pound - Turco Inglés Diccionario

pound

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

pound — Definition

Significado:
vurmak, dövmek, pound
Pronunciación (IPA):
(AmE /paʊnd/ – BrE /paʊnd/)
Categoría gramatical:
İsim: pound (pounds); Fiil: pound (pounds – pounded – pounding)
Sinónimo:
beat, currency
Antónimos:
dollar

Significados de "pound" en diccionario turco inglés : 115 resultado(s)

Inglés Turco
General
pound n. paund
It's two pounds.
O iki paund.

More Sentences
pound n. pound
The pound is expected to decrease against the euro after Brexit.
Brexit'ten sonra poundun euro karşısında değer kaybetmesi bekleniyor.

More Sentences
pound n. sterlin
Now we have a new travel agency coming into takeover, maybe to save the Community a few pounds.
Şimdi devreye giren yeni bir seyahat acentemiz var, belki de Topluluğa birkaç sterlin kazandırmak için.

More Sentences
pound n. hayvan barınağı
He adopted two dogs from the pound.
Hayvan barınağından iki köpek sahiplendi.

More Sentences
pound n. yarım kilo
Alice bought a pound of coffee beans from the store.
Alice dükkândan yarım kilo kahve çekirdeği aldı.

More Sentences
pound n. kare işareti
Please dial pound seven to connect our customer services.
Müşteri hizmetlerimize bağlanmak için lütfen kare işareti ve 7'yi tuşlayın.

More Sentences
pound v. çarpmak
Tom's heart started pounding.
Tom'un kalbi çarpmaya başladı.

More Sentences
pound v. vurmak
I asked Tom to stop pounding on the wall.
Tom'un duvara vurmasını bırakmasını istedim.

More Sentences
pound v. yumruklamak
Losing his temper, he started to pound the walls.
Kendini kaybederek duvarları yumruklamaya başladı.

More Sentences
pound v. dövmek
The rain continued to pound the roof.
Yağmur çatıyı dövmeye devam ediyordu.

More Sentences
pound v. küt küt atmak (kalp)
Emma stepped onto the glass balcony, her heart pounding with fear.
Emma cam balkona çıktı, kalbi korkuyla küt küt atıyordu.

More Sentences
pound v. küt küt ses çıkarmak
I think he woke up as I could hear his pounding through the walls.
Sanırım uyandı çünkü küt küt ses çıkardığını duvarlardan duyabiliyordum.

More Sentences
pound v. zonklamak
James took two painkillers to stop his head from pounding.
James başının zonklamasını durdurmak için iki ağrı kesici aldı.

More Sentences
pound v. bombardıman etmek
This city was pounded by the enemy for two weeks during the war.
Bu şehir savaş sırasında iki hafta boyunca düşman tarafından bombardıman edildi.

More Sentences
Trade/Economic
pound n. sterlin
Now we have a new travel agency coming into takeover, maybe to save the Community a few pounds.
Şimdi devreye giren yeni bir seyahat acentemiz var, belki de Topluluğa birkaç sterlin kazandırmak için.

More Sentences
pound n. mısır lirası
The Egyptian pound was volatile during the war.
Mısır lirası savaş sırasında istikrarsızdı.

More Sentences
Traffic
pound n. çekilen araç otoparkı
The cars involved in the accident were towed to the pound.
Kazaya karışan otomobiller çekilen araç otoparkına alınmıştır.

