ground - Turco Inglés Diccionario
Historia

ground

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "ground" en diccionario turco inglés : 71 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
ground n. yer
ground n. zemin
ground n. toprak
General
ground v. karaya oturtmak
ground v. yere indirmek
ground v. dayandırmak
ground v. yere sermek
ground v. uçurtmamak (uçağı)
ground v. dayanmak
ground v. iyileşmek
ground v. hareket izni vermemek
ground v. dışarı çıkartmamak (birini ceza olarak)
ground v. kurmak
ground v. dayatmak (bir sebebe)
ground v. karaya oturmak
ground v. çakmak
ground v. temellenmek
ground v. uçamamak (uçak hava koşullarından dolayı)
ground v. dayanmak (bir sebebe)
ground v. topraklamak
ground v. temellendirmek
ground v. (gemiyi) karaya oturtmak
ground v. (uçak) inmek
ground v. (gemi) karaya oturmak
ground n. prensip
ground n. telve
ground n. fon
ground n. yer (yerin yüzü)
ground n. meşecik
ground n. temel
ground n. arazi
ground n. meydan
ground n. dayanak
ground n. neden
ground n. mesafe
ground n. kara
ground n. tortu
ground n. arsa
ground n. çekilmiş
ground n. kurtluca
ground n. dip
ground n. saha
ground n. kaide
ground n. sebep
ground n. yeryüzü
ground n. bayır
ground n. yer
ground n. taban
ground n. toprak
ground n. toprak bağlantısı
ground n. deniz dibi
ground n. toprak hattı
ground n. alan
ground n. mülk
Law
ground gerekçe
Technical
ground zemin
ground zeminlemek
ground yerprak
ground taşlanmış
ground öğütülmüş
Electric
ground topraklamak (cihazı)
ground topraklamak
Automotive
ground şasiye bağlanan batarya ucu
ground şasi devresi
ground kısa devre
ground toprak hattı
ground topraklama
Aeronautic
ground uçuşu önlemek
Gastronomy
ground öğütülmüş
Meteorology
ground yerin hali
Ottoman Turkish
ground mebde

Significados de "ground" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
ground meat n. kıyma
General
be on familiar ground v. bildiği bir konuyla ilgilenmek
put a stake in the ground v. ilk adımı atmak
lose ground v. kötüye gitmek (hastanın durumu)
be on familiar ground v. bildiği bir yerde bulunmak
go to ground v. araziye uymak
take ground v. karaya oturmak
lose ground v. kayıplara uğramak
reach a common ground v. orta yol bulmak
cover ground v. yol katetmek
shift one's ground v. savunduğu konuyu başka birtakım gerekçelere dayatmak
keep an ear to the ground v. kulağı tetikte olmak
ground on v. esas almak
ground on v. temel almak
gain ground v. iyiye gitmek (hastanın durumu)
break ground v. törenle temel atmak
break fresh ground v. çığır açmak
ground someone in v. birine bir konunun temel ilkelerini öğretmek
cut the ground from under someone's feet v. birinin savunduğu noktaları çürütmek
raze something to the ground v. yerle bir etmek
learn something from the ground up v. bir şeyi her yönüyle öğrenmek
roll on the ground v. ağınmak
ground on v. dayandırmak
get off the ground v. başlamak (bir iş)
get off the ground v. havalanmak (uçak)
lose ground v. geri çekilmek
hit the ground v. yere çarpmak
break ground v. çığır açmak
burn to ground v. yanıp kül olmak
have both one's feet on the ground v. gerçekçi ve pratik bir şekilde düşünmek
level with the ground v. taş taş üstünde bırakmamak
keep an ear to the ground v. kulağı kirişte olmak
gain ground v. kazanç sağlamak
cover ground v. hızlı gitmek
put a stake in the ground v. ilk çiviyi çakmak
come or bring down to the ground v. alana inmek
be on familiar ground v. bildiği bir bölgede bulunmak
have both one's feet on the ground v. aklı başında olmak
lose ground v. gerilemek
commit to the ground v. toprağa vermek
