zemin - Turco Inglés Diccionario

zemin

Significados de "zemin" en diccionario inglés turco : 39 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
zemin floor n.
Be careful! You can slip because of the wet floor.
Dikkatli olun! Islak zemin yüzünden kayabilirsiniz.

More Sentences
zemin ground n.
They met to seeks common ground on next year's budget.
Gelecek yılın bütçesi üzerinde ortak bir zemin bulmak üzere bir araya geldiler.

More Sentences
zemin earth n.
We then walk more lightly on the earth.
O zaman zeminde daha hafif yürürüz.

More Sentences
General
zemin earth n.
We then walk more lightly on the earth.
O zaman zeminde daha hafif yürürüz.

More Sentences
zemin groundwork n.
Lastly, on the subject of enlargement, the groundwork has been done for the negotiations to be concluded in Copenhagen.
Son olarak genişleme konusunda Kopenhag'da sonuçlandırılacak müzakereler için zemin hazırlanmıştır.

More Sentences
zemin background n.
What will the logo look like on a white background?
Logo beyaz zemin üzerinde nasıl görünecek?

More Sentences
zemin base n.
I hope that we can reach an agreement on a legal base.
Umarım yasal bir zeminde bir anlaşmaya varabiliriz..

More Sentences
Technical
zemin ground n.
They met to seeks common ground on next year's budget.
Gelecek yılın bütçesi üzerinde ortak bir zemin bulmak üzere bir araya geldiler.

More Sentences
zemin floor n.
Be careful! You can slip because of the wet floor.
Dikkatli olun! Islak zemin yüzünden kayabilirsiniz.

More Sentences
zemin background n.
What will the logo look like on a white background?
Logo beyaz zemin üzerinde nasıl görünecek?

More Sentences
Textile
zemin floor n.
Be careful! You can slip because of the wet floor.
Dikkatli olun! Islak zemin yüzünden kayabilirsiniz.

More Sentences
Construction
zemin soil n.
The cultural turmoil provided fertile soil for the movement.
Yaşanan kültürel kargaşa, hareketin gelişimi açısından harikulade bir zemin oluşturmuştur.

More Sentences
zemin floor n.
Be careful! You can slip because of the wet floor.
Dikkatli olun! Islak zemin yüzünden kayabilirsiniz.

More Sentences
General
zemin level n.
zemin strata n.
zemin backcloth n.
zemin backdrop n.
zemin mother n.
zemin stage n.
zemin bed n.
zemin mold [dialect] n.
zemin mould [dialect] [uk] n.
zemin yird n.
zemin donkey-work n.
zemin flet [dialect] n.
zemin substance n.
zemin stone n.
zemin terrain N.
Idioms
zemin foothold (somewhere) n.
Technical
zemin grounding n.
zemin pavement n.
zemin stratum n.
zemin platform n.
Construction
zemin flooring n.
Aeronautic
zemin surface n.
Marine
zemin foundation n.
Geography
zemin rib n.
Archaic
zemin yeard n.
zemin groundsel n.

