drive - Türkçe İngilizce Sözlük

drive

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

drive — Definition

Anlamı ve Tanımı:
sürmek, kullanmak, sürüş, dürtü/itki
Okunuş (IPA):
(AmE /draɪv/ – BrE /draɪv/)
Terim Türü:
İsim: drive (drives); Düzensiz Fiil: drive (drives – drove – driven - driving)
Araç sürmeyi; bir şeyi ileri itip yönlendirmeyi; isim olarak sürüşü ve motivasyon/dürtüyü açıklayan sözcüktür. Eski İngilizce drīfan (“itmek, sürmek”) kökünden gelmektedir; modern kullanımda drive, hem “drive a car” kadar somut hem de “drive growth” gibi sonuç odaklı mecazlarda güçlü bir kaldıraç fiilidir.
Eş Anlamlılar:
operate, propel
Zıt Anlamlılar:
stop, hinder

"drive" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
drive i. dürtü
These drugs might affect your sex drive.
Bu ilaçlar cinsel dürtülerinizi etkileyebilir.

More Sentences
drive f. sürmek
This war has seen hundreds of thousands driven from their homes in Chechnya and tens of thousands murdered.
Bu savaş Çeçenistan'da yüzbinlerce kişinin evlerinden sürülmesine ve onbinlerce kişinin öldürülmesine neden olmuştur.

More Sentences
drive f. araba sürmek
What is it like to drive on the Moon?
Ay'da araba sürmek nasıl bir şey?

More Sentences
Genel
drive i. dürtü
These drugs might affect your sex drive.
Bu ilaçlar cinsel dürtülerinizi etkileyebilir.

More Sentences
drive i. araba gezintisi
They started a drive to raise a charity fund.
Yardım fonunu yükseltmek için bir araba gezintisine başladılar.

More Sentences
drive i. çekiş
We need a four-wheel drive to cross the desert.
Çölü geçmek için dört çekerli bir araca ihtiyacımız var.

More Sentences
drive i. kampanya
The music club is organizing a drive to attract new members.
Müzik kulübü yeni üyeler kazanmak için bir kampanya düzenliyor.

More Sentences
drive i. sürüş
Go for a test drive in your dream car.
Hayalinizdeki arabayla test sürüşüne çıkın.

More Sentences
drive i. kullanma
He drives an old Yugo.
O eski bir Yugo kullanıyor.

More Sentences
drive i. garaj yolu
I don’t recognize the car on the drive, do you?
Garaj yolundaki arabayı tanıyamadım, ya siz?

More Sentences
drive f. hareket ettirmek
Our entire organization is driven by a commitment to excellence and a desire to exceed your expectations.
Tüm organizasyonumuz mükemmellik taahhüdü ve beklentilerinizi aşma arzusuyla hareket etmektedir.

More Sentences
drive f. kullanmak
Which super fast car do you wanna drive?
Hangi süper hızlı arabayı kullanmak istersin?

More Sentences
drive f. çalıştırmak
The pressurized air could later be released to drive a turbine to generate large amounts of electricity.
Basınçlı hava daha sonra büyük miktarlarda elektrik üretmek üzere bir türbini çalıştırmak için serbest bırakılabilir.

More Sentences
drive f. çekmek
Driving traffic to your website will be a tad easier.
Web sitenize trafik çekmek biraz daha kolay olacaktır.

More Sentences
drive f. gütmek
We are opposed to the whole economic system that is driven by profit.
Biz, kâr amacı güden ekonomik sistemin tamamına karşıyız.

More Sentences
drive f. araba kullanmak
Every year, thousands of people drive across the continent on holiday.
Her yıl binlerce insan tatil için kıta boyunca araba kullanıyor.

More Sentences
drive f. sokmak
He drove the huge umbrella into the sand.
Kocaman şemsiyeyi kumun içine soktu.

More Sentences
drive f. kovmak
I will drive them out of my house.
Onları evimden kovacağım.

More Sentences
drive f. zorlamak
I’m afraid that she will drive herself too hard trying to please him.
Adamı memnun etmek uğruna kendini fazla zorlayacak diye korkuyorum.

More Sentences
drive f. (arabayla) gitmek
Finally, Hong Gil-Dong learns of Kim Byeong-Duk's location and drives there late at night.
Sonunda Hong Gil-Dong, Kim Byeong-Duk'un yerini öğrenir ve gece geç saatlerde oraya gider.

