üst - Turco Inglés Diccionario
Historia

üst



Significados de "üst" en diccionario inglés turco : 40 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
üst top n.
üst upper adj.
General
üst upper side n.
üst upper part n.
üst surface n.
üst remainder n.
üst change n.
üst face n.
üst body n.
üst clothing n.
üst highup n.
üst dress n.
üst covering n.
üst exponent n.
üst superior n.
üst uppermost adj.
üst high adj.
üst senior adj.
üst superordinate adj.
üst chief adj.
üst paramount adj.
üst above adv.
Trade/Economic
üst major
üst boss
Technical
üst top
üst chief
üst powers
üst superior
üst upper
Computer
üst ceiling
üst parent
Textile
üst top
Construction
üst topping
Math
üst power
üst exponential
üst exponent
Biochemistry
üst super
Linguistics
üst high
Military
üst superior
üst senior

Significados de "üst" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
bir üst modele geçmek upgrade v.
üst geçit overpass n.
üst geçit footbridge n.
üst kat upstairs n.
üst (rütbe) superior adj.
General
üst üste gelmek overlap v.
öğrenciyi bir üst sınıfa yükseltmek move up v.
bir üst sınıfa yükselmek move up v.
üst kısmını koparmak (bitkinin) top v.
bir üst seviyeye geçmek upgrade v.
üst üste atmak cross v.
üst üste binmek ride v.
üst limitlere yükselmek range up v.
üst üste gelmek lap v.
üst kata çıkmak go upstairs v.
üst üste getirmek superimpose v.
alt üst olmak be upside down v.
daha üst (bir sınıfa/lige) geçirmek promote to v.
üst üste yapmak superpose v.
üst seviyeye genişlemek range up v.
üst üste bindirmek overlap v.
üst kısmını kesmek (bitkinin) top v.
rütbece daha üst olmak outrank v.
üst üste binmek (kemik) override v.
üst üste yapmak superimpose v.
üst üste koymak superpose v.
üst kısmını kesmek veya koparmak (bir bitkinin) top v.
iade etmek (davayı üst mahkemeden alt mahkemeye) remit v.
üst üste bindirmek imbricate v.
üst üste binmek overlap v.
davayı bir üst mahkemeye götürmek appeal v.
alt-üst çevirmek invert v.
üst üste gelmek conspire v.
üst üste binmek lap over v.
üst üste bindirmek lap v.
(üst üste) bindirmek overlap v.
bir üst tura geçmek advance to the next round v.
bir üst tura geçmek qualify for the next round v.
üst üste koymak superimpose v.
alt üst etmek turn upside-down v.
üst üste koymak add up v.
üst sırada yer almak be on the top v.
üst sırada yer almak be on the highest position v.
üst sırada yer almak be at the top v.
üst sıralarda yer almak be at the top v.
üst perdeden konuşmak talk pedantically v.
üst perdeden konuşmak talk loudly v.
rekorları alt üst etmek shatter the record v.
rekorları alt üst etmek rewrite the record books v.
üst araması yapmak frisk v.
sonuçların doğruluk derecesini en üst düzeye getirmek maximize the accuracy of results v.
bir üst tura yükselmek qualify for the next round v.
üst raftan düşmek fall from the top shelf v.
üst üste olmak be stacked up on top of each other v.
insanların hayatlarını alt üst etmek wreck people's lives v.
bir şeye üst oynamak bet something in the over v.
üst üste yığıp lastik bantlarla sarmak stack them up and wrap rubber bands around them v.
üç sene üst üste şampiyon olmak be champion three years in a row v.
üç sene üst üste şampiyon olmak be champion three consecutive years v.
üst mahkemeye başvurmak appeal v.
bir üst lige yükselmek be promoted to upper league v.
bir üst modele geçmek uprate v.
en üst düzeye çıkarmak maximize v.
üst üste koymak put on top of each other v.
