| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| General | ||||
| General | bequeath v. | miras bırakmak | ||
|
She bequeathed all of her wealth to her youngest daughter. Tüm mal varlığını en küçük kızına miras bıraktı. More Sentences |
||||
| General | bequeath v. | bırakmak | ||
|
Budgetary rigour is the guarantee that today's generation will not bequeath excessive debt to future generations. Bütçe konusunda titizlik, bugünkü neslin gelecek nesillere aşırı borç bırakmayacağının teminatıdır. More Sentences |
||||
| General | bequeath v. | miras olarak bırakmak | ||
|
The wise man looks for a student to bequeath all of his knowledge. Bilge adam tüm bilgilerini miras olarak bırakacağı bir öğrenci arıyor. More Sentences |
||||
| Law | ||||
| Law | bequeath v. | miras olarak bırakmak | ||
|
The wise man looks for a student to bequeath all of his knowledge. Bilge adam tüm bilgilerini miras olarak bırakacağı bir öğrenci arıyor. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | bequeath v. | vasiyet etmek | ||
| Trade/Economic | ||||
| Trade/Economic | bequeath n. | vasiyet | ||
| Trade/Economic | bequeath v. | vasiyetle bırakmak | ||
| Law | ||||
| Law | bequeath n. | vasiyet | ||
| Law | bequeath v. | vasiyetle bırakmak | ||
| Law | bequeath v. | vasiyet etmek | ||
| Inglés | Turco | |
|---|---|---|
| General | ||
| General | bequeath something to someone v. | birisine miras bırakmak |
| Phrasals | ||
| Phrasals | bequeath to v. | miras bırakmak |
| Law | ||
| Law | give devise and bequeath v. | miras olarak bırakmak |