ileten - Turco Inglés Diccionario

ileten

Significados de "ileten" en diccionario inglés turco : 5 resultado(s)

Turco Inglés
General
ileten transferror n.
ileten conductible adj.
ileten transmissive adj.
Technical
ileten convective adj.
Archaic
ileten coming adj.

Significados de "ileten" con otros términos en diccionario inglés turco: 120 resultado(s)

Turco Inglés
General
araçların tamponuna yapıştırılan ve bir mesaj ileten yazı bumper sticker n.
ışık ileten kristal allochromatic crystal n.
bilgiyi ileten disseminator n.
fikir, kültürel standart veya benzeri maddi olmayan şeyleri ileten kimse middleman n.
hareketi düzeneğe ileten vasıta motive power n.
dişe karşı yerleştirilerek işitme sinirine ses ileten bir alet dentiphone n.
(satın alma) teklifi başkasına ileten kimse offerer n.
telgraf veya radyo mesajlarını ileten veya alan kimse operator n.
müzakere odasında üyeler arası mesaj ileten çalışan page [canada] n.
(ingiltere kilisesi toplantılarında) alt meclisin tüm kararlarını üst meclise ileten alt meclis sözcüsü prolocutor n.
içeri ileten afferent adj.
ısı ileten calefactive adj.
ısı ileten calefactory adj.
merkeze ileten afferent adj.
manyetizma ileten magnetiferous adj.
geri ileten revehent adj.
sağ el yönünde gücü ileten right-hand adj.
mesaj ileten internuncial adj.
dalgayı propagasyonla ileten propagative adj.
ileten anlamı veren son ek -ory suf.
Colloquial
genel dinleyicinin ilgisini çekmeyen ancak hedef dinleyiciye mesajı ileten sözcük veya deyim dog whistle n.
Trade/Economic
(satın alma) teklifi başkasına ileten kimse offeror n.
Technical
elektrik ileten electrolyte n.
sürtünme kuvveti ile hareketi ileten kavrama friction coupling n.
elektrik ileten metal tel conductor n.
mikrodalgaları ileten ve yönlendiren cihaz waveguide n.
itip çekerek çift yönlü hareket ileten kablo push pull cable n.
tekrar ileten retransmitter n.
telefon kablosu ve elektrik ileten diğer kabloları destekleyen çelik kablo messenger wire n.
telefon kablosu ve elektrik ileten diğer kabloları destekleyen çelik kablo messenger cable n.
sadece tek bir darbeyi ileten radar monopulse n.
ateşleme fitiline bağlı olup yükün tutuşmasını sağlarken bir yandan patlama dalgasını diğer yüke ileten cihaz detonating cord amplifier n.
daktilonun vuruşunu ileten bakır parçası drive n.
gelen havayı odada farklı yönlere ileten cihaz diffuser n.
mesaj veya bilgi ileten saptanabilir fiziksel büyüklük veya impuls signal n.
kereste deposu şefinin emirlerini kütükleri indirmede kullanılan vincin mühendisine işaretlerle ileten ağaç kesim işçisi signalman n.
ısı ileten diathermic adj.
ısı ileten diathermanous adj.
ısıyı derhal ileten transcalent adj.
ısı ileten diathermous adj.
elektriği ileten power adj.
Computer
veriyi dijital titreşimler halinde ileten telefon hattı sdsl (symmetric digital subscriber line) abrev.
Informatics
bilgiyi elektronik formatta ileten iletişim teknolojisi tasarımı ve yapımı digital communications technology n.
Telecom
belirli bir ses frekansını ileten telefon monotelephone n.
Electric
elektrik akımı ileten kablo feed cable n.
ters ileten triyot tiristör reserve conducting triode thyristor n.
uzak noktalara elektrikle doğru zamanı ileten bir cihaz chronopher n.
aktarıcının yanıtı ileten parçası responder n.
Mechanic
dönme hareketini ileten episiklik konik dişli dizisi compensating gearing n.
dönme hareketini ileten episiklik konik dişli dizisi jack-in-a-box n.
hareketi bir zincir dişlisinden diğerine ileten sonsuz zincir gearing chain n.
Radio
jeneratör çıkışını yüksek enerji darbeleri şeklinde alarak antene ileten radyo devresi tank circuit n.
Automotive
esnek veya sert bir kılıf içinde çalışan ve çekme hareketlerini ileten çelik tel bowden cable n.
motordan aldığı gücü direksiyona ileten mekanizma drive line system n.
motordan fana güç ileten kayış fan belt n.
Railway
vagonların iki ucundaki çekme takımlarını birleştirip treni çekecek kuvveti ileten çubuk drawrod n.
Medical
impulsu merkezi sinir sistemine ileten sinir lifi afferent fiber n.
uyarıları kaslara ve salgı bezlerine ileten sinir hücresi efferent nerve n.
uyarıları beynin veya omurganın dışına ileten nöron efferent neuron n.
beyin sapında bulunan arteriyel sistemdeki çizgisiz kaslara motor sinirleri ileten ana bölge vasomotor center n.
uyarıyı merkezi sinir sistemine ileten sinirle ilgili neurosensor adj.
kan ileten sanguiferous adj.
Anatomy
sinir uyarılarının ileten sinir lifi neuraxon n.
neuraxon (sinir uyarılarının ileten sinir lifi) u kaplayan tabaka neurilema n.
