crack - Turco Inglés Diccionario

crack

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

crack — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /kræk/ – BrE /kræk/)
Categoría gramatical:
İsim: crack (cracks); Fiil: crack (cracks – cracked – cracking)
Sinónimo:
fracture, split
Antónimos:
mend, seal

Significados de "crack" en diccionario turco inglés : 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
crack n. çatırtı
I heard a twig crack.
Bir dal çatırtısı duydum.

More Sentences
crack n. çatlak
Something was oozing through a crack in the wall.
Duvardaki çatlaktan bir şeyler sızıyordu.

More Sentences
crack v. çatlamak
The glass table cracked under the weight of the enormous vase.
Cam masa, devasa vazonun ağırlığı altında çatladı.

More Sentences
crack v. yarılmak
General
crack n. aralık
Tom left the door open a crack.
Tom kapıyı biraz aralık bıraktı.

More Sentences
crack n. deneme
I would love to have a crack at ziplining.
Çelik halatla inişi bir denemeyi çok isterdim.

More Sentences
crack n. çatırtı
I heard a twig crack.
Bir dal çatırtısı duydum.

More Sentences
crack n. çatlak
Something was oozing through a crack in the wall.
Duvardaki çatlaktan bir şeyler sızıyordu.

More Sentences
crack n. yarık
Scorpions hide in cracks.
Akrepler yarıklarda saklanır.

More Sentences
crack n. çatırdama
The conflict caused cracks in the organization.
Yaşanan çatışma örgüt içerisinde çatırdamalara neden oldu.

More Sentences
crack v. kırılmak
I can only emphasise that these are the really hard nuts that finally need to be cracked.
Sadece bunların nihayet kırılması gereken gerçekten zor cevizler olduğunu vurgulayabilirim.

More Sentences
crack v. çatlamak
The glass table cracked under the weight of the enormous vase.
Cam masa, devasa vazonun ağırlığı altında çatladı.

More Sentences
crack v. kırmak
Would it not be prudent to see how it works before we use a sledgehammer to crack a nut?
Bir somunu kırmak için balyoz kullanmadan önce nasıl çalıştığını görmek akıllıca olmaz mı?

More Sentences
crack v. çözmek (şifreyi)
The police eventually cracked the case.
Polis sonunda vakayı çözdü.

More Sentences
crack v. çıtlatmak
Tom cracked his knuckles.
Tom parmaklarını çıtlattı.

More Sentences
crack v. çatlatmak
The hail cracked the window.
Dolu, pencereyi çatlattı.

More Sentences
Colloquial
crack n. deneme
I would love to have a crack at ziplining.
Çelik halatla inişi bir denemeyi çok isterdim.

More Sentences
Technical
crack n. çatlak
Something was oozing through a crack in the wall.
Duvardaki çatlaktan bir şeyler sızıyordu.

More Sentences
crack n. yarık
Scorpions hide in cracks.
Akrepler yarıklarda saklanır.

More Sentences
Construction
crack n. çatlak
Something was oozing through a crack in the wall.
Duvardaki çatlaktan bir şeyler sızıyordu.

More Sentences
crack n. kırık
It could just be excess magnetic feedback from the planet crack.
Bu, gezegen kırığından gelen aşırı manyetik etki olabilir.

More Sentences
Automotive
crack v. çatlamak
The glass table cracked under the weight of the enormous vase.
Cam masa, devasa vazonun ağırlığı altında çatladı.

More Sentences
Food Engineering
crack n. çatlak
Something was oozing through a crack in the wall.
Duvardaki çatlaktan bir şeyler sızıyordu.

More Sentences
Slang
crack n. taş kokain
Lab results show that he was on crack.
Laboratuvar sonuçları adamın taş kokain kullandığını gösteriyor.

More Sentences
crack n. kokain
Crack is very addictive.
Kokain çok bağımlılık yapar.

More Sentences
crack n. kıç çatalı
We could all see the plumber's crack as he was working under the sink.
Lavabonun altında çalıştığı sırada hepimiz tesisatçının kıç çatalını görebiliyorduk.

