as - Turco Inglés Diccionario

as

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

as — Definition

Significado:
olarak, gibi, iken
Pronunciación (IPA):
(AmE /æz/ – BrE /æz/)
Categoría gramatical:
Bağlaç/Edat: as

Significados de "as" en diccionario turco inglés : 52 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
as prep. gibi
As you must know, a lot of exciting things are happening in Cuba right now.
Bildiğiniz gibi şu anda Küba'da heyecan verici pek çok şey oluyor.

More Sentences
as prep. olarak
Do not see them as burdens or bad things.
Bunları yük veya kötü şeyler olarak görmeyin.

More Sentences
General
as adv. kadar
We are not as flexible as I would like.
İstediğim kadar esnek değiliz.

More Sentences
as prep. için
The Bureau has drawn up a three-year plan which serves as an indicative framework for expenses related to enlargement.
Büro, genişlemeye ilişkin harcamalar için gösterge niteliğinde bir çerçeve oluşturan üç yıllık bir plan hazırlamıştır.

More Sentences
as prep. kadar
You are as young as you will ever be.
Hiç olamayacağın kadar gençsin.

More Sentences
as prep. rağmen
Young as he is, he has a large family to provide for.
Genç olmasına rağmen geçindirmesi gereken büyük bir ailesi var.

More Sentences
as conj. olduğundan
As arthritis is a type of inflammation the anti-inflammatory properties in sweet potato helps to treat arthritis.
Artrit bir tür enflamasyon olduğundan, tatlı patatesteki anti-enflamatuar özellikler artrit tedavisine yardımcı olur.

More Sentences
as conj. iken
The situation being as it is, I will make two proposals.
Durum böyle iken, iki öneride bulunacağım.

More Sentences
as conj. madem
As long as you are here, we might as well begin.
Madem buradasınız, başlayalım bari.

More Sentences
as conj. çünkü
They cannot even go shopping any more, as for a long time many of the traders in Russia have been from other countries.
Artık alışverişe bile gidemiyorlar, çünkü uzun zamandır Rusya'daki tüccarların çoğu başka ülkelerden.

More Sentences
as conj. olduğu gibi
If the room is made of fireproof materials, then the hidden wiring is laid, as in the apartment.
Oda yanmaz malzemelerden yapılmışsa, dairede olduğu gibi gizli kablo döşenir.

More Sentences
as conj. -ken
I was getting close and he just kept rubbing me faster as he watched my face.
Yaklaşıyordum ve yüzümü izlerken beni daha hızlı ovmaya devam etti.

More Sentences
as conj. (olduğu) halde
It usually is obtained as a mixture with cyclohexane.
Genellikle siklohekzan ile karışım halinde elde edilir.

More Sentences
as conj. ki
Argentina is in crisis, and when Argentina cries, the whole of the Americas are concerned, as, I believe, Europe is too.
Arjantin krizde ve Arjantin ağladığında tüm Amerika kıtası endişeleniyor, inanıyorum ki Avrupa da öyle.

More Sentences
as conj. iken
The situation being as it is, I will make two proposals.
Durum böyle iken, iki öneride bulunacağım.

More Sentences
as conj. sırasında
Why should a question that was listed as No 3 in February become No 22 in March?
Şubat ayında 3. sırada yer alan bir soru neden Mart ayında 22. sırada yer alıyor?

More Sentences
as conj. nedeniyle
Unfortunately it is suffering as a result of the recent intensification of the conflict in the Middle East.
Ne yazık ki son dönemde Orta Doğu'daki çatışmaların şiddetlenmesi nedeniyle bu süreç zarar görmektedir.

More Sentences
as conj. her ne kadar
The discussion on regionalism and multilateralism, as important as it is, must be postponed until then.
Bölgeselcilik ve çok taraflılık tartışması, her ne kadar önemli olsa da, o zamana kadar ertelenmelidir.

More Sentences
as conj. amacıyla
The death penalty, which we have just debated, is handed out and is often carried out in public as a deterrent.
Az önce tartıştığımız idam cezası, caydırıcı olması amacıyla verilir ve genellikle kamuoyu önünde infaz edilir.

More Sentences
Computer
as expr. adı
The Northern Alliance, as its name suggests, is composed of various ethnic groups from Northern Afghanistan.
Kuzey İttifakı, adından da anlaşılacağı üzere, Kuzey Afganistan'daki çeşitli etnik gruplardan oluşmaktadır.

