all in - Turco Inglés Diccionario

all in

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "all in" en diccionario turco inglés : 21 resultado(s)

Inglés Turco
General
all in adj. yorgun
all in adj. her şey dahil
all in adj. turşu gibi
all in adj. çok yorgun
all in adj. bitkin
all in expr. bütün servet
all in expr. bütün emekler
Colloquial
all in adj. yorgunluktan tükenmiş
all in expr. bitkin düşmüş
all in expr. her şey dahil
all in expr. her şeyiyle
all in expr. her şeyini vererek
all in expr. tüm kaynaklarını/çabasını seferber ederek
all in expr. her şeyiyle
all in expr. her şeyini vererek
all in expr. tüm kaynaklarını/çabasını seferber ederek
Idioms
all in expr. külçe gibi
all in expr. turşu gibi
Computer
all in expr. tümü içinde
Card
all in adv. (pokerde) rest çekerek
all in adv. bütün çipleri oynayarak

Significados de "all in" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
all in ballast n. tüvenan balast
all-in price n. her şey içinde fiyat
all-in ballast n. tuvenan balast
all the words in english n. ingilizce'deki bütün kelimeler
all the children in the world n. dünyadaki bütün çocuklar
be all in a fluster v. çırpınmak
put all of one's efforts in a job v. canla başla çalışmak
support someone in all aspects of something v. birisine bir şeyin her alanında yardım etmek
support someone in all aspects of something v. birisine bir şeyin her alanında destek olmak
go off in all these other directions v. bambaşka yönlere gitmek
have all sizes and colors in stock v. stokunda tüm ebatlarından/boylarından ve renklerinden bulunmak
say all in v. rest çekmek/demek (pokerde)
all in pieces adj. paramparça
all in bits adj. paramparça
different in all aspects adj. her yönüyle farklı
all in one package adj. hepsi tek pakette
in all respects adv. her bakımdan
in the middle of it all adv. tam ortasında
all in the same breath adv. aynı zamanda
in all my experience adv. bütün ömrümde
in all conscience adv. pek haklı olarak
in all cases adv. her durumda
all in good time adv. müsait bir zamanda
in the midst of all this adv. tam bu arada
in all adv. hepsi içinde
in all probability adv. her ihtimale göre
in all likelihood adv. neredeyse kesin
all in all adv. neticede
in all sincerity adv. tam bir içtenlikle
in all reason adv. hakkıyla düşünülürse
in all adv. toplam
in all likelihood adv. büyük ihtimalle
in all adv. topu topu
all in all adv. herşeyi hesaba katarak
all in unison adv. hepsi aynı zamanda
in the face of all men adv. çevreye karşı
in all conscience adv. vicdanen
all in all adv. sonuçta
in all my born days adv. bütün ömrümde
in all reason adv. mantıki olarak
in all conscience adv. mutlaka
all in all adv. her şey
all in all adv. son
in all respects adv. her hususta
all in all adv. her şeyi hesaba katarak
all in unison adv. hep beraber
all in good time adv. uygun bir zamanda
in all my experience adv. bütün hayatım boyunca
in all adv. toplam olarak
in all adv. tamamı
in all honesty adv. hakikaten
in all adv. hepsi
in all adv. hepsinde
in all honesty adv. gerçekten
in all honesty adv. sahiden
in all adv. topyekun
in all phases adv. tüm aşamalarda
all in good time adv. zamanı gelince
in all steps adv. tüm aşamalarda
in all adv. hepsini toplasan
in all the countries of the world adv. dünyanın bütün ülkelerinde
in all probability adv. en iyi ihtimalle
in all likelihood adv. en iyi ihtimalle
(something) in all ways adv. nereden baksan
all in one breath adv. bir nefeste
all in one breath adv. bir solukta
all in one breath adv. hepsini bir anda
in an all-inclusive manner adv. ayrıntılı bir şekilde
in all extents adv. her haliyle
in all circumstances adv. her koşulda
in all conditions adv. her koşulda
in all aspects adv. her haliyle
in all aspects of adv. her yönden
in all aspects of adv. her bakımdan
