candle - Turco Inglés Diccionario

candle

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

candle — Definition

Significado:
mum
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈkændəl/ – BrE /ˈkændəl/)
Categoría gramatical:
İsim: candle (candles)

Significados de "candle" en diccionario turco inglés : 8 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
candle n. mum
Probably, a candle caused the fire.
Muhtemelen yangına bir mum sebep oldu.

More Sentences
Gastronomy
candle n. mum
Probably, a candle caused the fire.
Muhtemelen yangına bir mum sebep oldu.

More Sentences
General
candle n. kandil
candle n. muma benzeyen madde
Physics
candle n. kandela
Agriculture
candle v. yumurtanın tazeliğini anlamak için parlak ışığa tutmak
Military
candle n. gaz mumu
candle n. sis mumu

Significados de "candle" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
candle wick n. fitil
candle coal n. uzun alevli kömür
candle power n. ışık kuvveti
candle light n. mum ışığı
roman candle n. roma mumu
candle power n. mum gücü
candle power n. mumgücü
roman candle n. bir tür havai fişek
candle holder n. şamdan
roman candle n. maytap
candle flame n. mum alevi
candle snuffer n. mum söndürücü
candle-end n. süprüntü
candle-end n. pılı pırtı
wax candle n. mum
aromatherapy candle n. aromaterapi mumu
candle clock n. mum saati
prayer candle n. dilek mumu
votive candle n. dilek mumu
candle holder n. mumluk
floating candle n. yüzen mum
non-drip candle n. akmayan mum
perfumed candle n. parfümlü mum
candle end n. mum artığı
candle end n. pılı pırtı
candle end n. süprüntü
candle jar n. mum kavanozu
tallow candle n. don yağı ile yapılan mum
candle power n. mum kuvveti
tangerine scented candle n. mandalina kokan mum
tangerine scented candle n. mandalina kokulu mum
fc (foot-candle) n. foot-kandela
fetch candle n. gece görülen ve ölüm habercisi olduğuna inanılan ışık
corpse candle n. cenaze töreni öncesi ölünün başında beklerken kullanılan kalın mum
corpse candle n. mezarlık mumu
standard candle n. standart kandil
standard candle n. standart mum
standard candle n. kandela
standard candle n. kandela birimi
standard candle n. kara cisim yüzeyinin bir santimetre karelik aydınlanma şiddetinin on altıda birine denk bir ölçü birimi
ft-c (foot-candle) n. ayak-mum
burn the candle at both ends v. fazla çalışmak
hold a candle to v. karşılaştırmak
burn the candle at both ends v. gece gündüz demeden çalışarak kendini helak etmek
burn the candle at both ends v. durup dinlenmeden çalışmak
hold a candle to v. kıyaslamak
hold a candle to v. mukayese etmek
snuff the candle v. mum söndürmek
snuff out the candle v. mum söndürmek
blow out the candle v. mum söndürmek
blow out the candle v. mum üflemek
not hold a candle to someone v. yanına bile yaklaşamamak
not hold a candle to someone v. eline su dökememek
light a candle v. mum yakmak
stick a candle v. (bir) mum dikmek/yakmak
not worth a candle adj. zahmetine değmez
candle-lit adj. mum ışıklı
candle-lit adj. mumla aydınlatılan
candle-lit adj. mum ile aydınlatılmış
by candle light adv. mum ışığında
by candle light adv. mum ışığı altında
Phrases
the game's not worth the candle expr. astarı yüzünden pahalı
Proverb
it's better to light a candle than to curse the darkness bir mum yakmak karanlığa sövmekten iyidir
better to light a candle than to curse the darkness bir mum yakmak karanlığa sövmekten iyidir
better to light a candle than to curse the darkness karanlığa küfredeceğine bir mum da sen yak
it is better to light a candle than to curse the darkness karanlığa küfredeceğine bir mum da sen yak
better to light one candle than to curse the darkness karanlığa hayıflanacağına bir mum da sen yak
the candle of someone who lies almost always burns just to midnight yalancının mumu yatsıya kadar yanar
Colloquial
candle light n. mum ışığı
Idioms
bell, book, and candle n. lanetleme
bell, book, and candle n. mucizevi, doğaüstü ya da tuhaf olaylara dair sembolik nesneler
bell, book, and candle n. kukuleta, süpürge ve sihirli değnek
bell, book, and candle n. birisini lanetleme kalıbı
bell, book, and candle n. canına okuma
bell, book, and candle n. mucizevi ve sıradışı bir şey olacağının habercisi
bell, book, and candle n. mucizevi, doğaüstü ya da tuhaf olaylara dair sembolik nesneler
bell, book, and candle n. kukuleta, süpürge ve sihirli değnek
candle in the wind n. her an yok olabilecek şey
candle in the wind n. en ufak esintide sönebilecek bir mum ışığına benzer şey veya durum
candle in the wind n. kırılgan, nazik şey veya durum
bell, book, and candle things that are miraculous or that signal that something n. mucizevi ve sıra dışı bir şey olacağının habercisi
bell, book, and candle things that are miraculous or that signal that something n. alışılmamış/tuhaf bir şey olma ihtimalinin habercisi
