fissure - Turco Inglés Diccionario

fissure

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

fissure — Definition

Significado:
çatlak, yarık
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈfɪʃər/ – BrE /ˈfɪʃə/)
Categoría gramatical:
İsim: fissure (fissures)

Significados de "fissure" en diccionario turco inglés : 26 resultado(s)

Inglés Turco
General
fissure n. çatlak
The drought caused fissures in the soil.
Kuraklık toprakta çatlaklar oluşturuyor.

More Sentences
Medical
fissure n. fissür
Most of the LERZ activity shifted to the middle part of the fissure system.
LERZ aktivitesinin çoğu fissür sisteminin orta kısmına kaymıştır.

More Sentences
General
fissure n. yarma
fissure n. çatlama
fissure n. ince çatlak
fissure n. yarık
fissure n. rahne
fissure n. fisür
fissure n. ihtilaf
fissure n. anlaşmazlık
fissure n. derin fikir ayrılığı
fissure n. zaaf
fissure n. zayıflık
fissure n. büyük kusur
fissure v. yarmak
fissure v. ayrılmak
fissure v. çatlamak
fissure v. çatlatmak
Technical
fissure v. parçalarına ayrılmak
Medical
fissure n. fisür
fissure n. cilt çatlaması
fissure n. cilt yarılması
Anatomy
fissure n. (beyin, karaciğer gibi organlarda) büyük yarık
fissure n. (beyin) iki yarım küreyi ayıran yarık
fissure n. beyin fissürü
fissure n. karaciğer fissürü

Significados de "fissure" con otros términos en diccionario inglés turco: 60 resultado(s)

Inglés Turco
Technical
desiccation fissure n. kuruma fisürü
desiccation fissure n. kuruma çatlağı
fault fissure n. yanlış uygulama çatlağı
internal fissure n. iç yarık
fissure veins n. yarıkcıklar
Mining
fissure vein n. (yeryüzünde) içi mineralli madde ile dolu çatlak
Medical
ammon’s fissure n. ammon yarığı
sagittal fissure n. sajital fisur
anal fissure n. anüste yırtık
anal fissure n. anüste meydana gelen beklenmedik çatlak
anal fissure n. anal fisür
palpebral fissure n. palpebral aralık
anal fissure n. anal fissür
involvement of interlobar fissure n. interlober fissür tutulumu
fissure sealant n. fissür örtücü
calcarine fissure n. mahmuz oluğu
calcarine fissure n. kalkarin oluk
calcarine fissure n. beynin oksipital lobunun mesial yüzeyinde bulunan bir sulcus
calcarine fissure n. oksipital lobun içyan yüzü üzerindeki, cuneus'u gyrus lingualis'den ayıran y biçimindeki oluk
fissure of rolando n. her iki yarım kürenin yan yüzeyinde yukarı doğru uzanan beyin fisürü
rolando's fissure n. her iki yarım kürenin yan yüzeyinde yukarı doğru uzanan beyin fisürü
fissure needle n. yara kenarlarının kapatılması için kullanılan bir iğne türü
fissure needle n. cerrahi iğne
Anatomy
intercerebral fissure n. yarım körelerarası yarık
oral fissure n. ağız boşluğu
sylvian fissure n. beynin sağ ve sol hemisferinde ön lob ve paryetal lobu aşağıda bulunan temporal lobdan ayıran, korteksteki en derin ve belirgin fissür
fissure of sylvius n. silvian fissür
sylvian fissure n. serebral sulkus
sylvian fissure n. silviyan sulkus
fissure of sylvius n. beynin sağ ve sol hemisferinde ön lob ve paryetal lobu aşağıda bulunan temporal lobdan ayıran, korteksteki en derin ve belirgin fissür
fissure of sylvius n. silviyan sulkus
fissure of sylvius n. sylvius oluğu
sylvian fissure n. silvian fissür
sylvian fissure n. sylvius oluğu
fissure of sylvius n. lateral fissür
sylvian fissure n. lateral fissür
fissure of sylvius n. serebral sulkus
fissure of rolando n. merkezi sulkus
fissure of rolando n. rolando sulkusu
fissure of rolando n. merkezi oluk
fissure of rolando n. santral sulkus
fissure of rolando n. rolando oluğu
parieto-occipital fissure n. paryetal lob ile oksipital lobu birbirinden ayıran fissür
Psychology
sagittal fissure n. sajital yarık
Dentistry
resin-based pit and fissure sealants n. reçine esaslı pit ve fissur örtücüleri
Pathology
fissure and fistula of nipple n. meme ucunun fissür ve fistülü
anal fissure n. makat çatlağı
counter fissure n. kontrafisür
Environment
ground fissure n. zemin çatlağı
fissure volcano n. çatlak volkanı
fissure eruption n. çatlak püskürmesi
Meteorology
frost fissure n. don çatlağı
Geology
abyssal fissure n. abisal yarık
abyssal fissure n. abisal fisür
fissure eruption n. fisür püskürmesi
fissure volcano n. fissür volkanı
fissure eruption n. yarık püskürmesi
fissure eruption n. volkanik fisür püskürmesi
fissure vein n. fisür damar
fissure volcano n. yarık volkanı