gain ground v. rağbet kazanmak
cut the ground out from under one's feet v. birinin dayanak noktalarını çürütmek
cover ground v. belirli bir konu hakkında bilgi vermek
commit to the ground v. gömmek
break new ground v. çığır açmak
form a ground v. dayanak teşkil etmek
constitute a ground v. dayanak teşkil etmek
have ground v. temeli olmak
be based on the ground of v. temeline dayanmak
extract mine from the ground v. maden çıkarmak
establish a ground v. zemin hazırlamak
give someone a ground v. zemin hazırlamak
fix on the ground v. zemine sabitlemek
ground on v. temele dayandırmak
have no ground v. temeli olmamak
gain ground v. mesafe almak
cover a ground v. mesafa almak
gain ground v. mesafe katetmek
cover a ground v. mesafe katetmek
cover a ground v. mesafe almak
gain ground v. mesafe almak
be buried in the ground v. toprağa gömülmek
put in the ground v. toprağa gömmek
bury in the ground v. toprağa gömmek
find a middle ground v. ortak bir noktada buluşmak
find a middle ground v. ortak bir noktada anlaşmak
break new ground v. bir ilki gerçekleştirmek
break new ground v. ilki gerçekleştirmek
raze to the ground v. yerle bir etmek
get off the ground v. baş göstermek
get off the ground v. (düşünce vb) filizlenmek
become a stamping ground v. uğrak mekan halini almak
become a stamping ground v. uğrak mekan olmak
become a stamping ground v. uğrak mekan haline gelmek
meet on a common ground v. ortak noktada birleşmek
meet on a common ground v. asgari müşterekte birleşmek
meet on a common ground v. asgari müştereklerde birleşmek
meet on a common ground v. asgari müşterekte buluşmak
seek ground v. zemin aramak
break new ground v. bir ilki başarmak
gain ground v. mesafe kaydetmek
set ground for v. zemin hazırlamak
set ground for v. temel hazırlamak/oluşturmak
gain ground upon v. üzerinden güç kazanmak
lose communication with the ground v. yerle iletişimi kaybetmek
sleep on the ground v. yerde yatmak
get off the ground v. havalanmak
sip a drink by the in-ground pool v. havuza karşı içkisini yudumlamak
fall to the ground like a sack of spuds v. patates çuvalı gibi düşmek
be enclosed in a coffin and buried in the ground v. bir tabuta konup toprağa gömülmek
bulldoze something to the ground v. buldozerle yerle bir etmek
get someone on the ground v. birini yere yatırmak
rot in the ground v. toprağın altında çürümek
dig in the ground to find food v. yiyecek bulmak için toprağı kazmak
dig in the ground v. toprağı kazmak
stick in the ground v. yere saplanmak
stick in the ground v. zemine saplanmak
give ground v. yenildiğini kabul etmek
give ground v. geri çekilmek
give ground v. pes demek
give ground v. boyun eğmek
left the ground v. (uçak) kalkmak/havalanmak
fall to the ground v. yere yığılmak
build on a solid ground v. sağlam bir temele oturtmak
find a common ground v. ortak paydada buluşmak
meet on common ground v. ortak paydada buluşmak
gain ground v. yer edinmek
ground form n. gövde
dry ground n. kuru zemin
ground war n. kara savaşı
recreation ground n. dinlenme yeri
confined ground water n. tutuk yeraltı suyu
summer camping ground n. yayla
hole in the ground n. yerdeki delik
ground attendant n. yer görevlisi
ground glass n. buzlucam
ground cloth n. yaygı
ground crew n. havaalanında yer mürettebatı
landing ground n. iniş alanı
ground engineer n. zemin mühendisi
made ground n. dolgu zemin
ground ivy n. yer sarmaşığı
ground ball n. yerden giden top
plot of ground n. toprak parçası
ground pine n. kurt ayağı
ground floor n. yerkatı
ground floor n. alt kat
football ground n. futbol alanı