uyarılan alandan her yöne sinir sinyallerini ileten ve sinir sistemini oluşturan nöron ağı nerve net n.
ön beynin arka kısmında yer alan ve duyusal uyarıları kortekse ileten, büyük, oval, gri madde kitlesi thalamus n.
alt dudağın venöz kanını fasiyal vene ileten bir kol superior labial vein n.
alt dudağın venöz kanını fasiyal vene ileten bir kol vena labialis superior n.
alt dudağın venöz kanını fasiyal vene ileten bir kol inferior labial vein n.
alt dudağın venöz kanını fasiyal vene ileten bir kol vena labialis inferior n.
uyarıları beyinden veya omurilikten dışarıya ileten sinir hücresi motor nerve fiber n.
nöronun başka nöronlardan aldığı impulsları kendi gövdesine ileten ağaç benzeri çıkıntıları dendrites n.
impulsu merkezi sinir sistemine ileten nöron lifi dendrite n.
sinir hücresinin impulsları hücre gövdesine ileten, çok dallı ve nispeten kısa olan protoplazmik çıkıntıları dendrite n.
neuraxon (sinir uyarılarının ileten sinir lifi) u kaplayan tabaka ile ilgili neurilemmal adj.
nöronun başka nöronlardan aldığı impulsları kendi gövdesine ileten ağaç benzeri çıkıntılarına ait dendritic adj.
nöronun başka nöronlardan aldığı impulsları kendi gövdesine ileten ağaç benzeri çıkıntılarına benzer dendritic adj.
nöronun başka nöronlardan aldığı impulsları kendi gövdesine ileten ağaç benzeri çıkıntıları ile ilişkili dendritic adj.
Psychology
doğaüstü kaynaklardan kişilere düşünce/enerji ileten kimse channeller n.
doğaüstü kaynaklardan kişilere düşünce/enerji ileten kimse channeler n.
Physiology
sinir hücresinin uyarıları ileten kısmı effector n.
kanı damarlara ileten kalp hareketleri ballistics n.
sinir sinyallerini duyu organından merkezi sinir sistemine ileten nöron sensory neuron n.
duyu ileten aesthesodic adj.
uyarıları ileten aesthesodic adj.
merkezi sinir sisteminden uyarıları uzağa ileten centrifugal adj.
merkezi sinir sistemine ileten centripetal adj.
kilüsü bağırsaktan lenf dolaşımına ve torasik kanala ileten lenf damarlarıyla ilgili lacteal adj.
kilüsü bağırsaktan lenf dolaşımına ve torasik kanala ileten lenf damarlarıyla ilgili lactean adj.
sinir sinyallerini normal yönün tersine ileten antidromic adj.
vücut yüzeyindeki etkileri omurgaya ileten esodic adj.
Physics
diğer atomaltı parçacıklara etkiyen veya kuvveti birinden diğerine ileten atomaltı parçacık mediator n.
parçacığı sabit hızda ileten bir tür kılıf drift tube n.
ısı ileten diathermanous adj.
ısı ileten diathermic adj.
ısı ileten diabatic adj.
Chemistry
suda çözündüğünde elektrik akımı ileten kimyasallar electrolytes n.
Biology
genleri hücrelere ileten taşıyıcı transducing vector n.
hücrenin dışından iç kısmına sinyal ileten (reseptör) yapı transducer n.
genleri hücrelere ileten taşıyıcı gene delivery vector n.
Marine Biology
balığın her iki yanında ve deri içinde uzanan sudaki titreşimleri sinir sistemine ileten duyu organı lateral line n.
Botanic
bitkinin tüm kısımlarına sentezlenmiş besin maddesi ileten doku bast fiber n.
bitki özsuyunu ileten boru sap tube n.
Agriculture
yapraktan asmanın diğer kısımlarına besin maddelerini ileten uç uca eklenmiş hücreler phloem n.
Religious
batı afrika inancında ruhlar dünyasından insanlara mesaj ileten ruh orixa n.
batı afrika inancında ruhlar dünyasından insanlara mesaj ileten ruh orisha n.
Meteorology
anemometre, barometre, termometre ile belirlenen atmosferik koşulları otomatik olarak merkezi istasyona ileten bir cihaz meteorometer n.
Military
jeneratördeki açısal hareketi veya pozisyonu motora ileten cihaz selsyn n.
şevin ön tarafında yer alan, düşmandan yansıyan ses dalgalarını ileten küçük galerilerden biri ecoute n.
Hunting
tetiğin hareketini horoza ileten ilk parç trigger bar n.
mermiyi şarjörden yatağa ileten rampa feer ramp n.
hafif silahlarda tetiğin hareketini kurma parçasına ileten ateşleme mekanizması connector n.
Art
izleyicilerin sıcaklık, hareket ve dokuyu hissetmelerini sağlayarak, elle tutulur bir yanılsamayı ileten unsurlar tactile values n.
Music
rüzgar kesiciyle titreşimleri bloğa ileten org borusu flute pipe n.
basınçlı havayı ileten org tuşu serpent n.
rezonatör bir enstrümanın tel titreşimlerini köprüden rezonatör konisine birden fazla noktada ileten parçası spider n.
Photography
fotoğrafları elektrikle ileten bir aygıt markası telephoto® n.
Mythology
(yunan mitolojisinde) apollon'un kehanetlerini ileten rahibe pythia n.
Archaic
mesaj ileten kimse nunciate n.
Engineering
(bilgisayar bağlantısı) aynı anda farklı kanallarca bitleri ileten parallel adj.