surface - Turco Inglés Diccionario

surface

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

surface — Definition

Significado:
yüzey, ortaya çıkmak
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈsɜːrfɪs/ – BrE /ˈsɜːfɪs/)
Categoría gramatical:
İsim: surface (surfaces); Fiil: surface (surfaces – surfaced – surfacing)
Sinónimo:
exterior, emerge
Antónimos:
depth, submerge

Significados de "surface" en diccionario turco inglés : 116 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
surface n. yüzey
I noticed a scratch on the surface of the counter.
Tezgahın yüzeyinde bir çizik fark ettim.

More Sentences
General
surface n. yüz
The cube had pictures on all six surfaces.
Küpün altı yüzünde de resimler yer alıyordu.

More Sentences
surface n. yüzey
I noticed a scratch on the surface of the counter.
Tezgahın yüzeyinde bir çizik fark ettim.

More Sentences
surface v. su yüzüne çıkmak
The famous orca Tina surfaced near Iceland.
Ünlü katil balina Tina İzlanda yakınlarında su yüzüne çıktı.

More Sentences
surface v. yüzeye çıkmak (denizaltı)
Fadil's body surfaced under the bridge.
Fadıl'ın cesedi köprünün altında yüzeye çıktı.

More Sentences
surface v. ortaya çıkmak
Doubts began to surface about the viability of the plan.
Planın uygulanabilirliği konusunda şüpheler ortaya çıkmaya başladı.

More Sentences
surface v. yataktan çıkmak
Oh, so you’ve finally decided to surface?
Oo, sonunda yataktan çıkmaya karar verdin demek?

More Sentences
surface v. asfaltlamak
Our street is being surfaced, so I can’t take my car out.
Sokağımız asfaltlanıyor, bu yüzden arabamı dışarı çıkaramıyorum.

More Sentences
surface adj. yüzeysel
It is not just a surface similarity.
Bu sadece yüzeysel bir benzerlik değildir.

More Sentences
surface adj. yüzeysel
It is not just a surface similarity.
Bu sadece yüzeysel bir benzerlik değildir.

More Sentences
surface adj. yüzey
I was drafted into the surface forces in 1988.
1988'de yüzey kuvvetlerine katıldım.

More Sentences
surface adj. görünüşteki
Underneath the surface calm, she felt outraged.
Görünüşteki sakinliğinin altında, öfkelendiğini hissetti.

More Sentences
Technical
surface n. yüzey
I noticed a scratch on the surface of the counter.
Tezgahın yüzeyinde bir çizik fark ettim.

More Sentences
Food Engineering
surface n. yüzey
I noticed a scratch on the surface of the counter.
Tezgahın yüzeyinde bir çizik fark ettim.

More Sentences
General
surface n. üst
surface n. yüz (suya/sıvıya ait)
surface n. zevahir
surface n. suüstü
surface n. dış
surface n. yeryüzü
surface n. bir şeyin üst kısmı
surface n. görünüş
surface n. dış yüz
surface n. düzey
surface n. yüzey alanı
surface n. alan
surface n. dış görünüş
surface n. satıh
surface n. yüzölçümü
surface n. üst yüz
surface n. sığ tip
surface n. derinlikten yoksun insan
surface n. yüzeysel iş
surface n. uçak kanat yüzeyi
surface n. uçak kanadı
surface n. (demir yolu raylarında) düzgünlük
surface n. baskı yüzeyi
surface n. düz yüzeyli masa
surface n. düz yüzeyli stand
surface n. kamusal bilgi
surface n. halka açık bilgi
surface v. kaplamak (yolu bir maddeyle)
surface v. düzleştirmek
surface v. cilalamak
surface v. suyun yüzüne çıkmak (balık/denizaltı)
surface v. yüzeyini kaplamak
surface v. üzerine yüz kaplamak
surface v. yüzeye çıkarmak (denizaltı)
surface v. meydana çıkmak
surface v. denizaltı suyun üstüne çıkmak
surface v. düzletmek
surface v. yüzeye çıkmak
surface v. perdahlamak
surface v. yol vb'yi sert bir madde ile kaplamak
surface v. su yüzeyine çıkarmak
surface v. (kereste) planyalamak
surface v. (kereste) tıraşlamak
surface v. yüzeye vermek
surface v. (altın arayıcısı) yüzeyde çalışmak
surface v. (altın arayıcısı) karada çalışmak
surface v. ifşa etmek
surface v. bilinir kılmak
surface v. duyurmak
surface v. açıklamak
surface v. gün yüzüne çıkarmak
surface v. maden kazmak
surface v. maden açmak
surface v. açığa çıkmak
surface v. türemek
surface v. kendini göstermek
surface v. saklanmaya son vermek
surface v. bulunmak
surface v. görünmek
surface v. boy göstermek
surface adj. görünüşte
surface adj. sathi
surface adj. yüzeyde kullanılan
surface adj. yüzeyde bulunan
surface adj. yüzeyde yer alan
surface adj. yüzeye göre tasarlanan
surface adj. karada kullanılan
surface adj. karasal
surface adj. karada kullanım için tasarlanan
surface adj. yeryüzünde bulunan
surface adj. karada bulunan
surface adj. karada konuşlanan
surface adj. kara veya deniz yolu ile taşınan (posta)
surface adj. deniz veya kara yolu ile taşınan posta olarak işlem gören
surface adj. yüzeye karşı hareket eden
surface adj. yüzeyde faaliyet gösteren
surface adj. yüzeyde çalışmış
surface adj. yüzeye yakın çalışmış
surface adj. yüzey ile ilgili
surface adj. yüzey üzerinde olan
surface adj. eksternal
surface adj. harici
surface adj. dışsal
surface adj. dışla ilgili
surface adj. dıştan olan
surface adj. cümlenin yüzey yapısına ait veya ilgili
Colloquial
surface v. uyanmak
surface v. kalkmak
surface v. ayağa dikilmek
Technical
surface n. satıh
surface v. giydirmek
surface v. kaplamak
surface v. yüzeye yaklaşmak
surface v. yüzeye çıkmak
Transportation
surface n. kara yolu taşımacılığı
surface n. deniz yolu taşımacılığı
Railway
surface n. satıh
Aeronautic
surface n. zemin
Mining
surface v. yüzeydeki cevher yatağını yıkamak
Medical
surface n. surfas
Military
surface n. (tahkimat) kale burcuna doğru uzanan bölüm
Ottoman Turkish
surface adj. zahir

