at door - Turco Inglés Diccionario

at door

Significados de "at door" en diccionario turco inglés : 1 resultado(s)

Inglés Turco
Colloquial
at door expr. kapıda
There are two police officers at door.
Kapıda iki polis memuru var.

More Sentences

Significados de "at door" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
paying at the door n. kapıda ödeme
delivery at the door n. kapıda teslim
lay at someone's door v. bir suçu birine yüklemek
lay something at somebody's door v. suçu üzerine atmak
lay at one's door v. üstüne atmak
beat at the door v. kapıyı çalmak
lay at someone's door v. suçu birinin üstüne atmak
knock at the door v. kapıyı çalmak
lay something at one's door v. üstüne yıkmak
lay something at one's door v. yüklemek
lay something at one's door v. üzerine atmak
wait at the door v. kapıda beklemek
beat at the door v. kapı çalmak
be pounding at the door v. alacaklılar kapıya dayanmak
be pounding at the door v. alacaklıları kapıya dayanmak
(creditors) be at the door v. alacaklılar kapıya dayanmak
(creditors) be at the door v. alacaklıları kapıya dayanmak
lay at one's door v. -e yüklemek
meet someone at the door v. birini kapıda karşılamak
bang away at the door v. kapıya vurup durmak
line up at the door v. kapıda sıraya girmek
place extra guards at the door v. kapıya ekstra güvenlik görevlisi yerleştirmek
knocking at the door unexpectedly adv. çat kapı
at the door adv. kapıda
at (one's) door adv. (birinin) sorumluluğunda
Phrases
pay at the door expr. kapıda öde
Proverb
when poverty comes in at the door, love flies out at the windows yokluk kapıdan girince aşk pencereden uçar
when poverty comes in at the door love flies out of the window yoksulluk kapıdan girince aşk pencereden kaçar
when poverty comes in at the door love flies out at the window yoksulluk kapıdan girince aşk pencereden kaçar
when the wolf comes in at the door, love creeps out of the window yoksulluk kapıdan girince aşk pencereden kaçar
opportunity knocks at every man's door şans herkesin kapısını çalar
opportunity knocks at every man's door herkesin talihi bir gün yüzüne güler
opportunity knocks at every man's door herkesin karşısına bir fırsat çıkar
fortune knocks once at every man's door şans/talih insana bir kere vurur
fortune knocks once at every man's door şans kapıyı bir kere çalar
fortune knocks once at every man's door insana hayatta bir kere şans vurur
Colloquial
knock at the front door v. ön kapıyı çalmak
at death's door expr. ölümün eşiğinde
at death's door expr. bir ayağı mezarda
at death's door expr. bir ayağı çukurda
at death's door expr. ölüm döşeğinde
Idioms
wolf at the door n. alacaklı
wolf at the door n. alacaklılar
wolf at the door n. kapıya dayanmış alacaklı
wolf at one's door n. yakındaki felaket
wolf at one's door n. kapıdaki tehlike
wolf at one's door n. kapıya dayanmış alacaklı
wolf at the door n. yakındaki felaket
wolf at one's door n. yaklaşan yıkım
wolf at the door n. kapıdaki tehlike
wolf at the door n. yaklaşan yıkım
lay the blame at one's door v. suçu üstüne yıkmak
lay the blame at one's door v. kabahati yüklemek
lay the blame at someone's door v. kabahati başkasına yüklemek
be at death's door v. ölüm döşeğinde olmak
be at death's door v. bir ayağı çukurda olmak
lie at death's door v. ölümün eşiğinde olmak
lie at death's door v. bir ayağı çukurda olmak
lie at one's door v. -den kaynaklanmak
lie at one's door v. -nin sorumluluğunda olmak
lay at someone's door v. iftira etmek
lay at someone's door v. birisini sorumlu tutmak
lay at someone's door v. birisini suçlamak
lay at someone's door v. çamur atmak
lay the blame at somebody's door v. birisini suçlamak
lay the blame at somebody's door v. birisini sorumlu tutmak