üst makamlara bildirmek escalate v.
elbisenin üst kısmı bodice n.
kuşlarda gaganın üst kısmındaki zar cere n.
üst kalite upscale n.
üst kimlik superordinate identity n.
en üst seviyeye ulaşma peaking n.
üst yatak (trende/vapurda) upper berth n.
üst baş dress n.
üst sol upper left n.
en küçük üst sınır least upper bound n.
en üst yönetici top executive n.
batının üst orta kısmı epigastria n.
üst kattan alt kata inen chute n.
bir şeyin en üst bölümü hill n.
üst kenar topside n.
üst katta abovestairs n.
radyo tv üst kurulu radio & tv supreme council n.
üst güverte promenade deck n.
üst tabaka upper circle n.
üst olma topping n.
en üst aşama summit n.
üst üste olma succession n.
başın üst bölümü hill n.
üst yüzey top n.
üst kat abovestairs n.
bir üst makama atama elevating n.
üst rütbeli subay doyen n.
üst yapı yatırımları superstructure investments n.
üst yatak upper berth n.
üst sınır limit superior n.
üst güverte superstructure n.
üst kenar top side n.
üst kısım deck n.
refah dönemlerindeki en üst noktası zenith n.
en üst kat the top floor n.
kadın elbisesinin üst kısmı waist n.
kale üst direği crossbar n.
üst kol upper arm n.
üst gerçekçilik surrealism n.
en üst kat top n.
üst üste koyma laminating n.
üst baş apparel n.
en üst bölüm top n.
üst giysi overdress n.
üst sınır majorant n.
üst parça top n.
pencereli üst kısım yapı clerestory n.
üst kısım headpiece n.
elbisenin üst kısmı corsage n.
pornonun en üst noktası hardcore n.
zihinsel potansiyeli ve lisan becerilerini en üst düzeyde kullanmayı öğreten bir eğitim neuro linguistic programming n.
üst tabaka upper layer n.
üst tarafı sequel n.
üst eleştiri superior critique n.
ast üst sistemi pecking order n.
üst üste üç kanatlı uçak triplane n.
üst düzey görevli senior official n.
bir assolistin ismini en üst kısımda verme top billing n.
üst taraf face n.
üst arama body search n.
üst baş clothes n.
üst taraf upside n.
ingilizce'de bir tepenin en üst noktası knap n.
üst üste üç sıra kürekli kadırga trireme n.
ince bağırsağın üst kısmı jejunums n.
üst deri cuticle n.
üst kısım roof n.
özelikle abd'de toplumun alt seviyesindeki insanların üst seviyedeki insanların hayatlarına girmelerine engel olan sosyal bariyer marble ceiling n.
daha üst bir sınıfa vb geçme promotion to n.
en üst seviye highest rank n.
komisyon olarak kazanılabilecek miktara getirilen üst sınır cap n.
kafatasının üst bölümü skullcap n.
üst kanat (böcekte) elytron n.
bir şeyin üst kısmı surface n.
üst kısmı açılır kapanır dört tekerlekli at arabası landau n.
üst düzey senior n.
üst diş upper n.
üst sınıflar upper classes n.
üst boru crossbar n.
üst rütbeli subaylar top brass n.
ayağın üst kısmı instep n.
üst veya özel sınıfa giren her şey için kullanılan sözcük posh n.
üst balkon gallery n.
üst tabaka facing n.
üst tabaka top layer n.
dizi (üst üste dizilmiş şeylerde) tier n.
üst tabaka gentry n.
üst tabaka upper classes n.
üst üste bindirme superpozition n.
üst kimlik upper identity n.
üst tabaka classes n.
üst kattan alt kata inen baca chute n.
yığın (üst üste konulmuş şeylerin oluşturduğu) stack n.
üst kanatlar (böcekte) elytra n.
üst tabaka upper crust n.
üst parça upper n.
üst yelken topsail n.
