| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| General | ||||
| General | endangered adj. | nesli tükenmekte olan | ||
|
Panda is one of the most well-known endangered animal species. Panda, nesli tükenmekte olan en meşhur hayvan türlerinden biridir. More Sentences |
||||
| General | endangered adj. | tehlikeye atılmış | ||
|
We must no longer allow citizens' lives to be endangered by irresponsible, self-interested or reprehensible behaviour. Vatandaşların hayatlarının sorumsuz, çıkarcı ya da kınanacak davranışlarla tehlikeye atılmasına artık izin vermemeliyiz. More Sentences |
||||
| General | endangered adj. | tehlikede | ||
|
That is because people's lives would be blighted and even endangered if that aid was not provided. Çünkü bu yardım sağlanmadığı takdirde insanların hayatları mahvolacak ve hatta tehlikeye girecektir. More Sentences |
||||
| General | endangered adj. | nesli tükenme riskiyle karşı karşıya olan | ||
| General | endangered adj. | tehlikedeki (tür) | ||
| General | endangered adj. | soyu tehlikede olan | ||
| General | endangered adj. | nesli tehlikede | ||
| General | endangered adj. | tehdit edilmiş | ||
| General | endangered adj. | risk altında | ||