More Sentences
crack n. taş kokain
Lab results show that he was on crack.
Laboratuvar sonuçları adamın taş kokain kullandığını gösteriyor.

More Sentences
General
crack n. çene çalma
crack n. bitirim
crack n. vuruş
crack n. şırak
crack n. şaklama
crack n. birinci sınıf şey
crack n. hızlı darbe
crack n. as
crack n. özür
crack n. çatlaklık
crack n. çıt
crack n. espri
crack n. çarpma
crack n. patlama
crack n. çok kısa zaman
crack n. an
crack n. (buluğ çağında) sesin çatlaması
crack n. konuşma
crack n. sohbet
crack n. dedikodu
crack n. masal
crack n. hikaye
crack n. şaka
crack n. taşlama
crack n. bozulmadan kaynaklı kusur
crack n. yaşlanma nedeniyle beceride zayıflık
crack n. eksiklikten doğan hata
crack n. kafadan çatlak tip
crack n. eve izinsiz girme
crack n. soygun
crack n. sert ve sesli bir vuruş
crack n. tek bir çaba
crack n. tek bir teşebbüs
crack v. şaklamak
crack v. patlamak
crack v. çatallaşmak (ses)
crack v. ayrılmak
crack v. şaklatmak
crack v. kütürdemek
crack v. zorlamak
crack v. çatırdatmak
crack v. çökmek
crack v. yarmak
crack v. çatırdamak
crack v. açmak (kasayı)
crack v. vurmak
crack v. sinirsel çöküntü yaşamak
crack v. sinir krizi geçirmek
crack v. parçalanmak
crack v. konuşmak
crack v. sohbet etmek
crack v. dedikodu yapmak
crack v. mahvolmak
crack v. başarısız olmak
crack v. uyumsuz ses çıkarmak
crack v. sert ses çıkarmak
crack v. hızla gitmek
crack v. hedefe ilerlemek
crack v. birden ve sertçe söylemek
crack v. tokat gibi söylemek
crack v. (şişe) açıp içmek
crack v. bulmacayı çözmek
crack v. gizemini ortaya çıkarmak
crack v. aralamak
crack v. (bir zümrede) ün kazanmak
crack v. çalışmak üzere (kitabı) açmak
crack v. ihlal etmek
crack v. zarar vermek
crack v. yok etmek
crack v. tahrip etmek
crack v. (alışılageldik olanı) aniden son vermek
crack v. kökünü kazımak
crack v. kabul veya onay almak için (bir engeli) aşmak
crack v. (şaka, espri) patlatmak
crack v. (mısır, buğday) ezerek parçalamak
crack adj. başarılı
crack adj. delice
crack adj. yetenekli
Colloquial
crack n. şaka
crack n. espri
crack n. dokundurma
crack n. taş
crack n. iğneli söz
crack n. hamle
crack n. girişme
crack n. birim
crack n. tek seferlik kullanım
crack n. (insan için) mükemmel
crack n. (insan için) üst düzey
crack n. muhteşem
crack v. dili çözülmek
crack v. ötmeye başlamak
crack v. ağzındaki baklayı çıkarmak
crack v. (kasa) patlatmak
crack v. (kasa) içine girmek
crack v. başarmak
Technical
crack n. çatlama
crack n. fisür
Computer
crack v. bilgisayarlara kötü amaçlarla yetkisiz erişim sağlamak
Textile
crack n. (dokuma kumaşlarda) çapraz şerit
Automotive
crack v. aralamak
Chemistry
crack v. (hidrokarbonu) parçalanmaya maruz bırakmak
crack v. parçalanmaya maruz bırakarak (hidrokarbon) üretmek
crack v. (kimyasal bileşik) parçalanmak
crack v. (kimyasal bileşik) piroliz geçirmek
crack v. (emülsiyon) dağılmak
crack v. (kimyasal bileşik) parçalamak
crack v. (kimyasal bileşik) pirolize maruz bırakmak
Geology
crack n. çatlak başlangıcı
Card
crack v. (briçte) kontur yapmak
crack v. (pokerde) açmak
Slang
crack n. çatal
crack n. (kıç) çatal
crack n. vulvanın dudakları arasındaki yarık
crack n. hatun
crack n. karı
crack n. kristalin
crack n. içilebilir kokain
crack n. haber
crack n. detay
British Slang
crack n. am
crack n. kuku
crack n. vajina

