| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | grass i. | çim | ||
|
Lack of nutrition can cause grasses to have poor growth. Besin eksikliği çimlerin zayıf büyümesine neden olabilir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | grass i. | çimen | ||
|
She used the same blade of grass as a bookmarker for years. Yıllarca aynı çimen parçasını kitap ayracı olarak kullanmıştı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | grass i. | ot | ||
|
He was taken under custody for trading grass. Ot ticareti yaptığı gerekçesiyle gözaltına alındı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | grass i. | otlak | ||
| Genel | ||||
| Genel | grass i. | çayır | ||
|
There is no grass on the moon. Ay'da hiç çayır bulunmaz. More Sentences |
||||
| Genel | grass i. | ot | ||
|
He was taken under custody for trading grass. Ot ticareti yaptığı gerekçesiyle gözaltına alındı. More Sentences |
||||
| Genel | grass f. | ihbar etmek | ||
|
George grassed on the gang to the local police. George çeteyi bölge polisine ihbar etti. More Sentences |
||||
| Argo | ||||
| Argo | grass i. | muhbir | ||
|
Thanks to a grass in the gang, all members were arrested. Çetede yer alan bir muhbir sayesinde tüm üyeler tutuklandı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | grass i. | ispiyoncu | ||
| Genel | grass i. | yeşillik | ||
| Genel | grass i. | çimenlik | ||
| Genel | grass i. | esrar | ||
| Genel | grass i. | kuşkonmaz | ||
| Genel | grass i. | emekli olma durumu | ||
| Genel | grass i. | emeklilik yeri | ||
| Genel | grass i. | emeklilik | ||
| Genel | grass i. | inziva | ||
| Genel | grass i. | inzivaya çekilme | ||
| Genel | grass i. | meksika körfezi ile batı hint adaları'nda ve florida sahili açıklarına özgü olup ticareti yapılan düşük kaliteli koyu kahverengi kırılgan bir sünger | ||
| Genel | grass i. | radar ekranındaki çim benzeri dikey çizgilere sebep olan elektronik titreşim | ||
| Genel | grass f. | otlamak | ||
| Genel | grass f. | kaplamak | ||
| Genel | grass f. | çimenle kaplamak | ||
| Genel | grass f. | çimlere yaymak | ||
| Genel | grass f. | yere sermek | ||
| Genel | grass f. | çimlemek | ||
| Genel | grass f. | ele vermek | ||
| Genel | grass f. | çim kaplamak | ||
| Genel | grass f. | ot yemek | ||
| Genel | grass f. | çayıra salmak | ||
| Genel | grass f. | otlatmak | ||
| Genel | grass f. | (kuş) vurmak | ||
| Genel | grass f. | çimlerin üzerine sermek (keten) | ||
| Genel | grass f. | emekli olmak (yarış atı) | ||
| Genel | grass f. | (kuşu) vurarak düşürmek | ||
| Genel | grass f. | olta ile yakalanan balığı nehir kenarına koymak | ||
| Genel | grass s. | buğdaygiller familyasına mensup olan | ||
| Fizik | ||||
| Fizik | grass i. | katot ışınlı tüpün izinde bulunan, rastgele girişim sebebiyle oluşmuş birbirine yakın yer alan belirgin süreksizlikler | ||
| Botanik | ||||
| Botanik | grass i. | çimen yaprağı | ||
| Botanik | grass i. | çimen bitkisi | ||
| Argo | ||||
| Argo | grass i. | dönek | ||
| Argo | grass i. | gammaz | ||
| Argo | grass i. | hain | ||
| Argo | grass i. | satıcı | ||
| Argo | grass i. | yapraklı sebze | ||
| Argo | grass i. | marul | ||
| İngiliz Argosu | ||||
| İngiliz Argosu | grass f. | ispiyonlamak | ||