part - Turco Inglés Diccionario
Historia

part

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "part" en diccionario turco inglés : 45 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
part n. parça
part n. kısım
part n. taraf
General
part v. parçalanmak
part v. elden çıkarmak
part v. ayırmak
part v. bölünmek
part v. kısımlara ayırmak
part v. tarakla ayırmak
part v. kopmak
part v. ayrılmak
part v. bölmek
part v. parçalamak
part n. fragman
part n. hisse
part n. katkı
part n. pay
part n. yan
part n. cüz
part n. yedek parça
part n. semt
part n. görev
part n. kesim
part n. saç ayrımı
part n. bölüntü
part n. uzuv
part n. parti
part n. taraf
part n. bölük
part n. ayrım
part n. rol
part n. kısım
part n. oylum
part n. parça
part n. bölüm
part n. fasıl
part adv. bir yanıyla
part adv. ekseriya
part adv. kısmi
part adv. kısmen
Trade/Economic
part kısmı
Technical
part kısım
Textile
part parça
Automotive
part parça
Theatre
part rol

Significados de "part" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
spare part n. yedek parça
General
part with v. bırakmak
act a part v. rol almak
take part in v. katılmak
be a part and parcel of v. bir şeyin önemli bir öğesi olmak
play a part v. bir rolü oynamak
part company with v. ayrılmak
act a part v. rol oynamak
become a part of one's store of ideas v. aklında yer etmek
do one's part v. üzerine düşeni yapmak
take part v. rol almak
take part v. katılmak
play a part v. rol almak
take part in a contest v. yarışmaya katılmak
take the part of v. taraf çıkmak
part company v. birbirinden ayrılmak
become a part of an activity v. devreye girmek
part with v. ayrılmak
have a part in v. rol almak
part from v. ayrılmak
part company v. ayrılmak
go and see every part of v. adım adım gezmek
take part v. yer almak
have a part v. rol almak
part with v. elden çıkarmak
play a part in v. rolü olmak
play the part of v. rolünü oynamak
play a part v. rol oynamak
part company with v. ile ilişkisini kesmek
take part in crime v. suça yardımcılık etmek
take part in crime v. suça ortak olmak
take part in crime v. suçta rol oynamak
take part in a demonstration v. mitinge katılmak
be part of v. parçası olmak
be a part of v. parçası olmak
become part of an activity or effort v. devreye girmek
(for someone) have a part in v. yer almak
not to be a part of v. bir parçası olmamak
no longer to be a part of v. devre dışı kalmak
play a part in v. rol oynamak
take part in literature v. literatürde yer almak
take part in a ceremony v. törene katılmak
take part in activities v. etkinliklerde bulunmak
take part in the contest v. yarışmaya katılmak
take part in competition v. yarışmaya katılmak
do one's part v. üzerine düşen görevi yapmak
do one's part v. kendi üzerine düşeni yapmak
do one's part v. kendine düşeni yapmak
do one's part v. kendi üzerine düşen görevi yapmak
do part-time work v. yarımgün çalışmak
part with v. -i bırakmak
part company with v. -den ayrılmak
part from v. -den ayrılmak
work part-time v. yarımgün çalışmak
take part in a survey v. ankete katılmak
part company v. bırakmak
take part in v. -e katılmak
pass the most difficult part of something v. birşeyin en zor kısmını atlatmak
pass the most difficult part of something v. birşeyin en sıkıntılı kısmını atlatmak
take the part of v. birinden yana çıkmak
take the part of v. birinden yana olmak
take the part of v. birine destek vermek
play a noble part v. şerefli bir rol oynamak
play a part v. payı olmak
play a part v. rol yapmak
play a part v. yer almak
play a part v. katılmak
be an integral part of something v. bir bütünün parçasını oluşturmak
form part v. kısmını oluşturmak
take part in v. hissedar olmak
take in good part v. iyi anlama almak
have a part in v. pay sahibi olmak
take part in v. müdahil olmak
form part of v. bir parçasını oluşturmak
form part of v. bir kısmını oluşturmak
be an integral part of v. ayrılmaz parçası olmak
be an indivisible part of v. ayrılmaz parçası olmak
be an inseparable part of v. ayrılmaz parçası olmak
comprise one part of v. bir bölümünü oluşturmak
part company (with somebody) v. yolları ayırmak
be part of something v. bir parçası olmak
part company (with somebody) v. yollarını ayırmak
be part of something v. parçası olmak
take part in the struggle v. mücadeleye katılmak
take part in the struggle v. mücadele içinde yer almak
take part in the struggle v. mücadelede rol almak
take part in the struggle v. mücadelede yer almak
take part in the elections v. seçimlere katılmak
take part in the election v. seçime katılmak
be great in the part v. role çok uygun olmak
get a part in a movie v. bir filmde rol kapmak