Significados de "surface" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
upper surface n. üzeri
surface engineering n. yüzey işlemleri
exterior surface n. dış yüzey
surface to air missile n. satıhtan hava hedeflerine atılan füze
sea surface temperature n. deniz yüzeyi sıcaklığı
wave surface n. dalga yüzü
wear and surface processing n. aşınma ve yüzey işlemleri
surface mining n. açık işletme
earth surface n. yeryüzü
surface area n. yüzölçümü
surface mail n. kara veya denizden giden posta
surface installations n. yerüstü tesisleri
surface mail n. adi posta
vertical surface n. dik yüzey
horizontal surface n. yatay yüzey
earth's surface n. yeryüzü
condition of surface n. yüzey durumu
outer surface n. dışyüz
paved surface n. asfaltla kaplı yüzey
rough surface n. pürüzlü yüzey
wet surface n. ıslak yüzey
evaporative surface n. buharlaşan yüzey
geometrical surface n. geometrik yüzey
outer surface n. üzeri
inner surface n. iç yüzey
flat surface n. tahta
contracted surface n. büzülmüş yüzey
flat surface n. tabla
lateral surface n. yanal yüzey
furniture surface n. mobilya yüzeyi
surface plating n. yüzey kaplama
surface coating n. yüzey kaplama
surface shading n. yüzey gölgeleme
above the surface of the ground n. yerüstünde
surface technology n. yüzey teknolojisi
rough surface n. bozuk zemin
uneven surface n. bozuk zemin
smooth surface n. düz zemin
flat surface n. düz zemin
surface analysis n. yüzey araştırması
surface research n. yüzey araştırması
surface survey n. yüzey araştırması
back surface n. arka yüzey
surface texture n. zemin dokusu
surface texture n. yüzey dokusu
dull surface n. donuk yüzey
slippery surface n. kaygan yüzey
surface irrigation n. yüzey sulaması
habitable surface n. oturulabilir alan
grate surface n. ızgara yüzeyi
surface activity n. yüzey aktivitesi
phreatic surface n. yeraltı su tablası
uneven surface n. pürüzlü yüzey
scrubbing surface n. fundalık yüzey
scrubbing surface n. çalılık yüzey
undulating surface n. engebeli yüzey
undulating surface n. dalgalı yüzey
inland surface transport n. yurt içi deniz ve kara taşımacılığı
surface waters n. yüzey suları
surface water n. yüzey suyu
surface cause n. görünen neden
surface water n. yerüstü suyu
general surface cleaning products n. genel yüzey temizlik ürünleri
dirt surface n. toprak zemin/yüzey
surface street n. ara cadde
sound surface n. sağlam yer/yüzey
electric surface heating n. elektrikli yüzey ısıtma
surface interval n. yüzey bekleme aralığı (dalgıçların iki dalış arasında yüzeyde geçirmek zorunda oldukları süre)
surface interval n. yüzey beklemesi (dalgıçların iki dalış arasında yüzeyde geçirmek zorunda oldukları süre)
surface layer n. zemin tabakası
surface arts n. yüzey sanatları
shiny surface n. parlak yüzey
icy surface n. buzlu yüzey
decision surface n. karar yüzeyi
total area of surface n. yüzeyin toplam alanı
fabric surface n. kumaş yüzeyi
dirty surface n. kirli yüzey
main surface n. ana yüzey
surface plate n. yüzey plakası
imaginery surface n. hayali yüzey
surface integrity n. yüzey bütünlüğü
surface integrity n. yüzey tamlığı
door surface n. kapı yüzeyi
red surface n. kırmızı yüzey
red surface n. kızıl yüzey
surface lift n. kayakçıların ayaklarının zeminde sabit kalarak taşındığı bir kablolu taşıma aracı
surface lift n. kayakçıların çekilerek taşınması
