bowl - Turco Inglés Diccionario

bowl

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

bowl — Definition

Significado:
kase, çanak, bowling oynamak
Pronunciación (IPA):
(AmE /boʊl/ – BrE /bəʊl/)
Categoría gramatical:
İsim: bowl (bowls); Fiil: bowl (bowls – bowled – bowling)

Significados de "bowl" en diccionario turco inglés : 60 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
bowl n. çanak
The effect of the secondary flow can be demonstrated using a circular bowl.
İkincil akışın etkisi dairesel bir çanak kullanılarak gösterilebilir.

More Sentences
bowl n. kase
Put the soup in the bowl with spoon.
Çorbayı kaşıkla kaseye koy.

More Sentences
bowl n. tas
General
bowl n. stadyum
I'll meet you at the bowl's entrance, I've got the tickets.
Seninle stadyum girişinde buluşacağım, biletler bende.

More Sentences
bowl n. kase
Put the soup in the bowl with spoon.
Çorbayı kaşıkla kaseye koy.

More Sentences
bowl n. kase dolusu miktar
Put two bowls of rice and half three bowls of water and boil them together.
İki kase dolusu pirinç ve üç buçuk kase su koyarak hepsini birlikte kaynatın.

More Sentences
bowl n. çim topu
We were playing bowl while my mother was walking down the street.
Annem sokakta yürürken biz de çim topu oynuyorduk.

More Sentences
bowl n. top
The player with the jersey number 3 has the bowl now.
Forması 3 numara olan oyuncu şimdi topu aldı.

More Sentences
bowl v. bovling oynamak
Tom likes to bowl.
Tom bovling oynamayı sever.

More Sentences
bowl v. yuvarlamak
Stop talking and bowl your bowl.
Konuşmayı kes ve topunu yuvarla.

More Sentences
bowl v. bowling oynamak
Do you enjoy bowling?
Bowling oynamaktan hoşlanır mısınız?

More Sentences
bowl v. çim topu
We were playing bowl while my mother was walking down the street.
Annem sokakta yürürken biz de çim topu oynuyorduk.

More Sentences
bowl v. kayar gibi gitmek
We bowled down the road with an average speed.
Yolda ortalama bir hızla kayar gibi gidiyorduk.

More Sentences
Gastronomy
bowl n. kase
Put the soup in the bowl with spoon.
Çorbayı kaşıkla kaseye koy.

More Sentences
Sport
bowl v. (bovling veya çim topunda) atış yapmak
You can't bowl the ball as you want, rules of cricket limit you.
Topla istediğin gibi atış yapamazsın, kriket kuralları seni sınırlandırıyor.

More Sentences
bowl v. (krikette) oyun dışı bırakmak
The South African player bowled Virat Kohli with a successful throw.
Güney Afrikalı oyuncu başarılı bir atışla Virat Kohli'yi oyun dışı bıraktı.

More Sentences
General
bowl n. leğen
bowl n. yuvarlama
bowl n. kadeh
bowl n. bowling topu
bowl n. bovling topu
bowl n. (kaşık, pipo) çanak şeklinde parça
bowl n. bir kasenin alabileceği miktar
bowl n. merkeze doğru eğimli zemin yüzeyi
bowl n. klozet çanağı
bowl n. (saç kesimi) tas şekli
bowl n. alem
bowl n. şenlik
bowl v. yuvarlanmak
bowl v. yolunda gitmek
bowl v. şaşırtmak
bowl v. (özellikle dönerek) hızlı ve sarsıntısız bir şekilde ilerlemek
bowl v. (bovling topuyla) vurmak
bowl v. sarsıntısız bir şekilde yuvarlamak
bowl v. atış yapmak
Technical
bowl n. döner çanak
bowl n. pusula tası
bowl n. tekne
Textile
bowl n. hazne  
Architecture
bowl v. (kata) her yanından belirli bir yöne doğru sahne veya platformla hafif eğim vermek
Construction
bowl n. lavabo
bowl n. çanak şeklinde kap
Gastronomy
bowl n. tas
Tobacco
bowl n. (içine tütün konulan) pipo gövdesi
bowl n. piponun marihuana dolu gövdesi
Literature
bowl n. içki
bowl n. alkollü içecek
Geography
bowl n. çanak şeklinde coğrafi çöküntü
Sport
bowl n. çim topunda kullanılan ahşap top
bowl n. dokuz veya on kukalı bovlingde kullanılan az eğimli veya eğimsiz toplar
bowl v. krikette vurucuyu oyun dışı bırakmak
bowl v. (top) atmak
bowl v. (top) yuvarlamak
bowl v. (bovling) belirli bir skor yapmak
bowl v. (bovlingde) puan almak
Football
bowl n. (özellikle üniversite düzeyinde) özel olarak seçilen takımlar arasında sezon sonrası oynanan çeşitli oyunlar
Printery
bowl n. bazı harflerin kıvrımlı bölümü
bowl n. bazı harflerin kıvrımlı bölümlerinin içinde kalan kısım
Slang
bowl n. esrar içmek için kullanılan bir alet
bowl n. esrar içmek için kullanılan bir pipo