get a small part in the film v. filmde küçük bir rol almak
sleep with a director to get a part v. rol kapmak için bir yönetmenle yatmak
part someone's hair v. saçını ayırmak
part hair in the middle v. saçlarını ortadan ayırmak
part hair in the middle v. saçlarını ortadan ikiye ayırmak
thank in part v. kısmen teşekkür etmek
have a small part on a tv show v. dizde ufak bir rol oynamak
get to the important part v. önemli bölüme geçmek
play a central part v. merkezi bir rol oynamak
be a part of something v. bir şeylerin bir parçası olmak
take part in v. parçası olmak
take part in the project v. projede yer almak
be opened part way v. aralanmak
be a part of solution v. çözümün bir parçası olmak
take part in crime v. suça yataklık etmek
be a part of a team v. bir takımın parçası olmak
part ways v. yolları ayırmak
part ways v. ilişkiyi kesmek
front part n. ileri
machine part n. makine parçası
address part n. adres kısmı
tenth part n. onuncu parça
the first part n. ilk bölüm
the most part n. en büyük kısım
the best part of the year n. yılın en güzel mevsimi
hind part n. kıç
upper part n. yukarı
this part of me n. şuram
upper part n. üst
lower part of the trouser leg n. paça
after part n. kıç taraf
middle part n. bağır
part and parcel n. ayrılmaz parça
lowest part n. dip
the best part n. en iyi kısım
mating part n. geçme parça
the better part n. çoğu
main part n. ana
mouth part n. ağız parçası
the part to come n. ileri
part timer n. belirli bir süre çalışan kişi
forward part n. ileri
the lower part n. aşağı
a tenth part n. ondalık
membrane part n. zar parçası
fifth part n. beşinci bölüm
white part n. beyaz
the lower part of a trouser leg n. baldırak
part no n. parça numarası
inseparable part n. mütemmim cüz
part owner n. hissedar
part and parcel n. tamamlayıcı kısım
the best part n. yarısından fazla
lower part n. alt
replacement part n. yedek parça
inner part of a fortress n. kale içi
the future part n. ileri
the best part n. çoğu
lower part n. aşağı taraf
the better part n. yarısından fazla
inseparable part n. ayrılmaz parça
fractional part n. kesir kısmı
greek populated southern part of cyprus n. güney kıbrıs rum kesimi
part of n. parçası
taking part n. yer alma
taking part n. iştirak
mounting part n. montaj parçası
the most delicate part (of a matter) n. püf nokta
the key part (of a matter) n. püf nokta
the large part of n. büyük bölümü
the large part of n. büyük kısmı
plastic part n. plastik parça
political part leader n. siyasi parti başkanı
replaced part n. değiştirilen parça
large part of the year n. yılın büyük bölümü
machine part n. makina parçası
part-time employment n. part-time çalışma
part-time employment n. yarı zamanlı çalışma
part-time working week n. aralı çalışmalı hafta
part of speech n. sözcük türü
walking part n. hareketli kısım
good part n. iyi taraf
piece part n. küçük parça
part time station n. günün belirli saatlerinde yayın yapan istasyon
part time station n. yarı zamanlı yayın yapan yayın istasyonu
necessary part n. gerekli kısım
essential part n. gerekli kısım
required part n. gerekli kısım
integral part n. ayrılmaz parça
indivisible part n. ayrılmaz parça
additional part n. ilave kısım
external part n. dış kısım
internal part n. iç kısım
upper part of the tree n. ağacın üst bölümü
upper part of the tree n. ağacın üst kısmı
furniture component/part n. mobilya parçası
underlined part n. altı çizili kısım
top part of the gun n. silahın üst tarafı
an inseparable part of the education n. eğitimin ayrılmaz bir parçası
part of the body n. vücudun kısmı/bölümü
a part of the group n. grubun bir parçası
a direct part n. bir şeyin doğrudan bir parçası
vital part n. hayati önemde kısım
vital part n. hayati önem taşıyan bölüm
small part (in a film/movie) n. küçük rol (filmde)
missing part n. eksik parça
part of the act n. rol icabı
vital part n. hayati önemde kısım/bölüm
vital part n. hayati parça
a part of our culture n. kültürümüzün bir parçası
second part n. ikinci bölüm
conductive part n. iletken parça
a major part n. büyük bir kısım
chief part n. başrol
exceeding part n. aşan kısım
exceeding part n. aşan bölüm
local part n. yerel kısım
an inseparable part n. ayrılmaz bir parça
third part n. üçüncü parça
third part n. üçüncü kısım
third part n. üçüncü bölüm
(one's) part n. üstüne düşen görev
(one's) part n. üzerine düşen görev
upper part n. üst bölüm
lower part n. alt bölüm
lower part n. alt kısım
basic part n. temel parça
part name n. parça adı
a tenth part n. onda bir
bionic part n. biyonik kısım
bionic part n. biyonik parça
lowest part n. en alt bölüm
underlined part n. altı çizili bölüm
part time adj. yarı zamanlı
