tekne - Turco Inglés Diccionario

tekne

Significados de "tekne" en diccionario inglés turco : 35 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
tekne boat n.
There are time restrictions, limiting the use of boats only to certain hours each day.
Teknelerin kullanımını her gün sadece belirli saatlerle sınırlayan zaman kısıtlamaları var.

More Sentences
tekne vessel n.
The decision, though, as to whether or not to scrap a vessel, is one that every fisherman will have to take for himself.
Bununla birlikte, bir tekneyi hurdaya çıkarıp çıkarmama kararı, her balıkçının kendi vermesi gereken bir karardır.

More Sentences
General
tekne vessel n.
The decision, though, as to whether or not to scrap a vessel, is one that every fisherman will have to take for himself.
Bununla birlikte, bir tekneyi hurdaya çıkarıp çıkarmama kararı, her balıkçının kendi vermesi gereken bir karardır.

More Sentences
tekne craft n.
I therefore also consider the obligation for annual craft inspections to be unnecessary.
Bu nedenle, yıllık tekne denetimleri yükümlülüğünün de gereksiz olduğunu düşünüyorum.

More Sentences
tekne hull n.
The explosion was so powerful that the hull almost broke in two.
Patlama öylesine güçlüydü ki, tekne neredeyse ikiye ayrılıyordu.

More Sentences
tekne tub n.
We will use tubes to pass the canal.
Kanalı geçmek için tekneleri kullanacağız.

More Sentences
Trade/Economic
tekne craft n.
I therefore also consider the obligation for annual craft inspections to be unnecessary.
Bu nedenle, yıllık tekne denetimleri yükümlülüğünün de gereksiz olduğunu düşünüyorum.

More Sentences
Technical
tekne vessel n.
The decision, though, as to whether or not to scrap a vessel, is one that every fisherman will have to take for himself.
Bununla birlikte, bir tekneyi hurdaya çıkarıp çıkarmama kararı, her balıkçının kendi vermesi gereken bir karardır.

More Sentences
tekne tub n.
We will use tubes to pass the canal.
Kanalı geçmek için tekneleri kullanacağız.

More Sentences
Marine
tekne hull n.
The explosion was so powerful that the hull almost broke in two.
Patlama öylesine güçlüydü ki, tekne neredeyse ikiye ayrılıyordu.

More Sentences
tekne craft n.
I therefore also consider the obligation for annual craft inspections to be unnecessary.
Bu nedenle, yıllık tekne denetimleri yükümlülüğünün de gereksiz olduğunu düşünüyorum.

More Sentences
tekne boat n.
There are time restrictions, limiting the use of boats only to certain hours each day.
Teknelerin kullanımını her gün sadece belirli saatlerle sınırlayan zaman kısıtlamaları var.

More Sentences
General
tekne back n.
tekne tank n.
tekne basin n.
tekne sink n.
tekne ship n.
tekne glider n.
tekne bottom n.
tekne ship's hull n.
tekne wooden trough n.
tekne trough n.
tekne vat n.
tekne keeve n.
tekne tray n.
tekne turnel [dialect] n.
tekne kimnel [obsolete] n.
Technical
tekne trough n.
tekne bowl n.
tekne vat n.
tekne sag n.
Marine
tekne bottom n.
tekne keel n.
Geography
tekne syncline n.
Geology
tekne synclinal n.

