golden - Turco Inglés Diccionario

golden

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

golden — Definition

Significado:
altın renkli, mükemmel
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈɡoʊldən/ – BrE /ˈɡəʊldən/)
Categoría gramatical:
Sıfat
Sinónimo:
ideal
Antónimos:
flawed

Significados de "golden" en diccionario turco inglés : 55 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
golden n. altın
The Secret of the Golden Flower demands that we practice regular meditation.
Altın Çiçeğin Sırrı düzenli meditasyon yapmamızı gerektirir.

More Sentences
golden adj. altından
General
golden v. altın rengi almak
When the garlic is golden, add the fish.
Sarımsak altın rengini alınca balığı ekleyin.

More Sentences
golden adj. mükemmel
Tom is a golden boy.
Tom mükemmel bir çocuk.

More Sentences
golden adj. altın renginde
Wine is a pure and clear product of nature, clear and golden in the glass.
Şarap, kadehte berrak ve altın renginde görünüen, doğanın saf ve berrak bir ürünüdür.

More Sentences
golden adj. altın sarısı
The golden sands of this beach attract many tourists.
Bu plajın altın sarısı kumları birçok turisti cezbediyor.

More Sentences
golden adj. altından yapılmış
The princess rode in a golden carriage.
Prenses altından yapılmış bir arabaya bindi.

More Sentences
Trade/Economic
golden n. altın
The Secret of the Golden Flower demands that we practice regular meditation.
Altın Çiçeğin Sırrı düzenli meditasyon yapmamızı gerektirir.

More Sentences
General
golden n. itidal
golden v. altın rengi vermek
golden adj. üstün
golden adj. altından
golden adj. altın gibi
golden adj. zerrin
golden adj. çok değerli
golden adj. parlak sarı
golden adj. altın rengi
golden adj. altın içeren
golden adj. altın yönünden zengin
golden adj. altınlı
golden adj. (saç) sarı
golden adj. altın parlaklığında
golden adj. parlak
golden adj. zenginlik gösteren
golden adj. mutluluk sergileyen
golden adj. başarılı
golden adj. canlı
golden adj. dinç
golden adj. enerjik
golden adj. coşkulu
golden adj. renkli
golden adj. sporda başarılı
golden adj. dünya çapında başarıya ulaştırabilecek yeteneklere sahip
golden adj. popüler ve çekici
golden adj. gözde
golden adj. karlı
golden adj. kazançlı
golden adj. çok iyi konumda
golden adj. çok iyi durumda
golden adj. avantajlı konumda
golden adj. ellinci yıl dönümüne ait
golden adj. ellinci yıl dönümüyle ilgili
golden adj. (tını veya rezonans bakımından) zengin ve yumuşak
golden adj. parlak bir canlılıkta
golden adj. altın renkli
Technical
golden adj. altınsı
Geography
golden n. irlanda'da yerleşim yeri
golden n. kolorado eyaletinde şehir
golden n. illinois eyaletinde yerleşim yeri
golden n. mississippi eyaletinde yerleşim yeri
golden n. kanada'da bir kasaba
golden n. abd'nin missouri eyaletinde bir nüfus sayım yeri
golden n. abd'nin new mexico eyaletinde bir hayalet şehir ve nüfus sayım yeri
golden n. abd'nin oregon eyaletinde bir hayalet şehir
golden n. abd'nin utah eyaletinde bir hayalet şehir

