grassing - Turco Inglés Diccionario

grassing

Significados de "grassing" en diccionario turco inglés : 47 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
grass n. çim
Lack of nutrition can cause grasses to have poor growth.
Besin eksikliği çimlerin zayıf büyümesine neden olabilir.

More Sentences
grass n. çimen
She used the same blade of grass as a bookmarker for years.
Yıllarca aynı çimen parçasını kitap ayracı olarak kullanmıştı.

More Sentences
grass n. ot
He was taken under custody for trading grass.
Ot ticareti yaptığı gerekçesiyle gözaltına alındı.

More Sentences
grass n. otlak
General
grass n. çayır
There is no grass on the moon.
Ay'da hiç çayır bulunmaz.

More Sentences
grass n. ot
He was taken under custody for trading grass.
Ot ticareti yaptığı gerekçesiyle gözaltına alındı.

More Sentences
grass v. ihbar etmek
George grassed on the gang to the local police.
George çeteyi bölge polisine ihbar etti.

More Sentences
Slang
grass n. muhbir
Thanks to a grass in the gang, all members were arrested.
Çetede yer alan bir muhbir sayesinde tüm üyeler tutuklandı.

More Sentences
General
grass n. ispiyoncu
grass n. yeşillik
grass n. çimenlik
grass n. esrar
grass n. kuşkonmaz
grass n. emekli olma durumu
grass n. emeklilik yeri
grass n. emeklilik
grass n. inziva
grass n. inzivaya çekilme
grass n. meksika körfezi ile batı hint adaları'nda ve florida sahili açıklarına özgü olup ticareti yapılan düşük kaliteli koyu kahverengi kırılgan bir sünger
grass n. radar ekranındaki çim benzeri dikey çizgilere sebep olan elektronik titreşim
grass v. otlamak
grass v. kaplamak
grass v. çimenle kaplamak
grass v. çimlere yaymak
grass v. yere sermek
grass v. çimlemek
grass v. ele vermek
grass v. çim kaplamak
grass v. ot yemek
grass v. çayıra salmak
grass v. otlatmak
grass v. (kuş) vurmak
grass v. çimlerin üzerine sermek (keten)
grass v. emekli olmak (yarış atı)
grass v. (kuşu) vurarak düşürmek
grass v. olta ile yakalanan balığı nehir kenarına koymak
grass adj. buğdaygiller familyasına mensup olan
Physics
grass n. katot ışınlı tüpün izinde bulunan, rastgele girişim sebebiyle oluşmuş birbirine yakın yer alan belirgin süreksizlikler
Botanic
grass n. çimen yaprağı
grass n. çimen bitkisi
Slang
grass n. dönek
grass n. gammaz
grass n. hain
grass n. satıcı
grass n. yapraklı sebze
grass n. marul
British Slang
grass v. ispiyonlamak

