keyifli - Turco Inglés Diccionario

keyifli

Significados de "keyifli" en diccionario inglés turco : 58 resultado(s)

Turco Inglés
General
keyifli cheerful adj.
We wanted to have a cheerful space here.
Biz burada keyifli bir ortam yaratmak istedik.

More Sentences
keyifli gay adj.
I felt gay before the elimination.
Eleme öncesinde kendimi keyifli hissediyordum.

More Sentences
keyifli convivial adj.
It was an animated, very convivial game.
Hareketli, çok keyifli bir oyundu.

More Sentences
keyifli jolly adj.
We had a jolly chat with some old friends.
Bazı eski arkadaşlarla keyifli bir sohbet yaptık.

More Sentences
keyifli pleasant adj.
I hope that your years here will be fruitful, pleasant and interesting.
Umarım buradaki yıllarınız verimli, keyifli ve ilginç geçer.

More Sentences
keyifli joyous adj.
Life is a joyous journey for me.
Hayat benim için keyifli bir yolculuk.

More Sentences
keyifli blissful adj.
They spent a blissful day at the beach.
Sahilde keyifli bir gün geçirdiler.

More Sentences
keyifli merry adj.
Working with her wasn't a merry experience.
Onunla çalışmak keyifli bir deneyim olmadı.

More Sentences
keyifli cosy adj.
We had a cosy chat with my old friends from the town.
Kasabadaki eski dostlarımla keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

More Sentences
keyifli delighted adj.
I think people are delighted.
İnsanların keyifli olduklarını düşünüyorum.

More Sentences
keyifli pleased adj.
Tom didn't look pleased.
Tom keyifli görünmüyordu.

More Sentences
keyifli cozy adj.
We had a cozy chat with the bartender.
Barmenle keyifli bir muhabbete daldık.

More Sentences
keyifli radical adj.
Girls are still talking about the radical party.
Kızlar hala o keyifli partiyi konuşuyorlar.

More Sentences
keyifli in high spirits adv.
Tom is in high spirits today.
Tom bugün keyifli.

More Sentences
keyifli mellow adj.
keyifli up adj.
keyifli jovial adj.
keyifli zestful adj.
keyifli cheery adj.
keyifli fit as a fiddle adj.
keyifli in a good mood adj.
keyifli elevated adj.
keyifli bucked adj.
keyifli delighted at adj.
keyifli heightened adj.
keyifli trim [obsolete] adj.
keyifli aleger [obsolete] adj.
keyifli amused adj.
keyifli elysian adj.
keyifli chirk adj.
keyifli chirrupy adj.
keyifli fawe [obsolete] adj.
keyifli gaucy adj.
keyifli rollicky adj.
keyifli proud [dialect] adj.
keyifli sublime [obsolete] adj.
keyifli agreeable adj.
keyifli perked up adj.
keyifli delightful adj.
keyifli enjoyable adj.
keyifli chipper adj.
keyifli gleeful adj.
keyifli entertaining adj.
keyifli cheerfully adv.
Colloquial
keyifli bumping adj.
keyifli in the groove adj.
Idioms
keyifli off the hook adj.
keyifli (all) beer and skittles adj.
keyifli bright-eyed and bushy-tailed adj.
keyifli of good cheer adj.
keyifli snug as a bug adj.
keyifli snug as a bug (in a rug) adj.
keyifli in fine fettle expr.
keyifli bowl of cherries expr.
Archaic
keyifli cheerly adj.
keyifli joysome adj.
keyifli heartsome adj.
Slang
keyifli hyggelig [us] adj.

Significados de "keyifli" con otros términos en diccionario inglés turco: 72 resultado(s)

Turco Inglés
General
keyifli bir tatil a pleasant holiday n.
keyifli ruh hali enjoyment n.
keyifli zaman barney n.
keyifli sözler jollity n.
keyifli bir yaşam süren kimse jovialist [obsolete] n.
keyifli aktivite luxuriation n.
ıvır zıvırlarla keyifli ve rahatça oyalanma desipience n.
vurgulu ve keyifli bir ritim groove n.
çok keyifli etkinlik hit n.
keyifli arkadaş goodfellow n.
keyifli arkadaşlık goodfellowship n.
keyifli durum dream n.
genellikle bir köşke bağlı olan keyifli dinlenme odası plesance n.
keyifli etkinlik sportance n.
keyifli olay party n.
keyifli aktivite funfest n.
keyifli olmak be in high spirits v.
keyifli bir şekilde vakit geçirmek while (away) v.
keyifli hale getirmek sauce v.
keyifli kılmak beatificate v.
alaylı ve keyifli (gülüş/bakış vb) quizzical adj.
son derece keyifli highly enjoyable adj.
keyifli olmayan unentertained adj.
keyifli olmayan unexpansive adj.
keyifli olmayan unmerry adj.
içmesi keyifli quaffable adj.
aşırı keyifli heavenly adj.
keyifli bir biçimde beatifically adv.
keyifli bir şekilde blissfully adv.
keyifli bir şekilde convivially adv.
keyifli bir şekilde cosily adv.
keyifli bir şekilde gayly adv.
keyifli bir şekilde cozily adv.
Colloquial
keyifli anlar moments of pleasure n.
keyifli şey groove n.
keyifli bir deneyim a laugh n.
iyi ve keyifli hissetmek feel groovy v.
keyifli olmak be laughing v.
keyifli zaman geçirmek be vibing v.
hiç keyifli görünmeyen none-too-pleasant adj.
çok keyifli whale on adj.
çok keyifli real gone adj.
aşırı keyifli high old time [old-fashioned] adj.
pek keyifli pleased with (oneself) adj.
Idioms
keyifli şey a kick in the pants n.
çok keyifli bir deneyim a (real) gas n.
hayatının en keyifli vakti/zamanı time of one's life n.
keyifli vakit geçirmek have a high old time v.
keyifli vakit geçirmek have a laugh [uk] v.
keyifli olmak be (as) snug as a bug in a rug v.
keyifli olmak be as happy as a sandboy v.
keyifli vakit geçirmek beguile the time v.
çok keyifli merry as a grig adj.
çok keyifli lively as a grig adj.
her şey çok keyifli (olacak) the goose hangs high [old-fashioned] expr.
40 yaşına kadar edinilen beceriler ve tecrübeler insana 40'ından sonra daha keyifli bir hayat sağlar life begins at 40 expr.
bir şey yüzünden daha az değerli, etkileyici, keyifli, faydalı değil none the worse for something expr.
hayat kısa, ne yaparsan/ne kadar keyifli vakit geçirirsen/geçirirsek kar we're a long time dead expr.
hayat kısa, ne yaparsan/ne kadar keyifli vakit geçirirsen/geçirirsek kar you're a long time dead expr.
Speaking
seyahat etmenin en keyifli yanı istenen yere varmak değil seyahatin kendisidir the best part of travelling is not arriving but the journey itself expr.
Automotive
çok keyifli araç multi-convivial vehicle n.
Social Sciences
daha keyifli bir işe girmek için emekli olmak protiring n.
Archaic
keyifli his joyance n.
sosyal ve keyifli bir şekilde içki içmek hobornob v.
sosyal ve keyifli bir şekilde içki içmek hobnob v.
Slang
keyifli etkinlik thing n.
keyifli bir kafa glow n.
keyifli bir kafa a glow n.
çok keyifli olmak be happy as a pig in shit v.
keyifli bir şeye başlamak get it on v.
çok keyifli olmak be off the hook v.
keyifli vakit geçiren grooving adj.