zorlamak - Turco Inglés Diccionario
Historia

zorlamak



Significados de "zorlamak" en diccionario inglés turco : 96 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
zorlamak compel v.
zorlamak force v.
General
zorlamak pluck v.
zorlamak worry v.
zorlamak crack v.
zorlamak impress v.
zorlamak drive v.
zorlamak lean upon v.
zorlamak force to be v.
zorlamak press into v.
zorlamak urge v.
zorlamak push somebody for v.
zorlamak stampede v.
zorlamak obligate v.
zorlamak clamour down v.
zorlamak push v.
zorlamak drag in v.
zorlamak oblige v.
zorlamak coerce v.
zorlamak sweat v.
zorlamak press v.
zorlamak enforce v.
zorlamak stretch v.
zorlamak compel to be v.
zorlamak make v.
zorlamak pressure v.
zorlamak bring pressure to bear on v.
zorlamak clamor down v.
zorlamak railroad into doing v.
zorlamak impose v.
zorlamak put v.
zorlamak compel to v.
zorlamak obtrude v.
zorlamak do violence to v.
zorlamak muscle in v.
zorlamak bludgeon v.
zorlamak exact v.
zorlamak force to v.
zorlamak outrage v.
zorlamak railroad v.
zorlamak cozen v.
zorlamak subdue v.
zorlamak bully v.
zorlamak wrest v.
zorlamak edge on v.
zorlamak constrain v.
zorlamak compel v.
zorlamak be urgent with somebody v.
zorlamak cow somebody into v.
zorlamak force v.
zorlamak strain v.
zorlamak come down v.
zorlamak press-gang somebody into doing something v.
zorlamak impel v.
zorlamak inflict v.
zorlamak demand v.
zorlamak bring to term v.
zorlamak solicit v.
zorlamak put a strain v.
zorlamak jimmy v.
zorlamak mandate v.
zorlamak jemmy v.
zorlamak influence v.
zorlamak reduce v.
zorlamak adact v.
zorlamak adaunt [obsolete] v.
zorlamak adaunt v.
zorlamak ram v.
zorlamak necessitate v.
zorlamak tie v.
zorlamak edge v.
Phrasals
zorlamak screw up v.
zorlamak work into v.
zorlamak thrust on v.
zorlamak force into v.
Colloquial
zorlamak run hard v.
Idioms
zorlamak put the thumbscrews on v.
zorlamak tighten the thumbscrews on v.
zorlamak put under the screw v.
zorlamak put the squeeze on (one) v.
zorlamak put the squeeze on someone v.
zorlamak give (one) a bumpy ride v.
zorlamak give somebody a bumpy ride v.
zorlamak twist someone's arm v.
Slang
zorlamak bust (one's) butt v.
zorlamak bust (one's) hump v.
zorlamak ride (someone's) butt v.
Law
zorlamak extort v.
zorlamak force v.
zorlamak enjoin v.
zorlamak constrain v.
zorlamak coerce v.
Technical
zorlamak constrain v.
zorlamak impel v.
zorlamak strain v.
Archaic
zorlamak compulse v.

Significados de "zorlamak" con otros términos en diccionario inglés turco: 219 resultado(s)

Turco Inglés
General
birinin sabrının sınırlarını zorlamak test someone's patience v.
kapasitesini zorlamak place great demands on v.
kapıyı zorlamak force the door v.
birini aç bırakarak teslim olmaya zorlamak starve someone out v.
sınırını zorlamak press in upon v.
zorlamak (takat/sabır vb'ni) tax v.
şansını zorlamak press one's luck v.
zorlamak (birisini birşey yapmaya) force one's hand v.
şartlarını zorlamak strain every nerve (to do something) v.
aşırı zorlamak overstrain v.
aşırı derecede zorlamak (vücudun bir organını) overtax v.
kapasitesini zorlamak overburden v.
şartlarını zorlamak overstrain one's capacity v.
kendini zorlamak strain v.
birini bir şey yapmaya zorlamak bludgeon someone into doing something v.
şansını zorlamak push one's luck v.
üzülmemek için kendini zorlamak snap out of something v.
zorlamak (işe vb) press into v.
kaba kuvvetle başkasını boyun eğmeye zorlamak jackboot v.
kendini zorlamak exert oneself v.
düşünmeye zorlamak compel someone to think v.
limiti zorlamak push the limit v.
sınırlarını zorlamak push the limits v.
