drive - Turco Inglés Diccionario
Historia

drive

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "drive" en diccionario turco inglés : 99 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
drive v. sürmek
drive v. araba sürmek
drive n. dürtü
Irregular Verb
drive v. drove - driven
General
drive v. araba ile götürmek
drive v. çakmak
drive v. gütmek
drive v. kaçırmak
drive v. saplamak
drive v. araba ile gitmek
drive v. önüne katmak
drive v. sokmak
drive v. sıkmak
drive v. araba kullanmak
drive v. çalıştırmak
drive v. kastetmek
drive v. hareket ettirmek
drive v. kullanmak
drive v. kovalamak
drive v. kuvvet
drive v. zorlamak
drive v. acele etmek
drive v. defetmek
drive v. dışarı sürmek
drive v. kovmak
drive v. çekmek
drive v. sürüklenmek
drive v. yürütmek
drive v. sevk etmek
drive v. (arabayla) gitmek
drive v. vurmak
drive v. güç sağlamak
drive v. arabayla götürmek
drive v. (araba) kullanmak
drive v. tahrik etmek
drive v. yönlendirmek
drive v. araç kullanmak
drive v. direksiyon sallamak
drive n. çekiş
drive n. inisiyatif
drive n. gayret
drive n. düşmanı püskürtme
drive n. top sürme
drive n. araba gezintisi
drive n. araba yolu
drive n. muharrik
drive n. cadde
drive n. sürek avı
drive n. bilgisayar sürücüsü
drive n. sürme
drive n. hayvan gütme
drive n. priz
drive n. hamle
drive n. araba gezisi
drive n. enerji
drive n. güdü
drive n. beceri
drive n. sinema
drive n. tur
drive n. dürtü
drive n. kampanya
drive n. sürüş
drive n. sevk-i ilahi
drive n. sevk-i tabii
drive n. yürütme
drive n. kullanma
drive n. garaj yolu
drive n. çıkmaz sokak
Technical
drive v. devindirmek
drive v. götürmek
drive v. güç sağlamak
drive v. tahrik etmek
drive n. kumanda
drive n. sürüş
drive n. sürüş çekişi
drive n. tahrik
drive vurmak
drive yürütmek
Computer
drive v. sürmek
drive n. aygıt
drive n. sürücü
drive n. sürücüsü
Mechanic
drive n. işletme mekanizması
Automotive
drive v. arabayla dolaşmak
drive v. araçla yola çıkmak
drive v. hareketini yöneltmek
drive v. sürmek
drive n. lokma tornavida adaptörü
drive n. sürüş modu
Psychology
drive n. itki
Apiculture
drive v. sürüklemek
Military
drive n. süpürücü taarruz
Sport
drive v. içeriye katetmek
drive n. içeriye dalma
drive (golf) tee üzerinde yapılan başlama vuruşu
Basketball
drive n. turnike
Music
drive zorlama
Ottoman Turkish
drive n. insiyak
Archaic
drive v. haydamak

Significados de "drive" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
drive mad v. çıldırtmak
drive crazy v. çıldırtmak
Irregular Verb
test-drive v. test-drove - test-driven
General
drive back v. arabayla geri dönmek
drive back v. geri dönmek zorunda bırakmak
drive in v. içeri girmek
drive by v. arabayla geçmek
drive off v. kovmak
drive a car v. araba kullanmak
drive in v. çakmak
drive out v. kovmak
drive a hard bargain v. sıkı bir pazarlık sonucu birçok şey elde etmek
drive somebody to distraction v. çılgına çevirmek
drive away v. arabayla gitmek
drive mad v. delirtmek
drive someone wild v. birini çok kızdırmak
drive fast v. aracı hızlı sürmek
drive a car v. otomobil kullanmak
drink and drive v. alkollü araba kullanmak
drive nuts v. deli etmek
drive on v. ileri sürmek
drive in a stake v. kazık çakmak
drive around v. gezinti yapmak
drive out v. defetmek
drive away v. savmak
