| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | bowl i. | çanak | ||
|
The effect of the secondary flow can be demonstrated using a circular bowl. İkincil akışın etkisi dairesel bir çanak kullanılarak gösterilebilir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | bowl i. | kase | ||
|
Put the soup in the bowl with spoon. Çorbayı kaşıkla kaseye koy. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | bowl i. | tas | ||
| Genel | ||||
| Genel | bowl i. | stadyum | ||
|
I'll meet you at the bowl's entrance, I've got the tickets. Seninle stadyum girişinde buluşacağım, biletler bende. More Sentences |
||||
| Genel | bowl i. | kase | ||
|
Put the soup in the bowl with spoon. Çorbayı kaşıkla kaseye koy. More Sentences |
||||
| Genel | bowl i. | kase dolusu miktar | ||
|
Put two bowls of rice and half three bowls of water and boil them together. İki kase dolusu pirinç ve üç buçuk kase su koyarak hepsini birlikte kaynatın. More Sentences |
||||
| Genel | bowl i. | çim topu | ||
|
We were playing bowl while my mother was walking down the street. Annem sokakta yürürken biz de çim topu oynuyorduk. More Sentences |
||||
| Genel | bowl i. | top | ||
|
The player with the jersey number 3 has the bowl now. Forması 3 numara olan oyuncu şimdi topu aldı. More Sentences |
||||
| Genel | bowl f. | bovling oynamak | ||
|
Tom likes to bowl. Tom bovling oynamayı sever. More Sentences |
||||
| Genel | bowl f. | yuvarlamak | ||
|
Stop talking and bowl your bowl. Konuşmayı kes ve topunu yuvarla. More Sentences |
||||
| Genel | bowl f. | bowling oynamak | ||
|
Do you enjoy bowling? Bowling oynamaktan hoşlanır mısınız? More Sentences |
||||
| Genel | bowl f. | çim topu | ||
|
We were playing bowl while my mother was walking down the street. Annem sokakta yürürken biz de çim topu oynuyorduk. More Sentences |
||||
| Genel | bowl f. | kayar gibi gitmek | ||
|
We bowled down the road with an average speed. Yolda ortalama bir hızla kayar gibi gidiyorduk. More Sentences |
||||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | bowl i. | kase | ||
|
Put the soup in the bowl with spoon. Çorbayı kaşıkla kaseye koy. More Sentences |
||||
| Spor | ||||
| Spor | bowl f. | (bovling veya çim topunda) atış yapmak | ||
|
You can't bowl the ball as you want, rules of cricket limit you. Topla istediğin gibi atış yapamazsın, kriket kuralları seni sınırlandırıyor. More Sentences |
||||
| Spor | bowl f. | (krikette) oyun dışı bırakmak | ||
|
The South African player bowled Virat Kohli with a successful throw. Güney Afrikalı oyuncu başarılı bir atışla Virat Kohli'yi oyun dışı bıraktı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | bowl i. | leğen | ||
| Genel | bowl i. | yuvarlama | ||
| Genel | bowl i. | kadeh | ||
| Genel | bowl i. | bowling topu | ||
|
|
||||
| Genel | bowl i. | bovling topu | ||
| Genel | bowl i. | (kaşık, pipo) çanak şeklinde parça | ||
| Genel | bowl i. | bir kasenin alabileceği miktar | ||
| Genel | bowl i. | merkeze doğru eğimli zemin yüzeyi | ||
| Genel | bowl i. | klozet çanağı | ||
| Genel | bowl i. | (saç kesimi) tas şekli | ||
| Genel | bowl i. | alem | ||
| Genel | bowl i. | şenlik | ||
| Genel | bowl f. | yuvarlanmak | ||
| Genel | bowl f. | yolunda gitmek | ||
| Genel | bowl f. | şaşırtmak | ||
| Genel | bowl f. | (özellikle dönerek) hızlı ve sarsıntısız bir şekilde ilerlemek | ||
| Genel | bowl f. | (bovling topuyla) vurmak | ||
| Genel | bowl f. | sarsıntısız bir şekilde yuvarlamak | ||
| Genel | bowl f. | atış yapmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | bowl i. | döner çanak | ||
| Teknik | bowl i. | pusula tası | ||
| Teknik | bowl i. | tekne | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | bowl i. | hazne | ||
| Mimarlık | ||||
| Mimarlık | bowl f. | (kata) her yanından belirli bir yöne doğru sahne veya platformla hafif eğim vermek | ||
|
|
||||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | bowl i. | lavabo | ||
| İnşaat | bowl i. | çanak şeklinde kap | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | bowl i. | tas | ||
| Tütün | ||||
| Tütün | bowl i. | (içine tütün konulan) pipo gövdesi | ||
| Tütün | bowl i. | piponun marihuana dolu gövdesi | ||
| Edebiyat | ||||
| Edebiyat | bowl i. | içki | ||
| Edebiyat | bowl i. | alkollü içecek | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | bowl i. | çanak şeklinde coğrafi çöküntü | ||
| Spor | ||||
| Spor | bowl i. | çim topunda kullanılan ahşap top | ||
| Spor | bowl i. | dokuz veya on kukalı bovlingde kullanılan az eğimli veya eğimsiz toplar | ||
| Spor | bowl f. | krikette vurucuyu oyun dışı bırakmak | ||
| Spor | bowl f. | (top) atmak | ||
| Spor | bowl f. | (top) yuvarlamak | ||
| Spor | bowl f. | (bovling) belirli bir skor yapmak | ||
| Spor | bowl f. | (bovlingde) puan almak | ||
| Futbol | ||||
| Futbol | bowl i. | (özellikle üniversite düzeyinde) özel olarak seçilen takımlar arasında sezon sonrası oynanan çeşitli oyunlar | ||
| Matbaa | ||||
| Matbaa | bowl i. | bazı harflerin kıvrımlı bölümü | ||
| Matbaa | bowl i. | bazı harflerin kıvrımlı bölümlerinin içinde kalan kısım | ||
| Argo | ||||
| Argo | bowl i. | esrar içmek için kullanılan bir alet | ||
| Argo | bowl i. | esrar içmek için kullanılan bir pipo | ||