glass surface n. cam zemin
sub-surface life n. yeraltında bulunan yaşam
surface life n. yüzeyde bulunan yaşam
surface mail n. kara yolu kargo hizmeti
surface mail n. deniz yolu kargo hizmeti
delicate surface n. hassas zemin
scratch the surface v. ilk adımı atmak
change surface v. yüzeyini değiştirmek
come to the surface v. yüze çıkmak
bring to surface v. yüzeye getirmek
bring to surface v. yüzeye çıkarmak
rise to the surface v. ortaya çıkmak
rise to the surface v. yüzeye çıkmak
contact the surface v. yüzeye temas etmek
drill a hole on the surface v. yüzeye delik açmak
come to surface v. su yüzüne çıkmak
pull something under the surface v. yüzeyin altına çekmek
surface into consciousness v. (duygu/düşünce) fark edilebilmek
surface into consciousness v. bilinç yüzeyine çıkmak
surface into consciousness v. bilinç barajını aşmak
surface-mounted adj. yüzeye monte
on the surface of the water adv. suyun yüzü
on the surface adv. yüzeyde
on the surface adv. görünüşte
on the surface of the water adv. suyun yüzünde
below the surface adv. yüzeyin altında
beneath the surface adv. yüzeyin altında
on the surface adv. görünürde
Phrasals
raise someone or something to the surface v. yüzeye çıkarmak
Phrases
on the surface at least expr. en azından görünüşte
Idioms
scratch the surface v. yüzeyde kalmak
scratch the surface v. derinlere inmemek
look beneath the surface v. görüneni değil altında yatan/içini/özünü görmeye/anlamaya çalışmak
look beneath the surface v. (meselenin/konunun) derinine/özüne odaklanmak/yoğunlaşmak
look beneath the surface v. (meselenin/konunun) derinine/özüne inmek/bakmak
look beneath the surface v. derinlemesine incelemek
skim the surface (of something) v. (bir şeye) yüzeysel olarak değinmek
skim the surface (of something) v. (bir şeyi) yüzeysel olarak yapmak
skim the surface (of something) v. (bir şeyi) üstünkörü anlamak
skim the surface (of something) v. (bir şeyle) yüzeysel olarak ilgilenmek
skim the surface (of something) v. (bir şeyi) yüzeysel olarak anlamak
skim the surface (of something) v. (bir şeyin) üzerinden yüzeysel olarak geçmek
skim the surface (of something) v. (bir şeyi) üstünkörü yapmak
skim the surface (of something) v. (bir şeyle) üstünkörü ilgilenmek
skim the surface (of something) v. (bir şeye) üstünkörü değinmek
skim the surface (of something) v. (bir şeye) yüzeysel/üstünkörü bir giriş yapmak
raise to the surface v. yüzeye çıkarmak
scratch the surface (of something) v. (bir şeyin) derinine inmemek
scratch the surface (of something) v. (bir şeyin) üzerinden yüzeysel olarak geçmek
scratch the surface (of something) v. (bir şeyi) yüzeysel olarak yapmak
beneath the surface adv. içinde/derinlerde bir yerde
beneath the surface adv. görüntüsünün/görünüşünün altında
below the surface adv. (meselenin/konunun) derinine/özüne
below the surface adv. içinde/derinlerde bir yerde
below the surface adv. görüntüsünün/görünüşünün altında
beneath the surface adv. (meselenin/konunun) derinine/özüne
beneath the surface expr. içinde
beneath the surface expr. yüzeyin altında
beneath the surface expr. derinlerde bir yerde
below the surface expr. derinlerde bir yerde
below the surface expr. görünenin arkasında/altında
beneath the surface expr. görünenin arkasında/altında
below the surface expr. yüzeyin altında