drive crazy v. deli etmek
drive off v. arabayla uzaklaşmak
drive up v. yükseltmek
drive away v. arabayla uzaklaşmak
drive back v. püskürtmek
drive someone to distraction v. birini deliye çevirmek
drive the nail v. çivi çakmak
drive at v. kastetmek
drive off v. arabayla gitmek
drive around v. araba ile gezmek
drive in v. kakmak
drive somebody mad v. kafasını kızdırmak
drive somebody into a corner v. köşeye sıkıştırmak
drive away v. kovmak
drive somebody mad v. deli etmek
drive in v. içeri sokmak
drive into a corner v. köşeye sıkıştırmak
drive away v. defetmek
drive up v. yukarı çekmek
drive someone to distraction v. birini deli etmek
drive somebody into a corner v. açmaza düşürmek
drive off v. defetmek
drive at v. demek istemek
drive somebody mad v. fıttırtmak
drive a tunnel v. tünel açmak
drive someone wild v. birini çıldırtmak
drive out v. çıkarmak
drive on v. ilerletmek
drive off v. araçla bir yerden ayrılmak
drive back v. arabayla geri götürmek
drive to despair v. umutsuzluğa düşürmek
drive someone suicide v. intihara sürüklemek
drive by v. arabayla önünden geçmek
drive someone out of his mind v. çileden çıkarmak
drive someone wild v. birini çılgına çevirmek
drive into a corner v. kıstırmak
drive crazy v. delirtmek
drive a nail v. çivi çakmak
drive insane v. delirtmek
drive on coast (highway) v. arabayla sahilden gitmek
drive out v. sürmek
drive somebody mad v. delirtmek
drive mad v. deli etmek
drive a hard bargain v. sıkı bir pazarlık yaparak fiyatı çok indirmek
drive somebody mad v. çıldırtmak
drive somebody nuts v. çıldırtmak
drive somebody up the wall v. çıldırtmak
drive somebody nuts v. delirtmek
drive somebody to distraction v. deli etmek
drive somebody wild v. azdırmak
drive somebody up the wall v. deli etmek
drive somebody wild v. deli etmek
drive somebody wild v. çıldırtmak
drive somebody round the bend v. deli etmek
drive somebody to the wall v. sıkıştırmak
drive somebody to distraction v. çıldırtmak
drive somebody nuts v. deli etmek
drive somebody to the wall v. bunaltmak
drive forward v. öne çıkarmak
drive back v. geri itmek
drive around v. araçla gezmek
drive a hard bargain v. sıkı pazarlık yapmak
drive a hard bargain v. sıkı bir pazarlığa girişmek
be disallowed to drive v. araba sürememek
can not drive v. araba sürememek
drive (someone) from pillar to post v. sürüm sürüm süründürmek
drive across the border v. (araçla) sınırı geçmek
drive across the border v. araçla sınır dışına çıkmak/sınırı geçmek
drink and drive v. alkollü araç kullanmak
drive over the border v. yurt dışına çıkış yapmak
drive someone to despair v. çaresizliğe sürüklemek
drive out v. araba ile yol almak
drive into debt v. borç batağına sürüklemek
go for a drive v. arabayla gezintiye çıkmak
drive tractor v. traktör kullanmak
drive tractor v. traktör sürmek
drive at a speed exceeding a legal limit v. hız yapmak
drive at full throttle v. sürat yapmak
drive at full throttle v. hız yapmak
drive at a speed exceeding a legal limit v. sürat yapmak
drive the cattle v. davar gütmek
drive the point home v. inandırıcı bir biçimde açıklamak
drive the point home v. ikna edici bir şekilde anlatmak
test-drive v. deneme sürüşü yapmak
drive mad v. aklını başından almak
drive at (..) km an hour v. km hızla gitmek
