stale - Turco Inglés Diccionario

stale

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

stale — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /steɪl/ – BrE /steɪl/)
Categoría gramatical:
Sıfat: stale
Sinónimo:
stale → flat, musty
Antónimos:
fresh

Significados de "stale" en diccionario turco inglés : 48 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
stale v. bayatlamak
That bread has started to go stale.
Ekmek bayatlamaya başladı.

More Sentences
stale adj. bayat
The cookies went stale as no one ate them.
Kimse yemediği için kurabiyeler bayatladı.

More Sentences
General
stale adj. eskimiş
They fear that their relationship will go stale.
İlişkilerinin eskimesinden korkuyorlar.

More Sentences
stale adj. yorgun
The bureaucracy takes too long because of stale officers.
Yorgun memurlar yüzünden bürokrasi çok uzun sürüyor.

More Sentences
stale adj. pis kokulu
The first thing she did was open the windows as the air in the house was too stale.
Evin havası çok pis kokulu olduğundan ilk yaptığı şey pencereleri açmak oldu.

More Sentences
stale n. çiş (at, sığır)
stale n. (tırmık) alet sapı
stale n. etkileyici kimse
stale n. baştan çıkarıcı kimse
stale n. çekici kimse
stale v. bozulmak
stale v. kaşanmak
stale v. bayatlatmak
stale v. eskimek
stale v. (at/deve/sığır) çiş yapmak
stale v. (koyun derisini) yüksek sıcaklıkta terletmek
stale adj. bitkin
stale adj. bozuk
stale adj. tükenmiş
stale adj. eski
stale adj. yatkın
stale adj. kötü kokan
stale adj. pis kokan
stale adj. iğrenç kokulu
stale adj. kötü kokulu
stale adj. tazeliğini yitirmiş
Trade/Economic
stale adj. (çek) zaman aşımına uğrayan
Law
stale adj. (zaman aşımı sebebiyle) hükümsüz kılınan
stale adj. (zaman aşımı sebebiyle) ertelenen
stale adj. (zaman aşımı sebebiyle) geçerliğini yitiren
Gastronomy
stale adj. (bira) tadı kaçmış
stale adj. (bira) tatsız
stale adj. (özellikle yiyecek) bozulmuş
stale adj. (özellikle yiyecek) sertleşmiş
stale adj. (özellikle yiyecek) kurumuş
Biology
stale v. (organizma) kültür ortamını bozmak
stale v. (organizma) kültür ortamını farklı organizma büyütemeyecek hale getirmek
Agriculture
stale n. sığır/at idrarı
stale adj. (uzun süreli kullanım nedeniyle bir arazi) aynı tür hayvan besiciliği için elverişliliğini yitiren
Archaic
stale n. (gizli kapaklı veya kirli işlerde) maşa olarak kullanılan kimse
stale n. gizli kapaklı veya kirli işlerin üzerini örten şey
stale n. gizli kapaklı veya kirli işlerde ardına sığınılan şey
stale n. (gizli kapaklı kirli işlerde) dayanak
stale v. ucuzlaştırmak
stale v. sıradanlaştırmak
stale v. değerini düşürmek
stale adj. (evlilik için) yaşı geçmiş
stale adj. evde kalmış

Significados de "stale" con otros términos en diccionario inglés turco: 39 resultado(s)

Inglés Turco
General
stale bread n. bayat ekmek
stale food n. bayatlamış yiyecek
stale food n. bayat yiyecek
stale [obsolete] n. şaka mağduru
stale [obsolete] n. mızrak sapı
stale [obsolete] n. seks işçisi
stale [obsolete] n. alay konusu
stale [obsolete] n. dalga geçilen kimse
stale [obsolete] n. fahişe
stale [obsolete] n. hayat kadını
stale [obsolete] n. ok gövdesi
stale [obsolete] n. mızrak gövdesi
stale [obsolete] n. ok şaftı
become stale v. bayatlamak
get stale v. bayatlamak
somewhat stale adj. bayatsı
Trade/Economic
stale bill of lading n. geçgin
stale bill of lading n. bayatlamış konşimento
stale check n. vadesi geçmiş çek
stale check n. geçersiz çek
stale check n. süresi içinde tahsil edilmediği için geçerliliğini yitiren çek
stale bill of lading n. geçkin konşimento
stale bull n. satılmamış emtiaları fiyat artışı sonrası elinde tutan komisyoncu
stale bull n. satılmayan varlıkları piyasa değeri arttıktan sonra elinde tutan komisyoncu
Law
stale affidavit n. zaman aşımına uğramış beyanname
stale demand n. zaman aşımına uğramış talep
Technical
stale air n. kirli/ağır hava
Computer
stale data n. eski veri
Automotive
stale fuel n. bayat yakıt
Gastronomy
stale bread n. bayat ekmek
oven baked stale bread with melted kaşar cheese n. ekmek böreği
boiled minced meat sauce poured on diced stale bread n. tirit
dish of crushed walnuts, stale bread, tahini, olive oil, garlic and lemon juice n. muhammara
stale [obsolete] adj. (malt likörü) yıllanmış
Slang
stale drunk adj. geceden kalma sarhoş
stale drunk adj. sürekli sarhoş
stale drunk adj. her daim sarhoş
stale drunk adj. akşamdan/geceden kalma
stale drunk adj. akşamdan kalma sarhoş