Significados de "bowl" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
sugar bowl n. şekerlik
General
toilet bowl n. klozet
toilet bowl n. tuvalet leğeni
birds' water bowl n. suluk
vegetable bowl n. sebzelik
pipe bowl n. lüle
finger bowl n. el yıkama tası
salad bowl n. salata kasesi
toilet bowl n. alafranga hela taşı
punch bowl n. punç kasesi
sugar bowl n. şeker kabı
beating bowl n. çırpma kabı
whipping bowl n. çırpma kabı
sugar-bowl n. şekerlik
washing-up bowl n. bulaşık tası
wc bowl n. alafranga hela taşı
ice cream bowl n. dondurma kasesi
jumbo bowl n. büyük kase
a bowl of rice n. bir kase pirinç
sauce bowl n. sosluk
sauce bowl n. sos kasesi
bowl of food n. mama kasesi
food bowl n. mama kasesi
finger bowl n. el yıkama kasesi
a bowl of cornflakes n. bir kase mısır gevreği
pudding-bowl n. mantar kafa saç kesimi
bowl cut n. mantar kafa saç kesimi
begging bowl n. dilenci kasesi
bouillon bowl n. (çerez vb ikramında kullanılan) ufak cam veya seramik kase
deep bowl n. derin kase
mixing bowl n. karıştırma kasesi
cereal bowl n. kahvaltılık gevrek/tahıl kasesi
a bowl of water n. bir kap su
fruit bowl n. meyve kasesi
bowl [obsolete] n. küre
rice bowl n. pirinç kasesi
goldfish bowl n. japon balığı akvaryumu olarak kullanılan şeffaf cam kase
finger bowl n. parmak yıkama kasesi
fish bowl n. balık kasesi
fish bowl n. akvaryum
slop bowl [dated] n. dışkı kabı
slop bowl [dated] n. idrar kabı
bowl cut n. tas tıraş
bowl cut n. tas kafa tıraşı
bowl cut n. tas kafa
bowl-cut boy n. tas kafalı çocuk
bowl-cut boy n. tas tıraşlı çocuk
bowl cut n. tas tıraşı
bowl someone over v. birini şaşırtmak
bowl over v. vurup devirmek
bowl over v. ağzı bir karış açık kalmak
bowl over v. şaşırtmak
bowl somebody over v. hayrete düşürmek
bowl someone over v. birini yere devirmek
bowl someone over v. birini şaşkına çevirmek
bowl someone over v. birini yere yıkmak
bowl along v. yolunda gitmek
bowl along v. süratle gitmek
kneel at the toilet bowl and vomit v. klozete eğilip kusmak
kneel by toilet bowl and throw up v. klozete eğilip kusmak
set a bowl of food before the cats v. kedilerin önüne mama kasesi koymak
put a bowl of food before the cats v. kedilerin önüne mama kasesi koymak
put in a bowl v. bir kaseye koymak
bowl (down) [uk] v. ezici bir şekilde yenmek
bowl (down) [uk] v. hezimete uğratmak
bowl (out) [uk] v. hareketsiz hale getirmek
bowl (down) [uk] v. hareketsiz hale getirmek
bowl (out) [uk] v. hezimete uğratmak
bowl (out) [uk] v. ezici bir şekilde yenmek
having a bowl adj. çanaklı
bowl-shaped adj. çanak biçiminde
bowl-shaped adj. kase şeklinde
bowl-legged adj. parantez bacaklı
bowl-cut adj. tas kafa traşlı
bowl-cut adj. tas kafalı
bowl-cut adj. tas kafalı
bowl-cut adj. tas tıraşlı
Phrasals
bowl somebody over v. birisini şaşırtmak
bowl over somebody v. birisini şok etmek
bowl somebody over v. birisini şok etmek
bowl up v. (tütünle vb) pipo doldurmak
bowl over somebody v. birisini şaşırtmak
bowl up v. pipoyu/piposunu doldurmak
bowl over v. aklını başından almak