More Sentences
General
pound n. sahipsiz araçların tutulduğu yer
pound n. darbe
pound n. libre
pound n. dövme
pound n. hapishane
pound n. ağıl
pound n. ingiliz parası
pound n. hamle
pound n. vurma
pound n. vuruş
pound n. başıboş hayvanların muhafaza edildiği yer
pound n. paunt
pound n. eskiden kullanılan bir kıymetli maden ölçüm birimi
pound n. ahır
pound n. ağıl
pound n. hayvan tuzağı
pound n. hayvan tuzak kafesi
pound n. emanetçi
pound n. kişisel eşyaların emanet edildiği depo
pound n. küçük asya'da kullanılan eski bir para birimi
pound n. su kanalının iki bariyer arasında kalan bölümü
pound n. kanal havuzu
pound v. ezmek
pound v. çakmak
pound v. havanda dövmek
pound v. dalgaya çarpmak (gemi)
pound v. topa tutmak
pound v. ağır adımlarla yürümek
pound v. tokmaklamak
pound v. sürekli vurarak üretmek
pound v. sürekli basarak üretmek
pound v. üst üste darbelerle ortaya çıkarmak
pound v. asimile etmek
pound v. asimile olmaya zorlamak
pound v. sıkıştırmak
pound v. bastırmak
pound v. rap rap yürümek
pound v. gümbürdemek
pound v. gürültü ile yerinden oynamak
pound v. gürültülü şekilde hareket etmek
pound v. sürekli çalışmak
pound v. çok çalışmak
pound v. aşırı gürültü yapmak
pound v. kulak tırmalamak
Trade/Economic
pound n. ingiliz lirası
pound n. iskoç poundu
pound n. iskoçya'nın eski para birimi
pound n. lübnan lirası
pound n. güney sudan lirası
pound n. sudan sterlini
pound n. suriye lirası
pound n. filistin poundu
pound n. israil'in şekelden önceki para birimi
pound n. güney afrika'nın bağımsızlığı öncesi kullanılan para birimi
pound n. fiji poundu
pound n. fiji'nin bağımsızlığa kadar kullandığı para birimi
pound n. bir poundluk banknot
pound n. türk lirası
pound n. malta lirası
Technical
pound n. ingiliz ağırlık birimi
pound n. libre
pound v. çekiç ile vurmak
Telecom
pound n. telefondaki kare tuşu
Automotive
pound n. libre
Aeronautic
pound n. 453 gr
Agriculture
pound n. funt
Fishery
pound n. balık kafesi
pound n. balık tuzağı
pound n. balık kafesinin iç bölümü
pound n. balık kafesinin ağlı bölümü
pound n. balık ağı
pound n. ıstakoz sepeti
pound n. ıstakoz akvaryumu
pound n. ıstakoz satılan yer
Geography
pound n. wisconsin eyaletinde yerleşim yeri
pound n. virginia eyaletinde yerleşim yeri
Archaic
pound v. alıkoymak
pound v. kapalı bir yerde tutmak
pound v. ağıla kapatmak
pound v. hapsetmek
pound v. (suyu) bentle kapatmak
pound v. (suyu) barajla engellemek
Slang
pound n. (kutlama vb amacıyla) yumruk çakma
pound n. (beyzbolda) sürekli olarak bir noktaya atış yapmak
pound v. kafaya dikmek
pound v. fondip yapmak
pound v. hızlı hızlı içmek
pound v. bir kerede içmek
pound v. bir kerede kafaya dikmek
pound v. fena benzetmek
pound v. pataklamak
pound v. ağzını burnunu kırmak
pound v. sikmek
pound v. çakmak
pound v. mala vurmak
pound v. pompalamak
pound v. düzmek
pound v. düdüklemek

Significados de "pound" en diccionario inglés turco : 6 resultado(s)

Turco Inglés
General
pound pound n.
The pound is expected to decrease against the euro after Brexit.
Brexit'ten sonra poundun euro karşısında değer kaybetmesi bekleniyor.

More Sentences
pound lb n.
pound pound sterling n.
pound sterling n.
pound quid n.
Trade/Economic
pound £ n.