Significados de "tekne" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
direği kıça doğru eğik görünen (tekne) rakish adj.
General
tekne (sıvı için) vat n.
tekne (gemi/vapur/sandal/yat gibi) boat n.
trollü tekne trawler n.
iki kıyı arasında araba ve insan taşıyan tekne ferryboat n.
ticari tekne mercantile vessel n.
tekne koyağı synclinal valley n.
tarak ağlı tekne trawler n.
ev şekline sokulmuş veya ev gibi kullanılan tekne houseboat n.
küçük tekne wherry n.
canlı balık tutan tekne smack n.
çoğunlukla yarışlar için kullanılan güçlü motorlu tekne powerboat n.
karides avlarken kullanılan tekne shrimper n.
dinlence amaçlı tekne recreational boat n.
kazazedeleri kurtaran tekne hoveller n.
tekne üreticiliği boat manufacturing n.
tekne üreticisi boat manufacturer n.
tekne gezisi cruise n.
birden çok tekne kısmı olan gemi multi-hull n.
tekne sigortacısı hull insurer n.
kayık ya da yelkenli tekne yarışı regatta n.
tekne gezintisi boating n.
eski ve dökük tekne beat-up boat n.
tekne dolusu boatload n.
üç direkli yelkenli tekne bark n.
küçük tekne cockleboat n.
kamaralı büyük tekne cruiser n.
tekne gezisi boat excursion n.
tekne gezisi boat cruise n.
(heyecanlı/hareketli)tekne/(deniz) motoru gezisi boat ride n.
bir tür oyuncak tekne hot-air-boat n.
pop pop tekne toc-toc n.
bir tür oyuncak tekne pulsating water engine boat n.
pop pop tekne poof poof craft n.
pop pop tekne puf-puf boat n.
bir tür oyuncak tekne toc-toc n.
pop pop tekne hot-air-boat n.
bir tür oyuncak tekne pop-pop boat n.
bir tür oyuncak tekne crazy boat n.
bir tür oyuncak tekne knatterboot n.
bir tür oyuncak tekne poof poof craft n.
pop pop tekne knatterboot n.
bir tür oyuncak tekne can-can-boot n.
pop pop tekne pop-pop boat n.
bir tür oyuncak tekne putt-putt boat n.
pop pop tekne pulsating water engine boat n.
pop pop tekne crazy boat n.
pop pop tekne can-can-boot n.
pop pop tekne putt-putt boat n.
pop pop tekne phut-phut n.
bir tür oyuncak tekne pouet-pouet n.
pop pop tekne flash-steamer n.
bir tür oyuncak tekne phut-phut n.
bir tür oyuncak tekne flash-steamer n.
pop pop tekne pouet-pouet n.
bir tür oyuncak tekne puf-puf boat n.
dünya'nın etrafını tekne ile kat etme yarışı around the world race n.
düz burunlu sandal/ tekne pram n.
motorlu tekne motor vessel n.
sazdan tekne reed boat n.
tekne kazıntısı laat lammetjie [south african] n.
kanada'da büyük göller üzerinde düzenli sefer yapan tekne lake boat n.
genellikle gümüşten yapılan ve içine çeşitli sofra malzemelerinin konduğu tekne şeklinde masa süsü nef n.
eğlence parkında ziyaretçilerin içinden genellikle tekne ile geçtiği karanlık tünel tunnel of love n.
deniz ve buz üzerinde ilerleyebilen düz tabanlı bir tekne scooter n.
küçük tekne keeler n.
sığ tekne keeler n.
mayalama, yoğurma ve et tuzlama için kullanılan büyük ahşap bir tekne kymnel [obsolete] n.
yıkanma için kullanılan tekne lavatory n.
balık ve diğer su altı hayvanlarını canlı olarak tutmak için su ile doldurulmuş tekne, havuz veya hazne marine museum n.
içinde mayşeleme yapılan büyük bir tekne mash tub n.
mayşe ve malt yapımında kullanılan büyük bir tekne mash tun n.
içinde üzümün ayakla basılarak suyunun çıkarıldığı tekne wine press n.
içinde üzümün pistonla ezilerek suyunun çıkarıldığı tekne wine press n.
tekne idarecisi boatsman n.
tekne uyarı ıslığı boat whistle n.
tekne işçisi boatsman n.
tekne kullanıcısı boatsman n.
(yelkenli tekne) galerya gallery n.
yüksek hızlı tekne yarışı hydroplane racing n.