Significados de "crack" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
crack width n. çatlak genişliği
crack up n. güçten düşme
crack cocaine n. krek kokain
a hard nut to crack n. çetin ceviz
hard nut to crack n. çetin ceviz
a hard nut to crack n. demir leblebi
crack cocaine n. taş kokain
a crack shot n. keskin nişancı
the crack of dawn n. sabahın körü
bark crack n. kabuk çatlağı
spread (of crack) n. çatlak ilerlemesi
crack detector n. çatlak bulucu
crack-up n. yıkılma
crack-up n. çökme
hair crack n. kılcal çatlak
crack baby n. hamileliği sırasında krek kokain kullanan annenin doğurduğu çocuk
crack shot n. keskin nişancı
crack of doom n. kıyamet günü
crack of doom n. mahşer günü
a crack shot n. usta bir nişancı
butt crack n. kıç çatalı
crack-up n. kaza
ice crack n. buz çatlağı
crack monitor n. çatlak gözlemcisi
crack monitor n. çatlak monitörü
crack [uk] [dialect] n. övünme
crack [obsolete] n. yaramaz erkek çocuğu
crack addict n. taş kokain bağımlısı
crack a joke v. takılmak
crack a joke v. şaka yapmak
crack a whip v. kamçı şaklatmak
crack up v. dağılmak
crack down on v. müsamaha etmekten vazgeçip sert davranmaya başlamak
crack down on v. son vermek için bir şeyin üstüne gitmek
crack up v. yıkılmak
crack jokes v. şaka yapmak
crack up v. övmek
crack up v. dağıtmak
crack a joke v. espri yapmak
crack up v. güçten düşmek
crack up v. çökmek
crack down v. sert önlemler almak
crack down v. aşırı önlem almak
crack a joke v. güldürücü öykü anlatmak
crack one’s knuckles v. parmak çıtlatmak
crack the seeds v. çekirdek çitlemek
crack open a watermelon v. karpuz çatlatmak
crack one's knuckles v. parmak çıtlatmak
crack one's knuckles v. parmak kütletmek
crack the window v. camı aralık bırakmak
crack the window v. pencereyi aralık bırakmak
crack the window v. camı aralamak
crack up v. sinir krizi geçirmek
crack up v. sinirsel çöküntü yaşamak
crack one’s skull v. kafatası çatlamak
be caught smoking crack pipe v. krek çekerken yakalanmak
be caught smoking crack pipe v. taş kokain çekerken yakalanmak
crack an egg into a pan v. tavaya yumurta kırmak
crack a nut v. ceviz kırmak
crack [uk] v. (eve) zorla girmek
crack [dialect] v. övünmek
crack (up) v. aracın (kontrolünü kaybederek) çarpmak
crack (up) v. öve öve bitirememek
crack (up) v. (baskı altında) verimini kaybedip dağılmak
crack [dialect] v. böbürlenmek
crack (up) v. methetmek
crack (on) v. yelkenleri açarak hızlanmak
crack-brained adj. kafadan sakat
crack-brained adj. çatlak
crack-brained adj. kafadan çatlak
crack-brained adj. kaçık
crack-brained adj. kafadan kontak
at the crack of dawn adv. şafak sökümünde
Phrasals
crack down v. aman vermemek
crack down v. sıkıştırmak
crack down v. (yolsuzlukların) üzerine gitmek
crack down v. göz açtırmamak
crack down v. aşırı önlem almak
crack down v. sıkı önlem almak
crack open v. yarılmak
crack on v. artırmak
crack through (something) v. zor bir durumdan çıkmak
crack through (something) v. zor bir durumun üstesinden gelmek
crack through (something) v. kurtulmak
crack through (something) v. (bir şeyin) içinden geçip gitmek
crack through (something) v. (bir şeyi) yarmak
crack onto (something) v. (bir şeye) denk gelmek
crack onto (something) v. (bir şey) keşfetmek
crack onto (something) v. şans eseri (bir şey) bulmak
