toprak - Turco Inglés Diccionario

toprak

Significados de "toprak" en diccionario inglés turco : 59 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
toprak soil n.
Flowers thrive in rich soil.
Çiçekler zengin topraklarda gelişir.

More Sentences
toprak land n.
Nobody wants to abandon their land, their culture or their family.
Kimse toprağını, kültürünü ya da ailesini terk etmek istemez.

More Sentences
toprak ground n.
Those are the minerals and the materials in the ground, the rain and the sun.
Bunlar topraktaki mineraller ve maddeler, yağmur ve güneştir.

More Sentences
toprak earth n.
The car left two different tracks on earth.
Araba toprak üzerinde iki farklı iz meydana getirmiş.

More Sentences
General
toprak clay n.
The stickiness of clay will help hold soil together.
Kilin yapışkanlığı toprağı bir arada tutmaya yardımcı olacaktır.

More Sentences
toprak domain n.
Salih established a well-organized administration over his Aleppo-based domains.
Salih, Halep merkezli toprakları üzerinde iyi organize olmuş bir yönetim kurdu.

More Sentences
toprak earthenware n.
The artist crafted beautiful earthenware vases.
Sanatçı güzel toprak vazolar yaptı.

More Sentences
toprak tract n.
We still have a vast tract of land to cultivate.
Halen ekilecek geniş bir arazi toprağımız var.

More Sentences
toprak dust n.
The first man was created from the dust of the earth.
İlk insan topraktan yaratıldı.

More Sentences
toprak territory n.
There are approximately thirteen million third-country subjects who reside within European territory.
Avrupa topraklarında ikamet eden yaklaşık on üç milyon üçüncü dünya ülkesi vatandaşı bulunmaktadır.

More Sentences
toprak land n.
Nobody wants to abandon their land, their culture or their family.
Kimse toprağını, kültürünü ya da ailesini terk etmek istemez.

More Sentences
toprak ground n.
Those are the minerals and the materials in the ground, the rain and the sun.
Bunlar topraktaki mineraller ve maddeler, yağmur ve güneştir.

More Sentences
toprak earth n.
The car left two different tracks on earth.
Araba toprak üzerinde iki farklı iz meydana getirmiş.

More Sentences
toprak dirt n.
John threw his handful of dirt onto the coffin.
John elindeki bir avuç toprağı tabutun üzerine attı.

More Sentences
toprak earthenware adj.
The artist crafted beautiful earthenware vases.
Sanatçı güzel toprak vazolar yaptı.

More Sentences
toprak earthenware adj.
The artist crafted beautiful earthenware vases.
Sanatçı güzel toprak vazolar yaptı.

More Sentences
Law
toprak land n.
Nobody wants to abandon their land, their culture or their family.
Kimse toprağını, kültürünü ya da ailesini terk etmek istemez.

More Sentences
Technical
toprak soil n.
Flowers thrive in rich soil.
Çiçekler zengin topraklarda gelişir.

More Sentences
toprak dirt n.
John threw his handful of dirt onto the coffin.
John elindeki bir avuç toprağı tabutun üzerine attı.

More Sentences
toprak land n.
Nobody wants to abandon their land, their culture or their family.
Kimse toprağını, kültürünü ya da ailesini terk etmek istemez.

More Sentences
Construction
toprak soil n.
Flowers thrive in rich soil.
Çiçekler zengin topraklarda gelişir.

More Sentences
Agriculture
toprak soil n.
Flowers thrive in rich soil.
Çiçekler zengin topraklarda gelişir.

More Sentences
General
toprak clod n.
toprak terra firma n.
toprak glebe n.
toprak encroaching n.
toprak ceramic n.
toprak conservation n.
toprak element n.
toprak country n.
toprak terrafirma n.
toprak figuline n.
toprak terra n.
toprak eard [scottish] n.
toprak mould [dialect] [uk] n.
toprak yerd [scotland] n.
toprak yird n.
toprak yirth [scotland] n.
toprak grit [dialect] n.
toprak saur n.
toprak sile [dialect] n.
toprak earthen adj.
toprak fictile adj.
toprak terraceous adj.
toprak agr- pref.
toprak agri- pref.
toprak agro- pref.
Trade/Economic
toprak permanent asset n.
Law
toprak solum n.
toprak solum n.
Technical
toprak terra n.
Literature
toprak fold [dialect] [obsolete] n.
Geography
toprak sola n.
toprak solubl n.
toprak true soil n.
Geology
toprak loam n.
Archaic
toprak lond n.
toprak yeard n.
toprak marl n.

