ground - Türkçe İngilizce Sözlük

ground

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

ground — Definition

Anlamı ve Tanımı:
zemin, gerekçe
Okunuş (IPA):
(AmE /ɡraʊnd/ – BrE /ɡraʊnd/)
Terim Türü:
İsim: ground (grounds); Fiil: ground (grounds – grounded – grounding)
Yeryüzünün yüzeyini veya bir düşünceyi destekleyen temel dayanağı tanımlamakta olan sözcüktür; fiziksel taban ile soyut gerekçe arasında güçlü bir kavramsal bağ kurar. Eski İngilizce grund kökeni, altlık ve temel fikrinin hem mekâna hem düşünceye yayılmasını yansıtır.
Eş Anlamlılar:
soil, basis
Zıt Anlamlılar:
air, instability

"ground" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 122 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
ground i. yer
The ground was covered in clovers.
Yerler yoncalarla kaplıydı.

More Sentences
ground i. zemin
They met to seeks common ground on next year's budget.
Gelecek yılın bütçesi üzerinde ortak bir zemin bulmak üzere bir araya geldiler.

More Sentences
ground i. toprak
They kissed the ground when they arrived.
Geldiklerinde toprağı öptüler.

More Sentences
Genel
ground i. kara
We need guarantees of freedom of movement on the ground as well as in the air.
Havada olduğu kadar karada da hareket özgürlüğünün güvence altına alınmasına ihtiyacımız var.

More Sentences
ground i. arazi
He showed her the grounds surrounding the farm.
Ona çiftliği çevreleyen araziyi gösterdi.

More Sentences
ground i. temel
I regret that discrimination on the ground of sexual orientation was not discussed.
Cinsel yönelim temelinde ayrımcılığın tartışılmamış olmasından üzüntü duyuyorum.

More Sentences
ground i. saha
They agreed to build a new baseball ground.
Yeni bir beyzbol sahası inşa etmeyi kabul ettiler.

More Sentences
ground i. yer
The ground was covered in clovers.
Yerler yoncalarla kaplıydı.

More Sentences
ground i. toprak
They kissed the ground when they arrived.
Geldiklerinde toprağı öptüler.

More Sentences
ground i. alan
For Delilah, furniture design was familiar ground.
Mobilya tasarımı Delilah'ın aşina olduğu bir alandı.

More Sentences
ground f. karaya oturmak
Our canoe grounded on the river bed.
Kanomuz nehir yatağında karaya oturdu.

More Sentences
ground f. dayanmak (bir sebebe)
Surfaces and edges provide visual cues that are grounded in our experience of reality.
Yüzeyler ve kenarlar, gerçeklik deneyimimize dayanan görsel ipuçları sağlar.

More Sentences
ground f. (uçak) yere indirmek
Most companies grounded planes during the pandemic.
Çoğu şirket pandemi döneminde uçakları yere indirmiştir.

More Sentences
ground f. cezalandırmak
Tiffany was grounded for taking her mother's car without permission.
Tiffany annesinin arabasını izinsiz aldığı için cezalandırıldı.

More Sentences
ground s. çekilmiş
Use two spoons of ground coffee for each cup.
Her fincan başına iki kaşık çekilmiş kahve kullanın.

More Sentences
ground s. çekilmiş
Use two spoons of ground coffee for each cup.
Her fincan başına iki kaşık çekilmiş kahve kullanın.

More Sentences
Hukuk
ground i. gerekçe
Therefore, the decisions are based on individual grounds and not collective grounds.
Dolayısıyla kararlar kolektif değil, bireysel gerekçelere dayanmaktadır.

More Sentences
Teknik
ground i. zemin
They met to seeks common ground on next year's budget.
Gelecek yılın bütçesi üzerinde ortak bir zemin bulmak üzere bir araya geldiler.

More Sentences
ground s. öğütülmüş
At the same time, the ground sugar is enriched with oxygen.
Aynı zamanda öğütülmüş şeker oksijenle zenginleştirilir.

More Sentences
Mutfak
ground s. öğütülmüş
At the same time, the ground sugar is enriched with oxygen.
Aynı zamanda öğütülmüş şeker oksijenle zenginleştirilir.

