extinctions - Turco Inglés Diccionario

extinctions

extinctions — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /ɪkˈstɪŋkʃən/ – BrE /ɪkˈstɪŋkʃən/)
Categoría gramatical:
İsim: extinction (extinctions)

Significados de "extinctions" en diccionario turco inglés : 27 resultado(s)

Inglés Turco
General
extinction n. nesli tükenme
Rhinos are on the verge of extinction.
Gergedanlar nesli tükenmenin eşiğinde.

More Sentences
extinction n. yok etme
We must not allow ourselves to fish selfishly or to hunt them down to extinction.
Bencilce balık avlamamıza ya da onları yok edene kadar avlamamıza izin vermemeliyiz.

More Sentences
extinction n. yok olma
This native tradition is headed for extinction.
Bu yerel gelenek yok olmaya yüz tutmuştur.

More Sentences
extinction n. soy tükenmesi
Extinction is part of evolution.
Soy tükenmesi, evrimin bir parçasıdır.

More Sentences
extinction n. tükenme
Turtle doves are vulnerable to global extinction.
Üveyik nesli küresel ölçekte tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

More Sentences
extinction n. feshetme
extinction n. sönme
extinction n. imha
extinction n. itfa
extinction n. söndürme
extinction n. soyu tükenme
extinction n. lağvetme
extinction n. yeryüzünden silinme
extinction N. yok oluş
extinction N. neslin tükenmesi
Trade/Economic
extinction n. fesih
extinction n. ilga
Law
extinction n. nihayet verme
extinction n. son verme
extinction n. sükut
Construction
extinction n. soyu tükenme
Medical
extinction n. ekstinksiyon
extinction n. sönüm
Psychology
extinction n. sönümleme
Astronomy
extinction n. gök cisimlerinin sönmesi
Meteorology
extinction n. radyasyon azalımı
Geology
extinction n. ortadan kalkma

Significados de "extinctions" con otros términos en diccionario inglés turco: 108 resultado(s)

