| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| General | ||||
| General | high-profile n. | sansasyonel | ||
|
The celebrity's high-profile divorce was covered by the media. Ünlünün sansasyonel boşanma davası medyada büyük ilgi uyandırdı. More Sentences |
||||
| General | high-profile adj. | sansasyonel | ||
|
The celebrity's high-profile divorce was covered by the media. Ünlünün sansasyonel boşanma davası medyada büyük ilgi uyandırdı. More Sentences |
||||
| General | high-profile n. | göze çarpan duruş | ||
| General | high-profile n. | göze çarpan iyi tutum | ||
| General | high-profile n. | bilinirlik | ||
| General | high-profile n. | popüler olma | ||
| General | high-profile adj. | kamuoyunca iyi bilinen | ||
| General | high-profile adj. | kamuoyunda iyi tanınan | ||
| General | high-profile adj. | çok gündeme getirilen | ||
| General | high-profile adj. | önemli | ||
| General | high-profile adj. | iyi tanıtılmış | ||
| General | high-profile adj. | çoğu kişinin bildiği | ||
| General | high-profile adj. | çok dikkat çeken | ||
| General | high-profile adj. | üst düzey | ||
| General | high-profile adj. | göz önünde | ||
| General | high-profile adj. | dikkat çeken | ||
| Inglés | Turco | |
|---|---|---|
| Politics | ||
| Politics | high-profile visit n. | üst düzey ziyaret |