More Sentences
drive f. yönlendirmek
It is aimed only at driving the EU towards a federal constitution.
Sadece AB'yi federal bir anayasaya doğru yönlendirmeyi amaçlamaktadır.

More Sentences
drive f. arabayla götürmek
I can drive you.
Seni arabayla götürebilirim.

More Sentences
drive f. araç kullanmak
I want my fellowmen to drive on safe tyres, above all.
Ben her şeyden önce yurttaşlarımın güvenli lastiklerle araç kullanmalarını istiyorum.

More Sentences
drive f. uzaklaştırmak
We should not be guided by a fear of driving Turkey away in this.
Bu konuda Türkiye'yi uzaklaştırma korkusuyla hareket etmemeliyiz.

More Sentences
Teknik
drive i. sürüş
Go for a test drive in your dream car.
Hayalinizdeki arabayla test sürüşüne çıkın.

More Sentences
drive i. tahrik
Take us at our word, and choose the perfect drive solution from our modular system.
Sözümüze güvenin ve modüler sistemimizden mükemmel tahrik çözümünü seçin.

More Sentences
drive f. götürmek
We want a strong Commission which drives the European integration process forward.
Avrupa entegrasyon sürecini ileriye götürecek güçlü bir Komisyon istiyoruz.

More Sentences
Bilgisayar
drive i. sürücü
We will discuss most of these icons in the lesson "How to open a disk and a flash drive."
Bu simgelerin çoğunu "Bir disk ve flash sürücü nasıl açılır" dersinde tartışacağız.

More Sentences
drive i. sürücüsü
The DVD-RW optical drive for a computer is gaining popularity again.
Bir bilgisayarın DVD-RW optik sürücüsü yeniden popülerlik kazanıyor.

More Sentences
Otomotiv
drive f. arabayla dolaşmak
I drove all around town to look for Jim.
Jim'i aramak için bütün şehri arabayla dolaştım.

More Sentences
drive f. sürmek
This war has seen hundreds of thousands driven from their homes in Chechnya and tens of thousands murdered.
Bu savaş Çeçenistan'da yüzbinlerce kişinin evlerinden sürülmesine ve onbinlerce kişinin öldürülmesine neden olmuştur.

More Sentences
Arıcılık
drive f. sürüklemek
His suspicious actions drove her into jealousy.
Şüpheli hareketleri onu kıskançlığa sürükledi.