Significados de "pound" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
apothecaries' pound n. eczacı ölçüsü
apothecaries pound n. 13 ons, 373 gram
pound sterling n. sterlin
pound sterling n. ingiliz lirası
avoirdupois pound n. 16 ons 453 gram
pound sterling n. pound
troy pound n. 12 ons, 373 gram
troy pound n. 12 ons
green pound n. sterlin
british pound n. ingiliz poundu
british pound n. ingiliz sterlini
english pound n. sterlin
english pound n. ingiliz lirası
pound of meat n. yarım kilo et (453.59 gram)
dog pound n. köpek barınağı
pound shop n. bir milyoncu
a pound of cheese n. bir kalıp peynir
pound shop n. herşey birmilyoncu
pound shop n. her-şey bir milyoncu
pound shop n. herşey bir milyoncu
pound shop n. bir milyoncu
eight-hundred-pound gorilla n. sözü geçen kimse
eight-hundred-pound gorilla n. baskın kimse
eight-hundred-pound gorilla n. piyasaya yön veren güçlü kurum
eight-hundred-pound gorilla n. kalantor kimse
eight-hundred-pound gorilla n. dillendirilmeye utanılan büyük problem
eight-hundred-pound gorilla n. konuşmaktan çekinilen önemli sorun
eight-hundred-pound gorilla n. ağır top
lb t (pound troy) n. 12 ons
lb av (pound avoirdupois.) n. 16 ons
lebanese pound n. lübnan lirası
half pound n. yarım libre
brown pound n. britanya'daki siyahi ve asyalı azınlıkların toplu alım gücü
pound [dialect] [uk] n. küçük su birikintisi
pound [us] n. kare işareti
pound [us] n. etiket işareti
pound [dialect] [uk] n. küçük havuz
pound [dialect] [uk] n. gölet
pound covert n. kulübe
pound sign n. kare işareti
pound-mass n. bir paund-kuvvet değerinde güç uygulayan kütle
pound overt n. açık barınak
pound overt n. açık kulübe
pound-breach n. başıboş hayvanların kapalı tutuldukları yer dağıtılarak salıverilmeleri
pound covert n. kapalı barınak
pound sign n. etiket işareti
pound troy n. troy sisteminde bir ağırlık birimi
sudanese pound n. sudan sterlini
sudanese pound n. sudan'ın para birimi
ft-lb (foot-pound) n. ayak-pound
ft-lb (foot-pound) n. ayak-libre
pound somebody to a jelly v. pestilini çıkarmak
pound up v. ağıla kapamak
pound up coffee in a mortar v. kahve dövmek
pound up v. darp etmek
pound someone into a jelly v. birini pestili çıkana kadar dövmek
weigh a pound v. bir pound ağırlığında gelmek
pound nails v. çivi çakmak
pound the vase on someone v. vazoyu kafasına geçirmek
pound off v. bölünme
pound off v. bölümlere ayrılma
pound off v. kısımlara ayrılma
pound off v. parçalara ayrılma
pound-foolish adj. büyük meblağlara aklı ermeyen
pound-foolish adj. önemli meselelerde ihtiyatsız davranan
lbf (pound force) abrev. paund kuvvet
Phrasals
pound away (at someone) v. (birisine) (sopayla/copla vb.) vurmak
pound on someone v. birine vurmak
pound something down v. (çivi) çakmak
pound something out v. klavye kullanarak yazmak
pound something out v. bir şeyi piyanoyla yüksek sesle/gürültülü bir şekilde çalmak
pound something out v. bir şeyi vurarak/döverek bir şeyi düzleştirmek
pound something into something v. bir şeyle bir şeye vurmak
pound away (at someone) v. eleştirmek
pound on v. '-i bozguna uğratmak
pound on v. '-in pestilini çıkarmak
pound on v. -i dövmek
pound on v. '-i pataklamak
pound on v. '-e üst üste/arka arkaya vurmak
pound on v. '-e defalarca vurmak
pound on v. '-i fena benzetmek
pound on v. '-e vurup durmak
pound on v. -e vurmak
pound on v. '-e küt küt vurmak
pound something in v. bir şeyi bir şeye vurarak/çakarak sokmak
pound something in v. bir şeyi bir şeye çakmak
pound something into something v. bir şeyi bir şeye vurarak/çakarak sokmak
pound something into something v. bir şeyi bir şeye çakmak
pound something in v. bir şeyi bir şeye çekiçle çakmak