camping ground n. kamp yeri
ground beetle n. ağılıböcek
roasted and ground coffee n. kurukahve
ground tackle n. tonoz
ground speed n. yer hızı
ground forces n. kara kuvvetleri
ground line n. ana çizgi
ground floor n. zemin katı
parade ground n. tören meydanı
ground gear n. tonoz
dumping ground n. çöplük
ground fir n. çam ağacı
ground truth n. arazi doğrulaması
ground beetle n. toprak böceği
ground truth n. arazi araştırması
ground studies n. zemin etüdü
wet ground n. ıslak zemin
ground plan n. zemin planı
ground rule n. temel kural
loose ground n. gevşek toprak
landing on the ground n. yere iniş
ground travel n. kara yolculuğu
ground engineering n. zemin mühendisliği
burial ground n. mezarlık
hunting ground n. av bölgesi
ground plane n. yatay düzlem
camp ground n. kamp yeri
ground cedar n. sedir ağacı
stamping ground n. uğrak
ground swell n. dip dalgası
ground plate n. taban kirişi
ground war n. kara harekatı
ground form n. temel
ground floor n. zemin kat
ground level n. zemin seviyesi
ground warfare n. yer savaşı
marshy ground n. batak arazi
ground rules n. temel kural
ground rent n. arazi rantı
ground under the feet n. ayakaltı
stamping ground n. sık sık gidilen yer
ground sill n. tabanlık
ground rent n. arsa kirası
loose ground n. gevşek zemin
ground rice n. pirinç unu
common ground n. ortak bir zevk, görüş, tutku vb
ground water n. yeraltı suyu
football ground n. futbol sahası
ground water conservation n. yeraltı suyu muhafazası
ground attack n. kara saldırısı
ground snake n. küçük yılan
ground crew n. yer hizmetlileri
ground level n. toprak seviyesi
testing ground n. deneme alanı
common ground n. ortak zemin
measurement of ground area n. arazi ölçüm
above the surface of the ground n. yerüstünde
above-ground n. yerüstünde
middle ground n. ikisi ortası
middle ground n. ikisinin ortası
ground hog day n. 2 şubat
ground source n. yer üstü kaynağı
ground oilcake n. küspe
ground oilcake n. köftün
uneven ground n. bozuk zemin
ground substance n. esas madde
breaking new ground n. çığır açma
children's ground n. çocuk bahçesi
ground texture n. zemin dokusu
flat ground n. düz arazi
ground-color n. fon
ground-colour n. fon
recreational ground n. eğlence-dinlence alanı
ground noise n. zemin gürültüsü
ground level n. zemin hizası
ground mapping n. üzerinde uçulan yer haritası
ground plot n. yapı arazisi
ground wave n. yer dalgası
ground photograph n. yer fotoğrafı
ground plot n. arsa
ground line n. toprak çizgisi
ground line n. toprak hattı
ground profile n. arazi kesiti
ground network n. topraklama şebekesi
ground noise n. uğultu
ground level n. zemin düzeyi
ground air communications n. yer-hava iletişimi
ground plane n. yer düzlemi
ground profile n. siyah hat
hilly ground n. arızalı arazi
hilly ground n. engebeli zemin
hunting ground n. avlanma sahası
level ground n. düz arazi
marshy ground n. bataklık
marshy ground n. batak zemin
marshy ground n. bataklık arazi
muddy ground n. çamur zemin
proving ground n. deneme alanı
uneven ground n. eşit olmayan
uneven ground n. düz olmayan toprak
burial ground n. kabristan
burying ground n. kabristan
forbidden ground n. yasak bölge
sinking up the ground n. toprak kayması
burying ground n. mezarlık
common ground n. ortak payda
high ground n. üstünlük
high ground n. üstün gelme
ceremonial ground n. tören alanı
ceremonial ground n. seremoni alanı
breeding ground n. üreme alanı
spawning ground n. yumurtlama alanı
ground anchorage n. zemin ankrajı
ground swell n. parti tabanında/halk tabakasında oluşan fikri hareket/akım
ground swell n. sismik hareketlerin deniz dibinde yarattığı titreşim/devinim