drive at (..) km per hour v. km hızla gitmek
drive sleep away v. uykuyu açmak
drive a car v. araba sürmek
drive sleep away v. uyku açmak
drive profit v. kar elde etmek
drive profit v. kar etmek
drive profit v. faydalanmak
let drive bullets v. kurşun yağdırmak
let drive bullets v. mermi yağdırmak
let drive v. mermi yağdırmak
let drive v. kurşun yağdırmak
drive off the track v. pist dışına çıkmak
drive off the track v. pistten çıkmak
drive to desperation v. çaresizliğe düşürmek
drive to desperation v. ümitsizliğe sürüklemek
drive a lorry v. kamyon sürmek
drive a truck v. kamyon sürmek
drive someone to desperation v. ümitsizliğe sevk etmek
drive on the right v. (trafik) sağdan gitmek
drive on the left v. (trafik) soldan gitmek
drive someone to do something v. birisini bir şey yapmaya itmek
drive someone to do something v. birisini bir şeye yapmaya zorlamak
drive toward someone v. direksiyonu üzerine kırmak
drive toward someone v. direksiyonu üstüne kırmak
drive a car/bus v. direksiyon sallamak
drive a bit fast v. biraz hızlı sürmek/kullanmak
drive the car too fast v. arabayı çok hızlı sürmek
be too drunk to drive v. araba kullanamayacak/süremeyecek kadar sarhoş olmak
lead the drive for v. ...çabasına öncülük etmek
drive past one's school v. okulun önünden arabayla geçmek
drive the enemy into the sea v. düşmanı denize dökmek
drive the enemy forces into the sea v. düşmanı denize dökmek
drive traffic to one's website v. siteye ziyaretçi çekmek
be killed by a drive by shooting v. hareket halindeki bir araçtan açılan ateş sonucu hayatını yitirmek
be killed by a drive by shooting v. hareket halindeki bir araçtan açılan ateş sonucu hayatını kaybetmek
drive on the shoulder v. emniyet şeridinden gitmek
drive on the shoulder v. emniyet şeridinde sürmek
drive an improvement v. gelişmeyi/ilerlemeyi/yenilenmeyi konrol/idare etmek
drive home v. eve gitmek (araba ile)
drive someone home v. birini (araba ile) evine götürmek/bırakmak
drive out of the body v. vücuttan atmak
drive across the bridge v. köprüden geçmek
drive anybody to crime v. herhangi birini suça sürüklemek
drive to work v. işe arabayla gitmek
drive to work v. arabayla işe gitmek
drive a motor vehicle v. motorlu araç kullanmak
drive a motor vehicle v. motorlu taşıt kullanmak
drive something to extinction v. neslini kurutmak
drive something to extinction v. neslini tüketmek
drive something to extinction v. soyunu tüketmek
drive something to extinction v. soyunu kurutmak
let drive v. yumruk atmak
let drive v. kuvvetle vurmak
let drive v. saldırmak
hard drive n. hard sürücü
maternal drive n. ana yüreği
magnetic disk drive n. manyetik disk sürücü
economy drive n. tasarruf kampanyası
fund drive n. yardım kampanyası
advertising drive n. reklam kampanyası
affectional drive n. şefkat itkisi
recruiting drive n. istihdam kampanyası
fourwheel drive n. dört teker çekişli
disk drive n. sürücü
left hand drive n. sol direksiyon
chauffeur drive n. şoförlü sürüş
warp drive n. ışık hızından daha hızlı uzay motoru
chauffeur drive n. sürücülü kiralanan araç
a drive for funds n. para toplamak için açılan kampanya
line drive n. beyzbolda sert atış
motor drive n. harekete geçiren şey
conventional drive n. konvansiyonel tahrik