More Sentences
General
as adv. dahi
as adv. -dikçe
as adv. babında
as prep. -e rağmen
as prep. karşın
as conj. -den dolayı
as conj. mademki
as conj. -diği için
as conj. -dığı için
as conj. -irken
as conj. -diği gibi
as conj. -in kadar
as conj. -diğine göre
as conj. -dukça
as conj. -dıkça
as conj. mademki
as conj. esnasında
as conj. gerçi
as conj. olsa bile
as conj. aynen … gibi
as conj. den ötürü
as conj. sebebiyle
as conj. ise de
as conj. namına
as conj. sıfatıyla
Phrases
as adv. noktasında
Colloquial
as conj. onu
Computer
as expr. türü
as expr. tür
History
as n. antik roma'nın standart para birimi
as n. bakır veya bakır alaşımı olan bir antik roma sikkesi
as n. antik roma'da bir ağırlık birimi

Significados de "as" en diccionario inglés turco : 12 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
as ace n.
I had an ace but couldn't win the game.
Bir asım vardı ama oyunu kazanamadım.

More Sentences
Card
as ace n.
I had an ace but couldn't win the game.
Bir asım vardı ama oyunu kazanamadım.

More Sentences
General
as ermine n.
as superstar n.
as crack n.
as stoat n.
as first-string adj.
Colloquial
as one's trump card n.
as one's best card n.
as in the front rank expr.
Chemistry
as symbol of arsenic n.
Card
as high n.

