as in - Turco Inglés Diccionario

as in

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "as in" en diccionario turco inglés : 3 resultado(s)

Inglés Turco
Phrases
as in expr. gibi
We are to have the same sort of division of labour as in Afghanistan.
Afganistan'da olduğu gibi aynı türden bir iş bölümüne sahip olmalıyız.

More Sentences
General
as in prep. -da olduğu gibi
Phrases
as in expr. '-mişçesine

Significados de "as in" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
put in somebody as intermediary v. araya koymak
start someone in as v. birini belirli bir işte çalışmaya başlatmak
stand as a candidate in something v. adaylığını koymak
give as good as one gets (in an argument) v. laf altında kalmamak
consider education as an investment in the future v. eğitimi geleceğe yatırım olarak görmek
look upon education as an investment in the future v. eğitimi geleceğe yatırım olarak görmek
throw in as a bonus v. (bir şey alana yanında ücretsiz bir şeyi) hediye olarak vermek
as in the case of adj. için olduğu gibi
as in most years adj. birçok yılda olduğu gibi
in so far as adv. -den dolayı
in so far as adv. kadarıyla
in so far as adv. şu kadar ki
in as far as adv. kadarıyla
in so far as adv. bir dereceye kadar
in so far as adv. -den ötürü
as if in a race adv. yarışırcasına
as far in advance as possible adv. mümkün olduğunca erken/en kısa zamanda
in proportion as prep. oranla
as used in prep. kullanıldığı gibi
as used in prep. de kullanıldığı gibi
in the same way as prep. aynı şekilde
as used in prep. de kullanıldığı üzere
in her/his capacity as prep. sıfatı ile
in her/his capacity as prep. sıfatıyla
as used in prep. -de kullanıldığı gibi
as such in prep. -de olduğu gibi
in as far as prep. -e göre
in as much as prep. -e göre
in as much as prep. -e göre kadarıyla
in as much as conj. mademki
in just the same way as conj. tıpkı -ğı gibi
in as much as expr. çünkü
in as much as expr. ... göz önünde bulundurularak
Phrasals
go down (in history) (as someone or something) v. (biri/bir şey olarak tarihe) geçmek
go down (in history) (as someone or something) v. (biri/bir şey olarak tarihe) adını yazdırmak
take in as v. belli bir yaş veya durumdayken evine/yanına/içeri almak
take in as v. olarak almak/kabul etmek
Phrases
come prima (in the same manner as the first time) adv. ilk seferdeki gibi
come prima (in the same manner as the first time) adv. ilk seferdeki ile aynı şekilde
come prima (in the same manner as the first time) adv. İlk seferde olduğu gibi
as far as in me lies expr. bütün kuvvetimle
as far as in me lies expr. tüm gücümle
in as much as expr. kadarıyla
as far as in me lies expr. elimden geldiği kadar
as far as in me lain expr. elimden geldiğince
as illustrated in expr. -de gösterildiği gibi
in as much as expr. -e dayanarak
as it is in real life expr. gerçek hayatta olduğu gibi
as in real life expr. gerçek hayatta olduğu gibi
as in real life expr. gerçekte olduğu gibi
as it is in real life expr. gerçekte olduğu gibi
as it was in the past expr. önceden de olduğu gibi
as it was in the past expr. eskiden de olduğu gibi
as it is shown in the figure expr. şekilde gösterildiği üzere
as it is seen in the figure expr. şekilde görüldüğü üzere
as pointed out in section 1 expr. bölüm 1'de gösterildiği gibi
in situations such as this expr. bu gibi durumlarda
as in the figure expr. şekilde olduğu gibi
as shown in figure expr. şekilde gösterildiği üzere
as can be seen in the figure below/above expr. (aşağıdaki/yukarıdaki) şekilde görüldüğü gibi/görüleceği üzere
as in the example expr. örnekteki gibi
in as much as expr. zira
as in previous years expr. geçmiş senelerdeki gibi
as in previous years expr. geçmiş yıllardaki gibi
as it is explained in detail expr. ayrıntılı olarak açıklandığı üzere
as in the attachment expr. ekteki gibi
as in the appendix expr. ekteki gibi
acting in its capacity as expr. ... sıfatıyla hareket eden
acting in its capacity as expr. ... sıfatıyla hareket ederek
as it was in the past expr. geçmişte olduğu gibi
as in the past expr. geçmişte olduğu gibi
in my capacity as chairman expr. yönetim kurulu başkanı ünvanımla/sıfatımla
in such a way as to expr. .....ecek şekilde
Proverb
as you make your bed, so you must lie in it kendi düşen ağlamaz
when in rome, do as the romans do bulunduğun yerin kurallarına göre hareket et
when in rome, do as the romans do roma'da romalılar gibi davran
Colloquial
just as in real life expr. tam da gerçek hayatta olduğu gibi
Idioms
cold as a welldigger's ass (in January) n. aşırı soğuk
cold as a welldigger's ears (in January) n. aşırı soğuk
cold as a welldigger's feet (in January) n. aşırı soğuk
look as if butter wouldn't melt in one's mouth v. suçlu olduğu halde masum görünmek
look as if butter wouldn't melt in one's mouth v. hissiz görünmek
