| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| Common Usage | ||||
| Common Usage | blonde adj. | sarışın | ||
|
He loves blonde women. O, sarışın kadınları sever. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | blonde n. | sarı | ||
|
Anna's hair is brown, but Magdalena's is blonde. Anna'nın saçı kahverengi fakat Magdalena'nınki sarı. More Sentences |
||||
| General | blonde n. | sarışın kız | ||
|
Do you know who that tall blonde girl in green is? Yeşiller içindeki uzun boylu sarışın kızın kim olduğunu biliyor musun? More Sentences |
||||
| General | blonde n. | sarışın (kadın) | ||
|
The bride was an elegant blonde. Gelin hoş bir sarışındı. More Sentences |
||||
| General | blonde n. | sarışın kadın | ||
| General | blonde adj. | ağartma sonucu rengi açılmış | ||
| General | blonde N. | sarışın (kadın/ genelde) | ||
| Textile | ||||
| Textile | blonde n. | ağartılmış dantel | ||
| Marine Biology | ||||
| Marine Biology | blonde n. | fransa ve ingiltere kıyılarında görülen büyük bir yayın balığı | ||