believer - Turco Inglés Diccionario

believer

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

believer — Definition

Significado:
inanan, iman eden, savunucu
Pronunciación (IPA):
(AmE /bɪˈliːvər/ – BrE /bɪˈliːvə/)
Categoría gramatical:
İsim: believer (believers)

Significados de "believer" en diccionario turco inglés : 12 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
believer n. inanan
He is a strong believer in God.
Allah'a sadakatle inanan biri.

More Sentences
General
believer n. inançlı
You're a believer, aren't you?
Sen inançlı birisin, değil mi?

More Sentences
believer n. mümin
A believer is not stung from the same hole twice.
Bir mümin aynı delikten iki kez sokulmaz.

More Sentences
Trade/Economic
believer n. inanan
He is a strong believer in God.
Allah'a sadakatle inanan biri.

More Sentences
General
believer n. iman sahibi
believer n. imanlı
believer n. iman eden kimse
believer n. destekçi
believer n. yandaş
believer N. iman eden
believer N. savunucu
Trade/Economic
believer n. taraftar olan

Significados de "believer" con otros términos en diccionario inglés turco: 41 resultado(s)

Inglés Turco
General
non-believer n. inançsız
non-believer n. dinsiz
non-believer n. bir dine inanmayan
true believer n. fanatik kimse
true believer n. bir şeye kayıtsız şartsız inanan kimse
Idioms
true believer n. (bir düşüncenin/amacın/davanın) katı taraftarı
true believer n. (bir düşüncenin/amacın/davanın) sıkı destekçisi/yanlısı
true believer n. (bir fikre/burçlara/fala) yürekten/çok inanan kişi
true believer n. (bir düşüncenin/amacın/davanın) sıkı yandaşı
true believer n. dava adamı
true believer n. sıkı savunucu
true believer n. sıkı destekçi
true believer n. (bir düşüncenin/amacın/davanın) katı yandaşı
true believer n. (bir düşüncenin/amacın/davanın) sıkı savunucusu
true believer n. iman sahibi
true believer n. katı yandaş
true believer n. sıkı yandaş
true believer n. mümin
true believer n. (bir fikri) sonuna kadar destekleyen kişi
true believer n. katı destekçi
make a believer of someone v. birini bir şeye inandırmak/bir şeyin kanaatine vardırmak
make a believer out of someone v. birini bir şeye inandırmak/bir şeyin kanaatine vardırmak
be a firm believer in (something) v. (bir düşüncenin/amacın/davanın) sıkı destekçisi/yanlısı olmak
be a great believer in (something) v. (bir düşüncenin/amacın/davanın) sıkı yandaşı olmak
be a great believer in (something) v. (bir düşüncenin/amacın/davanın) katı taraftarı olmak
be a firm believer in (something) v. (bir düşüncenin/amacın/davanın) katı yandaşı olmak
be a firm believer in (something) v. (bir düşüncenin/amacın/davanın) sıkı yandaşı olmak
be a firm believer in (something) v. (bir düşüncenin/amacın/davanın) sıkı savunucusu olmak
be a great believer in (something) v. (bir düşüncenin/amacın/davanın) sıkı savunucusu olmak
be a great believer in (something) v. (bir düşüncenin/amacın/davanın) sıkı destekçisi/yanlısı olmak
be a great believer in (something) v. (bir düşüncenin/amacın/davanın) katı yandaşı olmak
be a firm believer in (something) v. (bir düşüncenin/amacın/davanın) katı taraftarı olmak
be a great believer in (something) v. (bir konuda) kesin bir fikre sahip olmak
be a great believer in (something) v. (bir konuda) belli bir fikrin taraftarı olmak
be a firm believer in (something) v. bir şeye büyük inanç duymak
be a great/firm believer in something v. bir şeyin iyi/değerli olduğuna inancı tam olmak
be a firm believer in (something) v. bir şeyin iyi/değerli olduğuna inancı tam olmak
be a firm believer in (something) v. bir düşünceye/inanca bağlı olmak
be a great/firm believer in something v. bir düşünceye/inanca bağlı olmak
be a great/firm believer in something v. bir şeye büyük inanç duymak
make a believer of v. -i bir şeye inandırmak/bir şeyin kanaatine vardırmak