Significados de "grassing" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
the grass roots n. bir örgütün tabanını oluşturan sıradan insanlar
General
grass widower n. boşanmış veya karısından ayrı yaşayan adam
geranium grass n. mekke samanı
couch grass n. ayrık otu
grass mower n. çim biçme makinesi
pepper grass n. tere
grass cutter n. çim kesme makinesi
grass cutter n. çim makinesi
foxtail grass n. tilkikuyruğu
grass widow n. kocası geçici olarak bir yere gitmiş olan kadın
grass widow n. boşanmış veya kocasından ayrı yaşayan kadın
grass widower n. karısı geçici olarak bir yere gitmiş olan adam
grass family n. ot familyası
grass widow n. dul kadın
pampas grass n. pampa otu
grass widower n. dul adam
meadow grass n. çimen
herbivorous grass carp n. ot sazanı
grass carpet n. çim halı
pampas grass n. tüykamışı
canary grass n. kanaryaotu
bent grass n. çimen
pampas grass n. pampaotu
canary grass n. kuş yemi
grass root n. bir şeyin temeli veya kaynağı
canary grass n. kuşyemi
scurvy grass n. kaşıkotu
grass skirt n. hasır etek
grass cutter n. çim biçme makinesi
cotton grass n. bataklıkketeni
blue eyed grass n. mavi ot
couch grass n. ayrıkotu
grass seed n. çim tohumu
grass eating n. otobur
bermuda grass n. bermuda çimeni
mow grass n. ot biçmek
grass fire n. kontrol edilemeyen yangın
a snake in the grass n. yüze gülüp arkadan kuyu kazan
grass-plot n. çimenlik
grass-roots n. bir ülkenin kırsal bölgeleri
synthetic grass n. sentetik çim
grass stain n. çimen lekesi
ornamental grass n. süs çimi
grass-green n. çimen yeşili
grass-roots organization n. taban örgütü
grass roots n. kök
grass roots n. temel
grass roots n. halk
grass roots n. kaynak
cotton grass n. pamuk otu
grass area n. çim alan
grass pitch n. çim saha
grass wall n. yeşilliklerle kaplı duvar
grass wall n. çim duvar
rough grass n. sert/kaba çim
rough grass n. bakımsız/yabani çim
grass widower n. boşanmış adam
grass catcher n. çim toplama bölmesi
grass catcher n. çim sepeti
grass catcher n. çim biçme makinelerinde biçilen çimin toplandığı bölme
grass catcher n. çim toplama haznesi
bunch grass n. kümeler halinde büyüyen bir çimen türü
grass head n. çim adam
tall-grass n. çayırlarda yetişen uzun otlar
marsh grass n. bataklıkta/sulak yerde yetişen ot
marsh grass n. bataklık otu
grass roots n. siyaset ve ekonomi açısından önemli bir grubu oluşturan ve bağımsız bir oy kaynağı teşkil eden kırsal bölge halkı
grass widow [dialect] n. terkedilmiş metres
grass-roots n. bir şeyin kaynağı
grass land n. otlak olarak tutulup ekilmeyen arazi
grass oil n. hindistan'da yetişen, andropogon gibi cinslere mensup çimlerden elde edilen hoş kokulu uçucu bir yağ
grass-roots n. seçmenin temel ve dolaysız çıkarlarının en iyi temsilcisi olduğuna inanılan, kırsalda ve taşrada yaşayan halk
grass widow [dialect] n. gayrimeşru çocuk dünyaya getirmiş kadın
grass roots n. yüzeye yakın toprak
grass roots n. yüzeydeki toprak
grass [dialectal] n. çimlerin büyümeye başladığı mevsim
grass-roots n. bir şeyin temeli
ginger grass oil n. hindistan'da yetişen, andropogon gibi cinslere mensup çimlerden elde edilen hoş kokulu uçucu bir yağ
grass widow n. eski metres
grass widow n. farklı birden fazla erkekle birlikte yaşamış bekar kadın
grass roots n. ülkenin çiftçilik yapılan kırsal kesimleri
grass widow [dialect] n. terk edilmiş resmi nikahsız eş (kadın)
grass board n. ekin biçme makinesinin kesilmemiş otu ayrı tutmaya yarayan kısmı
grass [dialectal] n. bahar
sisal grass n. amerika sabırından elde edilen hazır bir lif çeşidi
mowing the grass n. çim biçme
put out to grass v. otlatmak
be covered with grass v. çimlenmek
put out to grass v. çayıra salmak
grass over v. çim kaplamak
put out to grass v. emekli etmek
cover with grass v. çimlendirmek
grass down v. otlatmak
be out at grass v. otlamak
be out at grass v. emekli olmak
be out at grass v. yayılmak
grass on somebody v. ele vermek
grass on somebody v. ihbar etmek
mow grass v. çim biçmek
step on the grass v. çimlere basmak
cut the grass v. çimleri kesmek
water the grass v. çimleri sulamak
water the grass v. çimi sulamak
eat grass v. ot yemek
lie down on the grass v. çimlere uzanmak
lie down on the grass v. çime uzanmak
lie down on the grass v. çimene uzanmak
grass [uk] v. (dizgici) geçici iş yapmak
grass [uk] v. (dizgici) yerine geçmek
grass-grown adj. çimenli
grass-fed adj. (merada/çayırda) yayılmış/beslenmiş
grass-roots adj. avam tabaka ile ilişkili
grass-covered adj. çimenle kaplı
grass-eating adj. otla beslenen
grass-roots adj. avam tabakaya ait
grass-roots adj. avam tabakayı içeren
at the grass roots level adv. taban/temel/halk düzeyinde
the grass looks greener on the other side expr. komşunun tavuğu komşuya kaz görünür
Phrases
you could hear the grass grow expr. iğne atsan duyulur
you could hear the grass growing expr. kalp atışlarını bile duyabilirsin
you could hear the grass grow expr. kalp atışlarını bile duyabilirsin
you could hear the grass growing expr. iğne atsan duyulur
Proverb
the grass looks greener on the other side hariçten gazel okumak kolaydır
the grass looks greener on the other side davulun sesi uzaktan hoş gelir
the grass is always greener on the other side of the fence komşunun tavuğu komşuya kaz görünür
the grass is always greener on the other side of the fence davulun sesi uzaktan hoş gelir
live, horse, and you will get grass zorluklara direnen/sabreden mükafatını alır
the grass is greener on the other side davulun sesi uzaktan hoş gelir
the grass is always greener komşunun tavuğu komşuya kaz görünür
the grass is always greener (on the other side) davulun sesi uzaktan hoş gelir
the grass is greener on the other side komşunun tavuğu komşuya kaz görünür
the grass is always greener (on the other side) komşunun tavuğu komşuya kaz görünür
the grass is always greener davulun sesi uzaktan hoş gelir
Colloquial
spanish grass n. esparto otu
grass on v. ispiyonlamak
grass on v. ispiyonculuk yapmak
grass on v. polise ihbar etmek
grass on v. haber uçurmak
grass on v. muhbirlik yapmak
grass up v. bir şarkıya bluegrass (amerika'nın güneyinde geleneksel bir müzik) unsurları eklemek
keep off the grass expr. çimlere basma
keep off the grass expr. çimlere basmayın
get off the grass [new zealand] expr. hadi canım!
get off the grass [new zealand] expr. yok artık
Idioms
a snake in the grass n. yüzünüze gülüp arkanızdan kuyunuzu kazan kimse
a grass widow n. sürekli yalnız kalan kadın
a grass widow n. dul
a grass widow n. kocasından boşanmış kadın
a snake in the grass n. kalleş
a snake in the grass n. hain