üst güverte forecastle n.
en üst seviye top level n.
üst pervaz lintel n.
üst tabaka superstratum n.
dağ yamacının üst bölümü shoulder n.
üst düzey görevli vip n.
üst hedef superordinate goal n.
üst yazı cover letter n.
üst düzey yetkili senior official n.
zırhlarda bacakların üst kısımlarını koruyan plakalar tasset n.
daha üst seviyede bir güç kaynağı dolayısıyla görevini yapamayacak durumda olma shadowing n.
en üst nokta apex n.
üst taraf upper extremities n.
üst yelken skysail n.
ağacın üst dalları treetop n.
üst kademe upper stage n.
üst kısım head n.
üst üste binme overlapping n.
iki nokta üst üste colon n.
üst kademe superstructure n.
üst yapı superstructure n.
üst sınır upper limit n.
üst kültür upper culture n.
üst kültür superior culture n.
radyo televizyon üst kurulu radio and television supreme council n.
üst katman headspace n.
üst benlik superego n.
alt dişlerinin üst dişlere göre daha önde olması underbite n.
üst köşe top corner n.
üst komşu upstairs neighbour n.
üst komşu upstairs neighbor n.
harfin üst çıkıntısı ascender n.
üst yapı pavement n.
dişin üst kısmı crown n.
başın üst kısmı crown n.
en üst çevresel balkon gallery n.
üst düzey higher-up n.
üst-insan superman n.
üst orta sınıf upper-middle class n.
alt üst sınır range n.
üst-im superscript n.
böceklerde sert üst kanat wing-case n.
üst düzey protokol high level protocol n.
üst kol kemiği humerus n.
üst üste koyma imbrication n.
üst başlık head piece n.
üst versiyon upper version n.
üst germe ledger n.
taçyaprağın üst geniş kenarı limb n.
üst baskı overprint n.
üst yük overburden pressure n.
en üst sınır peak n.
üst düğüm parent node n.
üst üste koyma superposition n.
üst yüz surface n.
üst kat upstairs n.
en üst tabaka topcoat n.
üst toprak topsoil n.
ayakkabının üst kısmı upper n.
en üst top n.
üst tabakalar upper classes n.
üst ve eşya araması body and belongings search n.
üst süreç parent process n.
bir üst mertebe the upper stage n.
bir üst mertebe higher echelon n.
bir üst mertebe the next stage n.
bir üst mertebe higher level n.
sol üst köşe top left-hand corner n.
sol üst köşe upper left-hand corner n.
sağ üst köşe top right-hand corner n.
sağ üst köşe upper right-hand corner n.
iki sene üst üste two consecutive years n.
üst mahkemece onaylanma uphold n.
üst araması body search n.
üst düzey toplantı top level meeting n.
üst düzey toplantı senior level meeting n.
üst komşu neighbor upstairs n.
üst zümreden kimse upperclassman n.
ağacın üst kısmı upper part of the tree n.
ağacın üst bölümü upper part of the tree n.
üst gövde upper body n.
alt benlik ve üst benlik lower-self and higher-self n.
üst eleştiri meta-criticism n.
silahın üst tarafı top part of the gun n.
üst baskı overprinting n.
üst ranza top bunk n.
en üst kat top floor n.
üst sınıf müşteriler top-class clients n.
üst düzey yönetmen top director n.
üst çekmece top drawer n.
üst düzey bir avukat a top lawyer n.
üst tabaka upper-strata n.
üst raf top shelf n.
en üst düzeye çıkarma maximisation n.
en üst düzeye çıkarma maximization n.
en üst düzeye çıkarma maximation n.
üst sepet (bulaşık makinesinde) top rack n.
üst sıralar top places n.
üst sıralar top spots n.
üst malzeme (pizzada vb) topping n.
üst başlık main heading n.
üst alem domain n.
iş önlüğünün üst kısmı bib n.
armanın en üst kısmı chief n.