şartları zorlamak push the limits v.
istifaya zorlamak force to resign v.
birini zorlamak force someone v.
sınırı zorlamak push the limit v.
sınırları zorlamak push the limits v.
sabrını zorlamak try one's patience v.
sabrının sınırlarını zorlamak try one's patience v.
limitleri zorlamak push the limits v.
bir şey yapmaya zorlamak chivy into v.
bir şeyi kabule zorlamak coerce v.
birini bir şey yapmaya zorlamak place someone under an obligation v.
istifaya zorlamak force someone to resign v.
birisini bir şeye yapmaya zorlamak drive someone to do something v.
sınırlarını zorlamak push oneself beyond one’s boundaries v.
sınırlarını zorlamak push one's personal limits v.
aşırı zorlamak overextend v.
birinin sabrını zorlamak push one's patience v.
sınırları zorlamak push to the limits v.
elini zorlamak force someone’s hand v.
geçişe zorlamak ramrod v.
geri çekilmeye zorlamak recoil [obsolete] v.
kendi sınırlarını zorlamak pain one's self v.
Phrasals
boyun eğmeye zorlamak buy off v.
boyun eğmeye zorlamak buy out v.
çevirerek zorlamak screw in v.
(insanları) ev veya iş yerlerini yakarak kaçmaya zorlamak burn out v.
bükerek zorlamak screw in v.
eğilmeye zorlamak buy off v.
eğilmeye zorlamak buy out v.
(yarış atının) sınırını zorlamak ride out v.
boyun eğmeye zorlamak buy off v.
boyun eğmeye zorlamak buy out v.
vurarak zorlamak knock off v.
döverek zorlamak knock off v.
(pazarlık yaparak) daha yüksek bir fiyata zorlamak beat up v.
(birini bir şey) yapmaya zorlamak beat (someone or something) into (something) v.
(birini bir şey) yapmaya zorlamak beat someone into (doing) something v.
(birini bir şey) yapmaya zorlamak beat into v.
bir yeri yakarak (birini) dışarı çıkmaya zorlamak burn (one) out of (something) v.
(birini/bir hayvanı bir yerden) çıkmaya zorlamak put (one) out of (something or some place) v.
(birini/bir hayvanı bir yerden) çıkmaya zorlamak put (someone or an animal) out of something v.
beyzbolda topu vurucunun üstüne doğru atmak/atarak geriye kaçmaya zorlamak brush back v.
(bir kişiyi ya da bir hayvanı bir yere) girmeye ikna etmek ya da zorlamak coax (someone or something) in (something) v.
içeriye girmeye zorlamak coax (someone or something) in (something) v.
(bir kişiyi ya da bir hayvanı bir yere) girmeye ikna etmek ya da zorlamak coax (someone or something) into (something) v.
içeriye girmeye zorlamak coax (someone or something) into (something) v.
(bir kişiyi ya da bir hayvanı bir yere) girmeye ikna etmek ya da zorlamak coax (someone or an animal) in (to something) v.
içeriye girmeye zorlamak coax (someone or an animal) in (to something) v.
(birini bir şeye) zorlamak coerce (one) into (something) v.
(bir kişiyi ya da bir hayvanı bir şey yapmaya) zorlamak coerce (one) into (something) v.
(bir kişiyi ya da bir hayvanı bir şey yapmaya) zorlamak coerce (someone or an animal) into something v.
birini konuşmaya/belli ayrıntıları ifade etmeye zorlamak nail someone down on something v.
birini aç bırakarak bir yerden çıkmaya zorlamak starve someone out of some place v.
birini bir şey yapmaya zorlamak push someone to do something v.
birini aç bırakarak bir şey yapmaya zorlamak starve someone into something v.
birini bir işe müdahale etmeye zorlamak interject someone into something v.
birini bir şey yapmaya zorlamak urge someone to do something v.
birini bir şey yapmaya zorlamak force someone to do something v.
birini aç bırakarak bir yerden çıkmaya zorlamak starve someone out v.
birini bir şeye zorlamak force somebody into something v.
birini konuşmaya/belli ayrıntıları ifade etmeye zorlamak pin someone down on something v.
dışarı çıkmaya zorlamak force out v.
(birini) bir işi yapmaya/bir gruba katılmaya zorlamak co-opt someone into something v.
içeriye doğru zorlamak crush something in v.
kendini yutmaya zorlamak force something down v.
kendini yemeye zorlamak force something down v.
alçalmaya zorlamak force something down v.
inişe zorlamak force something down v.
kendini yutmaya zorlamak force something down v.
bulmak için zorlamak dredge someone or something v.