pound something into something v. bir şeyi bir şeye çekiçle çakmak
pound along something v. bir şeye vurmak
pound along something v. pat pat yürümek
pound along v. pat pat yürümek
pound along something v. çekiçle vurmak
pound along something v. yoklayarak vurmak
pound away v. vurarak ezmek
pound away v. çekiçle/tokmakla vurmak
pound down v. çakmak
pound away v. (sopayla/copla) vurmak
pound out v. baştan savma bir şeyler yazmak/çalmak (piyanoda/klavyede)
pound out v. yalap şap bir şeyler yazmak/çalmak (piyanoda/klavyede)
pound out v. palas pandıras bir şeyler yazmak/çalmak (piyanoda/klavyede)
pound out v. piyanonun/klavyenin tuşlarına gelişi güzel basarak çalmak/yazmak
pound out v. (şarkı) bağırarak söylemek
pound out v. hızlıca bestelemek
pound out v. çabucak yazmak
pound out v. güç kullanarak başarmak
pound out v. dirayetle elde etmek
pound out v. (çok yüksek sesle) şarkı söylemek
pound out v. klavyede hızlıca yazmak
Proverb
an ounce of prevention is worth a pound of cure başını derde sokup kurtulmak için uğraşacağına başını derde sokmamasını bil
an ounce of prevention is worth a pound of cure iyileşmek için tedavi göreceğine hasta olmamaya çalış
ounce of discretion is worth a pound of wit yerli yersiz şaka yapılmaması gerektiğini ifade eden bir atasözü
an ounce of prevention is worth a pound of cure tedbir tedaviden iyidir
an ounce of common sense is worth a pound of theory biraz/azıcık sağduyu birçok teoriden iyidir/yeğdir
ounce of common sense is worth a pound of theory sağduyulu/gerçekçi çözümler soyut teorilerden her zaman daha yararlıdır
an ounce of common sense is worth a pound of theory sağduyulu/gerçekçi çözümler soyut teorilerden her zaman daha yararlıdır
ounce of common sense is worth a pound of theory sağduyu problemleri çözmede teoriden daha etkilidir
an ounce of common sense is worth a pound of theory sağduyu problemleri çözmede teoriden daha etkilidir
an ounce of common sense is worth a pound of theory pratik çözümler teoride kalan çözümlerden daha yararlıdır
ounce of common sense is worth a pound of theory biraz/azıcık sağduyu birçok teoriden iyidir/yeğdir
ounce of common sense is worth a pound of theory pratik çözümler teoride kalan çözümlerden daha yararlıdır
an ounce of discretion is worth a pound of wit komik/esprili olmak adına nerede duracağını unutmamak gerekir
an ounce of discretion is worth a pound of wit nerede susacağını bilmek esprili olmaktan daha önemlidir
Colloquial
pound some beers v. bira yuvarlamak
pound a beer v. bira yuvarlamak
pound up v. (bir şeyle) vurarak/döverek kırmak
pound something up v. bir şeyi (bir şeyle) vurarak/döverek parçalara ayırmak
pound up v. vurarak parçalara ayırmak
pound something up v. bir şeyi döverek kırmak/parçalara ayırmak
pound something up v. bir şeyi un ufak etmek
pound something up v. bir şeyi (bir şeyle) vurarak/döverek kırmak
pound up v. vurarak parçalamak
pound something up v. bir şeyi vurarak parçalamak
pound up v. un ufak etmek
pound up v. (bir şeyle) vurarak/döverek parçalara ayırmak
pound up v. dövmek
one's pound of flesh expr. son kuruşuna kadar
in for a penny in for a pound expr. kaybedecek bir şey yok
in for a penny in for a pound expr. başladığın işi bitir
go pound sand! expr. derdine yan!
I bet you a pound to a penny expr. her türlü iddiasına girerim
I bet you a pound to a penny expr. iddia ediyorum
a pound to a penny expr. bire on bahis/iddia
a pound to a penny expr. çok büyük/yüksek olasılıkla/ihtimalle
pound sand exclam. bas git
pound sand exclam. gidip kendi küçük işlerinle uğraş
pound salt exclam. kaybol
pound sand exclam. defol
pound salt exclam. gidip kendi küçük işlerinle uğraş