üst gövde coachwork n.
üst etek overskirt n.
yaprak üst zarı cuticle n.
üst kimlik supra-identity n.
üst akıl superior mind n.
üst dudak upper lip n.
pencereli üst kısım yapı clerestorey n.
üst ranza upper bunk n.
üst kattan gelen yüksek ses loud music coming from upstairs n.
üst elbise top n.
üst tablo upper table n.
üst tabla upper table n.
üst sınıf limiti upper class limit n.
üst görünüm top view n.
üst görünüm the view from the top n.
üst görünüş top view n.
üst görünüş the view from the top n.
ast üst ilişkisi superior-subordinate communication n.
ast üst ilişkisi superior-subordinate relationship n.
üst sırt upper back n.
sırtın üst kısmı upper back n.
üst giysi top clothing n.
üst giysi top n.
üst düzey yönetici uber-director n.
üst düzey görevli top official n.
elizabet ingiltere'sinde yalnızca üst sosyal konumdaki kişilerin giyebildikleri kırmızı renkli kostüm crimson clothing n.
üst akıl mastermind n.
üst düzey avcı top predator n.
üst yetkili senior official n.
üst oda upper room n.
üst bölüm upper part n.
Üst kattaki banyo upstairs bathroom n.
üst sıra organizasyon upline organization n.
davanın bir üst mahkemeye havale edilmesi evocation n.
üst güven limiti upper confidence limit n.
üst tarafı dışbükey aşağı indikçe içbükey olan mobilya ayağı cabriole n.
üst düzey kaynak high level source n.
mücevherdeki düz üst yüzey table n.
alt tarafı geniş, üst tarafı kadranın etrafında bir daire oluşturacak şekilde daralan masa saati tambour clock n.
başın üst ya da arka tarafındaki açıklık calvities [rare] n.
başın üst ya da arka tarafındaki açıklık calvity n.
en üst düzey ultimate adj.
en üst rütbeli chief adj.
üst kanatlı (böcekte) elytroid adj.
üst kata ait upstairs adj.
batının üst orta kısmyla ilgili epigastrial adj.
batının üst orta kısmyla ilgili epigastrical adj.
batının üst orta kısmyla ilgili epigastral adj.
atmosferin en üst tabakasıyla ilgili exospheric adj.
üst üste olan successive adj.
rüzgardan koruyucu şekilde üst üste bindirilmiş wind lapped adj.
en üst upmost adj.
üst üste successive adj.
üst kanatlı (böcekte) elytrous adj.
alt üst olmuş dashed adj.
bir üst makama atayıcı elevatory adj.
üst üste binmiş lapped adj.
üst boğaz ile ilgili gular adj.
üst kısmı aşağı doğru eğilmiş nodding adj.
üst üste binmiş stratified adj.
üst kısım (bir yaprağın vb) adaxial adj.
üst üste binen imbricative adj.
alt alta üst üste rough-and-tumble adj.
üst üste konmuş imbricated adj.
alt üst chaotic adj.
alt üst upside-down adj.
rütbece üst olan paramount adj.
üst kalite top-end adj.
üst düzey top-end adj.
pahalı ve üst sınıf fancy adj.
üst orta up centre adj.
üst kültür karşıtı anti-high-culture adj.
üst düzey ranking adj.
en üst derecede verimli/faydalı uber-efficient adj.
üst kuramsal meta-theoretical adj.
üst düzey top-tier adj.
yaşamı alt üst eden life-disrupting adj.
üst üste gelmeyen non-overlapping adj.
üst üste gelmeyen nonoverlapping adj.
üst düzey signature adj.
üst üste superimposable adj.
en üst düzeyde of the highest order adj.
en üst kalitede of the highest order adj.
en üst düzeye dair acmatic adj.
üst üste one on the top of the other adv.
üst üste one thing on top of another adv.
daha üst above adv.
üst üste her gün day after day adv.
en üst seviyede preeminently adv.