below ground n. zemin altı
ground layer n. zemin tabakası
the facts on the ground n. fiili gerçekler
ground spinner n. yer topacı
normal ground level n. normal yer seviyesi
ground substance n. zemin maddesi
ground floor flat n. giriş kat dairesi/zemin (kat) dairesi
relaxation back to the ground state n. elektronun temel enerji düzeyine geri dönmesi
breeding ground for bacteria n. bakteri yuvası
breeding ground for germs n. mikrop yuvası
ground flaxseed n. öğütülmüş keten tohumu
legal ground n. yasal zemin
hunting ground n. av sahası
testing ground n. pilot bölge
high ground n. yüksek yer veya bölge
ground shaking n. yer sarsıntısı
holy ground n. kutsal toprak
ground pistachio n. çekilmiş fıstık
extra lean ground beef n. yağsız dana kıyması
slippery ground n. kaygan zemin
ground cinnamon n. toz tarçın
legitimate ground n. meşru zemin
fire ground n. yangın olay yeri (itfaiyecilik)
icy ground n. buz zemin
fundamental ground n. temel dayanak
ground bait n. balıkları çekmek için suyun dibine atılan yem
ground bait n. oltasız yem
virgin ground n. bakir topraklar
virgin ground n. bakir toprak
camping ground n. kamp yeri/alanı
camp ground n. kamp alanı
advantage ground n. avantajlı yer
advantage ground n. üstünlük sağlayan yer
not worth a ground adj. metelik etmez
hunting ground adj. avlak
filled with ground meat adj. kıymalı
not worth a ground adj. değersiz
above ground level adj. yeryüzünden yukarıda
above ground level adj. yer seviyesinin üstünde
growing under ground adj. yer altında yetişen
low ground adj. alçak zeminli
fixed on the ground adj. zemine sabitlenmiş
air-to-ground adj. havadan yere
ground-breaking adj. yeni ve orijinal fikirler yaratan
whole ground adj. tamamen öğütülmüş
ground-breaking adj. çığır açan
stone-ground adj. taşta öğütülmüş
down to the ground adv. tamamen
down to the ground adv. her hususta
on the ground adv. yerde
on sure ground adv. sağlam temelle
on ground level adv. kotta (ev vb)
on the ground adv. olay yerinde
below ground adv. yer altında
below ground adv. gömülü
below ground adv. yerin altında
on any ground adv. her koşulda
on any ground adv. her ne sebeple olursa olsun
below ground adv. yer altı
Phrasals
lose ground v. geri kalmak
Phrases
on the ground that ileri sürerek
on the ground of nedeniyle
on the ground that yüzünden
on the ground that nedeniyle
on the ground of yüzünden
on the ground of sebebiyle
on the ground that bahanesiyle
on the ground of bahanesiyle
on the ground that sebebiyle
don't throw your garbage on the ground çöpleri yere atma
don't throw your trash on the ground çöpleri yere atma
don't throw your trash on the ground çöplerinizi yere atmayın
don't throw your garbage on the ground çöplerinizi yere atmayın
Colloquial
from the ground up tepeden tırnağa
from the ground up her yönüyle
dig in the ground with one’s hands elleriyle toprağı kazmak
on shaky ground sağlam zemine oturtulmamış
on dangerous ground desteksiz (fikir/görüş)
on dangerous ground sağlam zemine oturtulmamış
on shaky ground desteksiz (fikir/görüş)
on dangerous ground altı boş (görüş/düşünce)
on shaky ground altı boş (görüş/düşünce)
everyone down on the ground now! herkes yere yatsın!
doesn't know his ass from a hole in the ground bir bok bilmez
doesn't know his ass from a hole in the ground hiçbir şey bilmez
wish the ground would swallow me up yer yarılsa da içine girsem
wish the ground would swallow you up yer yarılsa da içine girsem
from the ground up en başından
from the ground up daha en başından
get down on the ground! yere yat!
