sebebiyle - Turco Inglés Diccionario

sebebiyle

Significados de "sebebiyle" en diccionario inglés turco : 29 resultado(s)

Turco Inglés
General
sebebiyle due (to) adj.
Ladies and gentlemen, due to an accident at the airport, our arrival will be delayed.
Bayanlar baylar, havaalanındaki bir kaza sebebiyle varışımız gecikecek.

More Sentences
sebebiyle owing to prep.
The dam burst owing to the heavy rain.
Yoğun yağış sebebiyle baraj taştı.

More Sentences
sebebiyle because of conj.
The trip was canceled because of the terrible storm.
Şiddetli fırtına sebebiyle gezi iptal edildi.

More Sentences
Phrases
sebebiyle on account of expr.
The football game might be called off on account of rain.
Futbol maçı yağmur sebebiyle iptal edilebilir.

More Sentences
General
sebebiyle hence adv.
sebebiyle thereby adv.
sebebiyle henen [obsolete] adv.
sebebiyle hennes adv.
sebebiyle in consequence of prep.
sebebiyle by virtue of prep.
sebebiyle based on prep.
sebebiyle based upon prep.
sebebiyle over prep.
sebebiyle upon prep.
sebebiyle with prep.
sebebiyle on prep.
sebebiyle for the reason that conj.
sebebiyle by reason of conj.
sebebiyle as conj.
Phrases
sebebiyle in regard of [obsolete] prep.
sebebiyle on the ground of expr.
sebebiyle by reason of the fact that expr.
sebebiyle on the grounds of expr.
sebebiyle by virtue of the fact that expr.
sebebiyle because of that expr.
sebebiyle because of the fact that expr.
sebebiyle on the ground that expr.
sebebiyle being that expr.
Idioms
sebebiyle thanks to conj.

