all on - Turco Inglés Diccionario

all on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "all on" en diccionario turco inglés : 1 resultado(s)

Inglés Turco
Computer
all on expr. tümü açık

Significados de "all on" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
fall on all fours v. dört ayak üzerine düşmek
crawl on all fours v. emeklemek
be all square on the accounts v. alıp vereceği olmamak
be on all fours v. domalmak
put all the cards on the table v. düşüncelerini açıkça söylemek
stake all one's money on one gamble v. rest çekmek
spend all of one’s money on drugs v. tüm parasını uyuşturucuya harcamak
be on the computer all day v. bütün gün bilgisayar/bilgisayarın başında olmak
be on the computer all day v. bütün gün bilgisayarda olmak
be on the computer all day v. bütün gün bilgisayarda takılmak
be found guilty on all charges v. tüm suçlamalardan suçlu bulunmak
on all fours adv. dörtayak
on all sides adv. dört bir tarafı
on all fours adv. dört ayak üzerinde
on all sides of adv. dört bir tarafı
on all occasions adv. her fırsatta
on all sides adv. her tarafta
on all hands adv. her yandan
on all sides adv. dört bir yanı
on all fours adv. dört ayak üstüne
on all fours adv. dört ayak üstünde
on all fours adv. tamamen örtüşerek
on all fours adv. eşit koşullarda
Phrases
on most, if not all, days of the week expr. haftanın her günü olmasa da çoğu günlerinde
on all charges expr. tüm suçlamalardan
mirror mirror on the wall who's the fairest of them all expr. ayna ayna söyle bana var mı benden daha güzeli bu dünyada
mirror mirror on the wall who's the fairest of them all expr. ayna ayna söyle bana kim en güzel bu dünyada
mirror mirror on the wall who's the fairest of them all expr. ayna ayna söyle bana var mı benden güzeli bu dünyada
mirror mirror on the wall who's the fairest of them all expr. ayna ayna benden daha güzeli var mı dünyada
Colloquial
be all up on someone v. üzerine atlamak
get down on all fours v. ellerinin ve dizlerinin üstünde durmak
get down on all fours v. ellerinin ve dizlerinin üstünde eğilmek/yere çömelmek
get down on all fours v. dört ayak üzerinde durmak
all hands on deck! expr. herkes görev başına!
all hands on deck! expr. herkes iş başına!
all eyes are on me expr. tüm gözler bende
all eyes on me expr. bütün gözler üstümde
all eyes on me expr. tüm gözler bende
all eyes are on me expr. bütün gözler üstümde
(one) could go (on) all day (about something) expr. (biri bir şey hakkında) sonsuza kadar konuşabilir
(one) could go (on) all day (about something) expr. (biri bir şey hakkında) bütün gün konuşabilir
(one) could go (on) all day (about something) expr. (biri bir şey hakkında) durmadan konuşabilir
(one) could go (on) all day (about something) expr. (biri bir şey hakkında) uzun uzadıya konuşabilir
it'll be all right on the night expr. son kertede her şey güzel olacak
it'll be all right on the night expr. günün sonunda her şey iyi olacak
it'll be all right on the night expr. gecenin sonu aydınlık
it'll be all right on the night expr. gün doğmadan neler doğar
all eyes are on (someone or something) expr. tüm dikkatler (birinde/bir şeyde)
all eyes are on (someone or something) expr. bütün gözler (birinde/bir şeyde)
all eyes are on somebody/something expr. bütün gözler birinin/bir şeyin üzerinde
all eyes are on somebody/something expr. tüm dikkatler birinin/bir şeyin üzerinde
all eyes are on (someone or something) expr. tüm gözler (birinin/bir şeyin) üzerinde
all eyes are on someone/something expr. bütün gözler birinin/bir şeyin üzerinde
all eyes are on (someone or something) expr. herkesin gözü/dikkati (birinin/bir şeyin) üzerinde
all eyes are on someone/something expr. tüm dikkatler birinde/bir şeyde
all eyes are on (someone or something) expr. tüm dikkatler (birinin/bir şeyin) üzerinde
all eyes are on (someone or something) expr. bütün gözler (birinin/bir şeyin) üzerinde
all eyes are on somebody/something expr. tüm dikkatler birinde/bir şeyde
all eyes are on somebody/something expr. bütün gözler birinde/bir şeyde
all eyes are on someone/something expr. tüm gözler birinin/bir şeyin üzerinde
all eyes are on somebody/something expr. herkesin gözü/dikkati birinin/bir şeyin üzerinde
all eyes are on someone/something expr. bütün gözler birinde/bir şeyde
all eyes are on someone/something expr. herkesin gözü/dikkati birinin/bir şeyin üzerinde
all eyes are on someone/something expr. tüm dikkatler birinin/bir şeyin üzerinde
all eyes are on somebody/something expr. tüm gözler birinin/bir şeyin üzerinde
all eyes are on someone/something expr. tüm gözler birinin/bir şeyin üzerinde
all eyes are on (someone or something) expr. bütün gözler (birinde/bir şeyde)