thin on the ground bir elin parmaklarını geçmez
Idioms
lose ground v. avantaj yitirmek
stand one's ground savunduğundan vazgeçmemek
thick on the ground çok miktarda
thick on the ground çok
stand one's ground davasından vazgeçmemek
stand one's ground dayanmak
stand one's ground vazgeçmemek
stand one's ground direnmek
cut the ground from under someone's feet ayağının altına karpuz kabuğu koymak
get one's feet on the ground işini sağlama almak
get one's feet on the ground ayağını sağlam basmak
break ground bir işe el atmak
keep one's ear to the ground kulak kesilmek
drive something into the ground bir şeyi çok ileri götürmek
run something into the ground bir şeyi çok ileri götürmek
drive something into the ground (sözde/davranışta) ölçüyü aşmak
run something into the ground (sözde/davranışta) ölçüyü aşmak
level to the ground yerle bir etmek
common ground ortak görüşler
break new ground yeni bir şey yapmak
down to the ground tam olarak
cover a lot of ground birçok değişik konuya değinmek
cut the ground out from under önce davranarak birinin işini bozmak
a happy hunting ground uğurlu yer
a happy hunting ground kızılderili inanışına göre öbür dünya
down to the ground bütünüyle
cover a lot of ground birçok konuyu deşmek
break new ground yenilik getirmek
common ground ortak nokta
break new ground keşfetmek
break new ground yeni bir adım atmak
common ground ortak taban
break new ground yeni bir şey ortaya çıkarmak
break new ground yeni bir şey bulmak
cut the ground out from under eylemini engellemek
cut the ground out from under etkisiz duruma getirmek
break new ground bir şey icat etmek
cut the ground out from under planlarını bozmak
cover a lot of ground aydınlatmak ya da bir tek konuyu derinlemesine ele almak
cut the ground out from under ayağını kaydırmak
a happy hunting ground şansın yaver gittiği yer
common ground ortak düşünceler
cover a lot of ground değişik konuları ele almak
cut the ground out from under tekerine çomak sokmak
stand one's ground saldırı karşısında teslim olmamak
stand one's ground durumunu korumak
stand one's ground geri çekilmemek
fall on stony ground bir kulağından girip öbüründen çıkmak
fall on stony ground (öğüt vb) dinlenmemek
gain ground güçlü ve önemli duruma gelmek
get off the ground ilerlemek
shift one's ground dümen kırmak
shift one's ground kıvırmak
gain ground ileri gitmek
get off the ground uygulamaya başlamak
get off the ground işe el atmak
fall on stony ground boşa gitmek
gain ground uzun yol katetmek
gain ground başarmak
fall on stony ground üzerinde durulmamak
get off the ground gelişmek
get off the ground başarı kazanmak
shift one's ground ilkelerini değiştirmek
fall on stony ground dikkate alınmamak
gain ground gelişmek
get off the ground başarılı çıkış yapmak
gain ground başarı yolunda ilerlemek
get off the ground başarıyla uygulanmak
get off the ground işe koyulmak
shift one's ground başka yola sapmak
get off the ground yürürlüğe girmek
keep an ear close to the ground ayakları yere basmak
keep an ear close to the ground olayların bilincinde olmak
keep an ear close to the ground durumun farkında olmak
keep one's ear to the ground her yerde kulağı olmak
have one's ear to the ground her yerde kulağı olmak
have one's ear to the ground kulağı delik olmak
keep one's ear to the ground kulağı delik olmak
bring something to the ground yerle bir etmek
bring something to the ground yok etmek
above ground yerden bitip yükselerek
come in on the ground floor bir işe en başından başlamak
above-ground toprağın üzerinde
above-ground yeryüzünde
come in on the ground floor bir işe en başından katılmak
wish the ground would swallow me up yer yarılsaydı da içine girseydim
wish the ground would swallow me up yer yarılsa da içine girsem
wish the ground would swallow you up yer yarılsaydı da içine girseydim
