deceits - Turco Inglés Diccionario

deceits

deceits — Definition

Significado:
aldatma, hile
Pronunciación (IPA):
(AmE /dɪˈsiːt/ – BrE /dɪˈsiːt/)
Categoría gramatical:
İsim: deceit (uncountable)
Sinónimo:
deception
Antónimos:
honesty

Significados de "deceits" en diccionario turco inglés : 25 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
deceit n. hilekarlık
General
deceit n. aldatma
This would be a form of deceit and would lead to recklessness in consumption and risk-bearing investment.
Bu bir tür aldatma olacaktır ve tüketimde ve risk taşıyan yatırımlarda umursamazlığa yol açacaktır.

More Sentences
deceit n. düzenbazlık
Abby could never forgive her husband's deceit.
Abby kocasının düzenbazlığını asla affedemiyordu.

More Sentences
Law
deceit n. aldatma
This would be a form of deceit and would lead to recklessness in consumption and risk-bearing investment.
Bu bir tür aldatma olacaktır ve tüketimde ve risk taşıyan yatırımlarda umursamazlığa yol açacaktır.

More Sentences
General
deceit n. dolandırıcılık
deceit n. hile
deceit n. yalan
deceit n. yamuk
deceit n. namussuzluk
deceit n. kazık
deceit n. kötüye kullanma
deceit n. kancıklık
deceit n. yalancılık
deceit n. dalavere
deceit n. hilekarlık
deceit n. üçkağıt
deceit n. kandırma
deceit n. dolandırma
deceit n. düzen
deceit n. dubara
deceit n. yalancılık
deceit n. dalaverecilik
Law
deceit n. düzen
deceit n. hile
Slang
deceit n. açmaz

Significados de "deceits" con otros términos en diccionario inglés turco: 10 resultado(s)

Inglés Turco
General
self deceit n. kendi kendini aldatma
masters of deceit n. büyük yalancılar
masters of deceit n. usta dolandırıcılar
self-deceit n. kendini aldatma
self-deceit n. kendini kandırma
practice a deceit v. hile yapmak
practise a deceit v. hile yapmak
Phrases
in a time of universal deceit, telling the truth is a revolutionary act expr. sahtekarlığın evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde, gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir
in a time of universal deceit expr. düzenbazlığın düzen haline geldiği dönemde hakikati konuşmak devrim yapmaktır
Trade/Economic
wilful deceit n. kasıtlı kandırma