sink - Turco Inglés Diccionario

sink

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

sink — Definition

Significado:
batmak, lavabo
Pronunciación (IPA):
(AmE /sɪŋk/ – BrE /sɪŋk/)
Categoría gramatical:
Düzensiz Fiil: sink (sinks – sank/sunk – sinking); İsim: sink (sinks)
Sinónimo:
submerge
Antónimos:
float

Significados de "sink" en diccionario turco inglés : 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
sink n. lavabo
Please don’t leave your dirty dishes in the sink.
Lütfen kirli tabaklarınızı lavaboda bırakmayın.

More Sentences
sink v. batmak
The pebble he threw slowly sunk to the bottom of the lake.
Attığı çakıl taşı yavaşça gölün dibine battı.

More Sentences
sink v. batırmak
The Commission has tried various ways of sinking this agreement.
Komisyon bu anlaşmayı batırmak için çeşitli yollar denedi.

More Sentences
sink v. suya batmak
General
sink v. gömülmek
They sank a few bottles of wine that evening.
O akşam birkaç şişe şaraba gömüldüler.

More Sentences
sink v. yatırmak (sermaye)
Tom certainly sunk a lot of money into his business.
Tom kesinlikle işine çok para yatırdı.

More Sentences
sink v. çökmek
He sank into a chair.
Bir sandalyeye çöktü.

More Sentences
sink v. düşmek
Even the strongest personalities can sink into depression.
En güçlü şahsiyetler bile bunalıma düşebilirler.

More Sentences
sink v. batırmak
The Commission has tried various ways of sinking this agreement.
Komisyon bu anlaşmayı batırmak için çeşitli yollar denedi.

More Sentences
Technical
sink n. lavabo
Please don’t leave your dirty dishes in the sink.
Lütfen kirli tabaklarınızı lavaboda bırakmayın.

More Sentences
sink n. yutak
We cannot conceal our reticence over emissions trading and its monitoring or the use of sinks.
Emisyon ticareti ve bunun izlenmesi ya da yutakların kullanımı konusundaki suskunluğumuzu gizleyemeyiz.

More Sentences
sink v. batmak
The pebble he threw slowly sunk to the bottom of the lake.
Attığı çakıl taşı yavaşça gölün dibine battı.

More Sentences
sink v. batırmak
The Commission has tried various ways of sinking this agreement.
Komisyon bu anlaşmayı batırmak için çeşitli yollar denedi.

More Sentences
Food Engineering
sink v. batırmak
The Commission has tried various ways of sinking this agreement.
Komisyon bu anlaşmayı batırmak için çeşitli yollar denedi.

More Sentences
General
sink n. bataklık
sink n. tekne
sink n. batak
sink n. çukur
sink n. pislik çukuru
sink n. eviye
sink n. delikli taş
sink n. musluk taşı
sink n. musluk
sink n. lağım çukuru
sink n. oyuk
sink n. göçük
sink v. unutulmak
sink v. saplanmak
sink v. işlemek
sink v. düşürmek
sink v. feragat etmek
sink v. azaltmak
sink v. gömmek
sink v. yerleştirmek
sink v. fakirleşmek
sink v. tenezzül etmek (kötü bir şey yapmaya)
sink v. mahvetmek
sink v. yıkılmak
sink v. kötüleşmek
sink v. açmak (kuyu, maden ocağı vb'ni)
sink v. mahvolmak
sink v. örtbas etmek
sink v. kazmak
sink v. durumu bozulmak
sink v. kırılmak
sink v. vazgeçmek
sink v. kafasına girmek
sink v. fenalaşmak
sink v. inmek
sink v. oturmak
sink v. alçaltmak
sink v. alçalmak
sink v. azalmak
sink v. basmak
sink v. hafiflemek
sink v. değeri azalmak
sink v. düşük seviyede yüzmek
sink v. sığ alanda yüzmek
sink v. sönmek
sink v. körelmek
sink v. görüş alanından çıkmak
sink v. kaybolmak
sink v. toz olmak
sink v. değerini kaybetmek
sink v. kıymetini yitirmek
sink v. değersizleşmek
sink v. dikkat kesilmek
sink v. yoğunlaşmak
sink v. tamamen penetre etmek
sink v. nüfuz ettirmek
sink v. zayıflatmak
sink v. güçten düşürmek
sink v. (yay gücünü) azaltmak
sink v. (yayı) güçsüzleştirmek
sink v. terk etmek
sink v. bırakmak
sink v. kullanmayı bırakmak
sink v. (et tartarken) sakatat kısmını düşmek
sink v. kısıtlamak
sink v. bastırmak
sink v. dindirmek
sink v. baskı uygulamak
sink v. göz ardı etmek
sink v. takmamak
sink v. önemsememek
sink v. ikincilleştirmek
sink adj. (toplu konut veya okul) seviyesi yerlerde olan
sink adj. (toplu konut veya okul) düşük standartlı
sink adj. (toplu konut veya okul) kalitesiz
sink adj. (okul) başarı seviyesi düşük
Irregular Verb
sink v. sank/sunk - sunk
Colloquial
sink v. (topa) sayı olacak şekilde vurmak
sink v. sayı olacak atış yapmak
sink v. isabetli atmak
sink v. (gölü) gömmek
sink v. yenmek
sink v. galip gelmek
Trade/Economic
sink v. sermaye yatırmak
sink v. (borç) ödemek
sink v. (borç) kapatmak
Technical
sink n. atık su kanalı
sink n. tekne geriz
sink n. derin olmayan çukur
sink n. yapılan sığ kazı
sink n. depolama süreci
sink n. imha süreci
sink n. imha donanımı
sink n. saklama donanımı
sink n. ısı giderici
sink n. ısı havuzu
sink n. soğutucu
sink n. reaktant
sink n. madde soğurucu
sink v. dalmak
sink v. daldırmak
sink v. (kitapta bölüm başlığını) alçaltmak
sink v. (kitapta bölüm başlığını) aşağı indirmek
Computer
sink n. alış noktası
sink n. alıcı
sink n. çıkış düğümü
Aeronautic
sink v. ağır ağır inmek
Marine
sink n. havuzluk
sink n. gemi ambarının ortasında yer alan dikey alan
Printing
sink n. baskı plakasının altta kalan bölümü
Food Engineering
sink n. yalak
Gastronomy
sink n. eviye
Marine Biology
sink n. batma
Environment
sink n. yutak alan
Geography
sink n. obruk
sink n. ortası çökük toprak yüzeyi
sink n. hendek
sink n. yarıntı
sink n. yüzey oyuntusu
Card
sink v. (kart veya kombinasyonu) göstermemek
Archaic
sink n. kara delik gibi yer
sink n. nesneleri yutan yer
sink n. nesnelerin kaybolduğu yer
sink v. geriletmek
sink v. aşağı çekmek
sink v. kötüleştirmek
sink v. üzmek
sink v. bunalıma sokmak
sink v. miktarını azaltmak
sink v. gramajını düşürmek
sink v. (fiyatları) düşürmek
sink v. (para) cukkalamak
sink v. (para) kendine tahsis etmek
sink v. el koymak
sink v. gasp etmek
sink v. kendine almak