üst kattaki upstairs adv.
üst üste running adv.
üst katta upstairs adv.
üst kata upstairs adv.
en üst peak adv.
daha üst makamdaki biri above adv.
üst üste üç sene for three years in succession adv.
üst üste haftalarca for weeks at a time adv.
üst üste over and over adv.
üst üste one after the other adv.
alt üst upside down adv.
üst üste her gece night after night adv.
iki yıl üst üste two consecutive years adv.
iki sene üst üste two years in a row adv.
iki yıl üst üste two years in a row adv.
dört yıl üst üste four consecutive years adv.
dört yıl üst üste four years in a row adv.
en üst seviyede pre-eminently adv.
üst üste over adv.
üst üste in a row adv.
alt üst tapsalteerie [scottish] adv.
üst- meta- pref.
Phrasals
(üst kattaki birini) (telefonla) aramak call up v.
üst üste gelmek fit snugly into
(bir şeyin/bakkal vs) üst katında/üzerinde yaşamak live over something
(bir şeyin/bakkal vs) üst katında/üzerinde yaşamak live above something
(bir üst düzeye/seviyeye) geçmek/yükselmek move up into something
Phrases
üst üste on end
bir şeyin üst/alt kademeleri upper/lower reaches of something
sorunlar üst üste gelir trouble never comes alone
aksilikler üst üste gelir trouble never comes alone
sorunlar üst üste gelir troubles never come alone
aksilikler üst üste gelir troubles never come alone
aksilikler hep üst üste gelir when it rains it pours
Proverb
dertler gelirse hep üst üste gelir it never rains but it pours
Colloquial
üst sınıftan olan kimse of fashion
üç yıl üst üste three years in a row
üç sene üst üste three years in a row
hamburgerin üst tarafındaki ekmek top bun
sporda ardarda gösterilen üst düzey performans dizisi hot streak
Idioms
(askeri) üst düzeydeki görevli the top brass
üst üste day after day
en üst düzeye çıkmak excel in
en üst noktaya ulaşmak come to a head
aksilikler hep üst üste gelir it never rains but pours
üst kalite top·flight
üst düzey top·flight
aksilikler/sorunlar hep üst üste gelir It's just one thing after another!
aksilikler/sorunlar hep üst üste gelir If it's not one thing it's another!
aksilikler/sorunlar hep üst üste gelir It's one thing after another!
üst kalitede all wool and no shoddy
üst yönetim kademesi the top brass
üst tabakadan çıkmış out of the top drawer
üst zümreden gelme out of the top drawer
üst tabakadan çıkmış from the top drawer
üst zümreden gelme from the top drawer
bir şeyi daha üst pozisyondaki/mevkideki birine iletmek hand something up to someone
en üst the top of the heap
(planlarını) alt üst etmek knock the bottom out of something
bir şeyin en üst noktası the top of the ladder
sorunu/şikayeti (emri altında olduğu müdürü vb) atlayarak bir üst yöneticiye taşıma over the head of
üst tabakadan out of the top drawer
üst tabakadan from the top drawer
meslekteki en üst nokta the top flight
aksilikler/sorunlar hep üst üste gelir one thing leads to another
kendi müdürünü atlayıp bir üst yöneticiye/genel müdüre gitmek go straight to the top
kendi müdürünü atlayıp bir üst yöneticiye/genel müdüre gitmek go to the top
(bir üst rütbeye) terfi etmek earn one's stripes
Formal
üst düzey dil high order language
üst düzey dil high-level language
Speaking
aksilikler hep üst üste gelir it never rains but it pours
aksilikler üst üste gelir misfortune never comes alone
üst katta ne var? what's upstairs?