Significados de "sebebiyle" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
harp sebebiyle memleketini terketmeye mecbur kalan kişi dp n.
lordların yerel anlaşmazlıklar sebebiyle yargılanmış oldukları altı aylık veya bir senelik özel mahkeme leet n.
tarihi değeri ya da doğal güzelliği sebebiyle sıkça ziyaret edilen yer showplace n.
(gebelik sebebiyle kıyılan) yıldırım nikahı shotgun wedding n.
doğum oranının ölüm oranına eşit olması sebebiyle bir ırkın zamanla yok olması race suicide n.
büyük antiller ve bahamalar'da yaşamış olup, kültürleri soykırım, asimilasyon ve salgın hastalıklar sebebiyle yok edilmiş arawak soyundan olan kimse taíno n.
okunaksız ya da yanlış adres sebebiyle sahibine ulaşmayan postalardan sorumlu memur nixie clerk n.
okunaksız ya da yanlış adres sebebiyle sahibine ulaşmayan posta nixie n.
hastalık veya kullanmama sebebiyle vücut bölümlerinin güçten düşmesi natural wastage n.
kahkaha, öksürük veya ağlama sebebiyle yüksek sesli nefes alma kink n.
ölümcül hastalık sebebiyle hayat sigortası poliçesini satan ya da satmaya hazırlanan kimse viator n.
tane boyutu, doku gibi özellikleri sebebiyle tohum küspesine benzeyen ürün meal n.
tarihi olaylarla, kültürle ve eğlence dünyası ile bağları sebebiyle değer gören nesneler memorabilia n.
para basımı sebebiyle kesilen ceza mintage n.
tarihi önemi sebebiyle saygı gösterilen şey monument n.
özellik veya davranışlar sebebiyle hak edilen ödül veya ceza desert n.
cinayet gibi suçlarla bağlantılı olmaları sebebiyle önem verilen nesneler murderabilia n.
genellikle iş sebebiyle partnerlerin birbirlerine uzak yaşadığı evlilik commuter marriage n.
acı, öfke veya üzüntü sebebiyle atılan çığlık complaint [obsolete] n.
fosilleşmiş kopal sebebiyle çukurcuklanmış yüzey gooseskin n.
kaydedilmiş mıknatıslı banttaki bilgilerin bir kısmının kirlenme veya temassızlık sebebiyle kaybedilmesi dropout error n.
aşırı alkol sebebiyle taşkınlıktan tutuklanan kimse drunk-and-disorderly n.
katlama sebebiyle oluşan çizgi veya iz fold n.
ibadet olarak veya takıntı sebebiyle dışkı yeme scatophagy n.
düşünce farklılığı sebebiyle kiliseden veya dini bir cemaatten ayrılan kimse schismatic n.
kadının kariyerinin doğum veya çocuk bakımı sebebiyle kesintiye uğraması sequencing n.
donma sebebiyle hareket edememe freeze-up n.
olumsuz şartlar sebebiyle karşı karşıya gelmek rencontre v.
nalla ayak arasına giren çakıl sebebiyle topallamak (at) gravel v.
anlaşmazlık sebebiyle ortaklığı bitirmek part v.
don sebebiyle yapışıp kalmak freeze v.
don sebebiyle kımıldamaz hale gelmek freeze v.
aşırı soğuk sebebiyle sertleştirmek freeze v.
buz oluşumu sebebiyle tıkanmak freeze v.
savaş sebebiyle yüreği katılaşmış battle hardened adj.
yaşı sebebiyle birine yasal yönden bağımlı underage adj.
üzerindeki izler veya renkler sebebiyle mermere benzeyen marbled adj.
rutin, cansız ve isteksiz performansı sebebiyle makineye benzeyen mechanic adj.
duygusal bir durum veya eylem olması sebebiyle melodrama yakışan melodramatical adj.
narinlik veya zarafeti sebebiyle periyi andıran fairy adj.
narinlik veya zarafeti sebebiyle periye benzeyen fairy adj.
toz veya mumdan örtü sebebiyle donmuş gibi görünen glaucous adj.
sis sebebiyle belirsizleşmiş murk adj.
(müzik veya uyuşturucu sebebiyle) neşelenmiş gone adj.
sis sebebiyle görünmeyen fogbound adj.
şeffaf dokusu sebebiyle sise benzeyen gauzelike adj.
çok sayıda skandal sebebiyle zarar görmüş scandal-plagued adj.
çelimsiz ve pejmürde olması sebebiyle korkuluğu andıran scarecrowish adj.
şiddetli yorgunluk sebebiyle karnının altındaki kas telleri büzülmüş olan sinew-shrunk adj.
memuriyet sebebiyle exofficio adv.
makam sebebiyle exofficio adv.
Phrasals
(yaşlılık vb sebebiyle) titreyerek yürümek dodder along v.
stoklama sebebiyle elden çıkarmak turn down [uk] v.