Significados de "zemin" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
zemin sınıflama sistemi soil classification system n.
General
zemin mühendisi ground engineer n.
abd zemin kat first floor n.
yükseltilmiş zemin estrade n.
toplam zemin alanı gross floor area n.
zemin basıncını dengeleme kalkanı earth pressure balance shield n.
zemin seviyesi ground level n.
zemin kaplama flooring n.
sert zemin firm soil n.
zemin katı first floor n.
gevşek zemin loose ground n.
ıslak zemin wet floor n.
zemin mühendisliği ground engineering n.
zemin etüdü ground studies n.
açık zemin üstünde koyu renk kare desenlerden oluşmuş bir çeşit kumaş tattersall n.
zemin kat first floor n.
kuru zemin dry ground n.
ıslak zemin wet ground n.
zemin döşeme flooring n.
zemin kaplama floor covering n.
zemin döşeme floor covering n.
zemin kat ground floor n.
zemin planı ground plan n.
zemin katı ground floor n.
dolgu zemin made ground n.
ortak zemin common ground n.
sabit zemin solid foundation n.
sağlam zemin sturdy base n.
sağlam zemin solid foundation n.
sabit zemin sturdy base n.
sağlam zemin stable base n.
sabit zemin stable base n.
örselenmiş zemin disturbed soil n.
zemin tabakaları strata n.
zemin katmanı stratum n.
tabakalı zemin stratified soil n.
bozuk zemin uneven surface n.
bozuk zemin rough surface n.
bozuk zemin uneven ground n.
düz zemin flat surface n.
düz zemin smooth surface n.
zemin rengi base colour n.
zemin örneği soil sample n.
zemin dokusu ground texture n.
zemin dokusu surface texture n.
zemin araştırması examination of soil n.
mevcut zemin existing grade n.
dolgu zemin filled soil n.
zemin düzleyici grader n.
zemin altı işler below-grade work n.
zemin döşeme stand-by n.
zemin hizası ground level n.
zemin düzeyi ground level n.
zemin gürültüsü ground noise n.
engebeli zemin hilly ground n.
batak zemin marshy ground n.
çamur zemin muddy ground n.
zemin karakteri nature of soil n.
zemin cinsi nature of soil n.
batak zemin swamp n.
alttaki zemin underlying soil n.
zemin altı otopark underground parking lot n.
zemin altı otopark underground car park n.
sosyal zemin social grounds n.
zemin ankrajı ground anchorage n.
güçlendirilmiş zemin reinforced soil n.
zemin örtüleri floor coverings n.
zemin altı below ground n.
zemin tabakası ground layer n.
zemin tabakası surface layer n.
dolgu zemin filled land n.
zemin maddesi ground substance n.
zemin kat basement n.
zemin etüdü site investigation n.
çökük zemin sunken floor n.
yasal zemin legal ground n.
kaygan zemin slippery ground n.
bulunulan katın zemin seviyesinden alçakta yapılmış sohbet köşesi conversation pit n.
meşru zemin legitimate ground n.
yasal zemin legal basis n.
buz zemin icy ground n.
(terbiye/eğitim) zemin background n.
zemin katı the downstairs n.
zemin kattan sonraki ikinci kat third story n.
zemin kattan sonraki üçüncü kat third story [brit] n.
donmuş zemin tjaele n.
toprak zemin dirt floor n.
cam zemin glass surface n.
dağcılıkta halatın sabitlendiği sağlam zemin belay n.
yana doğru giderken bir merkezin etrafında dönen atın çizdiği dairenin bulunduğu zemin volt n.
pencere pervazı ile zemin arasındaki alçak ve ince duvarın içe bakan yüzü window back n.
merkeze doğru eğimli zemin yüzeyi bowl n.
küçük bir zemin üstündeki yuvarlak veya armut şeklinde genişleme bulb n.
yapışkan zemin sticky floor n.
çıkıntılı zemin parçası linch n.
(özellikle abd donanmasında) üzerinde durulan zemin deck n.
zemin gürültüsü ground noise n.
zemin kat planı ground plan n.
donmuş zemin ground frost n.
zemin örtüsü ground cloth n.
nehir kenarındaki alçak, çimenli zemin inch [dialect] n.
zemin yükseltisi pace n.
ıslah edilmiş zemin innings n.
ahşap zemin planch [dialect] [uk] n.
ahşap zemin plancher [obsolete] n.
ahşap zemin planching n.
tahılın dövüldüğü zemin cornfloor n.
balığı kurutmak veya hazırlamak için kullanılan zemin, platform veya hazne flake n.
evden uzakta bulunan zemin outground n.
bir şeye zemin hazırlayan husus predisponent n.
zemin düzleme makinesi puddle n.
hazırlanan zemin üzerinde çizgilerin kesildiği bir harita oluşturma tekniği scribing n.
gelişim için uygun zemin seedbed n.
zemin ıslaklığı sloppiness n.
bataklık zemin slue n.
hassas zemin delicate surface n.
zemin karolarını dizen kimse paster n.
döşenmiş zemin pavement n.
genelden farklı görünen küçük zemin patch n.
çamurlu ve kırık dökük zemin swash n.
zemin hazırlamak lead up to v.
zemin hazırlamak (bir şey yapabilmek için) position oneself to do something v.
zemin hazırlamak pave the way for v.
zemin sağlamak provide a basis for v.
zemin oluşturmak form a basis for v.
zemin hazırlamak do groundwork for v.
zemin etüdü yapmak make a land survey v.
zemin hazırlamak provide a basis v.
zemin hazırlamak establish a ground v.
zemin etüdü yapmak make a soil survey v.
zemin hazırlamak give someone a ground v.
zemin oluşturmak provide basis v.
zemin hazırlamak form a basis v.
zemin hazırlamak precipitate v.
zemin oluşturmak form basis v.
zemin hazırlamak trigger v.
zemin yaratmak form basis v.
zemin yaratmak lay a foundation v.
zemin yaratmak provide basis v.
zemin yaratmak build a foundation v.
zemin sunmak make it possible (for somebody) to do something v.
zemin hazırlamak lay the groundwork v.
-e zemin hazırlamak pave the way for v.
zemin aramak seek platform v.
zemin aramak seek ground v.
sosyal bir felakete zemin hazırlamak pave the way for a social disaster v.
bir şeye zemin hazırlamak pave the way for v.
zemin hazırlamak set ground for v.
tutunacak zemin bulmak get a foothold v.
zemin teşkil etmek underpin v.