having an inside part adj. içli
part replaced adj. değiştirilen parça
bigger part of adj. -in çoğunluğu
bigger part of adj. -in çoğu
bigger part of adj. -nin büyük kısmı
greater part of adj. -in çoğu
greater part of adj. -in çoğunluğu
part-time adj. yarımgün
part-time adj. parttaym
part-time adj. yarım günlük
part-time adj. yarım gün
part-time adj. yarı zamanlı
a substantial part of adj. önemli bir bölümü
a considerable part of adj. önemli bir bölümü
a major part of adj. önemli bir bölümü
a significant part of adj. önemli bir bölümü
a considerable part of adj. hatırı sayılır bir bölümü
considerable part of adj. önemli bir bölümü
a certain part of adj. belli bir kısmının
in large part adv. geniş ölçüde
on the other part adv. öbür yandan
for the most part adv. ekseriya
for the most part adv. ekseriye
on one's part adv. kendine has
in ill part adv. olumsuz bir şekilde
for the most part adv. genellikle
in part adv. bazı hususlarda
part time adv. belli bir süre boyunca
in part adv. kısmen
on the other part adv. diğer taraftan
on the one part adv. bir yandan
in good part adv. tatlılıkla
in good part adv. gönül hoşluğuyla
for the most part adv. genelde
at part adv. başa baş
for the most part adv. esas itibarıyla
until death do us part adv. ölüm bizi ayırana kadar
in good part adv. iyilikle
for the most part adv. çoğunlukla
in every part of adv. genelinde
in part adv. bir dereceye kadar
for the most part adv. ekseriyetle
at least in part adv. en azından kısmen
in the early part of eighteenth century adv. 18. yüzyılın başlarında
until death do them part adv. ölüm onları ayırıncaya kadar
part to whole adv. parçadan bütüne
in whole or in part adv. kısmen veya tamamen
in ill part adv. avantajsız bir biçimde
in ill part adv. uymayarak
on the part of prep. in tarafında
on part with prep. ile eşit düzeyde
on the part of prep. tarafından
greater part of prep. -in büyük bölümü
greater part of prep. -in büyük kısmı
on the part of prep. -in tarafından
as part of prep. kapsamında
as part of prep. bağlamında
as part of prep. çerçevesinde
a good part of önemli bir kısmı
Phrasals
act a part gerçek düşüncelerini gizlemek
act a part gerçek amacını saklamak
act a part oynamak
act a part rol kesmek
to take part in something bir şeye katılmak
to take part in something bir şeye dahil olmak
Phrases
the greater part çoğunluk
the greater part çoğunlukla
til death do us part ölüm bizi ayırana kadar
the greater part ekseriyet
the most delicate part (of a matter) işin püf noktası
the most delicate part (of a matter) püf noktası
the greater part of çoğunluğu
as a part of bir parçası olarak
as a part of bir bölümü olarak
due in no small part to esasen -den dolayı
due in no small part to temel olarak -den dolayı
due in no small part to küçümsenmeyecek/azımsanmayacak ölçüde...nedeniyle
due in no small part to daha çok -den
some part of me bir parçam
of which it is a part bir parçası olduğu
till death do you part ölüm sizi ayırana dek
in every part/aspect/facet of life yaşamın her alanında
in every part/aspect/facet of life hayatın her alanında
it was a mistake on my part benden kaynaklanan bir hataydı
after much effort on our part uzun uğraşlarımız sonucunda
from part to whole parçadan bütüne
indispensable part of our lives hayatımızın değişmez bir parçası
to be a part of it bunun bir parçası olmak için
on one's part kendi açısından
Proverb
the best of friends must part en iyi arkadaşlar bile ayrılır
even the best of friends must part en iyi arkadaşlar bile ayrılır
the best of friends must part hiçbir arkadaşlık sonsuza dek sürmez
even the best of friends must part hiçbir arkadaşlık sonsuza dek sürmez
discretion is the better part of valour cesaretin çoğu basirettir
discretion is the better part of valor cesaretin çoğu basirettir
discretion is the better part of valour basiret cesaretten sayılır
discretion is the better part of valor basiret cesaretten sayılır
discretion is the better part of valor (insanın hayatı vb. söz konusuysa) korkaklık cesarettir
Colloquial
one's better part karısı
one's better part hanımı
one's better part bir erkeğin eşi
most part of the day günün büyük bir kısmı
part and parcel temel kısım
part and parcel ana bölüm
for the most part büyük bir çoğunluk
for the most part genellikle
for the most part genelde
till death do us part ölüm bizi ayırana kadar
till death do us part ölüm bizi ayırana dek
here's the interesting part işin ilginç kısmı
play no part in one’s life hayatında hiçbir rol oynamamak
denial is a part of grieving inkar etmek yas tutmanın bir parçasıdır
death is just a part of life ölüm hayatın bir parçasıdır