maternal drive n. anne sevgisi
drive shaft n. çevirme mili
drive shaft n. kardan mili
magnetic tape drive n. manyetik bant sürücüsü
self parking disk drive n. otomatik park özellikli disk sürücü
sex drive n. cinsel dürtü
pneumatic drive n. havalı sürme
electric drive n. elektrikli sürme düzeni
safe drive n. güvenli sürüş
garage drive n. garaja doğru giden araba yolu
drive assembly n. işletme düzeni
drive assembly n. işletme takımı
drive-in bank n. otobank
drive-in n. seyircilerin arabaları içinde oturarak film seyrettikleri açık hava sineması
front-wheel drive n. önden çekişli
drive-in n. müşterilerine arabalarında servis yapan lokanta
gear for four-wheel drive n. arazi vitesi
drive-in window n. müşterilerine arabalarında hizmet veren banka gişesi
maternal drive n. analık duygusu-dürtüsü
rear-wheel drive n. arkadan çekişli
hand drive n. el kumandalı
lack of sexual drive n. cinsel isteksizlik
lack of sexual drive n. cinsel soğukluk
sexual drive n. cinsel istek
drive-thru n. arabaya servis
drive through n. araçlara yol üstü verilen yemek servisi
drive through n. arabaya servis
drive-thru n. araçlara yol üstü verilen yemek servisi
drive through window n. arabaya servis penceresi
primitive drive n. ilkel güdü
drive-in window n. müşterilerine arabalarında servis yapan lokantanın penceresi
overriding drive n. ağır basan dürtü
tourist drive n. (turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol
scenic drive n. (turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol
drive-in adj. seyircilerin arabaları içinde oturarak film seyrettikleri (açık hava sineması)
drive-in adj. otomobille girilen (sinema vb yer)
drive-in adj. müşterilerine arabalarında servis yapan (lokanta)
an hours drive away adv. araçla bir saatlik mesafede
one hour drive away adv. araçla bir saatlik mesafede
have a nice drive interj. hayırlı olsun (araba vb)
Phrasals
drive between v. bir yerden başka bir yere arabayla gitmek
drive through v. arabayla bir yerden geçmek
drive around v. arabayla dolaşmak
drive up v. arabayla gitmek
drive off v. arabayla uzaklaşıp gitmek
drive down v. kuzeydeki bir yerden güneydeki bir yere bir araçla gitmek/ gelmek
drive on v. sürmeye devam etmek
drive in (to something) (arabayla) içeri girmek
drive through (bir yerden) arabayla geçmek
drive apart yabancılaştırmak
drive apart uzaklaştırmak
drive by yanından geçmek
drive across (arabayla) bir uçtan diğer uca geçmek
drive across (arabayla) boydan boya geçmek
drive across (arabayla) (köprüden vb) karşıya geçmek
Colloquial
let drive v. ateş etmeye başlamak
let drive v. ateş fışkırmak
let drive v. ateş püskürmek
let drive v. bağırmak
let drive v. çok sinirlenmek
slave-drive v. eşek gibi çalıştırmak
slave-drive v. köle gibi çalıştırmak
let drive v. kızmak
let drive v. küplere binmek
let drive v. öfkelenmek
let drive v. mermi manyağı yapmak
let drive v. şarjörü boşaltmak
let drive v. tepesinin tası atmak
too drunk to drive adj. arabayı süremeyecek kadar sarhoş
on my drive home expr. arabamla eve dönerken
drive your way expr. bildiğin/içinden geldiği gibi sür
drive safely expr. dikkatli sür
drive safe expr. dikkatli sürün
don't drip and drive expr. elektronik sigara ile araç kullanma
who taught you to drive? expr. ehliyetini kasaptan mı aldın?