More Sentences
Genel
drive i. muharrik
drive i. enerji
drive i. sinema
drive i. güdü
drive i. gayret
drive i. bilgisayar sürücüsü
drive i. cadde
drive i. hamle
drive i. inisiyatif
drive i. sürme
drive i. düşmanı püskürtme
drive i. priz
drive i. top sürme
drive i. sürek avı
drive i. araba gezisi
drive i. hayvan gütme
drive i. araba yolu
drive i. beceri
drive i. sevk-i ilahi
drive i. sevk-i tabii
drive i. yürütme
drive i. çıkmaz sokak
drive f. acele etmek
drive f. saplamak
drive f. önüne katmak
drive f. sürüklenmek
drive f. kuvvet
drive f. araba ile götürmek
drive f. kaçırmak
drive f. dışarı sürmek
drive f. kastetmek
drive f. araba ile gitmek
drive f. sıkmak
drive f. kovalamak
drive f. defetmek
drive f. çakmak
drive f. sevk etmek
drive f. yürütmek
drive f. tahrik etmek
drive f. vurmak
drive f. (araba) kullanmak
drive f. güç sağlamak
drive f. direksiyon sallamak
drive f. savurmak
drive f. fırlatmak
drive f. batırmak
drive f. sıkıştırmak
drive f. saplamak
drive f. bastırmak
drive f. daldırmak
drive f. buharlaştırmak
drive f. (bir şeye) karşı kuvvetle baskı uygulamak
drive f. (bir şeye) düşmanca davranmak
drive f. (siyasi, ekonomik) baskı nedeniyle gitmeye zorlamak
drive f. sürgüne göndermek
drive f. (kütükler) dereden aşağı doğru sürüklenmek
drive f. enerjik bir şekilde sürdürmek
drive f. engellere rağmen sonuca varmak
drive f. (bir şeyi) engellere rağmen tamamlamak
drive f. mühendislikle tasarlayıp inşa etmek
drive f. manen acı çektirmek
drive f. manevi yardım almak
drive f. bir hal değişikliğine uğratmak
drive f. hal değişikliğine zorlamak
drive f. sürekli çaba sarf ettirmek
drive f. daha fazla çabalamaya zorlamak
drive f. fazlası için teşvik etmek
drive f. baskı sonucu değişmek
drive f. net bir şekilde yansıtmak
drive f. bariz etkilemek
drive f. (soyut bir şeyi) dağıtarak yok etmek
drive f. ortadan kaldırıp yerine geçmek
drive f. geciktirmek
drive f. ertelemek
drive f. (bölgeyi) hayvandan temizlemek
drive f. def etmek
drive f. el koymak
drive f. (tünelde, madende) kesip kazarak ilerlemek
drive f. üretmek
drive f. kazmak
drive f. ok gibi ileri atılmak
drive f. son sürat koşmak
drive f. ok gibi fırlamak
drive f. (engeli) zorla itmek
drive f. (engele) kuvvetle çarpmak
drive f. düşmanca saldırıya geçmek
drive f. kuvvetle nüfuz etmek
drive f. rüzgara doğru başıboş hareket etmek
drive f. kontrolsüz bir şekilde akıntıya doğru gitmek
drive f. fazladan yelken taşımak
drive f. kararlı şekilde ilerlemek
drive f. çok çaba sarf etmek
drive f. sınırını zorlarcasına yormak
drive f. (at arabasını) sürmek
drive f. araçla gitmek
drive f. (sığırı) yönlendirip dürterek hareket ettirmek
Irregular Verb
drive f. drove - driven
Teknik
drive i. kumanda
drive i. sürüş çekişi
drive f. devindirmek
drive f. güç sağlamak
drive f. tahrik etmek
drive f. yürütmek
drive f. vurmak
Bilgisayar
drive i. aygıt
Mekanik
drive i. işletme mekanizması
Otomotiv
drive i. lokma tornavida adaptörü
drive i. sürüş modu
drive f. araçla yola çıkmak
drive f. hareketini yöneltmek
Psikoloji
drive i. itki
Askeri
drive i. süpürücü taarruz
Spor
drive i. içeriye dalma
drive i. (golf) tee üzerinde yapılan başlama vuruşu
drive f. içeriye katetmek
Basketbol
drive i. turnike
Osmanlıca
drive i. insiyak
Eski Kullanım
drive f. haydamak