(bir şey) sebebiyle bırakmak renounce for (something) v.
soğuk sebebiyle uzaklaştırmak freeze out v.
kazayla veya aşırı yoğunluk sebebiyle başka bir bölgeye girmek spill over v.
Phrases
güvenlik sebebiyle for security reasons expr.
tatil sebebiyle kapalı closed for a holiday expr.
olması sebebiyle because expr.
olması sebebiyle because of expr.
olması sebebiyle due to expr.
sağlık sebebiyle due to health reasons expr.
sağlık sebebiyle because of health reasons expr.
olması sebebiyle being that expr.
(bir şey) sebebiyle in virtue of (something) expr.
(biri/bir şey) sebebiyle on account of (someone or something) expr.
Colloquial
yanlış ya da bozuk adres sebebiyle gönderilemeyen posta nix n.
uyuşturucu kullanımı sebebiyle toplumdan ayrışmış kimse head n.
ağır yaraları sebebiyle ölmek succumb to one’s injuries v.
Idioms
protestanlık öğretilerini yerine getiren fakat giderek daha politikleştirilmesi ve daha fazla muhafazakarlıkla ilişkilendirilmesi sebebiyle protestan olarak anılmaktan kaçınan kimse exvangelical n.
yaz saati uygulaması sebebiyle saatleri ileri almak move the clock forward v.
kış saati uygulaması sebebiyle saatleri geri almak move one's clock back v.
yaz saati uygulaması sebebiyle saatleri ileri almak move one's clocks forward v.
yaz saati uygulaması sebebiyle saatleri ileri almak move one's clock forward v.
yaz saati uygulaması sebebiyle saatleri ileri almak turn one's clock forward v.
kış saati uygulaması sebebiyle saatleri geri almak move one's clocks back v.
yaz saati uygulaması sebebiyle saatleri ileri almak turn one's clocks forward v.
yaz saati uygulaması sebebiyle saatleri ileri almak turn the clock forward v.
yaz saati uygulaması sebebiyle saatleri ileri almak turn the clocks forward v.
kış saati uygulaması sebebiyle saatleri geri almak move the clocks back v.
yaz saati uygulaması sebebiyle saatleri ileri almak move the clocks forward v.
kış saati uygulaması sebebiyle saatleri geri almak move the clock back v.
belli bir durum ya da olay sebebiyle büyük bir başarının ya da desteğin keyfini sürmek ride the crest of something v.
bir parçası olduğu grup sebebiyle iftiraya uğramak damn by association v.
(duygu yoğunluğu sebebiyle) konuşmakta zorluk/güçlük çekmek be (all) choked up v.
bir ailede son dünyaya gelen bireylerin kız olması sebebiyle soyadı sona ermek daughter out v.
(kabahat sebebiyle) yetkililer önünde on the carpet adj.
(bir şey ya da bir kişi) sebebiyle dertli cut up about (someone or something adj.
(bir şey ya da bir kişi) sebebiyle dertli cut up (about someone/something) adj.
… sebebiyle a matter of expr.
bir şey sebebiyle by virtue of something expr.
bir şey sebebiyle by/in virtue of something expr.
(bir şey) sebebiyle by virtue of (something) expr.
Trade/Economic
çalışanların aile bağları sebebiyle başka bir coğrafyada çalışmak istememeleri durumu geographic immobility n.
hastalık sebebiyle işe gidememe sickness absence n.
önceki eksik ödemeler sebebiyle ödenmesi gereken excess adj.
aşırı alım ve beraberindeki fiyat artışları sebebiyle fahiş fiyatları olan overbought adj.
Law
risk sebebiyle oluşan hasarlar consequential damages n.
risk sebebiyle oluşan zararlar consequential damages n.
savaş sebebiyle hasar act of war n.
kaza sebebiyle kaybedilen zaman formülü accident severity rate formula n.
dış etkenler sebebiyle sona erme discharge by external causes n.
gerçeği saklamak suretiyle yasal mirasçıları bulunmaması sebebiyle devlete geçmesi gereken mallara sahip olma obreption and subreption n.
ayrı yaşama sebebiyle boşanma divorce based upon living separate n.
(kusur veya hile sebebiyle) alınan ürünün satıcıya iadesi rehibition n.
borç sebebiyle hapis cezası almış mahkumlara verilen avluda yürüme özgürlüğü liberty of the yard n.