bell, book, and candle things that are miraculous or that signal that something n. birini lanetlemenin formülü
bell, book, and candle things that are miraculous or that signal that something n. sıra dışı/mucizevi bir şey olacağına dair bir işaret
bell, book, and candle things that are miraculous or that signal that something n. ruhsal ölümün simgesi
candle in the wind n. korunmasız şey
candle in the wind n. pamuk ipliğine bağlı şey
candle in the wind n. çok hassas şey
candle in the wind n. her an uçup gitmeye/yok olmaya/bozulmaya hazır şey
candle in the wind n. çok zayıf şey
not fit to hold a candle to somebody v. eline su dökememek
not to be fit to hold a candle to v. eline su dökememek
burn the candle at both ends v. geceyi gündüze katmak
not hold a candle to v. eline su dökememek
hold a candle to the devil v. dümen suyunda gitmek
hold a candle to the devil v. köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek
burn the candle at both ends v. kendisini helak etmek
burn the candle at both ends v. dur durak bilmeden çalışmak
burn the candle at both ends v. kendisini paralamak
can't hold a candle to someone v. eline su dökememek
not hold a candle to someone v. eline su dökememek
hold a candle to v. aşık atmak
burn both ends of the candle v. gece gündüz demeden çalışmak
burn both ends of the candle v. durup dinlenmeden/bıkıp usanmadan çalışmak
burn both ends of the candle v. pestili çıkana kadar çalışmak
burn both ends of the candle v. canı çıkana kadar çalışmak
burn both ends of the candle v. kendini hırpalamak
burn both ends of the candle v. kendini helak etmek
burn both ends of the candle v. çok fazla çalışmak
burn both ends of the candle v. işe sabah karanlıkta gidip gece yarılarına kadar çalışmak
burn both ends of the candle v. kendini çok yormak/hırpalamak
burn both ends of the candle v. sabahlara kadar çalışmak
burn both ends of the candle v. gece yarılarına kadar çalışmak
burn both ends of the candle v. gece gündüz çalışmak
burn one's candle at both ends v. gecesini gündüzüne katmak/geceyi gündüze katmak
burn one's candle at both ends v. gece gündüz demeden çalışarak kendini helak etmek
burn one's candle at both ends v. kendini paralamak/helak etmek
burn one's candle at both ends v. fazla çalışmak
burn one's candle at both ends v. dur durak bilmeden çalışmak
burn one's candle at both ends v. durup dinlenmeden çalışmak
cannot hold a candle to v. yanına bile yaklaşamamak
cannot hold a candle to v. eline su dökememek
cannot hold a candle to v. mukayese bile edilememek
can't hold a candle to v. mukayese bile edilememek
can't hold a candle to someone/something v. birinin/bir şeyin yanına bile yaklaşamaz
can't hold a candle to (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) eline su dökemez
can't hold a candle to someone/something v. biriyle/bir şeyle mukayese bile edilemez
can't hold a candle to v. yanına bile yaklaşamamak
can't hold a candle to (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) yanına bile yaklaşamaz
can't hold a candle to someone/something v. birinin/bir şeyin eline su dökemez
can't hold a candle to (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) mukayese bile edilemez
can't hold a candle to v. eline su dökememek
not fit to hold a candle to (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) yanından bile geçememek
not fit to hold a candle to (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) tırnağı bile olamamak
not fit to hold a candle to (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) eline su dökememek
not hold a candle to (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) eline su dökememek
not hold a candle to (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) tırnağı bile olamamak
not hold a candle to (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) yanından bile geçememek
the game is not worth the candle expr. astarı yüzünden pahalı
the game is not worth the candle expr. uğraşmaya değmez
not worth the candle expr. zahmetine değmez
not worth the candle expr. zaman ayırdığına değmez
can't hold a candle to someone expr. mukayese bile edilememek
the cake's not worth the candle expr. astarı yüzünden pahalı
cannot hold a candle to somebody/something expr. biriyle/bir şeyle mukayese bile edilemez
cannot hold a candle to somebody/something expr. birinin/bir şeyin eline su dökemez
cannot hold a candle to somebody/something expr. birinin/bir şeyin yanına bile yaklaşamaz
doesn't hold a candle (to someone or something) expr. (birinin/bir şeyin) yanına bile yaklaşamaz
doesn't hold a candle (to someone or something) expr. (birinin/bir şeyin) eline su dökemez
doesn't hold a candle (to someone or something) expr. (birinin/bir şeyin) yanından bile geçemez