"drive" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
drive mad f. çıldırtmak
drive crazy f. çıldırtmak
Genel
self parking disk drive i. otomatik park özellikli disk sürücü
chauffeur drive i. sürücülü kiralanan araç
drive shaft i. kardan mili
recruiting drive i. istihdam kampanyası
maternal drive i. anne sevgisi
conventional drive i. konvansiyonel tahrik
left hand drive i. sol direksiyon
line drive i. beyzbolda sert atış
warp drive i. ışık hızından daha hızlı uzay motoru
magnetic disk drive i. manyetik disk sürücü
economy drive i. tasarruf kampanyası
disk drive i. sürücü
chauffeur drive i. şoförlü sürüş
fourwheel drive i. dört teker çekişli
fund drive i. yardım kampanyası
maternal drive i. ana yüreği
a drive for funds i. para toplamak için açılan kampanya
magnetic tape drive i. manyetik bant sürücüsü
motor drive i. harekete geçiren şey
drive shaft i. çevirme mili
hard drive i. hard sürücü
advertising drive i. reklam kampanyası
affectional drive i. şefkat itkisi
sex drive i. cinsel dürtü
pneumatic drive i. havalı sürme
electric drive i. elektrikli sürme düzeni
safe drive i. güvenli sürüş
garage drive i. garaja doğru giden araba yolu
drive assembly i. işletme takımı
drive assembly i. işletme düzeni
front-wheel drive i. önden çekişli
maternal drive i. analık duygusu-dürtüsü
drive-in i. seyircilerin arabaları içinde oturarak film seyrettikleri açık hava sineması
drive-in i. müşterilerine arabalarında servis yapan lokanta
gear for four-wheel drive i. arazi vitesi
drive-in bank i. otobank
drive-in window i. müşterilerine arabalarında hizmet veren banka gişesi
rear-wheel drive i. arkadan çekişli
hand drive i. el kumandalı
lack of sexual drive i. cinsel isteksizlik
sexual drive i. cinsel istek
lack of sexual drive i. cinsel soğukluk
drive through i. araçlara yol üstü verilen yemek servisi
drive-thru i. arabaya servis
drive through i. arabaya servis
drive-thru i. araçlara yol üstü verilen yemek servisi
drive-through window i. arabaya servis penceresi
primitive drive i. ilkel güdü
drive-in window i. müşterilerine arabalarında servis yapan lokantanın penceresi
overriding drive i. ağır basan dürtü
tourist drive i. (turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol
scenic drive i. (turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol
beetle drive i. beetle oyunu turnuvalarının yapıldığı sosyal toplantı
you-drive i. kiralık araba
drive time i. rotayı tamamlama süresi
drive [uk] i. görkemli geçit töreni
drive-off i. arabanın güvenle kenara çekilebileceği yer
drive time i. işe gidip gelme saati
drive-off i. sürücülerin yarıştığı etkinlik
drive-by i. belirli bir yere, nesneye doğru sürme
drive time i. belirli bir mesafeyi kat etmek için geçen süre
drive-off i. araba yarışı
drive-through i. arabaya servis penceresi
drive-up window [us] i. arabaya servis imkanı sunan işletmelerde müşterilere hizmet verilen pencere
drive-thru window i. arabaya servis penceresi
drive-through delivery i. sonrasında annenin hastanede çok kısa süre kaldığı doğum
warp drive i. büküm sürüşü
fund-raising drive i. para toplama etkinliği
fund-raising drive i. yardım kampanyası
fund-raising drive i. bağış kampanyası
drive off f. defetmek
drive by f. arabayla geçmek
drive in f. içeri girmek
drive at f. demek istemek
drive back f. püskürtmek
drive away f. kovmak
drive on f. ileri sürmek
drive a nail f. çivi çakmak
drive back f. geri dönmek zorunda bırakmak
drive up f. yukarı çekmek
drive a hard bargain f. sıkı bir pazarlık sonucu birçok şey elde etmek
drive back f. arabayla geri dönmek
drive away f. savmak
drive mad f. deli etmek
drive someone out of his mind f. çileden çıkarmak
drive somebody to distraction f. çılgına çevirmek
drive up f. yükseltmek
drive out f. defetmek
drive to despair f. umutsuzluğa düşürmek
drive a tunnel f. tünel açmak
drive nuts f. deli etmek
drive somebody mad f. kafasını kızdırmak
drive somebody into a corner f. açmaza düşürmek
drive out f. sürmek
drive crazy f. delirtmek
drive insane f. delirtmek
drive someone wild f. birini çıldırtmak
drive out f. çıkarmak
drive in f. çakmak
drive in a stake f. kazık çakmak
drive a car f. otomobil kullanmak
drive off f. arabayla gitmek
drive at f. kastetmek
drive into a corner f. kıstırmak
drive someone to distraction f. birini deliye çevirmek
drive somebody mad f. çıldırtmak
drive out f. kovmak
drive mad f. delirtmek
drive crazy f. deli etmek
drive the nail f. çivi çakmak
drive in f. kakmak
drive someone wild f. birini çok kızdırmak
drive a car f. araba kullanmak
drive somebody into a corner f. köşeye sıkıştırmak
drive by f. arabayla önünden geçmek
drive off f. arabayla uzaklaşmak
drive on f. ilerletmek
drive in f. içeri sokmak
drive around f. araba ile gezmek
drive someone to distraction f. birini deli etmek
drive somebody mad f. fıttırtmak
drive somebody mad f. deli etmek
drive on coast (highway) f. arabayla sahilden gitmek
drive away f. arabayla gitmek
drive into a corner f. köşeye sıkıştırmak
drive away f. defetmek
drive away f. arabayla uzaklaşmak
drive off f. kovmak
drive someone wild f. birini çılgına çevirmek
drink and drive f. alkollü araba kullanmak
drive off f. araçla bir yerden ayrılmak
drive fast f. aracı hızlı sürmek
drive someone suicide f. intihara sürüklemek
drive around f. gezinti yapmak
drive a hard bargain f. sıkı bir pazarlık yaparak fiyatı çok indirmek
drive back f. arabayla geri götürmek
drive somebody mad f. delirtmek
drive somebody wild f. deli etmek
drive somebody to the wall f. bunaltmak
drive somebody up the wall f. çıldırtmak
drive somebody to the wall f. sıkıştırmak
drive somebody to distraction f. çıldırtmak
drive somebody nuts f. delirtmek
drive somebody nuts f. çıldırtmak
drive somebody nuts f. deli etmek
drive somebody wild f. azdırmak
drive somebody wild f. çıldırtmak
drive somebody round the bend f. deli etmek