi
winter cold n. kış soğuğu
winter's cold n. kış soğuğu
winter sport n. kış sporu
winter clothing n. kışlık giysi
winter time n. kış saati uygulaması
winter clothes n. kışlık giysi
the coming of winter n. kışın gelişi
winter boot n. kışlık çizme
winter counts n. tarih öncesine ait kabile kayıtları
nude winter olympics n. çıplak kış olimpiyatları
winter counts n. kabile kayıtları
an early winter n. erken bastıran kış
winter n. kış mevsimi
season of winter n. kış mevsimi
winter resort n. kışlık tatil yeri
last winter n. geçen kış
winter boot n. kışlık bot
winter blues n. kış depresyonu
winter depression n. kış depresyonu
winter barley n. kışlık arpa
winter break n. sömestr tatili
winter fell n. kış yarı/tepesi
a blast of winter n. ani/beklenmedik bir soğuk/kar yağışı dalgası
winter wind n. kış rüzgarı
winter rest n. kış uykusu
winter party n. kış partisi
winter diesel n. kışlık dizel
winter dress n. kışlık elbise
winter clothes n. kışlık kıyafet
winter dress n. kışlık kıyafet
winter clothes n. kışlık elbise
winter vacation n. kış tatili
winter break n. kış tatili
winter holiday n. kış tatili
winter soldier n. kış askeri
winter pack n. kış paketi
winter sun n. kış güneşi
winter house n. kış evi
winter collection n. kış koleksiyonu
winter n. çürüme zamanı
winter n. bozulma zamanı
winter n. bir soyadı
winter n. soğuk hava
winter n. sene
winter n. yıl
winter coat n. mont
become winter v. kışlamak
spend the winter v. kışı geçirmek
spend the winter v. kışlamak
winter v. kışlatmak
spend the winter in v. kışı geçirmek
winter v. kışı geçirmek
winter in v. kışı bir yerde geçirmek
winter v. kışlamak
winter-ground v. bitkinin köklerinin üzerini kapatmak
winter-ground v. korumak veya saklamak için kışın üzerini kapatmak
winter v. kış etkisi yaratmak
winter v. kış gibi etkilemek
winter v. kış aylarında ilgilenmek
winter (on) v. kış aylarında beslemek
winter v. kış aylarında bakmak
winter v. kış aylarında bakımı üstlenmek
winter v. kış aylarında konaklamak
suitable for the winter adj. kışlık
winter-beaten adj. kışın şiddetli hava koşulları nedeniyle tahrip olmuş
winter-beaten adj. kışın şiddetli hava koşullarından etkilenmiş
winter adj. kış mevsiminde meydana gelen
winter adj. kış mevsiminde yetişen (bitki)
winter adj. kış mevsimiyle ilgili
winter adj. kış aylarında büyüyen (bitki)
in the dead of winter adv. karakışta
in the deep of winter adv. kara kışta
in the winter adv. kışın
in summer and winter adv. yaz kış
in winter adv. kışın
in a cold winter night adv. soğuk bir kış gecesinde
Phrasals
winter over (some place) v. bir yerde kışı geçirmek
winter over (some place) v. kışı bir yerde geçirmek
winter over (some place) v. bir yerde kışlamak
winter on (something) v. kışı (bir şey) yiyerek geçirmek
winter on (something) v. (kış aylarında (bir şeyle) beslenmek
winter on (something) v. kış boyu bir hayvana (bir şey) yedirmek
winter on (something) v. kışın (bir şey) yiyerek yaşamak
winter on (something) v. kışı (bir şeyle) geçirmek
winter on (something) v. kış aylarını (bir şeyle) geçirmek
winter on (something) v. kış boyu (bir şeyle) beslenmek
winter on (something) v. kışı (bir şeyle) beslenerek atlatmak
winter on (something) v. kışın (bir hayvanı) bir şeyle beslemek
winter over v. kışın ayakta/hayatta kalmak
winter over v. kışa dayanmak
winter over v. kışı geçirmek
Phrases
in the depth of winter expr. kara kışta
in the depth of winter expr. karakışta
winter is almost upon us expr. kış gelmek üzere
winter draws on expr. kış kapıda
winter draws on expr. kış yaklaşıyor
Proverb
there is no spring without a winter kış olmadan bahar olmaz
Colloquial
a winter that feels like autumn n. sonbahar görünümlü kış
autumnal winter n. sonbahar görünümlü kış
fall-like winter n. sonbahar görünümlü kış
autumn-like winter n. sonbahar görünümlü kış
winter is coming expr. kış geliyor
winter is at the doorstep expr. kış kapıda
winter is around the corner expr. kış kapıda
winter is coming expr. yaklaşıyor yaklaşmakta olan
Idioms
dead of winter n. kara kış
dead of winter n. kışın ortası
dead of winter n. kışın en yoğun/sert dönemi
winter rat [us] n. kış şartlarında acımadan sürülen hurda/eski araba
buy straw hats in winter v. (bir şeyi) vaktinden önce ve ucuz olduğu zaman almak
buy straw hats in winter v. kürkü orak vaktinde, orağı kürk vaktinde almak
buy straw hats in winter v. aba vakti yaba, yaba vakti aba almak
summer and winter v. uzun süre gözlemek
summer and winter v. uzun süre gözlemlemek
summer and winter v. birinin davranışlarını uzun süre denetlemek/gözlem altına almak
in the dead of winter expr. kışın ortasında
Speaking
this is winter in turkey expr. türkiye'de kış şu an
winter is knocking on the door expr. kış kapıda
my favorite season is winter expr. en sevdiğim mevsim kış
Trade/Economic
winter premium n. kış primi