gelgit düzlüklerinde seyahat eden tekne veya mavna mudscow n.
ingiltere'nin kuzey kıyılarında kullanılan sivri kıçlı bir kürekli tekne mule n.
kaptanın özel kullanımı için tasarlanmış tekne gig n.
hız yapmak için tasarlanmış tekne gig n.
tekne itmek için kullanılan sopa gibstaff [obsolete] n.
nehirde tekne kullanan kimse riverman n.
tekne idarecisi riverman n.
tekne idarecisi river driver n.
nehirde tekne kullanan kimse river driver n.
sallanan çerçevelerle donatılmış tekne rocker pit n.
sallanan çerçevelerle donatılmış tekne rocker vat n.
(özellikle daha büyük bir tekneye hizmet için kullanılan) küçük tekne cock-boat [obsolete] n.
(özellikle daha büyük bir tekneye hizmet için kullanılan) küçük tekne cock [obsolete] n.
inci avında kullanılan tekne pearler n.
abd'nin doğu kıyısında yaygın olan düz tabanlı küçük bir tekne flattie n.
küçük tekne gawn [obsolete] [uk] n.
ekmek yoğurulan tekne shaul n.
motorlu tekne stinkpot n.
hafif bir yelkenli tekne markası sunfish® n.
payandalı tekne outrigger n.
sallanmak (tekne) toss v.
su almak (tekne) take on water v.
tekne kullanmak sail a boat v.
tekne gezisine çıkmak take a boat trip v.
(tekne vb) su almak take in water v.
(gemi, tekne) etrafını buzla kaplamak beset v.
tekne dışı outboard adj.
tekne gibi tublike adj.
tekne şeklinde boat-shaped adj.
tekne gibi boatlike adj.
tekne dolusu boatful adj.
iki denizcinin kullandığı (tekne) doublehanded adj.
iki denizcinin kullandığı (tekne) double-handed adj.
kişinin gemi veya tekne vb'ye binmiş olması durumu on board adv.
tekne kenarının üzerinden overboard adv.
küçük tekne skiff N.
Phrasals
(tekne ile) gezmek sail around v.
gemi, tekne ile bir yere gelmek/varmak sail into v.
(tekne, gemi vb.) (bir şeye) doğru yol almak bear in with (something) v.
Colloquial
tekne kazıntısı runt of the litter n.
tekne meraklısı boatie [australia/new zealand] n.
Idioms
balina avcılığı yaparken balinaya kancayı takıp balina tarafından sürüklenen tekne nantucket sleigh ride n.
altı üstüne gelmiş tekne rag bagger n.
düzensiz tekne rag bagger n.
dağınık tekne rag bagger n.
(gemi, tekne) yan yatmak be on her beam ends v.
(tekne) başka bir tekneyle aynı rotada giderek rota değişimi yapmak hold tack with v.
Speaking
nehirde tekne turu yapılıyor mu? are there any boat trips on the river? expr.
Trade/Economic
levazımat sağlayan küçük tekne tender n.
Law
tekne sigortası hull insurance n.
kazaya uğramış tekne cast n.
Politics
tekne ile gelişler boat arrivals n.
tekne ile gelenlerin uzaklaştırılması push-off of boat arrivals n.
tekne ile gelen kişiler boat people n.
Industry
kağıt yapımında hamur akışını yavaşlatıp ağır ve düzensiz parçacıkları eleyen dik bölmeli tekne riffler n.
baskılı kumaşı solmaya dirençli hale getirmeye yarayan bir dizi tekne soaper n.
derilerin yumuşatıldığı tekne soak n.
Insurance
tekne sigortacısı hull underwriter n.
müşterek tekne komitesi joint hull committee n.
müşterek tekne şartları joint hull understandings n.
nakliyat tekne sigortasında çarpışmadan ötürü üçüncü şahısların yol running down clause n.
müşterek tekne şartları joint hull understanding n.
tekne ve malzemeler hull and materials n.
nakliyat tekne sigortası marine hull insurance n.
tekne sigortası hull insurance n.
tekne ve makineler hull and machinery n.
tekne poliçesinde geminin battığı zamanlarda ödenen prim iadeleri hull returns n.
tekne üstünlük hükmü hull paramount clause n.
tekne tüm rizikoları all risks hull n.
müşterek tekne ekspertizi joint hull survey n.