Significados de "toprak" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
toprak kayması landslip n.
bereketli toprak loam n.
toprak kayması landslide n.
toprak set embankment n.
verimli toprak loam n.
toprak kayması landfall n.
General
gökyüzüyle toprak arasındaki elektrik boşalması thunderbolt n.
pişirme (toprak eşyayı) firing n.
toprak yol dirt road n.
donmuş toprak permafrost n.
toprak işi earthenware n.
killi toprak loam n.
kara toprak chernozem n.
verimli toprak rich soil n.
romalıların toprak tanrıçası gaia'ya verdikleri ad tellus n.
kohezif toprak cohesive soil n.
toprak sahibi laird n.
kireçli toprak marl n.
toprak kayması slumping n.
toprak ve tarım reformu land and agriculture reform n.
toprak sahibi landholder n.
kum ve çürümüş bitkisel maddelerden oluşan toprak loam n.
toprak yığını mound n.
toprak kayması slump n.
kara toprak terra firma n.
eski toprak old stager n.
iki devlet arasındaki dar toprak parçası corridor n.
küçük toprak sahibi yeoman n.
toprak bütünlüğü territorial integrity n.
toprak siper sconce n.
toprak set embankment n.
toprak kayması slip n.
moloz toprak colluvial soil n.
gübreli toprak mold n.
toprak yol unimproved road n.
toprak parçası patch n.
toprak çanak çömlek earthenware n.
toprak sahibi landowner n.
toprak çökmesi dip n.
şehir toprak kullanımı urban land use n.
toprak kap pot n.
toprak parçası plot of ground n.
bir toprak parçası veya alanı area n.
toprak kaynakları land resources n.
toprak kaplar pottery n.
çitle çevrilmiş toprak parçası exclosure n.
toprak ağası (bir köyün/kırsal bir bölgenin) squire n.
toprak kayması zararında sorumluluk liability for landslide damages n.
iki cephe arasındaki sahipsiz toprak no man's land n.
soğuk toprak cold soil n.
rüzgar yığıntısı toprak aeolian soil n.
kent toprak kullanımı urban land use n.
toprak koruma soil conservation n.
toprak veya cam kapta pişirilen yemek casserole n.
toprak yabanarısı bumblebee n.
hiç işlenmemiş toprak virgin soil n.
kimsenin aidiyetinde olmayan toprak no man's land n.
kazanılan toprak polder n.
killi toprak argillaceous soil n.
gevşek toprak loose ground n.
toprak hukuku land law n.
toprak rengi earth colour n.
toprak geliri purchase n.
toprak çalışmaları earthwork n.
dolgu toprak fill dirt n.
toprak mülkiyeti landownership n.
mineralli toprak mineral soil n.
toprak boyası ochre n.
toprak sahibi squire n.
toprak parçası piece of land n.
toprak parçası clod n.
kutuplarda sürekli donmuş toprak permafrost n.
toprak veya çamur parçası clod n.
gübreli toprak terramare n.
humuslu toprak humic soil n.
madeni toprak mineral soil n.
killi toprak hardpan n.
toprak kiralama holding n.
toprak kullanımı land use n.
az çok sınırları belli olan toprak parçası region n.
toz toprak dust n.
gübreli toprak mould n.
alt toprak subsoil n.
bakir toprak virgin soil n.
bir memleketin başka bir devlette bulunan küçük toprak parçası exclave n.
bir halkın üzerinde yaşadığı toprak parçası homeland n.
toprak hareketi earthmove n.
toprak vergisi land tax n.
toprak kayması slide n.
toprak böceği ground beetle n.
toprak ıslahı reclamation of land n.
toprak sahipliği landowning n.
toprak sahipleri landowners n.
toprak iskanı land settlement n.
alt toprak sub soil n.
hükümet tarafından okul binası yapımı gibi işler için verilen toprak land grant n.
serada bulunan gübreli toprak hotbed n.
toprak parçasını çitle çevirme exclosure n.
toprak sahibi landed proprietor n.
toprak barajı earth dam n.
toprak boyası ocher n.
kimyasal toprak iyileştirmesi chemical soil improvement n.
alüvyonlu toprak alluvial soil n.
ekilmemiş toprak waste n.
yapışkan toprak cohesive soil n.
toprak tavı mellowness of soil n.
toprak kayması creep n.
toprak sahibi zengin çiftçi kulak n.
olgun toprak mature soil n.
nadir toprak elementleri rare earth element n.
işlenmiş toprak tillage n.
bir devletin bir başka devletin topraklarının içine doğru girinti yapan toprak şeridi panhandle n.
toprak kazan digger n.
kül rengi toprak loess n.
hafif toprak light soil n.
toprak vergisi tailage n.
toprak sahibi landlord n.
toprak istimlakı land nationalization of n.
toprak mülkiyeti land titles n.
toprak yığını bank n.
kırmızı toprak terra rossa n.
toprak kazanma land reclamation n.
ağır toprak heavy soil n.
toprak merhem kavanozu gallipot n.
toprak kirasını ürünle ödeyen çiftçi sharefarmer n.
toprak kirasını ürünle ödeyen çiftçilik sistemi sharecropping n.
toprak kiracısı sharecropping n.
çiftçilere toprak dağıtma taraftarı agrarian n.
toprak seviyesi ground level n.
eski toprak well preserved older person n.
toprak falı geomancy n.
suyu buharlaşma ile soğutmaya yarayan gözenekli toprak kap goglet n.
buharlaşmayla suyu serinleten toprak kap gurglet n.
toprak parçası homestall n.
toprak reformu land reform n.
toprak kayması landslides n.
ürün ve toprak crops and soils n.
toprak yapısı soil structure n.
işlenmemiş (toprak) lea n.
zonal toprak zonal soil n.
toprak altına nüfuz etme subsoil penetration n.
toprak koruması soil protection n.
(eski roma'da) toprak kanunu agrarian law n.
toprak çömlek earthenware pot n.
toprak fırın earth oven n.
toprak fırın cooking pit n.
pişirilmiş toprak burnt clay n.
pişirilmiş toprak baked clay n.
toprak set bund n.
toprak kazısı common excavation n.