straighten up and drive expr. topla gel
drive into a corner (kişiyi) köşeye sıkıştırmak
drive safe (arabayı) dikkatli kullan
Idioms
drive to the wall v. sınırları zorlamak
drive to the wall v. uçlarda gidip gelmek
drive your pigs to market v. potansiyelini sonuna kadar kullanmak
drive your pigs to market v. potansiyelini açığa çıkarmak
drive (someone) buggy v. rahatsız etmek
drive (someone) buggy v. sinirlerini bozmak
drive (someone) buggy v. sinirlerini zıplatmak
drive (someone) buggy v. sinirlerini oynatmak
drive (someone) buggy v. sinirlerini altüst etmek
drive (someone) buggy v. sinirine dokunmak
drive (someone) buggy v. sinirlendirmek
drive (someone) buggy v. gıcık/kıl/uyuz etmek
drive (someone) buggy v. damarına basmak
drive (someone) buggy v. asabını bozmak
drive (someone) buggy v. canını sıkmak
drive (someone) buggy v. başını ağrıtmak
drive (someone) buggy v. delirtmek
drive (someone) buggy v. çıldırtmak
drive (someone) buggy v. çılgına/deliye çevirmek
drive (someone) buggy v. aklını oynatmak
drive (someone) buggy v. deli etmek
could drive a truck through (something) [us] v. (argümanın, anlaşmanın) çok boşlukları olmak
could drive a truck through (something) [us] v. (argümanın, anlaşmanın) açık/zayıf noktası çok olmak
could drive a truck through (something) [us] v. (argümanda, anlaşmada) at oynatacak noktalar olmak
can drive a truck through (something) [us] v. (argümanın, anlaşmanın) çok boşlukları olmak
can drive a truck through (something) [us] v. (argümanın, anlaşmanın) açık/zayıf noktası çok olmak
can drive a truck through (something) [us] v. (argümanda, anlaşmada) at oynatacak noktalar olmak
drive a coach and horses through something v. açık noktalarını bulup göstermek
drive home v. aklını başına getirmek
drive home v. anlamasını sağlamak
take for a drive v. arabayla gezintiye çıkmak
go for a drive v. arabayla gezintiye çıkmak
drive a wedge between v. aralarını açmak
drive a wedge between somebody v. aralarını açmak (kişilerin)
drive a wedge between somebody v. aralarını bozmak
drive a wedge between v. arasına bariyer koymak
drive a wedge between v. arasına set koymak/çekmek
drive a wedge between v. arasını açmak
drive a wedge between somebody v. arasını bozmak
drive a wedge between v. ayırmak
drive round and round v. aynı yerde dönüp durmak
drive someone crazy v. birini sinirden çıldırtmak
drive someone nuts v. birini sinirden çıldırtmak
drive someone crazy v. birini deli etmek
drive someone bananas v. birini fıtık etmek
drive someone mad v. birini sinirden çıldırtmak
drive someone to the wall v. birini köşeye sıkıştırmak
drive someone nuts v. birini deli etmek
drive someone batty v. birini fıtık etmek
drive someone insane v. birisini çıldırtmak
drive a coach and horses through v. bir düşünceyi çürütmek
drive someone nuts v. birini çıldırtmak
drive someone crazy v. birisini çıldırtmak
drive someone crazy v. birini fıtık etmek
drive someone to the brink of madness v. birini delirmenin eşiğine getirmek
drive someone mad v. birini fıtık etmek
drive someone crazy v. birini çıldırtmak
drive someone to the wall v. birisini köşeye sıkıştırmak
drive someone to the brink of madness v. birisini çıldırmanın eşiğine getirmek
drive a coach and horses through v. bir kuralı bozmak
drive a coach and four horses through v. bildiğini okumak
drive someone mad v. birisini çıldırtmak
drive someone batty v. birini sinirden çıldırtmak
drive something into the ground v. bir şeyi çok ileri götürmek
drive someone nuts v. birini fıtık etmek
drive someone bananas v. birini sinirden çıldırtmak
drive someone into a corner v. birini köşeye sıkıştırmak
drive someone bonkers v. deli etmek
drive someone to the brink v. çıldırtmak
drive someone around the bend v. çileden çıkarmak
drive one out of one's mind v. deli etmek
drive someone insane v. deli etmek
drive someone nuts v. çileden çıkarmak
drive somebody over the edge v. çileden çıkarmak
drive somebody over the edge v. delirtmek
drive someone up the wall v. deli etmek
drive someone to the edge v. çıldırtmak
drive someone crazy v. deli etmek
drive somebody over the edge v. çıldırtmak
drive somebody over the edge v. çılgınlığa sürüklenmek
drive somebody round the twist v. çileden çıkarmak