(birini bir şeye) zorlamak entrap (someone) in (something) v.
(birini bir şeye) zorlamak entrap (someone) into (something) v.
(birini bir şeyi kullanarak/bir yöntemle bir şeye) zorlamak entrap (someone) in (something) with (something) v.
(birini bir şeyi kullanarak/bir yöntemle bir şeye) zorlamak entrap (someone) into (something) with (something) v.
(birini başka birini kullanarak/bir yöntemle bir şeye) zorlamak entrap (someone) with (something) v.
(bir suçluyu bir yerden) suçu işlediği yere gitmeye zorlamak extradite (someone) from (some place) to (some place) v.
(birini/bir şeyi) bir yere girmeye zorlamak force (someone or something) in v.
(birini/bir şeyi) bir gruptan ayrılmaya zorlamak force (someone or something) off (of) (something) v.
(birini/bir şeyi) bir gruptan vazgeçmeye zorlamak force (someone or something) off (of) (something) v.
(birini/bir şeyi) bir yerden el çekmeye zorlamak force (someone or something) off (of) (something) v.
(birini/bir şeyi) bir gruptan ayrılmaya zorlamak force off v.
(birini/bir şeyi) bir gruptan vazgeçmeye zorlamak force off v.
(birini/bir şeyi) bir yerden el çekmeye zorlamak force off v.
birini/bir şeyi bir gruptan, komiteden ayrılmaya zorlamak force someone or something off (of) something v.
birini/bir şeyi bir gruptan, komiteden vazgeçmeye zorlamak force someone or something off (of) something v.
birini/bir şeyi bir yerden, komiteden el çekmeye zorlamak force someone or something off (of) something v.
birini/bir şeyi bir gruptan, komiteden ayrılmaya zorlamak and force someone or something off v.
birini/bir şeyi bir gruptan, komiteden vazgeçmeye zorlamak and force someone or something off v.
birini/bir şeyi bir yerden, komiteden el çekmeye zorlamak and force someone or something off v.
(birini/bir şeyi) devam etmeye zorlamak force on (someone or something) v.
(birini/bir şeyi) zorlamak force on (someone or something) v.
kendini ilerlemeye/devam etmeye zorlamak press forward v.
kendini ilerlemeye/devam etmeye zorlamak push forward v.
kendini ilerlemeye/devam etmeye zorlamak push forward v.
bilgi vermeye zorlamak pry from v.
(birini/bir grubu) yaşadığı yerden gitmeye zorlamak uproot (someone or something) from (something or some place) v.
birini yaşadığı yerden gitmeye zorlamak uproot someone from v.
bir şey yapmaya zorlamak coax (someone or something) to (do something) v.
(bir kişiyi ya da bir hayvanı bir şey) yapmaya ikna etmek ya da zorlamak coax (someone or something) to (do something) v.
öksürerek atmaya zorlamak hack up v.
öksürerek çıkarmaya zorlamak hack up v.
Colloquial
gündemi zorlamak force an issue v.
hayal gücünü zorlamak stretch the imagination v.
konuyu zorlamak force an issue v.
Idioms
sınırları zorlamak drive to the wall v.
birini bir şey yapmaya zorlamak put the squeeze on (one) v.
birini bir şey yapmaya zorlamak put the squeeze on someone/something v.
birini bir şey yapmaya zorlamak put the squeeze on someone/something v.
(birini) korkutarak (bir şey) yapmaya zorlamak browbeat (one) into (something) v.
(birini) korkutarak (bir şey) yapmaya zorlamak browbeat someone into something v.
(birini) korkutarak (bir şey) yapmaya zorlamak bully (one) into (something) v.
(birini) korkutarak (bir şey) yapmaya zorlamak bully someone into something v.
egzersizde kendini zorlamak go for the burn v.