Slang
alt üst etmek bitch up
üst/baş ve tarz swagga
üst kattan gelen yüksek ses sky-rock
Trade/Economic
alt ve üst sınırlar arasındaki değişik fiyat oranları scale of rates
üst yönetim düzeyi board level
mali yönetimden sorumlu üst üzey yönetici accounting officer
üst yönetim senior management
üst limit limit up
üst düzey risk komitesi high level risk committee
üst kontrol tarafı ultimate controlling party
üst kademe yöneticiler top executives
üst düzey yöneticisi konumu top level executive
iktisadi dalgalanmanın en üst ve en alt noktaları peaks and throughs of business activity
üst yönetimin planlarını uygulamak üzere ayrıntılı plan ve süreçler geliştiren yöneticiler middle management
üst düzey yönetici senior manager
bir şirketin en üst düzey yöneticisi director general
üst makam top level
değişken oranlı bir borç senedinde faiz oranının alt ve üst sınırları collar
üst düzey yönlendirme executive coaching
üst kitle upper mass
üst destekleme noktası upper support point
bankanın müşterisine açtığı belirli bir üst sınırı olan ve birkaç defada kullanılabilen krediler line of credit
daha üst dereceye çıkmak upgrading
üst yönetim top management
değişken oranlı borç senetlerinde faiz oranı için belirlenmiş üst sınır cap
üst üste taşıma navlunu through rate
en üst limite ulaşmak max out
perakende üst bireysel pazarlama senior retail private marketing
borsa bankerlerinin müşterilerine açtıkları ve üst sınırı borsa yönetimi tarafından belirlenen kredi hesabı margin account
maaşların arasında değişme gösterdiği alt ve üst sınırlar salary range
bir şirket başka bir şirket tarafından devralınınca devralınan şirkette sözleşme gereği işlerini kaybeden üst kademe yöneticilerine ödenecek büyük miktardaki paralar golden parachutes
üst üste sevkiyat through shipment
üst düzey plan high level plan
üst üste taşıma konşimentosu through bill of lading
ödemeler üst sınırı cap fee
üst sınır maximum rate
bir üst düzey şirket yöneticisinin görevine son verildiğinde kendisine yüklü miktarda tazminat ve benzeri menfaatler sağlanmasını belirten sözleşme parachute contracts
değişmenin alt ve üst sınırları range
üst düzey yönetici senior executive
üst yönetici top director
üst yönetici top manager
üst düzey karşılaştırmalar high-level comparisons
üst makam top-level
en üst vergi oranı top rate of tax
üst kesim dergisi class magazine
üst düzey idareci executive
üst düzey yönetici executive
üst kademe yöneticisi top executive
üst kademe yönetici top executive
üst yöneticiler c-suite
üst hakem umpirage
zarfın sol üst köşesine göndereni belirten ibare envelope corner card
üst gelir grubu high-income group
teminatlı borçlanma kapsamında üst düzey kredi derecesine sahip olan kredi dilimi senior tranche
yönetim üst kademesi top management
emisyon üst sınırı ve ticareti cap-and-trade
mümkün olan en üst düzey bound rate
değerlendirme sonrası bir başvuruyu vb. bir üst kurumun görüşüne sunma resubmission
üst yönetim executives
üst şartname kısıtı upper specification limit
üst düzey ticaret uzmanı senior commercial specialist
üst düzey müdür top manager
üst düzey müdür top-level manager
üst borç sınırı debt ceiling
stratejilerden sorumlu üst yönetici chief strategy officer
halkla ilişkiler üst düzey yöneticisi public relations executive
üst onayı one-over-one approval
bir üst mevkideki yöneticinin onayı one-over-one approval
komisyon esasıyla çalışan satıcıların komisyon alamadığı şirketin üst yönetiminin direkt yönettiği önemli müşteriler hesabı house account
mali yönetimden sorumlu en üst üzey yönetici principal accounting officer
üst sınıf müşterilere hitap eden ürünler upmarket
üst sınıf müşterilere hitap eden ürünler up-market
bir konuyu üst düzeydeki kişilere taşımak escalate an issue