Inglés Turco
General
fire extinction n. yangın söndürme
animals in danger of extinction n. nesli tükenmekte olan hayvanlar
animal extinction n. hayvan neslinin tükenmesi
extinction event n. kitlesel yok oluş
extinction event n. birden çok canlı türünün soyunun aynı zaman aralığı içinde tükenmesi
mass extinction n. birden çok canlı türünün soyunun aynı zaman aralığı içinde tükenmesi
extinction-level event (ele) n. birden çok canlı türünün soyunun aynı zaman aralığı içinde tükenmesi
mass extinction n. kitlesel yok oluş
extinction-level event (ele) n. kitlesel yok oluş
danger of extinction n. yok olma tehlikesi
be in danger of extinction v. soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalmak
be in danger of extinction v. soyu tükenme tehlikesinde olmak
be on the verge of extinction v. soyu tükenme tehlikesinde olmak
be on the verge of extinction v. soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalmak
be on the brink of extinction v. soyu tükenme tehlikesinde olmak
be on the brink of extinction v. soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olmak
be in danger of extinction v. soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olmak
be on the edge of extinction v. soyu tükenme tehlikesinde olmak
be on the brink of extinction v. soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalmak
be on the verge of extinction v. soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olmak
be on the edge of extinction v. soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olmak
be on the edge of extinction v. soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalmak
cause one's extinction v. soyunu kurutmak
lead to one's extinction v. soyunu tüketmek
cause one's extinction v. neslini tüketmek
cause one's extinction v. soyunu tüketmek
cause one's extinction v. neslini kurutmak
lead to one's extinction v. neslini tüketmek
lead to one's extinction v. soyunu kurutmak
lead to one's extinction v. neslini kurutmak
be under the threat of extinction v. (soyu/soyları) tükenme tehdidi altında olmak
be under the threat of extinction v. (soyları/soyu) yok olma tehdidi altında olmak
drive something to extinction v. soyunu kurutmak
drive something to extinction v. soyunu tüketmek
cause extinction v. soyunu tüketmek
cause extinction v. soyunu kurutmak
cause extinction v. neslini kurutmak
cause extinction v. neslini tüketmek
drive something to extinction v. neslini tüketmek
drive something to extinction v. neslini kurutmak
face extinction v. nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olmak
face extinction v. yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olmak
facing extinction adj. yok olmaya yüz tutmuş
threatened with extinction adj. nesli tükenme tehlikesinde olan
on the verge of extinction adv. nesli tükenmek üzere
on the brink of extinction adv. nesli tükenmek üzere
on the edge of extinction adv. nesli tükenmek üzere
Law
extinction of security n. rehnin sukutu
extinction of debt n. alacağın sukutu
extinction of good faith n. ayni hakkın sukutu
ground of extinction n. sükut gerekçesi
grounds of extinction n. sükut gerekçeleri
Insurance
losses to extinction basis n. zararın itfa edilene kadar müteakip yıllara devri
Technical
extinction voltage n. sönüm gerilimi
arc extinction n. ark sönümü
angle of extinction n. sönme açısı
secondary extinction n. ikincil azalım
extinction distance n. sönüm uzaklığı
extinction factor n. sönüm oranı
extinction coefficient n. sönüm katsayısı
extinction ratio n. sönüm oranı
extinction contour n. sönüm kuşağı
primary extinction n. birincil azalma
laser extinction n. lazer kararması
extinction ratio of a polarization maintaining fiber pigtailed connector n. bir ucu konektörlü olan fiber kabloda polarizasyonun korunmasına ilişkin söndürme oranı
extinction ratio n. sönümlenme oranı
fire extinction equipment n. yangın söndürme tertibatı
Computer
angle of extinction n. sönme açısı
Informatics
angle of extinction n. sönme açısı
Electric
extinction voltage n. söndürme gerilimi
arc extinction n. ark sönümü
extinction potential n. ekstinksiyon potansiyeli
extinction voltage n. sönüm gerilimi
extinction potential n. sönüm gerilimi
Marine
light extinction coefficient n. ışık sönme katsayısı
Medical
extinction coefficient n. sönüm katsayısı
Psychology
sensory extinction n. duyusal sönümleme
extinction burst n. sönümleme patlaması
resistance to extinction n. sönümlemeye direnme
self-extinction n. öz söndürme
Physics
angle of extinction n. polarize ışıkta bir kristalin siyah gözükmeyecek şekilde döndürülebileceği maksimum açı
extinction angle n. polarize ışıkta bir kristalin siyah gözükmeyecek şekilde döndürülebileceği maksimum açı
Chemistry
extinction coefficient n. sönümleme katsayısı
extinction coefficient n. sönüm katsayısı
extinction coefficient n. ekstinksiyon katsayısı
Biology
background extinction n. olağan yok oluş
background extinction n. doğal yok oluş
Marine Biology
ecological extinction n. ekolojik ölüm
Zoology
de-extinction n. türdiriltimi
Geology
mass extinction n. kitle yok oluşu
mass extinction n. kütle kaybı
mass extinction n. kitle kaybı
mass extinction n. kitle ekstinksiyonu
undulatory extinction n. endülatör sönme
undulatory extinction n. dalgalı sönme
undulose extinction n. dalgalı sönme
undulose extinction n. endülatör sönme
quaternary extinction event n. kuvaterner yok oluşu
Anthropology
late devonian mass extinction n. geç devoniyen kitlesel yok oluşu
holocene extinction n. holosen kitlesel yok oluşu
ordovician-silurian mass extinction n. ordovisiyen-silüriyen kitlesel yok oluşu
permian-triassic extinction event n. büyük ölüm
cretaceous-paleogene extinction event (k-pg) n. kretase-paleojen kitlesel yok oluşu
triassic-jurassic extinction event (tr-j) n. triyas-jura kitlesel yok oluşu
permian-triassic extinction event n. büyük yok oluş
permian-triassic extinction event n. permiyen-triyas kitlesel yok oluşu
Paleontology
cretaceous–paleogene extinction event n. kretase-paleojen yok oluşu
Star Wars
b28 extinction-class bomber n. b28 imha-sınıfı bombacı