(birinin) sabrını zorlamak try it on [brit] v.
sınırları zorlamak color outside the lines v.
sınırları zorlamak be the (absolute) limit v.
birini bir şey yapmaya zorlamak hold a gun to someone's head v.
birisini bir şey yapmaya zorlamak/mecbur etmek force someone's hand v.
birisini istemediği bir şeyi yapmaya zorlamak force someone's hand v.
birinin sabrını zorlamak try somebody's patience v.
birisine bir şey yapmaya zorlamak put the arm on v.
birini bir şeye zorlamak put the screws on v.
birini istifaya zorlamak force someone off v.
bir şeyi sonuna kadar zorlamak push something all the way through v.
birini istifaya zorlamak force someone off something v.
birini yaptığı işe bütün enerjisini ve dikkatini vermeye zorlamak keep somebody on their toes v.
birinin sabrının sınırılarını zorlamak try the patience of somebody v.
birisine bir şey yapmaya zorlamak put the arm on someone v.
birisini bir şey yapmaya zorlamak twist somebody's arm v.
birinin sabrını zorlamak try the patience of somebody v.
birinin sabrının sınırılarını zorlamak try somebody's patience v.
emekli olmaya zorlamak put out to pasture v.
fiziksel olarak kendini zorlamak break a sweat v.
hata yapmaya zorlamak trip up somebody v.
hata yapmaya zorlamak trip somebody up v.
istifaya zorlamak elbow someone out v.
istifaya zorlamak drive someone out v.
istifaya zorlamak drive someone out of office v.
istifaya zorlamak edge someone out of something v.
istifaya zorlamak force someone out of office v.
istifaya zorlamak elbow someone out of something v.
kendini sıkmak/zorlamak gulp something back v.
kapasiteyi zorlamak stretch oneself too thin v.
kendi düşüncelerini paylaşmaya zorlamak bend to one's will v.
şansını zorlamak push one’s luck v.
sesini zorlamak strain one's voice v.
sınırlarını zorlamak max oneself out v.
şansını zorlamak press one's luck v.
şansını zorlamak push one's luck v.
sınırları zorlamak push the edge of the envelope v.
sınırları zorlamak push the envelope v.
sınırı zorlamak go to the limit v.
sınırı zorlamak go the limit v.
tüm şartları zorlamak strain every sinew v.
tüm şartları zorlamak strain every nerve v.
tüm şartları zorlamak pull out all the stops v.
(bir şeyi görmek için) gözlerini zorlamak strain one's eyes v.
(duymak için) kulaklarını zorlamak strain one's ears v.
(satıcı/tezgahtar) satın alması için zorlamak give someone the hard sell v.
yemeye/yutmaya zorlamak stuff (something) down (one's) throat v.
sınırlarını zorlamak/esnetmek bend (one's) efforts v.
aklını/zihnini zorlamak bend (one's) mind v.
bir konuda sınırlarını zorlamak bend your mind/efforts to something v.
sınırlarını zorlamak go for the fences v.
sınırlarını zorlamak swing for the fences v.
gündemi zorlamak force the issue v.
konuyu zorlamak force the issue v.
bir konuda karar vermeye zorlamak force the issue v.
hızlıca bir karar vermeye zorlamak force the issue v.
bir konuda insanları acele karar vermeye zorlamak force the issue v.
zihinsel veya fiziksel olarak kendini zorlamak dig deep v.
birinin zihnini zorlamak get under your skin v.
ağlamamak için (kendini) sıkmak/tutmak/zorlamak gulp back (one's) tears v.
hıçkırmamak için (kendini) zorlamak gulp back (one's) sobs v.
tüm imkanları zorlamak try (one's) utmost v.
tüm imkanları zorlamak do/try your utmost (to do something) v.
birini emekli olmaya zorlamak put somebody out to grass v.
birini emekli olmaya zorlamak turn somebody out to grass v.
birini emekli olmaya zorlamak send somebody out to grass v.
(birini) emekli olmaya zorlamak turn (someone) out to grass v.
(birini) bir şey yapmaya zorlamak have a gun to (one's) head v.
(birini) bir şey yapmaya zorlamak hold a pistol to (one's) head v.
(birini) bir şey yapmaya zorlamak put a pistol to (one's) head v.
Speaking
sınırlarını zorlamak iyidir there's a first time for everything expr.
Slang
birine (zor) sorular sorarak beynini yormak/zorlamak give someone a brain boner v.
bir kimseyi zorlamak flexin' v.
Trade/Economic
borcunu ödemeye zorlamak dun v.
kredisini zorlamak strain one's credit v.
ödemeye zorlamak enforce v.
Politics
görevini bırakmaya zorlamak depose v.
istifaya zorlamak depose v.
sınırlarını zorlamak push back the frontiers of v.
Marine
iskota halatını çekerek (sereni) aşağıya doğru zorlamak clew down v.
Military
emniyet tedbirlerini zorlamak force a safeguard v.
Hunting
(avı kovalayarak) ağaca çıkmaya zorlamak tree v.
British Slang
sınırı zorlamak rag it v.