Significados de "sink" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
kitchen sink n. eviye
bathroom sink n. banyo lavabosu
kitchen sink n. bulaşık teknesi
bathroom sink n. lavabo
sink shaft n. keson kuyu
sink shaft n. batırma kuyu
heat sink n. ısı emen nesne
sink and plughole unblocker n. lavabo aç
sink and plughole unblocker n. lavabo açacağı
a kitchen-sink play n. sıradan insanlarla ilgili sahne eseri
kitchen sink n. eviye
time-sink n. zaman kaybı
utility sink n. yıkama evyesi
slop sink n. (ayakkabı vb) yıkama evyesi
slop sink n. (ayakkabı vb) yıkama küveti
sink marks n. çöküntü
sink marks n. çekinti
kitchen-sink n. ev veya restoranda mutfak lavabosu
sink hole n. lağım çukuru
sink [obsolete] n. bir bölgede yaşayan yolsuzlar
sink unit n. gider sistemi
sink hole n. pislik yuvası
sink hole n. foseptik
sink [obsolete] n. bir bölgenin kötüleri
sink hole n. gider kapağı
sink in v. nüfuz etmek
sink low v. çok düşmek (fiyat)
sink one's troubles in drink v. içkiyle dertlerini unutmak
sink into oblivion v. unutulmak
sink into v. sokmak
sink into a depression v. depresyona girmek
sink to one's knees v. dizlerinin üzerine çökmek
sink to one's knees v. diz çökmek
sink into v. dalmak
sink fast v. günleri sayılı olmak
sink into v. saplanmak
sink their differences v. aralarındaki anlaşmazlıkları bertaraf etmek
sink into despair v. umutsuzluğa düşmek
sink low v. çok alçalmak (güneş/ay)
sink to the bottom v. dibine çökmek
sink into a deep sleep v. derin bir uykuya dalmak
sink fast v. günlerini saymak
sink into v. gömülmek
sink into a chair v. bir koltuğa çökmek
sink into v. batırmak
sink into v. düşmek
sink to the bottom v. dibe çökmek
sink in v. kafasına girmek
sink into v. kapılmak
sink into v. gitgide pençesine düşmek (kötü bir şeyin)
sink without a trace v. sırra kadem basmak
sink a well v. kuyu kazmak
sink into v. işlemek
sink fast v. ağır hasta son günlerini yaşamak
sink deeper into depression v. depresyona sürüklenmek
sink into sleep v. uykuya dalmak
sink back against pillow v. yastığa yaslanmak
sink into despair v. çaresizliğe düşmek
sink into pessimism v. karamsarlığa kapılmak
sink into debt v. borç batağına sürüklemek
(the sun) sink v. güneş batmak
sink into a depression v. bunalıma girmek
sink a ship v. gemi batırmak
sink into desperation v. karamsarlığa kapılmak
sink into pessimism v. karamsarlığa düşmek
sink into desperation v. karamsarlığa düşmek
sink a caisson v. kesonu batırmak
sink into oblivion v. unutulmaya yüz tutmak
sink money into v. parayı gömmek
sink oneself into the effort of v. çabası içine girmek
sink into a coma v. komaya girmek
time-sink adj. zaman alan (faaliyet)
kitchen-sink adj. rastgele
kitchen-sink adj. titizlik veya plandan yoksun
kitchen-sink adj. gelişigüzel
under the sink adv. tezgah altı
under the sink adv. tezgah altında
the sink is dirty expr. lavabo kirli
Phrasals
sink in v. batmak
sink below something v. altına batmak
sink down v. batmak
sink under v. batmak
sink back into something v. (koltuğa/sedire vs.) gömülmek/uzanmak
sink down v. yığılıp kalmak
sink down v. yığılmak
sink down v. kendini bırakmak
sink something in (to) someone or something v. birine/bir şeye bir şey batırmak
sink in v. anlaşılmak