Significados de "as" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
working as chief physician n. başhekimlik
treat (as) v. saymak
as a result adv. sonuç olarak
as a whole adv. bütün olarak
just as adv. tıpkı
General
as much again n. bir misli daha
grain as feed n. yemlik tahılları
working as a maid n. hizmetçilik
dogs as laboratory animals n. laboratuvar hayvanları olarak köpekler
sale of foodstuffs by a municipality so as to regulate the prices n. tanzim satışı
musicians as authors n. müzisyen yazarlar
the average daily earning taken as basic to premium n. ortalama günlük kazanç
child as laborer n. işçi çocuk
grain as feed n. yemlik tahıllar
test of english as a foreign language n. yabancı dil olarak ingilizce testi
a face as long as a fiddle n. suratı iki karış
education as institution n. eğitim kurumu
adopted girl brought up as a servant n. ahretlik
as an exception n. istisna olarak
the average daily earning taken as basic to premium n. prime esas
as the crow flies n. kuş uçuşu
fish as laboratory animals n. laboratuvar hayvanları olarak balıklar
mash used as dog food n. yal
wig as head scarf n. başörtü peruka
people such as these n. bu gibiler
as sixteenths n. onaltıda bir
petroleum as fuel n. akaryakıt
formerly known as n. önceden ..olarak bilenen
test of english as a foreign language n. toefl
catch-as-catch-can n. serbest güreş
petroleum as fuel n. akar-yakıt
noteworthy as news n. haber nitelikli
a person with the same name as another n. adaş
population as a whole n. toplam nüfus
representation of oneself as n. kendini ... olarak tanıtma
representation of oneself as n. kendini olarak tanıtma
pay-as-you-go phone n. kontörlü hat
same deal as before n. önceki anlaşmanın aynısı
as-sirat al-mustaqeem (arabic) n. sırat köprüsü
as-sirāt (arabic) n. sırat köprüsü
a man dressed as father christmas n. noel baba kılığında bir adam
as-sirat al-mustaqim (the straight path) n. doğru yol
requirement as to form n. şekil şartı
the country as a whole n. ülkenin tamamı
the country as a whole n. ülkenin bütünü
start off as a waiter and end up as the owner of the restaurant n. restoranda garson olarak çalışmaya başlayıp sonunda restoranın sahibi olmak
deaf as a doorpost n. duvar gibi sağır
suicide as a social problem n. toplumsal bir sorun olarak intihar
turkish as a foreign language n. yabancı dil olarak türkçe
a is to b as c is to d n. analojik ilişki kuran kalıp
a is to b as c is to d n. c ile d'nin ilişkisi, a ile b'nin ilişkisi gibi
ambes-as [obsolete] n. kötü şans
working as chief physician n. başhekimlik
life as we know it n. bildiğimiz hâliyle yaşam
call as v. olarak anmak
stamp someone as v. bir şey birinin belirli bir gruba ait olduğunu göstermek
use somebody as a tool v. maşa gibi kullanmak
act as interpreter v. tercümanlık etmek
behave as an older sister (toward) v. ablalık etmek
be as good as one's promise v. sözünü yerine getirmek
act as a prostitute v. fuhuş yapmak
be as good as v. gibi olmak
treat somebody as an enemy v. düşmanlık etmek
pose as v. kendine ... süsü vermek
taken as granted v. bahşedilmiş gibi saymak
regard as impossible v. imkansız gözüyle bakmak
act as a witness v. şahitlik etmek
regard as v. gözüyle bakmak
stigmatize as v. belirli bir şekilde damgalamak
seem as if v. gibi gelmek
masquerade as v. taslamak
work as an apprentice v. çıraklık etmek
have as a guest v. misafir olarak kabul etmek
adopt as a principle v. ilke edinmek
act as interpreter v. tercümanlık yapmak
be as good as v. geri kalmamak
disguise as v. olarak kılık değiştirmek
put someone down as v. birinin (bir başkası) olduğunu zannetmek
pass oneself off as v. kendini ... diye satmak
function as an ambassador v. elçilik etmek
regard as v. nazarıyla bakmak
act as v. başkasının vazifesini yapmak
nominate as a candidate v. aday göstermek
remove oneself as a candidate v. adaylıktan çekilmek
be regarded as v. olarak kabul edilmek
approve as it is v. aynen onamak
masquerade as v. rolü yapmak
regard as v. olarak görmek
have as a purpose v. amaç olarak almak
use as a screen v. paravan olarak kullanmak
regard as v. görmek
pose as v. kılığına girmek
reckon as v. varsaymak
serve as an offset to something v. bir şeyin güzelliğini belirtmek
rank as v. sayılmak
stand as a candidate in something v. adaylığını koymak
turn as red as a beet v. pancar gibi olmak
reckon as v. saymak
masquerade as something v. kılığına girmek
be nominated as a candidate v. aday gösterilmek
regard as v. telakki etmek
be regarded as v. sanılmak
be as strong as a lion v. aslan kesilmek
take as an example v. örnek almak
lay down as a condition v. şart koymak
regard as possible v. ihtimal vermek
lose as casualties v. kurban vermek
regard as a stranger v. yadırgamak
hold up as v. örnek göstermek
regard as too little v. az bulmak
stigmatize as v. damgasını vurmak
be assumed as v. addedilmek
get as red as betroot v. pancar gibi kızarmak
regard as v. kabul etmek
pass oneself off as v. süsü vermek
start someone out as v. birini belirli bir işte çalışmaya başlatmak
start out as v. olarak çalışmaya başlamak
hold as a hostage v. rehine olarak tutmak
do as much harm as possible v. etmediğini bırakmamak
refer to as v. olarak bilmek
mark so as not to forget v. mim koymak
put in somebody as intermediary v. araya koymak
pay as one goes v. peşin parayla alışveriş etmek
be accepted as v. olarak geçmek
be circulated as a rumour v. ağızdan ağıza yayılmak
look as if v. gibi görünmek
regard something as good riddance v. bir şeyin yok edilmesini hoş karşılamak
treat something as a joke v. işi şakaya vurmak
be as good as one's bond v. son derece güvenilir olmak
be as pissed as a newt v. leyla olmak
be as happy as larry v. zevkten dört köşe olmak
act as a witness v. tanıklık etmek
give as security v. rehin vermek
regard as v. saymak
behave as an older sister v. ablalık etmek
take shape as v. biçimini almak
lay down as a condition v. şart koşmak
work as a laborer v. ırgatlık etmek
reckon as v. farz etmek
taken as granted v. bahşedilmiş saymak
tag someone as v. birine (birşeyin) damgası vurmak
rank as v. yer almak
pose as v. süsü vermek
give as a gift v. hediye etmek
put someone down as v. bir başkası zannetmek
be as good as one's word v. sözünde durmak
be so kind as to v. lütfetmek
appoint a person as an agent v. vekil tayin etmek
regard as v. bilmek
regard someone as mad v. deli yerine koymak