admit what a big part luck plays şansın ne kadar önemli bir rol oynadığını kabul et
in large part neredeyse tamamı
in good part neredeyse tamamı
in good part büyük bir bölümü/kısmı
in large part büyük bir bölümü/kısmı
for the better part of the year yılın yarısından fazlası
for the better part of the year yılın yarısını aşkın bir kısmı
a part of me bir parçam
a great part of our lives hayatımızın büyük bir parçası
a big part of our lives hayatımızın büyük bir parçası
a great part of my life hayatımın büyük bir parçası
a big part of my life hayatımın büyük bir parçası
Idioms
take something in good part v. alınmamak
take something in good part v. şakayı veya eleştiriyi kaldırabilmek
for one's (own) part kendi payına
part someone's hair birinin burnunun dibine girmek
part of the furniture (bir yerin) bir parçası olmak
the better part of yarısından fazla
the better part of yarıdan çok
the better part of yarıdan fazla
take in good part şaka kaldırmak
take someone's part birine destek olmak
take someone's part birinin tarafını tutmak
take someone's part yan tutmak
take in good part gücenmemek
take someone's part birine arka çıkmak
take someone's part birinin yanında olmak
take in good part alınmamak
take in good part kabullenmek
as part of one's job işi gereği
as part of one's job görevi gereği
part ways with someone yollarını ayırmak
be all part of life's rich pageant hayatın bir parçası olmak (bu da hayatın bir parçası)
be part of life's rich tapestry hayatın bir parçası olmak (bu da hayatın bir parçası)
be all part of life's rich tapestry hayatın bir parçası olmak (bu da hayatın bir parçası)
be part of life's rich pageant hayatın bir parçası olmak (bu da hayatın bir parçası)
part and parcel pılıyı pırtıyı toplayarak
part and parcel pılını pırtısını toplayarak
part and parcel pılı pırtı
part and parcel tüm eşyası ile birlikte
part and parcel pılı pırtıyı toplayarak
best part of something bir şeyin büyük bir bölümü
best part of something bir şeyin önemli bir kısmı
the better part of an hour yarım saatten fazla
the best part of an hour yarım saatten fazla
play a big part in something büyük bir rol oynamak
play a large part in something büyük bir rol oynamak
play a bit part küçük bir rolü olmak
play a bit part küçük bir rol almak/oynamak
be part of the furniture bir yerin müdavimi/gediklisi olmak
be part of the furniture bir yerin demirbaşı olmak
in large part çoğunlukla
in good part çoğunlukla
in good part geniş ölçüde
in large part geniş ölçüde
have a part in something bir şeyde eli olmak
get a part in something bir şeyde eli olmak
have a part in something bir şeyde payı olmak
have a part in something bir şeyde parmağı olmak
get a part in something bir şeyde parmağı olmak
get a part in something bir şeyde payı olmak
take a leading part öncü bir rol oynamak
part of life's rich pageant bu da hayatın bir cilvesi
part of life's rich tapestry bu da yaşamın bir cilvesi
all part of life's rich pageant bu da yaşamın bir cilvesi
all part of life's rich pageant bu da hayatın bir cilvesi
all part of life's rich tapestry bu da hayatın bir cilvesi
part of life's rich pageant bu da yaşamın bir cilvesi
part of life's rich tapestry bu da hayatın bir cilvesi
all part of life's rich tapestry bu da yaşamın bir cilvesi
look the part bir işe uygunmuş gibi durmak/görünmek
play a part in rol üstlenmek
put weight on some part of the body vücudun bir bölgesine (vücudun) ağırlığını vermek/o bölgenin üzerinde durmak
on the part of somebody birinin tarafında(n)
on somebody's part birinin tarafında(n)
part over something bir şeyden dolayı yollarını ayırmak/ayrılmak
a part to play oynayacak/alacak bir rol
a part to play görevi/sorumluluğu/ üstüne düşen bir rol/işlev (olmak)
weak part yumuşak karın
be a part and parcel of bir şeyin ayrılmaz bir parçası olmak
Speaking
let us part friends dost kalalım
what part nere
for my part kendi hesabıma
what part neresi
let us part friends dost olarak ayrılalım
for my part bence
for my part bana göre
for my part benim fikrime göre
for my part benim düşünceme göre
for my part kanımca
the best part of travelling is not arriving but the journey itself seyahat etmenin en keyifli yanı istenen yere varmak değil seyahatin kendisidir
the best part of travelling is not arriving but the journey itself yolculuğun en güzel kısmı gidilen yere varmak değil yolculuğu yapmaktır
as a part of my job işimin gereği
as a part of my job işim gereği
as a part of my job işimin bir parçası olarak
i will love you till death do us part bizi ölüm ayırana dek seni seveceğim
what part of england are you from? ingiltere'nin neresindensin?