in all probability adv. ne olursa olsun
in all probability adv. her türlü olasılıkta
in all reason adv. mantıklı olarak
in all reason adv. mantıken
in almost all cases adv. nerdeyse her durumda
in almost all cases adv. hemen hemen her durumda
in all its aspects adv. bütün yönleriyle
in all its aspects adv. bütün yanlarıyla
in all conscience adv. doğrusu
in all seriousness adv. bütün ciddiyetiyle
in all seriousness adv. oldukça ciddi bir biçimde
in all seriousness adv. tüm ciddiyetle
in all directions adv. dört bir yana
in all adv. toplamda
Phrasals
be all in v. yorgunluktan bitip tükenmek
be all in v. çok yorulmuş olmak
be all in v. tükenmek
be all in v. mahvolmak
Phrases
in all adv. toplam olarak
in all adv. tutar olarak
in all fairness expr. doğruyu söylemek gerekirse
in no time at all expr. çok çabuk
in all honesty expr. açık söylemek gerekirse
in no time at all expr. çabucak
in no time at all expr. çabucacık
we are all equal in the sight of god expr. tanrının nazarında hepimiz eşitiz
in spite of all these things expr. bütün bunlara rağmen
in no time at all expr. çok geçmeden
in the light of all the facts mentioned above expr. yukarıda bahsedilen tüm bu gerçeklerin ışığında
in addition to all these expr. tüm bunların yanında
in all spheres expr. her alanda
in all areas expr. her alanda
all the outs in free calling all the outs in free expr. elma dersem çık armut dersem çıkma
all ye all ye outs in free expr. elma dersem çık armut dersem çıkma
in all fields/branches of life expr. yaşamın her alanında
in all fields/branches of life expr. hayatın her alanında
we all smile in the same language expr. hepimiz aynı dilde gülümsüyoruz
to put it all in simple terms expr. basitçe söylemek gerekirse
having all these in mind expr. tüm bunlar göz önüne alındığında
in all parameters expr. tüm parametrelerde
out of all the things in the world expr. dünyadaki bütün şeylerin dışında
it's all in the name expr. isimden anlaşılıyor
it'll all come out in the wash expr. hiçbir şey gizli kalmaz
it was all in good fun expr. kötü bir niyet yoktu
all in one expr. aynı anda
out of all the things in the world expr. dünyadaki bunca şeyin arasından
in full possession of all your faculties expr. akli dengesi yerinde
all in good time expr. her şeyin bir zamanı var
all knowledge is contained in fandom expr. her şeyin çorba olması
all knowledge is contained in fandom expr. gerekli gereksiz tüm konular hakkında konuşma
all knowledge is contained in fandom expr. konuyu dağıtma
all knowledge is contained in fandom expr. tüm konuların birbirine girmesi
all knowledge is contained in fandom expr. asıl konudan uzaklaşma
all knowledge is contained in fandom expr. alakasız konulara kayma
in all innocence expr. masumane bir biçimde
in (all) fairness (to one) expr. doğrusu
in all truthfulness expr. tüm samimiyetimle
in (all) fairness (to one) expr. ne yalan söyleyeyim
in all innocence expr. tüm iyi niyetiyle
in all innocence expr. safdillilikle
in (all) fairness (to one) expr. doğruyu söylemek gerekirse
in all innocence expr. art niyetsiz
in all truthfulness expr. bütün samimiyetimle
in all innocence expr. safiyane
in all innocence expr. safça
in all innocence expr. hiçbir kötülük gütmeden
in all innocence expr. hiçbir art niyet gütmeden
in spite of all odds expr. tüm zorluklara rağmen
in all honesty expr. tüm samimiyetimle söylüyorum
in all honesty expr. bütün samimiyetimle söylüyorum
Proverb
all's fair in love and war aşkta ve savaşta her şey mubahtır
all cats are gray in the dark karanlıkta bütün kediler gridir
moderation in all things her şeyi kararında yapmalı
moderation in all things her şey kararında olmalı
all is fair in love and war aşkta ve savaşta her şey mubahtır
god's in his heaven; all's right with the world her şey yerli yerinde; olması gerektiği gibi