drive someone batty v. çileden çıkarmak
drive someone crazy v. çileden çıkarmak
drive somebody round the bend v. deli etmek
drive someone to the edge v. çıldırma noktasına getirmek
drive someone to distraction v. deli etmek
drive someone to distraction v. çileden çıkarmak
drive someone batty v. deli etmek
drive somebody round the bend v. çileden çıkarmak
drive somebody round the twist v. deli etmek
drive someone to the brink v. çıldırma noktasına getirmek
drive someone up the wall v. çileden çıkarmak
drive to the brink v. çıldırma noktasına getirmek
drive someone mad v. deli etmek
drive somebody over the edge v. çıldırma noktasına getirmek
drive someone around the bend v. çok sinirlendirmek
drive one out of one's mind v. çileden çıkarmak
drive to the edge v. çıldırma noktasına getirmek
drive someone insane v. çileden çıkarmak
drive someone bonkers v. çileden çıkarmak
drive someone nuts v. deli etmek
drive someone mad v. çileden çıkarmak
drive one's pigs to market v. horul horul horlamak
drive one's pigs to market v. horlamak
drive a price down v. fiyatları düşürmek
drive a price up v. fiyatını yükseltmek
drive home v. görmesini sağlamak
drive someone mad v. gıcık etmek
drive a price down v. fiyatları aşağıya çekmek
drive a price up v. fiyatları yükseltmek
drive someone crazy v. gıcık etmek
drive somebody to drink v. içki içmeye itmek
drive someone out of office v. istifaya zorlamak
drive someone to drink v. içki içmesine neden olmak
drive someone out v. istifaya zorlamak
drive a coach and horses through v. içine etmek
drive a wedge between somebody v. ipleri germek
drive oneself into the ground v. kendini çok yormak
drive a coach and four horses through v. kuralları hiçe saymak
drive something home v. öneminin anlaşılmasını sağlamak
drive your message/point home v. mesajın/konunun önemini etkili bir şekilde anlatmak
drive oneself into the ground v. kendini bitap düşürmek
drive someone into a tight corner v. köşeye sıkıştırmak
drive someone around the bend v. küplere bindirmek
drive someone into a corner v. köşeye sıkıştırmak
drive one out of one's mind v. sinir etmek
drive someone nuts v. sinir etmek
drive someone batty v. sinir etmek
drive somebody round the twist v. sinir etmek
drive someone mad v. sinir etmek
drive someone bonkers v. sinir etmek
drive somebody round the bend v. sinir etmek
drive someone up the wall v. sinir etmek
drive someone to distraction v. sinir etmek
drive someone insane v. sinir etmek
drive someone crazy v. sinir etmek
drive one out of one's mind v. tepesini attırmak
drive someone bonkers v. tepesini attırmak
drive someone batty v. tepesini attırmak
drive at full throttle v. tam gaz sürmek
drive somebody round the bend v. tepesini attırmak
drive somebody round the twist v. tepesini attırmak
drive someone to distraction v. tepesini attırmak
drive someone up the wall v. tepesini attırmak
drive around the bend v. tepesini attırmak
drive someone nuts v. tepesini attırmak
drive someone mad v. tepesini attırmak
drive someone crazy v. tepesini attırmak
drive at full throttle v. tam gaz gitmek
drive someone insane v. tepesini attırmak
drive something into the ground (sözde/davranışta) ölçüyü aşmak
drive someone crazy uyuz etmek
drive someone mad uyuz etmek
drive a coach and horses through zayıf noktalarını göstererek gözden düşürmek
drive a coach and horses through something zayıf noktalarını bulup göstermek
drive someone bonkers uyuz etmek
drive someone to distraction uyuz etmek
drive someone to drink yeniden içkiye başlamasına neden olmak
drive someone insane uyuz etmek
drive someone up the wall uyuz etmek
drive someone batty uyuz etmek
drive someone nuts uyuz etmek
drive someone to despair umutsuzluğa sürüklemek
drive someone to despair umutsuzluğa düşürmek
drive one out of one's mind uyuz etmek
Speaking
he's in no condition to drive expr. araba kullanacak durumda değil
he/she was too drunk to drive expr. araba kullanamayacak kadar sarhoştu
i'm too drunk to drive expr. araba kullanamayacak kadar sarhoşum
don't drive car expr. araba kullanma
you should fasten your seatbelt when you drive expr. araba sürerken emniyet kemerini takmalısın
what kind of car do you drive? expr. arabanın markası ne?
