| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| General | ||||
| General | feel like v. | içinden gelmek | ||
|
It feels like a deep cold that comes from within. İçinden gelen derin bir üşüme gibi. More Sentences |
||||
| General | feel like v. | canı istemek | ||
|
Tom will tell you when he feels like it. Tom canı istediği zaman sana söyleyecek. More Sentences |
||||
| General | feel like v. | gibi hissetmek | ||
|
We need to make them feel like European citizens. Onlara kendilerini Avrupa vatandaşı gibi hissettirmeliyiz. More Sentences |
||||
| General | feel like v. | istemek | ||
|
This is all well and good for other countries, but the United States does not feel like adhering to these. Bu diğer ülkeler için iyi ve güzel, ancak Amerika Birleşik Devletleri bunlara bağlı kalmak istemiyor. More Sentences |
||||
| Idioms | ||||
| Idioms | feel like v. | canı istemek | ||
|
Tom will tell you when he feels like it. Tom canı istediği zaman sana söyleyecek. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | feel like v. | duygusu içinde olmak | ||
| General | feel like v. | canı -mek istemek | ||
| General | feel like v. | gereği hissetmek | ||
| General | feel like v. | canı çekmek | ||
| General | feel like v. | ilgilenmek | ||
| General | feel like v. | heveslenmek | ||
| General | feel like v. | gibi hissettirmek | ||