crack onto (something) v. (bir şeye) rastlamak
crack onto (someone) v. (biriyle) flört etmek
crack down (on someone or something) v. (birine/bir şeye) göz açtırmamak
crack down on (something) v. (bir şeye) kesin sınır koymak
crack something up v. bir şeyi çarpmak
crack something up v. bir şeyi haşat etmek
crack down (on someone or something) v. (biri/bir şey üzerinde) kesin kurallar uygulamak
crack down (on someone or something) v. (birine/bir şeye) aman vermemek
crack on v. hevesle yapmak/devam etmek
crack someone or something up v. birini/bir şeyi haşat etmek
crack on v. tutkuyla yapmak/devam etmek
crack down on (something) v. (bir şey üzerinde) kesin kurallar uygulamak
crack onto (something) v. (bir şeye) rastlamak
crack onto (something) v. (bir şey) keşfetmek
crack down on (something) v. (bir şeye) aman vermemek
crack onto (something) v. (bir şeye) denk gelmek
crack onto (something) v. şans eseri (bir şey) bulmak
crack something up v. bir şeyi mahvetmek
crack down (on someone or something) v. (birine/bir şeye) müsamaha etmekten vazgeçip sert davranmaya başlamak
crack someone or something up v. birini/bir şeyi harap etmek
crack onto (someone) [australia] v. (biriyle) flört etmek
crack down (on someone or something) v. (biri/bir şey üzerinde) sert önlemler almak
crack on v. hızla yapmak/devam etmek
crack onto (someone) [australia] v. (biriyle) kırıştırmak
crack down on (something) v. (bir şey üzerinde) sert önlemler almak
crack on v. azimle yapmak/devam etmek
crack something up v. bir şeyi parçalamak
crack down on (something) v. (bir şeye) müsamaha etmekten vazgeçip sert davranmaya başlamak
crack down on (something) v. (bir şeye) göz açtırmamak
crack someone or something up v. birini/bir şeyi mahvetmek
crack down (on someone or something) v. (birine/bir şeye) kesin sınır koymak
crack something up v. bir şeyi harap etmek
Phrases
crack off v. (sıcak camı) üfleme borusundan düşürmek
It is harder to crack a prejudice than an atom expr. bir önyargıyı yıkmak atomu parçalamaktan zordur
you've got to crack a few eggs to make an omelet expr. bir şeyleri başarmak için birilerini incitmekten başka şansın yok
you've got to crack a few eggs to make an omelet expr. yumurtaları kırmadan omlet yapamazsın
you've got to crack a few eggs to make an omelet expr. omlet yapmak için birkaç yumurta kırman gerekir
Proverb
he that would eat the kernel must crack the nut emeksiz yemek olmaz
Colloquial
a tough nut to crack n. zorlu rakip
dirty crack n. kötü/kaba söz
crack of laughter n. çatlak bir kahkaha
crack-rack n. (motosiklette) arka oturak
crack-rack n. motosiklette, sürücünün arkasındaki ek oturma yeri
crack-rack n. (motosiklette) arka oturak
crack-rack n. motosiklette, sürücünün arkasındaki ek oturma yeri
crack [ireland] n. gündelik eğlence etkinliği
crack team n. uzman ekip
crack someone up v. birini güldürmek
make a crack v. dokundurmak
make a crack v. küstahça konuşmak
make a crack v. küçümseyici yorumlarda bulunmak
crack a tube v. teneke bira açmak
make a crack v. iğneleyici konuşmak
make a crack v. laf sokmak
crack a tube v. bir bira açmak
crack up v. harap etmek
crack up v. mahvetmek
crack up v. haşat etmek
crack up v. kaza yapmak
crack [australia] v. yakalamak
crack [australia] v. bulmak