Significados de "golden" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
golden gate bridge n. golden gate köprüsü
golden pheasant n. altın sülün
golden wedding n. altın yıldönümü
golden plover n. altın yağmurcun
golden opportunity n. bulunmaz fırsat
golden eagle n. kaya kartalı
golden retriever n. altın av köpeği
lesser golden plover n. amerikan altın yağmurcunu
pasific golden plover n. küçük altın yağmurcun
the golden age n. altın çağı
golden oriole n. sarıasma
golden wedding n. evliliğin ellinci yıldönümü
golden eagle n. altın kartal
golden age n. altın çağ
golden rule n. herkese iyilik etme kuralı
golden hour n. altın saat
golden section n. altın bölüm
golden grey mullet n. altınbaş kefal
golden plover n. altın yağmur kuşu
golden rain tree n. sarısalkım
golden jubilee n. ellinci yıldönümü
design of inlaid golden wire n. altın kakma
golden plover n. yağmurkuşu
the golden horn n. haliç
golden oriole n. sarıasma kuşu
golden coral n. altın mercan
golden wedding anniversary n. evliliğin 50.yılı kutlaması
golden brown n. kızıl kahverengi
golden oriole n. sarı asma kuşu
golden mean n. ılımlılık
golden marguerite n. sarıpapatya
golden eagle n. kayakartalı
golden mean n. ılım
golden mean n. itidal
golden era n. altın çağı
golden cup n. altın kupa
golden era n. altın çağ
golden palm n. altın palmiye
golden ager n. kelli felli
golden ager n. yaşlı
golden girl n. altın kız
golden boy n. altın çocuk
golden rule n. altın kural
golden syrup n. şeker pekmezi
golden syrup n. melas
golden opinion n. hürmet
golden mean n. ölçülük
golden opinion n. saygı
golden calf n. put
golden ring n. altın yüzük
golden wedding anniversary n. evliliğin 50.yıl dönümü
golden belt n. altın kemer
golden years n. altın yıllar
golden years n. emeklilik çağı
golden years n. emeklilik dönemi
golden seal n. altın mühür
golden record award n. altın plak ödülü
golden rectangle n. altın dikdörtgen
golden butterfly n. altın kelebek
golden crown n. altın taç
golden-brown coat n. kızıl kahverengi ceket
golden globe n. altın küre
golden powder n. altın barut
golden horn bridge n. haliç köprüsü
golden calf n. maddi zenginlik arayışı
golden ager n. yaşlı
golden calf n. (tapınma nesnesi olarak) para
golden calf n. aşırı hürmet edilen şey
golden ager n. emekli
golden age n. yaşlılık dönemi
golden calf n. para hırsı
golden balls n. tefeci dükkanını gösteren üç altın top
golden calf n. eskiden kuzey ingiltere'de birbirine benzeyen iki idolden biri
golden oldie n. eskiden çok popüler olan yapım
golden anniversary n. ellinci yıl dönümü
golden number n. altın oran
golden circle n. zeka küpü
golden grease n. ücret
golden grease n. rüşvet
golden triangle n. myanmar, laos ve tayland'ı kapsayan afyon üretim bölgesi
golden raisin n. altın rengi elde etmek için sülfür dioksit uygulanan bir kuru üzüm çeşidi
golden triangle n. başarı, zenginlik, nüfuz gibi özellikler ile öne çıkan üçgenimsi bölge
golden seal n. altın mühür bitkisinin şifa amaçlı kullanılan kurutulmuş rizomu ve kökleri
kill the goose that lays the golden eggs v. altın yumurtlayan kazı kesmek
kill the goose that lays the golden eggs v. işini kendi eliyle bozmak
fry the onions until they turn golden brown v. soğanları pembeleşinceye kadar kızartmak
fry the onions until they turn golden brown v. soğanları pembeleşinceye kadar kavurmak
golden haired adj. sırma saçlı
golden blonde adj. altın sarısı
golden-mouthed adj. güzel konuşan
golden roast/roasted adj. nar gibi kızarmış
golden-yellow adj. altın sarısı
golden-yellow adj. altın rengine çalan sarı
Phrasals
go in search of the golden fleece v. tehlikeli/zor bir maceraya atılmak
Phrases
fry the onions until they turn golden brown expr. soğanları pembeleşinceye kadar kavurun
fry the onions until they turn golden brown expr. soğanları pembeleşinceye kadar kızartın
Proverb
a golden key can open any door paranın açamayacağı kapı yoktur
a golden key can open any door para her kapıyı açar
silence is golden sükut altındır
the golden age was never the present age içerisinde bulunulan zaman hep geçmişten ve gelecekten eksik görünür/gelir
the golden age was never the present age insan elindekinin kıymetini bilmez
the golden age was never the present age insan içinde bulunduğu zamanın kıymetini bilmez
the golden age was never the present age içinde bulunulan durum/zaman hiçbir zaman en iyi durum/zaman olarak görünmez
the golden age was never the present age altın çağ hiçbir zaman içinde bulunulan çağ olmamıştır
speech is silver, silence is golden söz gümüşse sükut altındır
speech is silver, but silence is golden söz gümüşse sükut altındır
Colloquial
golden hello n. başka şirketten özel transfer edilmiş kalifiye çalışana ödenen para
golden gate n. abd'de bir köprü
golden gate n. golden gate köprüsü
golden hour n. gün doğumundan kısa bir süre sonraki ve gün batımından kısa bir süre önceki, gökyüzünün kırmızı olduğu zaman
golden state n. kaliforniya
Idioms
golden rule n. altın kural
golden boy n. harika çocuk
golden boy n. altın çocuk
golden boy n. mucize çocuk
a golden handshake n. bir işten ayrılan bir kişiye verilen ikramiye
the golden age n. altın çağ
golden mean n. orta yol
a golden girl n. altın kız
a golden boy n. altın çocuk
a golden opportunity n. altın fırsat
a golden opportunity n. büyük bir fırsat
a golden opportunity n. altın bir fırsat
golden handcuffs n. altın kelepçe
a golden oldie n. geçmişte populer olmuş ve halen daha dillerde olan şarkı
a golden oldie n. hiçbir zaman modası geçmeyen eski şarkı
the golden dreams n. altın rüyalar/hayaller
a golden parachute n. (özellikle bir şirket yöneticisine verilecek olan) yüklü tazminat
the golden goose n. altın yumurtlayan tavuk
golden calf n. put
a golden calf n. put
a golden hello n. hoş geldin bonusu
a golden hello n. işe başlama/alınma bonusu
golden calf n. fetiş
a golden calf n. fetiş
a golden hello n. işe başlama ikramiyesi
a golden hello n. hoş geldin ikramiyesi
a golden handshake n. yüklü kıdem tazminatı
golden touch n. elini attığı her şeyde başarılı olma yeteneği
golden ticket n. altın bilet
golden handcuffs n. insanın elini kolunu bağlayan ekonomik koşullar/getiriler
golden handcuffs n. ekonomi yönünden bağlılık/zorunluluk
golden touch n. çok para kazanma yeteneği
golden handcuffs n. kişinin hayır diyemeyeceği parasal teşvikler
golden handcuffs n. kişinin işten ayrılmaması için sunulan ekonomik koşullar
golden touch n. altın dokunuş
golden touch n. her tuttuğunu/dokunduğunu altına çevirme yeteneği
golden ticket n. para kazandıracak/kişisel başarı sağlayacak yetenek, nitelik, beceri
golden ticket n. altın anahtar
golden handcuffs n. kişinin işi bırakmasına engel olan parasal sebepler