sink something in (to) someone or something v. birine/bir şeye zaman, para bağlamak/gömmek
sink something in v. birine/bir şeye zaman, para harcamak
sink something in (to) someone or something v. birine/bir şeye zamansal, parasal yatırım yapmak
sink in v. emmek
sink in v. sokmak
sink something in v. birine/bir şeye zamansal, parasal yatırım yapmak
sink something in (to) someone or something v. birine/bir şeye zaman, para harcamak
sink in v. batırmak
sink in v. zamansal, parasal yatırım yapmak
sink in v. içine işlemek/çekmek
sink something in v. birine/bir şeye bir şey batırmak
sink in v. zaman, para bağlamak/gömmek
sink something in (to) someone or something v. birine/bir şeye bir şey sokmak
sink something in v. birine/bir şeye bir şey sokmak
sink something in v. birine/bir şeye zaman, para bağlamak/gömmek
sink in v. zaman, para harcamak
sink in v. sindirilmek
sink back into (something) v. önceki durumuna tekrar yenik düşmek
sink back into (something) v. önceki zihinsel durumuna geri dönmek
sink back into (something) v. önceki durumuna geri dönmek
sink back into (something) v. önceki zihinsel haline tekrar dalmak
sink to something v. bir şeye düşmek
sink to something v. bir şeye batmak
sink back v. önceki zihinsel haline tekrar dalmak
sink into (someone) v. (birinin) aklına girmek
sink below v. altına batmak
sink under (something) v. (bir şeye) batmak
sink into (something) v. (pasif/hareketsiz bir hale) geçmek
sink into (someone or something) v. (birine/bir şeye) zaman, para harcamak
sink into (someone or something) v. (birine/bir şeye) zaman, para yatırmak
sink into (something) v. (bir şeye) nüfuz etmek
sink into (someone or something) v. (birine/bir şeye) sokmak/batırmak
sink under (something) v. (bir şeyin etkisiyle/ağırlığıyla) batmak/alçalmak
sink back v. önceki durumuna geri dönmek
sink into (something) v. (bir şeyin) için emilmek
sink back v. önceki zihinsel durumuna geri dönmek
sink into (someone or something) v. (birine/bir şeye) zaman, para gömmek
sink into (someone or something) v. (birine/bir şeye) saplamak
sink into (someone) v. (biri) tarafından anlaşılmak
sink into (something) v. (bir duruma/bir şeye) gömülmek
sink into (something) v. (bir şeyin) içine sızmak/süzülmek
sink back v. önceki durumuna tekrar yenik düşmek
Proverb
loose lips sink ship boşboğazlık adam öldürür
beware of little expenses; a small leak will sink a great ship görünmeyen küçük harcamalar zamanla tüm kaynakları/sermayeyi tüketir
beware of little expenses; a small leak will sink a great ship küçük harcamalara dikkat et, küçük bir sızıntı kocaman bir gemiyi batırır
Colloquial
sink of corruption n. kötülük yuvası
sink of iniquity n. kötülük yuvası
sink of iniquity n. günah yuvası
sink of corruption n. günah yuvası
hit one’s head on the sink v. başını küvete/lavaboya çarpmak
sink money v. para batırmak
sink [uk] v. fondip yapmak
sink [uk] v. içmek
sink [uk] v. tek dikişte içmek
sink [uk] v. kafaya dikmek
let that sink in expr. bunu bir sindir
let that sink in expr. bunu bir kafanda oturt
let that sink in expr. bunu iyice düşün
Idioms
everything but the kitchen sink n. fuzuli şeyler
everything but the kitchen sink n. gereksiz şeyler
everything but the kitchen sink n. hemen hemen her şey
kitchen-sink n. fuzuli eşya