you drive me crazy expr. beni çılgına çeviriyorsun
you drive me crazy expr. beni çıldırtıyorsun
you should not drive fast here expr. burada hızlı sürmemelisin
you drive me crazy expr. beni delirtiyorsun
don't drive me crazy expr. beni çıldırtma
don't drive me crazy expr. beni delirtme
can your father drive a car? expr. baban araba kullanabilir mi?
can your father drive a car? expr. baban araba kullanabiliyor mu?
don't drive me crazy expr. delirtme beni
don't drive me crazy expr. çıldırtma beni
you shouldn't have let her drive in that weather expr. hava o haldeyken araba kullanmasına izin vermemeliydin
who taught you to drive? expr. sana araba kullanmayı kim öğretti?
if I were you, I wouldn't drive so fast yerinde olsam çok hızlı sürmezdim
Slang
drive the big bus v. aşırı derecede kusmak
drive the big bus v. çok fazla alkolden dolayı tuvalete kusmak
drive the big bus v. midesinde ne var ne yok kusmak
drive the big bus v. çok içip tuvalete kusmak
drive the porcelain bus v. çok içip tuvalete kusmak
drive the porcelain bus v. kusmak
Trade/Economic
drive-through n. arabaya servis
drive-thru n. arabaya servis
export drive n. ihracat kampanyası
drive-in n. müşterilerin arabalarıyla girebilecekleri ve işlemlerini yürütebilecekleri banka vb işletmeler
marketing drive n. pazarlama kampanyası
sales drive n. satış gayreti
sales drive n. satış dürtüsü
Law
drive-by (hareket halindeki bir) arabadan/araçtan ateş açma
drive-by shooting (hareket halindeki bir) arabadan/araçtan ateş açma
Politics
drive over the border v. sınırı geçmek
Technical
supercharger drive n. aşırı doldurucu çalışma düzeneği
drive shaft n. aks
main drive components n. ana tahrik parçaları
drive train n. aktarma organları
axle drive flange n. aks tahrik flanşı
axle drive pinion n. aks tahrik mahruti dişlisi
drive axle weight n. aks üstüne düşen yük
drive line propeller shaft n. aktarma
main drive n. ana kumanda
main drive gear n. ana tahrik dişlisi
main drive shaft n. ana tahrik mili
main drive motor n. ana tahrik motoru
timing drive gear n. ara dişli
rear-axle drive n. arka tekerleklerden tahrik
rear wheel drive n. arka tekerleklerden tahrikli
bevel drive n. ayna
final drive n. ayna mahruti grubu
independent drive n. bağımsız sürme sistemi
single drive n. bağımsız tahrik
bendix drive unit n. bendiks çalıştırma ünitesi
separate drive n. bağımsız tahrik sistemi
separate drive n. bağımsız tahrik
drum vari-drive hub n. batör poryası
single drive n. bağımsız tahrik sistemi
all wheel drive n. bütün çeker tekerlekler
governor drive n. bir regülatörü çalıştıran mekanizma
low-gear all wheel drive n. bütün çeker
all wheel drive n. bütün tekerlekleri müteharrik
all wheel drive front n. bütün çeker tekerlekler
drive pulley n. cer kasnağı
bare drive n. çıplak disk sürücü
all-wheel drive unit n. çeker tekerlekler
drive motor n. çalıştırma motoru
drive shoe n. çakma pabucu
drive screw n. çakma vida
hub of final drive n. cer göbeği
cross drive transmission n. çapraz komutalı transmisyon
pocket hard drive n. cep hard diski
drive on two axles n. çeker dingil