en ağır suçtan yargılanma için gerekli olan kasıtlı eylemi ortadan kaldıran akıl hastalığı, sarhoş olma sebebiyle kısıtlı ehliyet diminished capacity n.
(eskiden) sanığın mahkemeye gelmemesi sebebiyle başlatılan mahkemeye itaatsizlik işlemi commission of rebellion n.
zarar görenin hassas vücut yapısı olması sebebiyle meydana gelen yüksek zarardan davacının sorumlu tutulması the egg shell skull rule n.
(kusur veya hile sebebiyle) alınan ürünün satıcıya iadesiyle ilgili rehibitory adj.
hukuksal etkisi sebebiyle ciddiye alınması gereken material adj.
(zaman aşımı sebebiyle) geçerliğini yitiren stale adj.
(zaman aşımı sebebiyle) ertelenen stale adj.
(zaman aşımı sebebiyle) hükümsüz kılınan stale adj.
makam sebebiyle by right of office adv.
vazife sebebiyle by virtue of duty expr.
memuriyet sebebiyle ex-officio expr.
Politics
doğum sebebiyle vatandaşlık natural allegiance n.
kısıtlı zaman sebebiyle potansiyel olarak faydalı tedbirlerin avam kamarasının son oturumunda terkedilmesi massacre of the innocents n.
memuriyeti sebebiyle ex officio expr.
Insurance
yakın çevrede bulunan bir mülkün hasar görmesi sebebiyle malın zarar görmesi sympathetic damage n.
Tourism
havayolu şirketlerinin kapasite fazlası satışı sebebiyle uçakta yer olmaması ve; bunun sonucu olarak bileti alınmış olan bazı yolcuların uçağa kabul edilmemesi dolayısıyla verilen tazminat denied boarding compensation n.
Technical
hidrodinamik-aerodinamik akış sebebiyle oluşan gürültünün ölçülmesi measurement of noise generated by hydrodynamic/aerodynamic flow through control valves n.
bakım gerekliliği sebebiyle sistem ve ekipmanın atanmış görevleri yerine getiremediğini ifade eden terim not mission capable, maintenance n.
rüzgar veya akıntı sebebiyle nehir bariyerindeki kütük zincirinde meydana gelen kavis sag n.
kesme tesiri sebebiyle metalik bir kristalin bir bölümünde meydana gelen kalıcı deformasyon glide n.
disk kaydetme veya çoğaltma sırasında düşük frekanslı titreşimin pikaba iletilmesi sebebiyle oluşan gürültü rumble n.
girişim veya polarizasyon özellikleri sebebiyle bazı dalga boyunlarındaki ışınları daha iyi ileterek bir çeşit süzgeç görevi gören şeffaf malzeme filter n.
kil seramik eşyaların hızlı pişirme sebebiyle tabakalaşması slabbing n.
hatalı yapım veya tasarım sebebiyle mikrofon etkisine sahip olan (amplifikatör lambası, devre elemanları) microphonic adj.
Informatics
aşırı yükleme sebebiyle oluşan hasar overload n.
aşırı yükleme sebebiyle verilen fire overload n.
aşırı yükleme sebebiyle hata vermek overload v.
Telecom
radyo alıcısındaki frekans salınımları sebebiyle sinyallerin yeniden iletimi reradiation n.
Textile
ipliğin ayrılması sebebiyle tüylenmiş ve benekli olan (ipek) lousy adj.
Marine
yan rüzgarlar ve akıntı sebebiyle belirlenmiş rotadan sapma drift n.
fırtına sebebiyle bir yerde durmuş storm-bound adj.
deniz sebebiyle birikmiş sea adj.
Mining
su veya hava sebebiyle birbirinden ayrılan ve madenlerin keşfedilmesine yardımcı olan cevher parçaları shoad n.
Medical
ateş sebebiyle süratli nefes alma thermopolypnea n.
alkol sebebiyle yaşanan delilik mania a potu n.
cıvanın yutulması veya solunması sebebiyle meydana gelen zehirlenme mercury poisoning n.
solunum borusunda oluşan ronküs sesi sebebiyle göğüs duvarında meydana gelen titreme rhonchial fremitus n.
fazlalık sebebiyle yaşanan tıkanma oppilation n.
tüberküloz sebebiyle bağırsakların iltihaplanıp ülserleşmesi consumption of the bowels n.
enfeksiyon sebebiyle ciltte oluşan leke plouk n.
(göz) sklera ve korneanın iltihaplanma sebebiyle dışa çıkıntı yaptığı bir rahatsızlık staphyloma n.
özellikle düşük sebebiyle bebeği doğumda kaybetmek lose v.
hastalık sebebiyle eriyip bitmiş consumptive adj.
sklera ve korneanın iltihaplanma sebebiyle dışa çıkıntı yapması ile ilgili staphylomatous adj.