what part of england are you from? ingiltere'nin neresindensiniz?
what part of turkey are you from? türkiye'nin neresindensin?
i haven't told you the best part sana en iyi kısmını söylemedim
that part i can't argue bu kısma bir itirazım yok
that's the easy part o işin kolay kısmı
that's just the money part bu sadece işin para kısmı
that's not the hard part zor kısmı bu değil
you do not want a part of it onun bir parçası olmak istemezsin
thanks in no small part to ...için ne kadar teşekkür etsek az
i don't want to be a part of this bunun bir parçası olmak istemiyorum
you know what the best part is? en iyi tarafı ne biliyor musun?
the most important part of my job işimin en önemli kısmı
the worst part (is/was) en kötüsü de
the funny part is that işin tuhaf/garip yanı
the funny part is that işin ilginç tarafı
the funny part is that işin ilginç yanı
my favorite part en beğendiğim bölüm
my favourite part en beğendiğim bölüm
do you really want any part of this? bunun bir parçası olmak istiyor musun gerçekten?
is that part of your job? bu da işinin bir parçası mı?
which part? hangi bölüm?
which part? hangi kısım?
that's the funny part of it bu işin komik kısmı
you know what the worst part about this is? en kötü yanı ne biliyor musun?
i'll do my part üzerime düşeni yapacağım
which part of turkey are you in? türkiye'nin neresindesin?
be part of a change you want to see in the world dünyada görmek istediğin değişimin bir parçası ol
Trade/Economic
take part in iştirak etmek
counter part funds karşılık fonlar
graduated pension part kademeli sosyal gelir sistemi
cost of an asset acquired in exchange or part exchange for similar asset benzer bir varlıkla tamamen veya kısmen takas edilen varlığın maliyeti
cost of an asset acquired in exchange or part exchange for similar asset benzer varlıkla tamamen veya kısmen değiştirilen varlığın maliyeti
part time yarım gün çalışma
without any action on the part of ... herhangi bir girişimde bulunmasına gerek kalmaksızın
part payment kısmi ödeme
cost of an asset acquired in exchange or part exchange for dissimilar asset benzer olmayan bir varlıkla tamamen veya kısmen takas edilen varlığın maliyeti
component part tamamlayıcı ya da bütünleştirici parça
part owner ortak
manufacturer's part number imalatçı parça numarası
manufacturer's part number fabrika parça numarası
part owner hissedar
part cargo charter kısmi navlun sözleşmesi
part paid stock kısmen ödenmiş hisse senedi
part payment kısmen ödeme
part acceptance kısmen kabul
the guarantee part of pension credit emeklilik kredisinin güvence bölümü
the savings part of pension credit emeklilik kredisinin tasarruf bölümü
two-part tariff iki kısımlı fiyat tarifesi
part-time job yarı-zamanlı iş
part-paid stock bedeli kısmen ödenmiş hisse senedi
part-time rate yarım gün çalışma ücreti
part-paid stock kısmen ödenmiş hisse senedi
essential part esas bölüm
essential part önemli bölüm
component part tamamlayıcı parça
essential part tamamlayıcı parça
component part mütemmim cüz
essential part önemli kısım
essential part esaslı kısım
essential part mütemmim cüz
part-time rate yarı zamanlı iş ücreti
fractional part kesir kısmı
part time employment yarı zamanlı çalışma
part time employment yarı zamanlı istihdam
in part kısmen