push at an open door v. kolayca elde etmek/başarmak
be at the death's door v. ölümün eşiğinde olmak
put something at someone's door v. suçu birinin üstüne atmak
lie at death's door v. bir ayağı mezarda olmak
lie at death's door v. gözü toprağa bakmak
push at an open door v. (geniş destek görerek) kolayca elde etmek
lie at death's door v. bir gözü toprağa bakmak
be at death’s door v. bir gözü toprağa bakmak
be at death’s door v. gidici olmak
lie at death's door v. gidici olmak
get no answer (after knocking at a door) v. kapı duvar olmak
lie at the door of v. (suç) birinin üzerinde olmak
knock at your door v. kapıyı çalmak
come knocking at your door v. kapıya dayanmak
knock at your door v. '-a kavuşmak
knock at (one's) door v. ayağına gelmek
knock at (one's) door v. kapıya dayanmak
knock at (one's) door v. '-a kavuşmak
come knocking at your door v. ayağına gelmek
knock at your door v. ayağına gelmek
come knocking at your door v. kapıyı çalmak
come knocking at your door v. '-a kavuşmak
knock at your door v. kapıya dayanmak
knock at (one's) door v. kapıyı çalmak
come knocking at (one's) door v. ayağına gelmek
come knocking at (one's) door v. karşısına çıkmak
come knocking at (one's) door v. kapısına gelmek
come knocking at (one's) door v. kapısını çalmak
come knocking at (one's) door v. (fırsat) karşısına çıkmak
come knocking at (one's) door v. kapısına/ayağına gelmek
come knocking at (one's) door v. gelip kapısını çalmak
be pushing at an open door v. zor olmayan bir şeyi başarmak
be pushing at an open door v. zorlanmadan elde etmek
be pushing at an open door v. (geniş destek görerek) kolayca başarmak
be pushing at an open door v. kolayca elde etmek/başarmak
come knocking at the door v. (fırsat) ayağına kadar gelmek
come knocking at the door v. gelip kapısını çalmak
come knocking at the door v. kapısını çalmak
come knocking at the door v. kapısına gelmek
come knocking at the door v. (fırsat) karşısına çıkmak
come knocking at the door v. ayağına gelmek
come knocking at the door v. karşısına çıkmak
lay at door v. üstüne atmak
lay at door v. suçu üzerine atmak
lay at door v. '-e yüklemek
lay at door v. suçlamak
lay at door v. çamur atmak
lay at door v. iftira etmek
lay at door v. '-i sorumlu tutmak
lay at door v. üstüne yıkmak
lie at somebody's door v. birinden kaynaklanmak
lie at somebody's door v. birinin sorumluluğunda/sorumluluğu olmak
put (something) at (one's) door v. (suçu birinin) üstüne atmak
put (something) at (one's) door v. (suçu birine) yıkmak
at one's door adv. birinin kapısında
at (one's) door adv. kapısında
at one's door adv. birinin kapısının önünde
at (someone's) door adv. (birinin) sorumluluğuna
at (one's) door adv. çok yakınında
at one's door adv. birinin kapısının eşiğinde
at (someone's) door adv. (birinin) üstüne
at (one's) door adv. burnunun dibinde
at (one's) door adv. dibinde
at death's door expr. ölüm eşiğinde
at death's door expr. bir ayağı çukurda
at death's door expr. ölmek üzere
at death's door expr. ölümün eşiğinde
at death's door expr. ölüm döşeğinde
the wolf is at the door expr. fakirlik kapıda
the wolf is at the door expr. parasız günler yakın
at death's door expr. bir ayağı mezarda
at death's door expr. ölmek üzere
at death's door expr. ölümün eşiğinde
at death's door expr. ölüm döşeğinde
at death's door expr. gözü toprağa bakan
at death's door expr. gidici
at death's door expr. ölüm kapısında
at death's door expr. bir ayağı çukurda
at death's door expr. ölüm eşiğinde
at one's door expr. birinin hemen kapısının önünde
at (one's) door expr. (birinin) sorumluluğunda
at (one's) door expr. (birinin) mesuliyetinde
at (one's) door expr. (birinin) üzerinde
at (one's) door expr. (birinin) burnunun dibine kadar gelmiş