stand one's ground eski durumda kalmak
stand one's ground sebat etmek
hit the ground running güne dinç başlamak
keep one's feet on the ground ayakları yere basmak
have one's feet on the ground aklı başında davranmak
keep one's feet on the ground gerçekçi olmak
have one's feet on the ground ayakları yere basmak
have one's feet on the ground gerçekçi olmak
keep one's feet on the ground aklı başında davranmak
worship the ground someone walks on taparcasına saygı duymak
one's old stamping ground birisinin muhiti/doğup büyüdüğü yer
burn to the ground yanıp kül olmak
be thin on the ground türüne az rastlanır olmak
be thin on the ground az bulunur olmak
cover a lot of ground çok yol gitmek
cover a lot of ground büyük/çok mesafe kat etmek
run into the ground boşa gitmek
run into the ground başarısız olmak
run into the ground işe yaramamak
work oneself into the ground kendini çok yormak
drive oneself into the ground kendini bitap düşürmek
run oneself into the ground kendini çok yormak
work oneself into the ground kendini bitap düşürmek
run oneself into the ground kendini bitap düşürmek
drive oneself into the ground kendini çok yormak
keep one's ear to the ground dikkat kesilmek
wish the ground would swallow you up yer yarılsa da içine girsem
have/keep one's feet on the ground ayakları yere basmak
have/keep one's feet on the ground ayakları yere basar olmak
get in on the ground floor başından beri/itibaren bir şeyi yapıyor olmak
get in on the ground floor bir işe/şeye baştan girmek
gain ground on somebody birine kıyasla daha avantajlı olmak
gain ground on somebody birine kıyasla aslan payına sahip olmak
go to ground saklanmak
go to ground gizlenmek
lose ground to someone avantajı rakibine kaptırmak
on dangerous ground tehlikeli sularda
prepare the ground zemin hazırlamak
prepare the ground for something bir şey için zemin hazırlamak
riveted to the ground yere çivilenmiş
riveted to the ground yere sabitlenmiş
prepare the ground for something bir şeyin zeminini hazırlamak
somebody's stamping/stomping ground birinin uğrak mekanı
somebody's stamping/stomping ground çok sık gidilen yer
hold the high ground liderliği elinde tutmak/bulundurmak
hold the high ground lider olmak
suit somebody down to the ground birine tam uyan şey
suit somebody down to the ground arayıp da bulamadığı şey
hit the ground running büyük bir şevkle/hemen kolları sıvamak
run somebody to ground uzun aramalardan sonra bulmak
find a middle ground ortak bir noktada anlaşmak
wish the ground would swallow you up yer yarılsa da içine girsen
have one's ear to the ground dikkat kesilmek
keep one's ear to the ground kulağı tetikte olmak
keep one's ear to the ground kulağını (gözünü ) dört açmak
have an ear to the ground kulağını (gözünü ) dört açmak
have one's ear to the ground kulağını (gözünü ) dört açmak
keep an ear to the ground kulağı tetikte olmak
have an ear to the ground kulağı tetikte olmak
keep an ear to the ground kulağını (gözünü ) dört açmak
have one's ear to the ground kulağı tetikte olmak
keep one's both feet on the ground ayakları yere basmak
keep one's both feet on the ground iki ayağı da yere basmak
have an ear to the ground kulak kesilmek
keep an ear to the ground dikkat kesilmek
have one's ear to the ground kulak kesilmek
have an ear to the ground dikkat kesilmek
keep an ear to the ground kulak kesilmek
level something to the ground bir şeyi yıkmak/yerle bir etmek
get over more ground daha fazla mesafe katetmek
get over more ground daha fazla yol almak
raze something to the ground yıkmak
stand one's ground geri adım atmamak
stand one's ground görüşünde inat/ısrar etmek
make up/recover lost ground kayıpları telafi etmek
hold one's ground geri adım atmamak
hold one's ground davasından vazgeçmemek
hold one's ground geri çekilmemek