bowl over v. güçlü bir etki bırakmak
Colloquial
puppy bowl n. super bowl'un oynandığı pazar günü öğleden sonra animal planet'te yayınlanan bir tv programı
rice bowl n. geçimlik
rice bowl n. titizlikle korunan kurumsal kaynak
rice bowl n. geçim kaynağı
rice bowl n. ekmek teknesi
fish bowl n. özel hayatın olmadığı yer
fish bowl n. herkesin iç içe olduğu yer
Idioms
a goldfish bowl n. özel yaşamın olmadığı yer
a goldfish bowl n. mahremiyetin olmadığı yer
a goldfish bowl n. gizlisi saklısı kalmayan yer
slop bowl [dated] n. kahve ve çay artıklarının toplandığı kase ya da kap
a bowl of cherries n. keyifli/hoş bir deneyim
a bowl of cherries n. keyifli/hoş durum
a bowl of cherries n. zevkli/eğlenceli bir deneyim
a bowl of cherries n. güllük gülistanlık durum/bir deneyim
goldfish bowl n. gizlisi saklısı kalmayan yer
goldfish bowl n. mahremiyetin olmadığı yer
goldfish bowl n. özel yaşamın olmadığı yer
goldfish bowl n. özel yaşamın gözler önünde olması
goldfish bowl n. gizliliğin olmadığı durum
bowl over v. ağzı bir karış açık kalmak
bowl someone over v. şaşkına çevirmek
bowl along v. hızlı gitmek
bowl along v. titizlikle gitmek
bowl along v. hızla gitmek
bowl someone a googly (uk) v. yanıltmak
bowl someone a googly (uk) v. birine beklemediği bir soru sormak
bowl someone a googly (uk) v. tersköşe yapmak
burn a bowl v. (çim topu oyununda topu) kazayla yerinden oynatmak
sell (one's) birthright for a bowl of soup v. kısa vadeli kazançlar için önemli hak ve değerlerden vazgeçmek
sell (one's) birthright for a bowl of soup v. bir kase çorba için doğum hakkını satmak
sell (one's) birthright for a bowl of soup v. kısa vadeli kazançlar için önemli hak ve değerlerden vazgeçmek
sell (one's) birthright for a bowl of soup v. bir kase çorba için doğum hakkını satmak
life is just a bowl of cherries expr. her şey tıkırında (olumsuz anlamda)
life is just a bowl of cherries expr. hiçbir sorun yok
life is just a bowl of cherries expr. her şey yolunda
bowl of cherries expr. harika
bowl of cherries expr. yolunda
bowl of cherries expr. güllük gülistanlık
bowl of cherries expr. zevkli
bowl of cherries expr. muhteşem
bowl of cherries expr. keyifli
bowl of cherries expr. eğlenceli
bowl of cherries expr. hoş
life is a bowl of cherries expr. hayat toz pembe
life is a bowl of cherries expr. hiçbir sorun yok
life is a bowl of cherries expr. her şey yolunda
life is a bowl of cherries expr. her şey güllük gülistanlık
life is a bowl of cherries expr. her şey tıkırında
Technical
bowl classifier n. çanaklı klasifikatör
bowl assy n. hava filtre muhafazası
graduated bowl n. dereceli kap
draining bowl n. tahliye çanağı
glass bowl n. cam tekne
float bowl n. şamandıra odası
steeping bowl n. ıslatma teknesi
scraper bowl n. skrayper kazanı
sideboard bowl n. kazan yan bölmesi
blade bowl n. bıçak çanağı
steeping bowl n. yumuşatma teknesi
scraper bowl n. skreyper kovası
purifier bowl n. separatör taşı
buffet bowl n. büfe kasesi
feeder bowl n. besleyici çanağı
rotating bowl n. döner çanak