look as if butter wouldn't melt in one's mouth v. soğuk görünmek
treat someone as a kick in the teeth v. birisine pislikmiş gibi davranmak
treat someone as a kick in the teeth v. yüzüstü bırakmak
treat someone as a kick in the teeth v. mağdur etmek
treat someone as a kick in the teeth v. haksızlık yapmak
be in the same boat as someone v. birisiyle aynı durumda olmak
have as much chance as a one-legged man in a butt kicking contest v. hiç şansı olmamak
be nervous as a long-tailed cat in a room full of rocking chairs v. züccaciye dükkanına girmiş fil gibi olmak/hissetmek
need (something) (about) as much as (one) needs a hole in the head v. hiç ihtiyacı/gereği olmamak
take someone in as something v. işe almak/başlatmak
not in the same street (as someone or something) [ukı] v. aynı kulvarda/sınıfta olmamak
take (someone or something) in as (something) v. belli bir yaş veya durumdayken evine/yanına/içeri almak
feel as if a cat has kittened in (one's) mouth v. ağzı çirişçi çanağına dönmek
take (someone or something) in as (something) v. sığınmacı/mülteci olarak almak/kabul etmek
feel as if a cat has kittened in (one's) mouth v. ağzı zehir gibi olmak
need (something) (about) as much as (one) needs a hole in the head v. hiçbir şekilde ihtiyaç/gerek/lüzum duymamak
feel as if a cat has kittened in (one's) mouth v. akşamdan kalma olmak
feel as if a cat has kittened in (one's) mouth v. ağzı çirişçi çanağına dönmek
feel as if a cat has kittened in (one's) mouth v. ağzı zehir gibi olmak
feel as if a cat has kittened in (one's) mouth v. ağzının içi bok çuvalı gibi olmak
feel as if a cat has kittened in (one's) mouth v. ağzının içi çarşamba pazarına dönmek
need (something) (about) as much as (one) needs a hole in the head v. bir şeye hiçbir şekilde gereksinim duymamak
need (something) (about) as much as (one) needs a hole in the head v. bir şeyin en ufak eksikliğini çekmemek
need (something) (about) as much as (one) needs a hole in the head v. bir şeye zerre kadar ihtiyacı olmamak
need (something) (about) as much as (one) needs a hole in the head v. bir şeye kesinlikle lüzum duymamak
feel as if a cat has kittened in (one's) mouth v. ağzının içi çamur gibi olmak
feel as if a cat has kittened in (one's) mouth v. ağzının içi leş gibi olmak
feel as if a cat has kittened in (one's) mouth v. akşamdan kalmayken ağzında kötü bir tat olmak
be (as) snug as a bug in a rug v. konforlu olmak
be (as) snug as a bug in a rug v. sımsıcak olmak
be (as) snug as a bug in a rug v. rahat olmak
be (as) snug as a bug in a rug v. sıcacık olmak
be (as) snug as a bug in a rug v. keyifli olmak
look as if butter wouldn't melt in your mouth v. masummuş/kibarmış gibi görünmek
look as if butter wouldn't melt in mouth v. soğuk görünmek
look as if butter wouldn't melt in mouth v. masummuş/kibarmış gibi görünmek
look as if butter wouldn't melt in your mouth v. suçlu olduğu halde masum görünmek
look as if butter wouldn't melt in mouth v. hissiz görünmek
look as if butter wouldn't melt in your mouth v. görünürde masum/kibar olmak
look as if butter wouldn't melt in mouth v. suçlu olduğu halde masum görünmek
look as if butter wouldn't melt in mouth v. görünürde masum/kibar olmak
be in the same predicament as someone v. Birisi ile aynı güç durumda bulunmak
(something)-adjacent (as in gay-adjacent) adj. -vari
(something)-adjacent (as in gay-adjacent) adj. -imsi/ımsı
(something)-adjacent (as in gay-adjacent) adj. -benzeri
(as) nervous as a long-tailed cat in a room full of rocking chairs adj. züccaciye dükkanına girmiş fil gibi
(as) cold as a well digger's feet (in january) adj. çok soğuk
(as) cold as a well digger's feet (in january) adj. dondurucu soğuk
(as) cold as a well digger's feet (in january) adj. aşırı soğuk
(as) cold as a well digger's feet (in january) adj. buz gibi
(as) happy as a pig in clover adj. halinden/durumundan çok memnun
(as) happy as a pig in clover adj. keyfi yerinde
(as) nervous as a long-tailed cat in a room full of rocking chairs adj. çok gergin
(as) nervous as a long-tailed cat in a room full of rocking chairs adj. diken üstünde
(as) happy as a pig in muck [uk] adj. keyfi yerinde
(as) happy as a pig in muck [uk] adj. halinden/durumundan çok memnun
snug as a bug (in a rug) adj. konforlu
snug as a bug (in a rug) adj. keyifli
snug as a bug (in a rug) adj. rahat
snug as a bug (in a rug) adj. sımsıcak
snug as a bug (in a rug) adj. sıcacık
as much chance as a wax cat in hell adv. zor ihtimal
as much chance as a wax cat in hell adv. hiç şans yok
as much chance as a wax cat in hell adv. cehennem donduğunda
as much chance as a wax cat in hell adv. mümkün görünmeme
as much chance as a wax cat in hell adv. hiç şansı olmama
as much chance as a wax cat in hell adv. hiçbir ihtimali olmama
as like as two peas in a pod expr. bir elmanın iki yarısı