all eyes are on somebody/something expr. herkesin gözü/dikkati birinin/bir şeyin üzerinde
all eyes are on someone/something expr. bütün gözler birinde/bir şeyde
all eyes are on (someone or something) expr. bütün gözler (birinin/bir şeyin) üzerinde
all eyes are on someone/something expr. tüm dikkatler birinin/bir şeyin üzerinde
all eyes are on somebody/something expr. bütün gözler birinde/bir şeyde
all eyes are on somebody/something expr. tüm dikkatler birinin/bir şeyin üzerinde
all eyes are on somebody/something expr. tüm dikkatler birinde/bir şeyde
all eyes are on somebody/something expr. tüm gözler birinin/bir şeyin üzerinde
all eyes are on someone/something expr. bütün gözler birinin/bir şeyin üzerinde
all eyes are on (someone or something) expr. herkesin gözü/dikkati (birinin/bir şeyin) üzerinde
all eyes are on someone/something expr. herkesin gözü/dikkati birinin/bir şeyin üzerinde
all eyes are on (someone or something) expr. tüm gözler (birinin/bir şeyin) üzerinde
all eyes are on (someone or something) expr. tüm dikkatler (birinin/bir şeyin) üzerinde
all eyes are on (someone or something) expr. tüm dikkatler (birinde/bir şeyde)
all eyes are on somebody/something expr. bütün gözler birinin/bir şeyin üzerinde
all eyes are on someone/something expr. tüm dikkatler birinde/bir şeyde
Idioms
plague-on-all-your-houses n. felaket
agree on all hands v. ağız birliği yapmak
agree on all hands v. söz birliği yapmak
be firing on all cylinders v. tam güçte/verimlilikte çalışmak
run on all cylinders v. sorunsuz çalışmak
run on all cylinders v. tıkır tıkır işlemek
run on all cylinders v. tıkır tıkır çalışmak
keep it all on track v. yoldan sapmamak
be up on all the trends v. modayı sıkı sıkıya takip etmek
work on all cylinders v. tam kapasite çalışmak
work on all cylinders v. en üst verimlilik, hız ve üretkenlikle çalışmak
work on all cylinders v. bir motordaki tüm silindirleri çalışır halde tutmak
work on all cylinders v. tüm gücüyle çalışmak
hit on all six v. tam kapasite çalışmak
hit on all six v. olabildiğince verimli ve rahat çalışmak
hit on all six v. harıl harıl çalışmak
be firing on all cylinders v. tam kapasite çalışmak
be firing on all cylinders v. tıkır tıkır işlemek/çalışmak
be hitting on all cylinders v. tıkır tıkır çalışmak
be hitting on all cylinders v. tam kapasite çalışmak
be hitting on all cylinders v. tam güçte verimlilikte çalışmak
fire on all four cylinders v. tam kapasite işlemek/çalışmak
fire on all cylinders v. tam güçte işlemek/çalışmak
fire on all four cylinders v. tam verimlilikte işlemek/çalışmak
fire on all cylinders v. tam verimlilikte işlemek/çalışmak
fire on all cylinders v. tam kapasite işlemek/çalışmak
fire on all cylinders v. tam/son hız işlemek/çalışmak
fire on all cylinders v. tüm silindirler devrede/çalışır durumda olmak
fire on all four cylinders v. tam güçle işlemek/çalışmak
fire on all cylinders v. tam güçle işlemek/çalışmak
fire on all four cylinders v. tam/son hız işlemek/çalışmak
fire on all four cylinders v. tam güçte işlemek/çalışmak
hit on all cylinders v. sorunsuz çalışmak
hit on all cylinders v. olabildiğince verimli ve iyi çalışmak/işlemek
hit on all cylinders v. tam güç çalışmak/işlemek
hit on all cylinders v. son hız/tam verimlilikle çalışmak/işlemek
hit on all cylinders v. tıkır tıkır işlemek/çalışmak
touch (on) all (the) bases v. bir konuyu tüm detaylarıyla masa yatırmak
touch (on) all (the) bases v. bir durumu tüm ayrıntılarıyla ele almak
touch (on) all (the) bases v. tüm detayları dahil etmek
touch (on) all (the) bases v. tüm detayları/ayrıntıları kapsamak
all right on the night adj. gün doğmadan neler doğar
all right on the night adj. son anda iyiye giden
all right on the night adj. gecenin sonu aydınlık
all right on the night adj. son anda güzel/iyi olan
all right on the night adj. günün sonunda iyi olan
all right on the night adj. su yolunu bulur
all right on the night adj. kervan yolda düzülür
all right on the night adj. son anda düzelen
all right on the night adj. gecenin sonu aydınlık
all right on the night adj. gün doğmadan neler doğar
all right on the night adj. günün sonunda iyi olan
all right on the night adj. son anda güzel/iyi olan
all right on the night adj. son anda iyiye giden
all right on the night adj. su yolunu bulur
all right on the night adj. son anda düzelen
all right on the night adj. kervan yolda düzülür
on all fours expr. eller ve dizler üstünde
on all fours expr. emekleyerek
on all fours expr. dört ayak
on all hands expr. her yönden
on all hands expr. her yanda
on all hands expr. her tarafta
on all hands expr. her yandan
on all hands expr. herkeste
all eyes are on someone expr. tüm gözler üzerinde
all hands on deck! expr. herkes iş başına!