More Sentences
Genel
ground i. dayanak
ground i. neden
ground i. yer (yerin yüzü)
ground i. fon
ground i. bayır
ground i. arsa
ground i. prensip
ground i. telve
ground i. tortu
ground i. kaide
ground i. kurtluca
ground i. meydan
ground i. mesafe
ground i. yeryüzü
ground i. dip
ground i. sebep
ground i. meşecik
ground i. taban
ground i. toprak hattı
ground i. toprak bağlantısı
ground i. deniz dibi
ground i. mülk
ground i. çalışma alanı
ground i. çalışma konusu
ground i. kriket sahasının bir bölümü
ground i. profesyonel kriket oyuncuları
ground i. özel toprak
ground i. maden işleri yapılan kaya veya oluşum
ground f. iyileşmek
ground f. temellenmek
ground f. hareket izni vermemek
ground f. uçurtmamak (uçağı)
ground f. dayatmak (bir sebebe)
ground f. çakmak
ground f. dayandırmak
ground f. kurmak
ground f. yere indirmek
ground f. karaya oturtmak
ground f. yere sermek
ground f. uçamamak (uçak hava koşullarından dolayı)
ground f. dışarı çıkartmamak (birini ceza olarak)
ground f. dayanmak
ground f. topraklamak
ground f. temellendirmek
ground f. (gemiyi) karaya oturtmak
ground f. (uçak) inmek
ground f. (gemi) karaya oturmak
ground f. etini yüzerek deri yüzeyini hazırlamak
ground f. (jokeyi) yarıştan men etmek
ground f. (sürücüyü) trafikten men etmek
ground f. soyut veya sonuçsuz tartışmalardan sonra somut bir sonuca ulaşmak
ground f. (dekoratif çalışmaya) arka plan vermek
ground f. sürtmek
ground s. zeminde duran
ground s. zemine yakın duran
ground s. zemine ait
ground s. karada çalışan
ground s. yüzeyi sürtülerek aşındırılmış
ground s. yüzeyi sürtülerek pürüzlendirilmiş
Teknik
ground i. yerprak
ground f. zeminlemek
ground s. taşlanmış
ground s. bitmiş yüzeyli
ground s. kalınlığı azaltılmış
ground s. kenarları sivriltilmiş
ground s. ince parçacıklar halinde öğütülmüş
Elektrik
ground f. topraklamak
ground f. topraklamak (cihazı)
Tekstil
ground i. kumaşın dokuma, renk veya doku ile ayırt edilen yüzey görünümü
ground i. desenli bir kumaşın düz zemini
ground i. danteldeki desenleri destekleyen veya bir arada tutan ilmek ve düğümler
ground i. ağ zemin
Mimarlık
ground i. pervazların üzerine yapıştırıldığı sıvalı ahşap parçası
İnşaat
ground i. aside karşı dayanıklı sıvı veya macun
ground i. duvar kağıdına basılan düz kaplama
ground i. sıvayı bitirmeye yardımcı olan ahşap veya metal şeritler
ground i. açıklıklarda alçı durdurucu olarak kullanılan ahşap şerit veya köşe silmesi
Boyacılık
ground f. (boya yüzeyini) astarla kaplamak
Otomotiv
ground i. kısa devre
ground i. şasi devresi
ground i. şasiye bağlanan batarya ucu
ground i. topraklama
ground i. toprak hattı
Havacılık
ground f. uçuşu önlemek
Baskı Teknikleri
ground i. rölyef zemini
ground i. üzerinde kabartma tasarımı yapılan sert ancak dövülebilir madde
Botanik
ground s. bodur ve genellikle yer örtücü (bitki)
Meteoroloji
ground i. yerin hali
Spor
ground i. futbol stadyumu
ground i. kriket sahası
ground f. topu kasıtlı olarak yere doğru atmak
ground f. yerden giden topa vurmak
Futbol
ground i. koşu ağırlıklı bir tür futbol hücumu
ground f. (rakibi) yere sermek
ground s. hücum oyununun bir bölümüyle ilgili
Beysbol
ground f. (beyzbol) topu yere atmak
Müzik
ground i. polifonik bestenin bası olarak kullanılan düz melodi
ground i. bas melodi
ground i. bas olarak kullanılan düz melodi içeren kompozisyon
Resim
ground i. üzerine resim veya süsleme yapılan yüzey
Tiyatro
ground i. tiyatroda orkestra bölümü
Osmanlıca
ground i. mebde

"ground" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
ground meat i. kıyma
Genel
football ground i. futbol alanı
hole in the ground i. yerdeki delik
ground attack i. kara saldırısı
landing on the ground i. yere iniş
ground bait i. oltasız yem
ground tackle i. tonoz
common ground i. ortak bir zevk, görüş, tutku vb
ground truth i. arazi doğrulaması
ground floor i. zemin katı
ground rent i. arazi rantı
ground truth i. arazi araştırması
ground water i. yeraltı suyu
ground warfare i. yer savaşı
ground plan i. zemin planı
landing ground i. iniş alanı
ground crew i. havaalanında yer mürettebatı
ground floor i. zemin kat
ground war i. kara harekatı
ground rent i. arsa kirası
summer camping ground i. yayla
ground form i. gövde
ground beetle i. toprak böceği
ground attendant i. yer görevlisi
ground gear i. tonoz
stamping ground i. uğrak
ground bait i. balıkları çekmek için suyun dibine atılan yem
parade ground i. tören meydanı
ground engineer i. zemin mühendisi
ground floor i. yerkatı
ground ivy i. yer sarmaşığı
stamping ground i. sık sık gidilen yer
ground sill i. tabanlık
plot of ground i. toprak parçası
ground line i. ana çizgi
ground rules i. temel kurallar
ground war i. kara savaşı
ground level i. zemin seviyesi
camping ground i. kamp yeri
burial ground i. mezarlık
dumping ground i. çöplük
ground floor i. alt kat
ground cedar i. sedir ağacı
ground under the feet i. ayakaltı
loose ground i. gevşek zemin
ground cloth i. yaygı
football ground i. futbol sahası
wet ground i. ıslak zemin
hunting ground i. av bölgesi
loose ground i. gevşek toprak
ground water conservation i. yeraltı suyu muhafazası
hunting ground i. avlak
dry ground i. kuru zemin
ground engineering i. zemin mühendisliği
camp ground i. kamp yeri
made ground i. dolgu zemin
ground form i. temel
ground plate i. taban kirişi
ground travel i. kara yolculuğu
ground glass i. buzlucam
ground speed i. yer hızı
marshy ground i. batak arazi
ground ball i. yerden giden top
ground studies i. zemin etüdü
ground forces i. kara kuvvetleri
ground beetle i. ağılıböcek
ground rice i. pirinç unu
ground snake i. küçük yılan
ground fir i. çam ağacı
roasted and ground coffee i. kurukahve
ground plane i. yatay düzlem
recreation ground i. dinlenme yeri
ground pine i. kurt ayağı
confined ground water i. tutuk yeraltı suyu
ground swell i. dip dalgası
ground rule i. temel kural
ground crew i. yer hizmetlileri
ground level i. toprak seviyesi
testing ground i. deneme alanı
common ground i. ortak zemin
measurement of ground area i. arazi ölçüm
above-ground i. yerüstünde
above the surface of the ground i. yerüstünde
middle ground i. ikisi ortası
middle ground i. ikisinin ortası
ground hog day i. 2 şubat
ground source i. yer üstü kaynağı
ground oilcake i. küspe
ground oilcake i. köftün
uneven ground i. bozuk zemin
ground substance i. esas madde
breaking new ground i. çığır açma
children's ground i. çocuk bahçesi
ground texture i. zemin dokusu
flat ground i. düz arazi
ground-color i. fon
ground-colour i. fon
recreational ground i. eğlence-dinlence alanı
ground profile i. siyah hat
ground wave i. yer dalgası
ground profile i. arazi kesiti
ground photograph i. yer fotoğrafı
ground line i. toprak hattı
ground plane i. yer düzlemi
ground network i. topraklama şebekesi
ground level i. zemin düzeyi
ground noise i. zemin gürültüsü
ground air communications i. yer-hava iletişimi
ground mapping i. üzerinde uçulan yer haritası
ground plot i. yapı arazisi
ground line i. toprak çizgisi
ground level i. zemin hizası
ground plot i. arsa
ground noise i. uğultu
hunting ground i. avlanma sahası
hilly ground i. engebeli zemin
hilly ground i. arızalı arazi
level ground i. düz arazi
marshy ground i. batak zemin
marshy ground i. bataklık arazi
marshy ground i. bataklık
muddy ground i. çamur zemin
proving ground i. deneme alanı
uneven ground i. düz olmayan toprak
uneven ground i. eşit olmayan
burial ground i. kabristan
burying ground i. kabristan
sinking up the ground i. toprak kayması
forbidden ground i. yasak bölge
burying ground i. mezarlık
common ground i. ortak payda
high ground i. üstünlük
high ground i. üstün gelme
ceremonial ground i. seremoni alanı
ceremonial ground i. tören alanı
breeding ground i. üreme alanı
spawning ground i. yumurtlama alanı
ground anchorage i. zemin ankrajı
ground swell i. sismik hareketlerin deniz dibinde yarattığı titreşim/devinim
ground swell i. parti tabanında/halk tabakasında oluşan fikri hareket/akım
below ground i. zemin altı
ground layer i. zemin tabakası
the facts on the ground i. fiili gerçekler
ground spinner i. yer topacı
normal ground level i. normal yer seviyesi
ground substance i. zemin maddesi
ground floor flat i. giriş kat dairesi/zemin (kat) dairesi
relaxation back to the ground state i. elektronun temel enerji düzeyine geri dönmesi
breeding ground for bacteria i. bakteri yuvası
breeding ground for germs i. mikrop yuvası